Türkiye'nin Nabzı

Türkiye’ye Hazar golü

By
p
Article Summary
Hazar mutabakatıyla enerji koridorunun önünün açılması bekleniyor. Ancak imzalanan çevre protokolü ile Rusya ve İran, Türkmen gazı ve Kazak petrolünün Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınması planına taş koyabilir.

Batı’yla kavgalıyken Rusya ile ilişkilerini derinleştirmeye çalışan Türkiye, Hazar’da esaslı bir gol yemek üzere. Hazar Denizi’ne kıyıdaş beş ülke enerji tedariki açısından kritik önemdeki havzanın 27 yıldır çözüm bekleyen statü kavgasına son noktayı koymaya hazırlanıyor.

12 Ağustos’ta Kazakistan’ın Aktay kentindeki zirvede imzalanacak Hazar Deniz Sözleşmesi’nin 14’üncü maddesi enerji transfer projelerinde boru hattı hangi ülkenin deniz sektöründen geçecekse o ülkeye tasarruf yetkisi tanıyor.

Özellikle Azerbaycan ve Türkmenistan hatlarla ilgili düzenlemenin güzergâhın geçtiği deniz sektörüne sahip ülkeler arasında olması gerektiğini savunuyordu. Rusya ve İran ise beş ülkenin de onayını şart koştu. Son yıllarda Hazar’daki mersin balığı ve havyar üretimindeki gerilemeye işaret eden Tahran ve Moskova çevresel kaygıları da itirazlarına ekledi.

En az 50 toplantıdan sonra sağlanan statü uzlaşısı görünürde Türkmenistan ve Kazakistan’dan başlayıp Azerbaycan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya geçecek enerji hatlarının önündeki engelleri kaldırıyor. Enerjide Rusya’ya bağımlılığı azaltmaya çalışan Avrupa Birliği, Trans-Hazar projesi için 2011’de inisiyatif geliştirmiş, bu da Türkiye’de enerji koridoru olma hayalleri yeşertmişti. Ancak anlaşmaya paralel olarak hazırlanan Çevre Etki Protokolü Hazar’daki projeler üzerinde beş kıyıdaş ülkeyi de söz sahibi yapıyor. Böylelikle hem AB hem de Türkiye’nin stratejik hesaplarına gölge düşmüş oluyor.

Rusya, İran, Azerbaycan, Kazakistan ve Türkmenistan 2003 tarihli Tahran Sözleşmesi temelinde Çevre Etki Protokolü’nü 20 Temmuz’da Moskova’da imzaladı. Protokol herhangi bir projenin çevresel etkilerini değerlendirme konusunda kıyıdaş ülkelere inceleme, rapor etme ve kaygıların giderilip giderilmediğine dair izahat talep etme hakkı tanıyor. Kaygıları dikkate alınmayan taraflar protokolü kullanarak öngörülen beşli anlaşmada tayin edilmiş tahkim benzeri uluslararası mekanizmalara gidebilecekler. Bu da Rusya ve İran’ın Türkmen gazı ile Kazak petrolünü Avrupa’ya taşıyacak Trans-Hazar projesini yıllarca engelleyebileceği anlamına geliyor.

Rus Kommersant gazetesi konuya ilişkin haberinde benzer bir yorum dile getirdi: “Protokole göre Hazar yatağındaki boru hatları projesi bütün kıyıdaş ülkelerin onayını gerektiriyor. Bu nedenle Rusya ve İran Türkmenistan’dan Azerbaycan’a uzanacak bir doğal gaz hattının inşasını geciktirecek araca kavuşuyorlar.” Bu yoruma Türkiye’den uzmanlar da katılıyor.

Hazar’ın statüsü SSCB’nin çöküşünden beri enerji savaşlarının en hararetli konusu. Hazar’ın paylaşımıyla ilgili SSCB ve İran arasında imzalanmış 1921 ve 1940 anlaşmaları yeni kıyıdaş ülkelerin ortaya çıkmasıyla ihtiyaca cevap vermemeye başladı. Rusya ve İran Hazar’da en az enerji kaynaklarına sahip iki ülke olmasına karşın stratejik hesaplarla statüdeki belirsizliği sürdüren politikalar izledi. İki ülke de Batı’ya kendi nüfuz bölgelerinde stratejik bir pencere açmak niyetinde değildi.

Rusya Türkmenistan ve Kazakistan’ı kendisine mahkûm eden anlaşmalarla Trans-Hazar’ın önemini düşürürken İran da kendi ekonomik ve bölgesel çıkarlarına uygun hareket etti. Hazar’ın zengin enerji yataklarını paylaşan diğer üç kıyıdaş ülke ise belirsizlikten muzdaripti. Türkmenistan 17.5 trilyon metreküp rezerviyle İran, Rusya ve Katar’dan sonra dünyanın dördüncü büyük doğal gaz ülkesi. Kazakistan’ın tasarrufundaki Kaşağan’ın petrol rezervi 13 milyar varil. Kazakistan Tengiz sahasından da günlük 570 bin varil petrol çıkartıyor.

Azerbaycan’a gelince, Bakü petrol ve doğal gaz yataklarının işletilmesi konusunda hem Türkmenistan hem de İran’la ciddi sıkıntılar yaşıyor. Sovyetler zamanındaki bölüşüme göre Hazar Denizi’nde yüzde 12 hissesi olan İran, denizin yüzde 20’lik dilimlerle eşit bölüşülmesi öneriyor. Bunu reddeden Azerbaycan anlaşmazlık yüzünden Araz-Alov-Şark petrol havzasında çalışma yapamıyor. Azerbaycan Serdar-Kepez ile Azeri-Çırak-Güneşli bloğunda da Türkmenistan ile kriz halinde. Azerbaycan tarafı statü anlaşmasıyla İran’la ortak havza krizinin aşılacağı, kıyıdaş ülkelerle ilişkilerin gelişeceği ve Azerbaycan’ın transit ülke pozisyonunun güçleneceğini düşünüyor.

Kazakistan ise Rusya ile üç sahada anlaşmazlık içinde. Buna rağmen Kazaklar ilk etapta ekonomik bağları nedeniyle statü tartışmasında Rusya’ya yakın durdular.

Rusya ve İran’ın boru hatları için beş ülkeden onay alınması şartından vazgeçmesi önemli bir taviz gibi görünüyor. Özellikle Rusya’nın hangi hesaplarla geri adım attığı önemli. Birinci neden, İran’la birlikte Çevre Etki Protokolü ile elde ettiği koz. İkincisi Türkmen gazının yakın vadede Avrupa pazarlarına ulaşmasının mümkün olmadığına dair öngörü. Yapılan anlaşmalar çerçevesinde Türkmen gazının üçte ikisi zaten Rusya’ya gidiyor. Geri kalan üçte birinin taliplisi de Çin. Türkmenistan halihazırda Pekin’e taahhüt ettiği arz miktarını doldurabilmiş değil. Orta Asya-Çin hattının 2020 itibarıyla 35 milyar metreküp kapasiteye ulaşması gerekiyor. Mevcut anlaşmalar ve üretim kapasitesiyle Türkmenistan’ın Çin’in talebini karşıladıktan sonra Avrupa’ya gaz pompalaması zor. Yani bu hesaba göre Rusya’nın üzerinde sanıldığı gibi bir baskı oluşmayacak. Üçüncüsü Rusya’nın AB’deki rahatsızlığı baskılama ihtiyacı.

Eski BOTAŞ yetkilisi bu tabloyu Al-Monitor’a değerlendirirken Rusya’nın Baltık’lar üzerinden Almanya’ya giden Kuzey Akım Projesi’ne yönelik ABD ve AB içinden gelen itirazları geçiştirmek için Hazar’da uzlaşma yolunu seçtiğini, çevre kartıyla da Rus doğal gazına bağımlılığı düşürecek alternatif kaynaklara erişimi engelleyebileceği hesabıyla hareket ettiğini vurguladı.

Peki Türkiye’nin enerji koridoru olma planları bundan nasıl etkilenecek? Eski BOTAŞ yetkilisi şöyle konuştu: “İran’ın da destek verdiği bu stratejiyle Türkiye’nin Hazar ve Orta Doğu’dan gelecek enerji hatlarının geçiş güzergâhı olma planları darbe alıyor. Şimdiye kadar Türkmen gazı ve Kazak petrolünü yan yana taşıyacak ‘İkiz Hat’ Rusya’ya bağımlılığı kesecek ve Türkiye’nin stratejik değerini yükseltecek projeydi. Rusya ve İran protokolle eline geçen kozu kullanarak bu projeleri en az 10 yıl öteleyebilir.”

Türkiye’nin enerji koridoru olma hevesi Azerbaycan-Şah Deniz çıkışlı TANAP, AB’ye bir Rus çalımı olarak gelişen Türk Akımı, olası bir İsrail doğal gaz boru hattı ile İran ve Irak’a dayanıyor. Bu perspektifi canlı tutan somut gelişme TANAP ile Türk Akımı’nın hayata geçirilmesi oldu. Ancak Avrupa’ya 25 milyar metreküp doğal gaz taşıyacak olan TANAP’ın, AB’nin 540 milyar metreküp tüketiminin yüzde 33’ünü karşılayan Rusya için alternatif oluşturduğu söylenemez.

Eski BOTAŞ yetkilisi bunun Türkiye’ye etkisini şöyle açıkladı: “Gelecek 10 yıla baktığımızda Hazar stratejisinin önünün kesildiğini görüyoruz. İran da bizim enerji koridoru olmamızı istemiyor. Irak’tan da istediğimizi alamıyoruz. Sonuçta Türkiye ‘Doğu-Batı Enerji Koridoru olacağım’ derken sadece Azerbaycan’a kaldı. Azerbaycan da ikili oynuyor. Azerbaycan sahalarında gaz çıkarmak pahalı hale geldi ve kapasite düştü. (...) Sonuçta biz enerji koridoru olmayı düşlerken Rusya’ya bağımlılığı artan bir ülke durumuna düşüyoruz.”

Peki Türkiye ve Batı kampının eli kolu tamamen bağlı mı? Yetkilinin öngörüsüne göre AB ve ABD Hazar’daki çözüm planını bir kıstas olarak Baltıklar ve Karadeniz’de Rusya’nın önüne koyup “Siz Türkmen gazı ve Kazak petrolünü engellerseniz biz de Baltık Denizi’nde Kuzey Akım 2’yi engelleriz” diyebilir. Rusya’ya Hazar modelini hatırlatacak ülkelerin başında da Karadeniz’de Ukrayna be Baltık Denizi’nde Danimarka geliyor.

Öte yandan stratejik pozisyonundaki potansiyel aşınmaya rağmen Türkiye’nin sessizliği dikkat çekiyor. Bu sessizlik, Ankara’nın Türk Akımı ve diğer önemli projeleri tehlikeye atmama kaygısına bağlanabilir. Olası bir restleşmeden 2016’da temeli atılan Türk Akımı 1 belki etkilenmez ama Türk Akımı 2 için tehlike söz konusu.

Eğer ABD ve AB içindeki Rus karşıtı kanadın bastırmasıyla uluslararası alanda ortam değişirse Türkiye’nin Batı ittifakı ile ortak hareketi kolaylaşabilir. Ankara durumu tersine çevirecek bir tavır sergileyemeyecek olsa bile uluslararası alandan gelen baskıyı Rusya ile ortak projelerde pazarlık kozuna dönüştürebilir.

Rusya enerjı sınavında daima birkaç hamle önden gitmeyi başardı. Örneğin Kiev krizinin ardından Baltık Denizi’nden Almanya’ya giden 50 milyar metreküp kapasiteli Kuzey Akım I sayesinde Ukrayna üzerinden aktarılan Rus gazını yüzde 80 oranında düşürdü. 2019’da devreye girmesi öngörülen 55 milyar metreküplük Kuzey Akım II ile de Ukrayna hepten devre dışı bırakılacak. 32 milyar metreküp kapasiteye sahip Türk Akımı ise 2014’te AB’nin baskısıyla Bulgaristan’ın Güney Akım Projesi’nden çekilmesi üzerine geliştirildi. Bu şekilde Ukrayna ve Moldova’dan Bulgaristan’a uzanan Trans-Balkan Hattı’nı atıl duruma düşüren Rusya, Sofya’yı transfer ücretlerinden de mahrum bırakmış oldu.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Petrol ve gaz

Al Monitor-Türkiye’nin Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Farklı gazetelerde çalıştıktan sonra uzun süre Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Ajans Kafkas’ın kurucu editörüydü. IMC TV’de dış politika programı ‘SINIRSIZ’ın daimi yorumcusuydu. Türk dış politikası, Kafkasya, Orta Doğu ve Avrupa Birliği konularında uzmanlaşmıştır. “Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal”, “Rojava: Kürtlerin Zamanı” ve “Karanlık Çöktüğünde: IŞİD” adlı kitapların yazarıdır. Twitter: @fehimtastekin

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept