Suriye'nin Nabzı

Esad ABD'ye karşı aşiretlerden destek istiyor

By
p
Article Summary
Suriye rejim güçleri ABD ve diğer yabancı ülkelerin Suriye’deki askeri varlığına karşı Arap aşiretlerini seferber etmeye çalışıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Rusya destekli Suriye rejimi bir yandan ülkenin güneyinde kalan son muhalif bölgeleri ele geçirirken bir yandan da ülkenin batısında konuşlu yabancı güçlere, bilhassa da ABD’lilere karşı Arap aşiretlerini seferber etmeye çalışıyor.

Rejim güçlerinin 6 Temmuz’da Ürdün sınırındaki Nasip sınır kapısını ele geçirmesinden bir gün sonra Halep’te toplanan 55 Arap ve Kürt aşireti “Türk saldırıları ve destekçilerine --yani ABD, Fransa ve diğer ülkelere-- karşı Devlet Başkanı Beşar Esad liderliğindeki Suriye Arap Ordusu’na” tam destek verdiklerini açıkladılar.

2 Temmuz’da Halep’in kuzeyindeki Deyr Hafer’de toplanan yaklaşık 70 aşiret reisi ve üyesi de Halk Aşiret Direniş Birlikleri ismiyle yeni bir örgüt kurduklarını ilan ederek şu açıklamayı yaptılar: “Suriye’nin doğusundaki Amerikan, Fransız ve Türk birliklerine direneceğiz. Suriye topraklarına devletin izni ve eşgüdümü olmadan giren ya da müdahale eden tüm yabancı güçleri reddediyoruz. Halk Aşiret Direniş Birlikleri Suriye ordusunun belkemiğini oluşturacak.”

Amerikan ve Fransız güçleri, Suriye ve Irak’ta İslam Devleti ile mücadele için 2014’te kurulan uluslararası koalisyon kapsamında aşiretlerin çoğunlukta olduğu Fırat Nehri’nin doğusunda konuşlandılar. Birlikler Suriye’nin doğusunda üç farklı etnik ve demografik yapıya sahip bölgede faaliyet gösteriyorlar: Rakka, Haseke ve Deyrizor.

2015’te Suriyeli aşiret ve aileleri ortak bir hedefte buluşturmak ve yeni Suriye’nin inşasında bir araya getirmek için kurulan Suriyeli Aşiretler ve Aileler Yüksek Konseyi’nin Sözcüsü Meder El Esad ise Haseke nüfusunun yüzde 80’inin Arap ve Süryani, Rakka nüfusunun da yüzde 98’inin Arap, Deyrizor’un da tümüyle Arap nüfustan oluştuğunu söylüyor.

Öte yandan rejimin kontrolü altındaki bölgelerde, bilhassa da Fırat’ın doğusunda rejime desteğini açıklayan ve yabancı güçlerin Suriye’ye müdahalesini kınayan aşiretlerin sayısı giderek artıyor. Halep ve çevresinde faaliyet gösteren rejim yanlısı aşiret grubu Liva El Bekir nisan ayında ABD güçlerini Suriye’den defetmek amacıyla askeri harekât başlatacaklarını ilan etti. Bu açıklama, ABD Savunma Bakanı Jim Mattis’in nisanda Fransa’nın, Suriye’nin kuzeydoğusundaki ABD birliklerine destek için bölgeye asker sevk ettiğini açıklamasının ardından geldi.

Suriye savaşının başından bu yana muhtelif gruplar toplumun önemli bir unsuru olan aşiretlerin güç ve nüfuzundan faydalanmaya çalışıyor. Bu, birçok aşiretin kendi içinde bölünmesine ve aşiret reislerinin güçlerini kaybetmesine yol açtı. Örneğin, Deyrizor’daki Bakkara Aşireti’nin Şeyhi Emir Cassim El Beşir önce muhaliflere destek verdiğini açıklamış sonra da rejime bağlılık yemini etmişti. Suriye’nin en büyük aşiretlerinden biri olduğu belirtilen aile bu şekilde ikiye bölünmüştü.

Rejim aşiretleri kendi yanına çekme çabalarını sürdürürken rejim karşıtı aşiretler ve aileler de Türkiye’nin başkenti Ankara’da bir konferans düzenleme kararı aldı. Ancak konferans için henüz bir tarih belirlenmedi. Suriyeli muhalifleri destekleyen Suriyeli Aşiret ve Aileler Yüksek Konseyi’nin üyelerinden Şeyh Faysal El Sultan Şam rejiminin, ABD ve diğer yabancı güçlere karşı bir aşiret birliği oluşturma çabalarının “aşiretlerin uluslararası alanda önem kazanmasıyla ortaya çıkan bir propagandadan” ibaret olduğu söyledi. Sultan Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Rejim aşiretlerin kendi tarafında olduğunu göstermek istiyor. Ama yedi yıldır muhaliflere karşı savaşta seferber edebildiği tek bir aşiret yok, aşiretlerden bir silahlı güç oluşturmayı da başaramadı.”

Suriye sahnesinde halihazırda birçok yabancı oyuncu var. Suriye’nin kuzeyindeki aşiretleri bir araya getirmeye ve seferber etmeye çalışan güçlerden biri de Türkiye. Bu aşiretler, Ankara’nın desteğiyle 2017’nin aralık ayında İstanbul’da bir konferans düzenlemişler, konferansa bazı Kürt ve Türkmen aşiretlerin temsilcileri de katılmıştı.

Suudi Arabistan’ın Suriye’nin kuzeyinde, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolündeki bölgelerde faaliyetlerini artırması da bölgesel ve uluslararası rekabetin bir diğer göstergesi. Suudi Dışişleri Bakanı Tamer El Şaban bu kapsamda ekim 2017’de yeniden imar konusunu görüşmek üzere bölgeye bir ziyaret gerçekleştirmişti.

Kürtlerin, başta da SDG çatısı altında savaşan Halk Savunma Birlikleri (YPG) güçlerinin ise Haseke’de rejimden yana tavır alması kuvvetle muhtemel. SDG’nin başlıca destekçisi ABD haziran ayında Kürtlerin Menbic’den tasfiyesi için Türkiye ile uzlaştı. Kürtler Türkiye’nin Afrin’e girmesine itiraz etmeyen ABD tarafından yalnız bırakıldıklarına inanıyorlar.

Kürtler ile Suriye rejimi arasındaki ilişkilerin geliştiğini söyleyen Beşir, “Rejim, Deyrizor ile Rakka arasında bir güvenli bölge oluşturmaya çalışıyor” diyor. Beşir’e göre, Şam rejimi Kürt gruplarla olan ilişkilerini kullanarak “Deyrizor’da Kürt varlığını reddeden aşiretler üzerinde baskı kurmaya çalışıyor.”

Yaklaşık 2 milyon mensubu olan Bakkara’nın Suriye’nin en geniş aşiretlerinden biri olduğunu kaydeden Beşir, aşiret üyelerinin çoğunlukla Deyrizor’da yaşadığını ancak Rakka’dan Haseke’ye kadar uzanan bölgede geniş bir nüfuz alanına sahip olduklarını anlatıyor. Bu bölgeler SDG’nin kontrolünde olsa da Beşir aşiret üyelerinin SDG saflarına katılmadığını vurguluyor.

Irak sınırında bulunan petrol zengini Deyrizor başlıca üç aşirete ev sahipliği yapıyor: Vilayetin batısından Rakka’ya kadar uzanan bölgede etkin olan Bakkara, Deyrizor ile güneydoğudaki El Bukamal arasında nüfuz sahibi olan Alkidat ve Rakka ile Fırat’ın doğusu arasında kalan bölgede faal olan El Busraya aşiretleri.

Beşir şöyle devam ediyor: “Rejim, Kürtler ile SDG içinde yer alan Arap aşiretleri arasındaki ittifakı bozamaz. Bu aşiretler rejimi hasım görüyor. Ama bu geçici ve temeli olmayan bir ittifak, her an dağılabilir. ABD sayesinde fiili güç aslen Kürtlerde -başta da YPG’de. Arap aşiretler zayıf oldukları için Kürtlerin çekilmesi halinde bölgenin rejim tarafından ele geçirilmesinden de korkuyorlar.”

Hem İD’le mücadele kapsamında ağır kayıplar veren hem de pek çok üyesi çatışmalardan kaçarak başka yerlere sığınan aşiretler, geniş çaplı bir askeri çatışmaya girecek mühimmattan ve güçten yoksunlar.

Ancak çatışmaların ve bölgesel aktörler arasındaki husumet sürdüğü düşünüldüğünde Suriye’nin doğusu halen her türlü ihtimale açık. Savaşa giren yabancı aktörlerin sayısı giderek artarken, ABD güçleri çekildikten sonra yerlerini Arapların alacağına dair söylentiler söz konusu.

Esad ise aşiretlerin büyük bölümünün rejim güçlerinin kontrolündeki bölgelere dönmeyeceği ve rejimle iş birliği yapmayacağı görüşünde: “Suriyeli aşiretlerin içinde rejim yanlısı olanların oranı yüzde 10’u bile bulmuyor. Devrimi destekleyenlerin oranı yüzde 70. Geri kalan yüzde 20 ise sessizliğini koruyor."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: tribes, syrian opposition, syrian regime, tribal politics, ypg, us involvement in the middle east, bashar al-assad

Mohammad Bassiki is a Syrian journalist and researcher focusing on policy analysis and economics of the Middle East. He is the founder and editor of the Syrian Investigations Unit and former editor for Aliqtisadi.com. Bassiki's investigative articles for Arab and international media outlets cover the Syrian conflict and its associated impacts involving corruption, human rights violations and economics. On Twitter: @MohammedBassiki

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept