Hizbullah Suriye’de kalıcı mı?

Suriye lideri Beşar Esad gözünü isyancıların son kalesi İdlib’e dikerken, savaşta Esad’a kritik destek sağlayan Hizbullah’ın Suriye’de nasıl bir rol oynayacağı tartışılıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor Lübnan’ın Marun El Ras kasabasında Kudüs Günü nedeniyle düzenlenen mitingde Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın resimlerini taşıyan Hizbullah destekçileri, 8 Haziran 2018. Photo by REUTERS/Aziz Taher.

Ağu 17, 2018

Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın Suriye’nin büyük bölümünde kontrolü sağladığı ve isyancıların son kalesi İdlib’e taarruza hazır göründüğü şu günlerde merak uyandıran sorulardan biri, savaş bittikten sonra Hizbullah’ın nasıl bir yol izleyeceği. İran destekli bir Şii örgütü olan Lübnan Hizbullahı, Suriye iç savaşına 2015’te etkili bir şekilde müdahil oldu, sıkışan Esad güçlerine destek sağladı.

Rusya’nın Esad’a desteği her geçen gün önemli sonuçlar doğuruyor. ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in 16 Temmuz’daki Helsinki zirvesinin ardından Rusya ve İsrail, İranlı güçlerin İsrail sınırının 85 kilometre uzağına çekilmesi konusunda anlaşmaya vardı. Rusya, Fransa ve Almanya’nın katılımıyla Türkiye’de yapılması planlanan görüşmeler bir mutabakata yönelik görünüyor. Bu jeopolitik değişimler, Suriye’de Hizbullah dâhil çeşitli aktörler için önemli sonuçlar yaratacak.

Örgüt hakkında bir kitabı da bulunan Hizbullah uzmanı Nicholas Blanford, Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede “Hizbullah iç savaşın sonuna kadar muharip rolünü sürdürecek, ‘mızrağın ucu’ olarak hareket etmeye devam edecek” dedi.

Lübnan’da yaşayan gazeteci Kasım Kasır ise şöyle konuştu: “Suriye’de herkes siyasi çözüm istiyor, İdlib’de çatışma olmaması için görüşmeler yapılıyor. Bu görüşmeler sonuç verirse – ki bunun için cihatçı yapılar dâhil İdlib’deki bazı grupları dize getirmek lazım – yeni taarruzların olmamasına bağlı olarak Hizbullah’ın Suriye’deki savaşçı sayısı önemli oranda azalabilir.”

Kasır’ın tahminine göre Esad güçlerinin yanında halen birkaç bin Hizbullah militanı savaşıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın 2016 Terörizm Ülkeler Raporu’nda Hizbullah savaşçılarının sayısı yaklaşık 7 bin olarak verilmişti.

Hizbullah’ın Suriye’deki stratejisinin ana unsurları karadaki taarruzlara öncülük etmek, ele geçirdiği toprakları elinde tutmayı garantilemek ve eğitim vermek şeklinde sayılabilir. Suriye’de savaşan örgüt mensupları medyaya verdikleri mülakatlarda Hizbullah’ın sorumluluğunu, Esad’a bağlı güçlere taarruzlar sırasında öncülük etmek olarak anlatmıştı. Kasır’a göre Hizbullah’ın bir diğer önemli katkısı, başta Yerel Savunma Güçleri olmak üzere rejim yanlısı güçlerin örgütlenmesi ve eğitilmesinde oldu. Halep, Deyrizor ve güney Suriye’de pek çok başarılı harekâtta Esad güçlerinin yanında Hizbullah vardı.

Kimliğinin açıklanmaması kaydıyla konuşan Hizbullah’a yakın Lübnanlı bir kaynağa göre “Rusya, Dera ve Kuneytra’da İran varlığının sınırlandırılmasına dair açıklamalar yapsa da Hizbullah buradaki çatışmalarda yoğun bir şekilde yer aldı.”

Ancak savaşın İdlib’de son kırılma noktasına doğru gittiği ve rejimin kontrolünde olan diğer pek çok cephenin sakinleştiği şu günlerde Hizbullah’ın misyonu da değişikliğe uğrayabilir.

Hizbullah’ın medya birimi Al-Monitor'un mülakat talebini kabul etmezken, örgüt hakkında kitap yazan Mohanad Hage Ali, Hizbullah’ın muhtemelen 2011 öncesi rolüne döneceğini söyledi.

Ali’nin değerlendirmesi şöyle: “Benim görüşüm o ki Hizbullah Suriye’deki varlığını yeniden aşağı çekecek, belki bir nevi ‘bonus’ seviyesine… Zebadani ve Seyyide Zeynep’teki varlığın yanı sıra Kalamun’da da belli bir varlığın korunması akla yatkın olabilir. Esad rejiminin otoriter yapısı şiddet tekelinin Hizbullah’la paylaşılmasına izin vermiyor, özellikle de İsrail’e karşı. Rejim kontrolden feragat etmez, dolayısıyla Hizbullah, rejim ile eski resmi ilişkisine dönmek zorunda kalacak. Rusya’nın da bu yönde baskısı var.”

Başka bazı yorumcu ve kaynaklar ise Hizbullah’ın Suriye’de uzun vadeli kalacağını düşünüyor.

Bir kaynak şöyle konuştu: “Şimdilik herhangi bir çekilme yok. Sadece çeşitli bölgelerde birlikler yer değiştiriyor. Durum kesin olarak istikrara kavuşursa Hizbullah bazı bölgelerden çekilir ama stratejik bölge olarak gördüğü bazı yerlerden hiçbir zaman çıkmaz.”

Hizbullah’ın konuşlandığı noktalar arasında Kuseyr, Kalamun ve Halep yer alıyor. İsrail hava kuvvetleri mayıs ayında Hizbullah’a ait olduğu iddia edilen Humus vilayetindeki bir üssü vurmuştu. Anlaşılan o ki Humus vilayetinin batısındaki Deba askeri havaalanı ve civar bölgelerde Hizbullah’ın silah depoları vardı.

Blanford’a göre Hizbullah’ın Kuseyr ve Kalamun’daki üslerinden vazgeçmesi pek olası değil.

Blandford şöyle konuştu: “Hizbullah’ın Suriye’deki rolünün bir başka boyutu da İsrail’le süren çatışma. İran Suriye’nin güneybatısında uzun vadeli bir oyun oynayacak ve bunu ya Hizbullah ya da Iraklı militan gruplar üzerinden yapacak. İran ayrıca Hizbullah’ın Lübnan-İsrail sınırında elde ettiklerini Golan’a taşımak ve Suriye’nin güneybatısını İsrail’le olan uzun vadeli çatışmada manivela olarak kullanmak isteyecek. Zaman geçtikçe İran Suriye’deki stratejik menfaatlerini şekillendirmeye çalışıyor, İsrail’e karşı burada elde ettiği kara köprüsünü korumak istiyor.”

Hizbullah’ın Suriye’deki varlığının bir başka boyutu, Yeni Suriye Ordusunun eğitilmesi olabilir.

Bunun henüz “çok spekülatif” bir ihtimal olduğunu belirten Blanford, sözlerini şöyle sürdürdü: “Suriye ordusu ağır sıklet bir Hizbullah modeli benimseyebilir. Tanksavar silahlara, uzun menzilli füzelere daha fazla odaklanarak daha asimetrik, daha akışkan bir güç oluşturmaya çalışabilir.”

İran ve Hizbullah, direniş grupları kurmakta tecrübeli. Suriye’deki Yerel Savunma Güçleri de bunlardan biri. Kasır’a göre “Irak’taki Haşdi Şabi örneğinde olduğu gibi Devrim Muhafızları modelini Suriye’ye uyarlamaya çalışabilirler.”

Blandford ise Hizbullah’ın Suriye’deki rolünün sadece İran’ın menfaatleriyle şekillenmeyeceğini, asıl belirleyici unsurun Rusya’nın hesapları olacağını vurguluyor: “Rusya ve İran, Esad rejimini korumaya dönük ortak bir amaç doğrultusunda savaş alanında önemli bir ittifak kurdular. Ancak işler ilerledikçe Suriye’deki menfaatleri ayrışmaya başlayabilir. Bunun bazı işaretlerini şimdiden görüyoruz. Öte yandan İran’ın Suriye’deki uzun vadeli hedeflerini frenlemek için Rusya’nın ne kadar ileri gidilebileceği, İran aleyhine hareket etme iradesi olup olmadığı belli değil. Görüldüğü kadarıyla İsrail ve ABD, Rusya’nın Suriye’de İran’ın emellerini engelleyici bir işlev göreceğini umuyor, ama bu sadece bir temenniden ibaret olabilir.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Suriyeli muhalifler niçin Türkiye’den gitmek istiyor?
Amberin Zaman | Suriye çatışması | Eyl 10, 2020
Moskova ve Şam niçin birbirine güç gösterisi yapıyor?
Anton Mardasov | Suriye'de Rusya | Tem 31, 2020
İdlib’de tıklayan bomba: Uzlaşma mı savaş mı?
Fehim Taştekin | Suriye çatışması | Tem 29, 2020
Türkiye’yi tehdit olarak gören Mısır donanmasını güçlendiriyor
George Mikhail | denizcilik stratejisi | Tem 1, 2020
HTŞ, Türkiye’nin işini mi yapıyor?
Fehim Taştekin | İdlib | Haz 28, 2020

Recent Podcasts

Featured Video