Suriye'nin Nabzı

İdlib: Türk-Rus mutabakatı endişeleri gidermedi

By
p
Article Summary
Türkiye ve Rusya’nın İdlib’de tampon bölge için vardıkları mutabakata rağmen muhaliflerin kontrolündeki kentte olası bir rejim saldırısına karşı hazırlıklar sürüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

HALEP, Suriye — Geçtiğimiz haftalarda Özgür Suriye Ordusu’na bağlı muhtelif gruplar ile Suriye’nin kuzeyindeki silahlı muhalifler arasında eşi görülmemiş bir iş birliği ve eşgüdüm sağlandı. Bu uyum, Suriye rejimi ve Rusya’nın İdlib’e yönelik tehditlerini yoğunlaştırmasıyla eş anlı olarak ortaya çıktı.

ÖSO, rejim ve müttefiklerinin İdlib’e yönelik saldırısını önlemek için Türkiye ve diğer silahlı muhalif gruplarla temasını sürdürüyor. ÖSO’ya bağlı gruplar bir yandan da Suriye’deki en zorlu ve muhtemelen en sonuncu olacak savaşa karşı hazırlıklarını sürdürüyorlar.

ÖSO’ya bağlı gruplar son olarak Suriye Geçici Hükümeti’nin çağrısı üzerine 12 Eylül’de Halep’in kuzey kırsalında bulunan Azez’deki yerel mecliste düzenlenen Ulusal Danışma Konseyi toplantısında bir araya geldiler. Toplantıya, Halep’in kuzey kırsalındaki yerel yönetimlerin ve İdlibli temsilcilerin yanı sıra geçici hükümetten yetkililer ve liderler ile Fırat Kalkanı bölgesinde faaliyet gösteren ÖSO’ya bağlı ulusal ordunun askerleri katıldı. Toplantının kapanış konuşmasını Suriye Geçici Hükümeti Başbakanı Cevat Ebu Hatab yaptı. Geçici hükümet yetkilileri bunun öncesinde, 5 Eylül’de yine Azez’deki yerel mecliste Türkiye’den temsilcilerin de katılımıyla bir toplantı daha düzenlemişlerdi. Toplantılarda Halep’in muhaliflerin kontrolündeki bölgeleri ile İdlib’deki son durum ve Rusya ile rejimin olası saldırısı karşısında Suriye’nin kuzeyinde yaşanabilecek senaryolar üzerinde duruldu.

Ebu Hatab 12 Eylül’de yapılan toplantı hakkında Al-Monitor’a şu bilgileri aktardı: “Toplantıya Halep ve İdlib’deki yerel yönetimlerin temsilcileri ve yetkililerin yanı sıra ÖSO kontrolündeki muhtelif bölgelerde yaşayan avukatlar, yargıçlar, öğretmenler, doktorlar ve eczacılar katıldı. Rejim ve müttefiklerinin olası saldırısı karşısında farklı bölgeler ve sektörler arasında nasıl eşgüdüm yapılabileceği ve yardım kanallarının nasıl açılacağı konuşuldu. (...) İdlib’deki kardeşlerimizi desteklemek için elimizden gelen her şeyi yapmak zorundayız. Gerek insani tutumu gerekse Suriye devriminin yanındaki duruşuyla Türk hükümetinin bize verdiği destek de çok değerli. İdlib’de olası bir savaşı önlemek için çok çaba sarf ettiklerini biliyoruz. Türk hükümeti bütün gücüyle bastırıyor. Ancak Suriye’nin kuzeyindeki muhalifler, hem sivil hem de askeri yapılarıyla olası bir sürprize karşı yine de hazırlıklı olmalı ve Türkiye ile eş güdümü sürdürmeli.”

Ebu Hatab sözlerini şöyle sürdürdü: “Uluslararası toplum da katliamları ve zorunlu göçü önlemek için daha çok çaba sarf etmeli. Rejim ve Rusya’nın bombardımanı durdurması ve gerilimi azaltma anlaşmalarına uyması için baskıyı artırmalı.”

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 17 Eylül’de yaptıkları zirvenin ardından İdlib’in çevresinde güvenli bölge kurulması konusunda anlaştıklarını açıklamışlardı. Güvenli bölgenin muhalif savaşçılar ve Suriye rejim güçleri arasında tampon işlevi görmesi hedefleniyor. 15 Ekim’de hayata geçirilecek olan mutabakat, ağır silahların 10 Ekim’e kadar bölgeden çıkarılmasını da öngörüyor. Güvenli bölgenin İdlib’in çevresindeki 15-20 kilometrelik bir alanı kapsaması planlanıyor.

Öte yandan, ÖSO ve Türk ordusu olası İdlib harekâtına karşı hazırlıklarını mutabakattan birkaç gün öncesine kadar yoğun bir şekilde sürdürdü. Muhalifler ise rejimin mutabakata rağmen anlaşmayı ihlal etmesinden korkuyorlar. Daha önce doğu Guta, Dara ve diğer bölgelerde de rejim güçleri ve Rusya ile işgali önleyecek mutabakatlar yapılmış ama hiçbirisine uyulmamıştı.

Nitekim Suriye rejimi geçtiğimiz günlerde Halep’in kuzey ve kuzeydoğu kırsalında, Fırat Kalkanı’nı çevreleyen bölgelerde askeri tahkimatı yoğunlaştırdı. Sevkiyatlar, rejimin İdlib harekâtıyla eş anlı olarak Fırat Kalkanı bölgesine de saldırabileceği endişelerini daha da artırdı.

Fırat Kalkanı bölgesinde konuşlu olan Türkiye destekli ÖSO grupları olası bir İdlib operasyonu karşısında Halep’in rejim kontrolündeki bölgelerine saldırmayı planlıyorlardı. Türkiye geçen hafta bölgeye çok sayıda askeri birlik sevk etti. Bu birliklerin büyük bölümü El Bab yakınlarındaki Şeyh Akil’deki üsse, diğerleri ise Cerablus ile Azez arasındaki sınır hatlarına konuşlandırıldı. Bölgeye ilave askeri konvoylar da sevk edildi.

ÖSO’ya bağlı ulusal ordudan Albay Heysem Afisi Al-Monitor’a gelişmelere ilişkin şu bilgileri verdi: “Ulusal ordu herhangi bir çatışma durumunda İdlib’deki halkımıza desteğe hazırdır. Farklı silahlı gruplar arasındaki bu iş birliğinin sürmesi elzem. ÖSO kontrolündeki bölgelerde yaşayan milyonlarca sivilin bekâsı için İdlib’de herhangi bir çatışma çıkmasını istemeyiz ama saldırı olursa İdlib’i savunmaya da hazırız. Her şey Rusya ile Türkiye arasındaki mutabakata bağlı, anlaşmanın işe yaramasını temenni ediyoruz.”

Halep ve İdlib’deki ÖSO grupları ile Suriye muhalefetine bağlı geçici hükümetin ve yerel meclislerin temsilcileri, İdlib savaşının önlenmesinde başat bir rol oynadıklarına ve Türkiye’nin çabalarına katkıda bulunduklarına inanıyorlar. Suriye rejimi ve Rusya’yı İdlib operasyonunu gözden geçirmeye iten nedeninin bu gruplar arasında geçen haftalarda sağlanan iş birliği olduğu düşünülüyor.

İdlib’de konuşlu ÖSO’ya bağlı Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin Sözcüsü Yüzbaşı Naci Mustafa Al-Monitor’a bunu şöyle ifade etti: “Fırat Kalkanı bölgesindeki ÖSO grupları, geçici hükümet ve yerel meclisler İdlib’i desteklemek için muazzam bir çaba sarf ettiler. Olası bir saldırı halinde İdlib’e nasıl yardım edileceğini tespit etmek için komiteler oluşturuldu. Ulusal Kurtuluş Ordusu olarak biz de Halep’in kuzey kırsalında yapılan bu toplantılara bizatihi katıldık.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Özel etkinlikler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Lobbying newsletter delivered weekly
Bu bölümlerde bulundu: syrian opposition, national liberation front, free syrian army, russian-syrian relations, turkish-syrian relations, buffer zone, syrian regime, idlib

Khaled al-Khateb is a Syrian journalist and former lecturer in the Geography Department of the University of Aleppo.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept