Rusya ve Orta Doğu

Suriye: Rejim yanlısı milislerin akıbetinde Rusya ne kadar etkili olacak?

By
p
Article Summary
İdlib’de belirsizlik devam ederken Rusya Suriye’deki İran nüfuzunu dengelemek için rejim yanlısı milislerin akıbetini belirleyecek düzenlemelerde etkili olmayı hedefliyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu 24 Ağustos’ta Moskova’da Rus mevkidaşı Sergey Lavrov ile görüştü. İki bakanın başlıca gündem maddesi İdlib’deki durumdu.

Görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında Lavrov şöyle konuştu: “İdlib’de çok sayıda sivil ve çözüm sürecine katılmaya istekli silahlı bir muhalefet var. Daha önce Nusra Cephesi olarak bilinen Heyet Tahrir El Şam grubuna mensup birkaç bin militan ise bölgenin tamamını kontrol etmeye, sağlıklı muhalefet ile terörist grupları ayırmak için bilhassa Türkiye tarafından sarf edilen çabaları engellemeye çalışıyor. Bu konular dışişleri bakanlıklarımız arasında görüşülüyor. Ordularımız da özel birimlerimiz de bu konuları görüşüyor. Henüz sonuca varmış değiliz. Tüm arkadaşların katılımıyla başka görüşmeler de yapacağız, dolayısıyla bir süre sonra daha fazla bilgi verebiliriz.” Türk Savunma Bakanı Hulusi Akar da 24 Ağustos’ta Moskova’da idi.

Bu arada Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın askeri birlikleri ile milis grupları İdlib’e doğru hareketlerini sürdürüyor. Rus özel kuvvetleri ve başka profesyonel askeri birimler de sınır karakolları ile belirlenmiş gerilimi azaltma bölgesinde toplanıyor. Rusya daha önce Humus’un kuzeyinde ve Suriye’nin güneybatısında muhalefet ile rejimi iki kez uzlaştırmayı başardı. Rusya şimdi sınırlı bir askeri harekâtla radikal muhalefetin kalelerini bastırarak ve Türkiye destekli isyancı grupların buna direnmemesini garantileyerek aynı senaryoyu İdlib’de tekrarlamak ister.

Bir dönem Suriye’nin savunma bakanı olan işadamı Firas Tlas, Rusya’yla Türkiye arasındaki mutabakatların İdlib’e Rus askeri polisinin ve sivil güvenlik yapılarının konuşlanmasını öngördüğünü düşünüyor. Silahlı muhalefetten bir kaynak ise Al-Monitor’a yaptığı açıklamada 23 milimetre çift namlulu otomatik uçaksavar toplarından daha ağır silahların Türk ordusuna teslim edilmesinden söz edildiğini, İdlib’de şu an en çok bu konunun konuşulduğunu belirtti.

Ancak Suriye’de düzeni sağlamak, askeri yapılardaki Rus nüfuzunu artırmak ve siyasi çözüm sürecinde hiç değilse görüntüyü korumak için Rusya’nın en az iki şeyi sağlaması gerekir. Birincisi eski bazı isyancı grupların ve Suriye Demokratik Güçleri’nin silahlı kuvvetlere entegrasyonunu da içerecek şekilde Suriye ordusunun yenilenme sürecinde yer almak.

Moskova için bir o kadar çetrefilli ikinci mesele ise İran ve Hizbullah’ın adeta paralel ordu şeklinde oluşturduğu çeşitli yerel milis gruplarının, bilhassa Ulusal Savunma Güçleri’nin (USG) tasfiyesi. Rejim yanlısı grupları dizginleme sorunu giderek aciliyet kazanıyor ve görünen o ki Şam bu konuda Moskova’nın yardımına sıcak bakıyor. Örneğin rejim ile milis grupları arasında çatışma haberlerinin arttığı bir dönemde Rus askerleri Deyrizor’da bir USG komutanını hiçbir direnişle karşılaşmadan tutukladı.

Şam istikrar ve güvenliği sağlamak için iç güçlerin mevcut sayısını korumaya muhtaç. Dolayısıyla nihai zaferin ilanından sonra dahi çeşitli milis gruplarının varlığı sürecek gibi görünüyor. Kaldı ki rejime bağlı tüm silahlı yapılar 2013 yılında yasal çerçeveye kavuştu ve Suriye İçişleri Bakanlığı’ndan açık çek aldı.

USG, Yerel Savunma Güçleri (YSG), aşiret birlikleri gibi yerel milisler, Suriye ordusu ve güvenlik aygıtı ayaklanmaya hazırlıksız yakalandığı için ortaya çıktılar. Silahlı gruplar boşluğu doldurdu. Rejim güçleri personel zayiatını telafi etmek için 2012 yılında USG milis birimlerini kurdular. Bu konuda İran’daki paramiliter Besic gücünü model olarak kullandılar ve İran’dan destek aldılar. Ağır makineli tüfeklerin bulunduğu pikap ve kamyonlarla cepheye taşınan piyadeleri takviye etmek için milislere bazı askeri üslerden tanklar ve malzeme sağlandı.

Pek çok kontrol noktası halen USG patronajında çalışan çeşitli Şebiha gruplarının denetiminde. Bazı Şebiha mensupları bu sayede radikal militanların Türk kontrolündeki bölgelere geçirilmesi dâhil çeşitli dolaplar çevirebiliyor. Al-Monitor’un görüştüğü muhalif bir kaynak, çoğunlukla Baas yanlısı silahlı Alevilerden oluşan Şebihaların yakın zamanda İslam Devleti’nden (İD) bazı teröristleri Yermük kampından İdlib vilayetine geçirmek için 4 bin dolar istediğini anlattı. İD militanlarının eş ve çocuklarını Humus’tan çıkarmanın bedeli ise 2 bin dolarmış.

Şam, Rusya daha savaşa müdahale etmemişken USG’ye çeki düzen vermek için zayıf da olsa bazı teşebbüslerde bulunmuştu. Bunun başlıca nedeni USG birliklerinin zaman zaman kuralları ihlal etmesi ve kontrolden çıkarak devlet güvenliği açısından sorun yaratmasıydı. Rus askerinin gelişinden sonra USG’de reform konusu yeniden gündeme gelmeye başladı. Rejim yanlısı yapılardan hayal kırıklığına uğrayan Rus askeri yöneticiler değişim için bastırıyordu.

İlginçtir ki USG’nin dağıtılacağına dair ilk söylentiler USG’nin kurucu önderi sayılan Devrim Muhafızları komutanlarından Hüseyin Hamadani’nin 2015’te Halep’te öldürüldüğü günlere denk geldi. Ancak bölgesel milisler tasfiye edilmedi, Lazkiye’de Rusların yardımıyla oluşturulan 4. Gönüllü Taarruz Kıtası’na kısmi olarak entegre edildi. Söz konusu kıta, kısmen USG’den çıkmış olan altı tugayın yeniden düzenlenmesiyle kuruldu. Suriye’nin geneli için Rus generallerin kurup komuta ettiği 5. Taarruz Kıtası da İran’ın gözetiminde ve kısmen İran finansmanıyla faaliyet gösteren milislerin yerini tam olarak alamadı, daha ziyade onların alternatifi gibi oldu.

Devrim Muhafızları Komutanı General Muhammed Ali Caferi 2017’de açık açık Suriye hükümetinden SDG’yi yasal statüye kavuşturacak bir kanun çıkarmasını istedi. Talebin dile getirildiği günlerde Moskova ve Tahran’ın milislerin geleceğini tartıştığı bildiriliyordu.

Bazı kaynaklara göre İran halen rejime bağlı tüm gönüllü taburların, aşiret birliklerinin ve Filistinli gruplar, Iraklı bazı Şiiler, Afgan Hazaralar gibi yabancı milislerin USG bayrağı altında birleşmesi için ısrar ediyor. Rusya’yla İran’ın son dönemde yaşadığı anlaşmazlıklar USG savaşçılarının statüsünü, maaşlarının düzenli ödenmesini etkiliyor. Yine de Moskova Kalamun bölgesindeki USG birliklerini yeni kurulacak 6. Kıta’ya dâhil etmek istiyor.

Yandaş gruplar, aslında hükümetin istikrarı açısından bir tür saatli bombaya benziyor. Zira bu tip gruplar pek çok zaman yerel ve uluslararası oyuncular tarafından kendi menfaatleri için kullanılıyor. Bu bağlamda Rus askeri yöneticilerin hem mevcut milis sistemine çeki düzen verme hem kontrol edebilecekleri bir güç yaratma çabasını anlamak zor değil. Asıl soru şu: Muhtelif silahlı grupların entegrasyonu Suriye’deki güvenlik yapılarında Rus nüfuzunun sürmesine ne kadar katkı yapacak? Hareket Tahrir Vatan grubu lideri Fatih Hassun’un Rus Kommersant gazetesine verdiği mülakatta öne sürdürdüğü gibi 4. Kıta’yı aslında İran kontrol ediyor, 5. Kıta’nın kuruluşunda yer alan Hizbullah’ın ise bu yapıya da İran’ın menfaatlerini kanalize etmeye başladığı bildiriliyor.

Türki Ebu Hamad, Gazi İbrahim El Deyr ve Süleyman El Şuveyh gibi şeyhlere bağlı aşiret milislerinin durumu ise daha da karmaşık. Savaşın gidişatını Esad lehine çevirmekte milislerin önemli rol oynadığı, geçtiğimiz aylarda Rus General Alexander Dvornikov tarafından dile getirildi. Rusya’da Güney Ordu Tümeni’ne komuta eden Dvornikov, eylül 2015’ten temmuz 2016’ya kadar Suriye’de Rus güçlerinin komutanlığını yapmıştı. Rus subaylar bu birlikler konusunda oldukça ketum ancak Türki’nin Kuvvet Mukatili El Aşair, Gazi’nin Sukur El Fırat ve Süleyman’ın Fevç Mahavir El Badiya gruplarından bahsedildiği açık. Moskova bu milislerin katkısını kabul etmiş ve komutanlarını resmi olarak ödüllendirmiş olsa da savaşçıların ciddi bir disiplin içinde olduğu söylenemez. Örneğin Kuvvet Mukatili El Aşair ve Fevç Mahavir El Badiya bir dönem birbirleriyle çatıştılar. Ayrıca bu gruplar İranlı eğitmenlerden ve dolayısıyla İran’ın menfaatlerinden tamamen bağımsız değil.

Sonuç olarak İran’ın güney Suriye’deki etkinliğini azaltmaya dönük bazı girişimlere rağmen – ki bunlar da Suriye’de artık bu kadar varlık bulundurmaya ihtiya. duymayan Tahran’ın genel strateji değişikliğine denk geldi – Rusya’nın Esad üzerindeki kontrolünü bütünüyle koruması zor. Ayrıca iç savaşta ağır kayıplar veren silahlı milisler savaş bitince yeni yönetim yapısında bir pay talep edecek. Bu, ülkenin siyasal sistemini değiştirmez ama çok muhtemel ki yolsuzluk ve kayırmacılığı artırır.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: İdlib

Askeri konularda uzman olan gazeteci Anton Mardasov, Moskova merkezli Yenilikçi Kalkınma Enstitüsü’nde Orta Doğu Çatışmaları Departmanı’nın başkanlığını yürütmektedir. Twitter hesabı: @anton_mardasov

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept