İsrail'in Nabzı

İsrail’in Katar’la flörtü ne anlama geliyor?

By
p
Article Summary
İsrail, Hamas’la anlaşarak ve Katar’la görüşerek Gazze Şeridi’nde ve hatta Batı Şeria’da Katar ve İran nüfuzuna kapı açıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Batı’nın terör listesinde önemli bir yeri olan Hamas ile İsrail arasındaki temasların bir anlaşmayla ya da bir “düzenleme” ile sonuçlanıp sonuçlanmayacağını söylemek için henüz erken. Ancak taraflar arasındaki dolaylı temaslar, radikal İsrail sağına önderlik eden HaBayit HaYehudi lideri Naftali Bennett ile merkez sol muhalefetin lideri Knesset üyesi Tzipi Livni arasında nadir görülen bir fikir birliği sağlamış durumda.

Bennett Hamas’la anlaşma ihtimalini değerlendirirken “Teröristler terörün sonuç verdiği kanısına varacak ve İsrail’in caydırıcılığı zarar görecek.” dedi. Livni de “Bize karşı şiddet kullananları, bize ateş açanları ödüllendiriyoruz” mesajını Hamas’a kesinlikle vermemek gerektiğini söyledi.

Bu arada Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye 21 Ağustos’ta Gazze’de verdiği vaazda bu iki zıt ismin eleştirisini destekleyen sözler sarf etti. Haniye ufuktaki anlaşmayı kastederek Filistin halkına şöyle seslendi: “Bu, sizin kararlı duruşunuz ve mücadelenizin sonucu. Filistin direniş örgütleri Filistin halkına kalkan ve koruyucu olmaya devam edecek.”

Haniye Gazze’ye insani yardım sağlayacak anlaşma için Hamas’ın siyasi bir bedel ödemediğini savunurken ABD Başkanı Donald Trump’ın vadettiği “nihai” anlaşmanın “klinik olarak ölü” olduğunu söyledi.

Haniye muhtemelen Trump’ın aynı gün Batı Virginia’da yaptığı konuşmaya işaret ediyordu. Trump Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyarak can alıcı bir meseleyi masadan kaldırdığını ve böylece İsrail’in “nihai” anlaşma için ödeyeceği bedeli yükselttiğini söylemişti. Trump’ın özel temsilcisi Jason Greenblatt da geçen hafta Twitter’da aynı mealde bir mesaj paylaştı. İbranice, Arapça ve İngilizce paylaşılan mesaj şöyle diyordu: “Sunacağımız öneri kimseyi tam anlamıyla memnun etmeyecek ama gerçek bir barış sağlanacaksa bunun böyle olması gerekir. Barış ancak gerçeklere dayandığı zaman başarılı olur.”

Ne yazık ki ortadaki gerçekler hakiki bir barış için zorlu ideolojik ve siyasi tavizler gerektiriyor ve ne Filistin direniş örgütleri ne de İsrail hükümeti bu tip tavizler vermeye istekli değil. İsrail-Filistin ihtilafında kalıcı, iki devletli çözümü engellemek için bağnaz Müslümanlar (Hamas) İsrail’le ateşkese, hatta en büyük rakipleri El Fetih’le kısmi uzlaşmaya razı. Netanyahu hükümeti de can düşmanlarını kısa vadeli bir ateşkes için masaya davet ederken aynı amaçla hareket ediyordu.

İsrail-Hamas “düzenlemesi” için geçen hafta Kahire’de yapılan görüşmelere, İsrail işgalindeki topraklarda İran’ın “uzun kolu” olan İslami Cihat’ın genel sekreter yardımcısı Ziyad El Nehale de katıldı. Nehale 20 Ağustos’ta Filistin örgütlerinin Mısır’la anlaşmaya vardığını açıkladı.

Oysa mayıs 2016’da, İslami Cihat lideri Ramazan Abdullah Şallah ile İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in görüşmesinden sonra yapılan açıklamada tarafların Batı Şeria ve Kudüs’teki “Filistin uyanışını” güçlendirmeyi ve Gazze halkının İsrail ablukasına karşı kararlı duruşunu pekiştirmeyi ele aldıkları belirtilmişti. Şallah, İran’ın Filistin halkına desteğini överken İran’ı “bölgede barış ve istikrar unsuru” olarak tanımlamış, Arap dünyasını ise İsrail’le ekonomik ve askeri ilişkiler arayışında olmakla, İran’a karşı İsrail’in safında durmakla suçlamıştı.

Netanyahu’nun eski danışmanı Dore Gold’un kurduğu muhafazakâr bir düşünce kuruluşu olan Kudüs Kamu İşleri Merkezi o günlerde yaptığı değerlendirmede İran-İslami Cihat yakınlaşmasını İran’ın Filistin’deki etkinliğini artırma çabaları kapsamında okumak gerektiğini belirtmişti.

Hamas’la mevcut görüşmeler İran’ın müttefiki olan Katar’ı İsrail, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile mücadelesinde daha güçlü bir konuma taşıdı. İsrail bir yandan İran’ın Suriye ve Lübnan’daki müdahalelerine karşı sert yaptırımları savunurken, diğer yandan İran’a Gazze’nin kapısını açıyor. Kaldı ki İran’ın Batı Şeria ve Kudüs’te de gözü var.

Kanal 10’un 16 Ağustos’ta verdiği ve kimsenin yalanlamadığı habere göre İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman 22 Temmuz’da Katar’ın Filistin Büyükelçisi Muhammed El Emadi ile Kıbrıs’ta gizli bir görüşme yaptı. Görüşmede Gazze’de ateşkes, Hamas’ın elindeki İsrailli vatandaşlar ve asker naaşları konuşuldu. Aynı Liberman bir yıl önce başat Arap devletlerinin teröre destek verdiği gerekçesiyle Katar’la ilişkilerini kesmesi üzerine “Hiç kuşkusuz ki bu durum terörle mücadelede pek çok iş birliği imkânına yol açıyor.” demişti. Katar Dışişleri Bakanı Muhammed Bin Abdülrahman El Sani ise aynı günlerde Moskova’ya yaptığı ziyarette Hamas için “meşru bir direniş hareketi” demişti.

İsrail’in Katar’la flörtü, bu zengin emirlik için Washington’ın kapısını açmakta da etkili oldu. Oysa daha geçen sene Washington, Katar’a karşı Suudi Arabistan’ın yanında yer almıştı. Geçtiğimiz haziran ayında Trump’ın damadı ve özel temsilcisi Jared Kushner başkanlığındaki bir Amerikan heyeti Doha’ya giderek Gazze Şeridi’nin yeniden imarı için Katar’dan mali destek istedi. BM temsilcisi Nikolay Mladenov da Gazze’de insani amaçlı projeler ve memur maaşları için birkaç yüz milyon dolar kopartmak adına Doha’nın kapısını çaldı.

İsrail hükümeti bir eliyle Avrupa destekli insan hakları örgütlerine baskı uyguluyor, ABD Başkanı’nı İran’la nükleer anlaşmadan çıkmaya zorluyor. Diğer eliyle ise İran ve Katar destekli terör örgütleri ile Filistin’le gerçek barış ihtimalini tümden çökertecek bir anlaşma kotarıyor.

Hamas’la anlaşmayı hedef alan mızraklar asıl amaçlarına ulaşamadı. “Düzenlemenin” ne kadar süreceğini, mağdur Gazze halkını ve Gazze sınırında yaşayan bitap İsrail vatandaşlarını ne kadar rahatlatacağını söylemek şu an mümkün değil. Ancak net olan bir şey varsa o da şu: İsrail-Hamas temaslarıyla şekillen “düzenleme” Batı Şeria ve Gazze Şeridi’ndeki güç dengesinde, hatta belki Orta Doğu’nun güç dengesinde bölgede terörü destekleyen başlıca iki devletin nüfuzunu pekiştirmiştir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: israil filistin çatışması

Akiva Eldar Al-Monitor'un İsrail'in Nabzı bölümünün köşe yazarlarındandır. Daha önce Haaretz'in baş yazarı ve köşe yazarı olarak çalışan Eldar, Hebrew gazetesinin de ABD temsilciliğini ve diplomasi muhabirliğini yürüttü. Yahudi yerleşimleri üzerine Idith Zertal ile birlikte yazdığı  "Lords of the Land" isimli son kitabı İsrail'in çok satanlar listesine girmiş ve İngilizce, Fransızca, Almanca ve Arapça'ya çevrilmiştir. 

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept