Rusya ve Orta Doğu

Rusya’nın Suriye’deki yeni hedefi: Mültecilerin dönüşü

By
p
Article Summary
Suriyeli mültecilerin dönüşü için Ürdün, Lübnan ve Türkiye’yle yaptığı görüşmelerde ilerleme sağladığını söyleyen Rusya, mültecilerin dönüşü ve Suriye’nin yeniden inşası konusunda uluslararası örgütlerin ve ABD’nin iş birliğini sağlamakta zorlanıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

MOSKOVA — Suriye’de giderek askeri alandan kapsamlı siyasi girişimlere yönelen Rusya’nın başlıca gündem maddelerinden biri, mültecilerin dönüşü. Bu gündem, Rusya’nın bölgesel devletlerle mevcut çalışmalarına, yabancı hükümetlere yönelik açılımlarına ve uluslararası örgütlerle iş birliği arayışlarına yansıyor. Gelinen noktada Rusya’nın amaçları üç boyutta toplanıyor: Suriye’de istikrarı sağlamak, etkili bir oyuncu ve güvenilir bir muhatap olarak bölgesel profilini güçlendirmek, ABD ve Avrupa Birliği ile iş birliği alanları belirlemek. Ancak bu üç kulvardaki çalışmaların başarı dereceleri birbirinden çok farklı.

Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov geçtiğimiz hafta Suriyeli mültecilere ev sahipliği yapan başlıca üç ülke Türkiye, Ürdün ve Lübnan’la mültecilerin dönüşü konusunda yapılan görüşmelerde ilerleme sağlandığını belirtti. Bakan, “Bunun sonuçlarını kısa vadede göreceğimizi düşünüyorum” dedi.

Rusya Dışişleri Bakanlığı Suriye’ye dönmek isteyenlerin sayısını 1,7 milyon olarak telaffuz ediyor.

Moskova mültecilerin dönüşü konusunda bölgesel hükümetlerle çeşitli seviyelerde iş birliği yapılabildiğini vurguluyor.

Rusya Milli Savunma Kontrol Merkezi Başkanı Mihail Mizintsev, BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi verilerine dayanarak şöyle dedi: “Önümüzdeki aylarda yaklaşık 890 bin Suriye vatandaşı ülkesine dönebilir. (…) Lübnan hükümeti mültecilerin dönüşüyle ilgili konularda Suriye’yle iş birliği yapmak üzere ortak bir komisyonun kurulması için çalışma grubu oluşturdu. Lübnan’daki mülteci merkezleri ülkesine dönmek isteyen Suriye vatandaşlarından yaklaşık 10 bin başvuru aldıklarını bildiriyorlar.”

Ürdün de aktif bir şekilde mültecilerin dönüşünü kolaylaştırmaya çalışıyor.

Mizintsev, Ürdün’le ilgili şöyle konuştu: “Haşimi Krallığı hükümetinin teşvik edici bazı adımları sonucunda 200 bini aşkın Suriye vatandaşı kalıcı ikamet yerlerine dönme arzusunu beyan etti. Tüm bunlar, Suriye ordusunun Ürdün sınırında kontrolü yeniden sağlamakta gösterdiği başarılara paralel olarak yaşanıyor.”

Bölgesel devletlerle olan çalışmalar şu ana kadar oldukça başarılı olsa da uluslararası örgütlerin desteğini sağlamak Moskova’yı epey zorluyor.

Lavrov, BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi ile BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin iş birliğine önem verdiğini, komiser yardımcısının Astana süreci kapsamında 30-31 Temmuz’da yapılan Soçi toplantısında bunu ortaya koyduğunu belirttikten sonra şöyle dedi: “Diğer BM kuruluşlarına gelince bunların Batı’nın tavrını takip ettiği ve bu tavrın değişmesini beklediği hissiyatına sahibiz ki bu hissiyatı teyit ettirmek isteriz. (…) Hükümet kontrolündeki bölgelerde tahrip edilen yaşam destek sistemlerinin ayağa kaldırılması için desteğe ihtiyaç var ama şu ana kadar BM çalışanlarını buralarda görmüş değiliz. Umarım bu, yanlış bir izlenimdir. Bunlar tamamen tesadüf de olabilir.”

Lavrov’un sözleri Moskova’nın karşılaştığı temel bir sorunu yansıtıyor: AB ve ABD’yi insani konularda iş birliğine ikna etmek. Kaldı ki en azından Avrupa tarafı öteden beri bu konuları önemsediğini söylüyor.

Rusya Savunma Bakanlığı 4 Ağustos’ta ABD ordusuna mülteciler konusunda ve Rakka’da mayın temizleme çalışmalarında iş birliği önerdiğini teyit etti. Genelkurmay Başkanı General Valery Gerasimov, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump’ın Helsinki zirvesinin ardından 19 Temmuz’da gizli tutulan bir iletişim kanalı üzerinden Amerikalı mevkidaşı General Joseph Dunford’a bir mektup iletmişti. Mektupta Rukban’da mahsur kalan mülteciler için Şam’la emniyet güvencelerinin konuşulması ve bunların dönüşü için gerekli koşulların sağlanması gibi önerilerin yer aldığı bildirilmişti.

Rukban mülteci kampı ABD’nin Irak-Suriye sınırı yakınlarında konuşlu Amerikalı askerlerin güvenliği için oluşturduğu “çatışmasızlık” bölgesine 55 kilometre mesafede bulunuyor. Kamp Esad yanlısı koalisyon için uzun zamandır ciddi bir endişe kaynağı. Rusya ABD’yi kampta bir “terörist koruma alanı” oluşturmakla suçlamıştı.

Rus ordusuna göre mektuptaki ikinci bir öneri başlığı “Rakka dâhil olmak üzere insani amaçlı mayın temizleme çalışmalarını ve öncelik arz eden diğer başka insani konularla” ilgili. Önerinin kendisi aslında yeni değil. Moskova uzun zamandır ABD’yle iş birliğinin başlangıç noktası ve güven artırıcı bir adım olarak Rakka’da iş birliğini savunuyor.

Mektupta yer alan bir diğer öneri yakıt, teçhizat, inşaat malzemesi ve mali kaynak yetersizliği çeken Suriye’nin yeniden inşası ile ilgili. Rusya’nın isteği, ABD’nin ihtiyaçların teminine doğrudan katkı yapması veya nüfuzunu kullanarak uluslararası örgütleri destek vermeye yöneltmesi. ABD ise öteden beri yeniden inşa çalışmalarının siyasi bir geçiş sürecine ve BM denetiminde yapılacak seçimlere bağlı olması gerektiğini söylüyor.

Rusya Dışişleri Bakanlığı’nda bir kaynak Al-Monitor’a yaptığı açıklamada ABD ile Avrupa devletlerinin Suriye savaşından kendilerinin de sorumlu olduğunu kabul etmesi gerektiğini vurguladı.

Kimliğinin açıklanmaması kaydıyla konuşan kaynak şöyle dedi: “Diyorlar ki ‘ülkeyi siz (Rusya, İran ve Esad) yıktınız, şimdi siz ayağa kaldırın.’ Biz de buna ‘Suriye’nin yıkımında kaç tane Batılı ülkenin payı var?’ diye cevap veriyoruz. Bizler kendi payımıza düşeni yapmaya hazırız ama onların da kendi paylarını üstelenmesi gerektiği ortada.”

Kaynağa göre ABD’nin mültecilerin dönüşü konusunda Rusya’yla iş birliğine yanaşmaması Orta Doğu’da kendi politikalarına zarar veriyor.

Kaynak şöyle devam etti: “Pek çok ülkeyi, önem verdikleri konularda iş birliği yapmaya ikna ettik. Mülteciler konusundaki iş birliği isteğini, güvenlik ve ekonomi gibi önemli faktörler besliyor. Amerika burada tek başına kaldı ve Rusya’yla iş birliğine gerçekten ilgi duyan bazı Avrupa devletlerini bile caydırmaya çalışıyor. Bu da karar verici çevrelerinde hüsranın, bize karşı güvensizliğin ne kadar derin olduğunu gösteriyor.”

Bu durumun Rusya’nın girişimlerinde “belli ölçüde” sıkıntı yarattığını belirten kaynak, sözlerini şöyle sürdürdü: “ABD iş birliğini kabul etseydi bu başkalarına da olumlu ivme verirdi. Ancak biz artık geri döndüremeyecekleri bir sürecin içindeyiz. Mülteci politikaları ve diğer konularda yolumuza devam edeceğiz. Yeniden inşa sürecine başka ülkeler, başka kuruluşlar ilgi gösterecek ve günün sonunda Amerika ayak sürüme ve uzak durma politikasıyla kendisini yalnızlaştırmış olacak.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Mülteciler

Maxim A. Suchkov, Al-Monitor’un Rusya-Orta Doğu bölümünün editörüdür. Doktora derecesine sahip olan Suchkov, Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi’nde görev almakta, ayrıca Kuzey Kafkasya’daki Pyatigorsk Devlet Üniversitesi’ne bağlı Uluslararası İlişkiler Okulu’nda öğretim görevlisi ve araştırmadan sorumlu müdür yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Fullbright programı kapsamında 2010-2011’de Georgetown Üniversitesi’nde, 2015’te de New York Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olan Suchkov, “Kafkasya ve Orta Doğu’daki Rus Dış Politikası Üzerine Denemeler” isimli kitabın yazarıdır. Twitter hesabı: @Max_A_Suchkov

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept