Filistin'in Nabzı

Suudi Arabistan gözünü Kudüs’teki kutsal mekânlara mı dikti?

By
p
Article Summary
Suudi Arabistan’ın Kudüs’te kutsal mekânlar üzerindeki himaye yetkisini Ürdün’den almaya çalıştığı bildiriliyor. Yaygın görüşe göre bu çabalar, ABD’nin hazırlamakta olduğu Orta Doğu çözüm planıyla alakalı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

GAZZE ŞEHRİ, Gazze Şeridi — Filistin Yönetimi’nden üst düzey bir yetkilinin Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre Suudi Arabistan, Ürdün’ün Kudüs’te kutsal mekânlar üzerindeki himaye rolünü almak için perde arkasından yoğun çaba sarf ediyor. Görünen o ki bu baskı, Suudilerin ABD’yle yakın ilişkisi ve Başkan Donald Trump’ın Orta Doğu barış planını Araplara kabul ettirme isteğiyle ilgili. Ürdün bu plana destek vermiyor.

Yetkilinin verdiği bilgi, İsrail’in Haaretz gazetesinde 22 Haziran’da yayımlanan haberle örtüşüyor. Haberde, Suudi Arabistan’ın himaye rolünü Ürdün’ün elinden almak istediği konusunda Ürdün monarşisinin kaygılı olduğu belirtiliyordu.

1994 Ürdün-İsrail barış anlaşması dâhil İsrail’le imzalanan barış anlaşmaları Ürdün’ün himayesini güvenceye almıştı. Mart 2013’te ise Filistin Yönetimi Başkanı Mahmud Abbas ve Ürdün Kralı II. Abdullah, Ürdün’ün himayesini pekiştirmek amacıyla Kudüs’ü ve Kutsal Mekânları Koruma Anlaşması’nı imzalamıştı.

Ürdün’ün himayesi, kutsal mekânların yönetim ve güvenliğine nezaret etmesi anlamına geliyor. Ürdün Evkaf Bakanlığı’na bağlı El Aksa Cami Müdürlüğü, 144 dönümlük El Aksa Cami alanının idaresi ve korunmasıyla ilgili işlerde 1000 kadar görevli çalıştırıyor.

Bahsi geçen üst düzey Filistin Yönetimi yetkilisi Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Suudi Arabistan, mekânların himayesini almak için zemin hazırlıyor ve Kudüs’teki Filistin toplumuyla ilişkilerini güçlendirmeye çalışıyor. Bu fikri konuşmak ve Kudüslülerin desteğini almak için Kudüs’teki önemli dini isimlerin, kanaat önderlerinin Suudi Arabistan’a gidip Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’la görüşmesini sağlamaya çalışıyor.”

Kaynağa göre Suudi yetkililer ayrıca yakın zamanda Filistin Yönetimi’nden etkili isimlerle temasa geçerek Suudi din adamları ile medyadan tanınmış isimlerin Kudüs’ü ziyaret etmesini, buradaki halkla bağları güçlendirmesini arzuladıklarını bildirdiler. Kaynak, bu yetkililerin kim olduğunu açıklamak istemezken Suudilerin, bu tip bağlar geliştirerek neyi amaçladıklarını açıklamadıklarını belirtti.

Filistin’in El Ayyam gazetesinde yazan siyasi yorumcu Telal Avkal’a göre Suudi Arabistan’ın Kudüs’teki kutsal mekânlara yönelik ani ilgisi, ABD’nin barış planına karşı çıkan Ürdün’ü baskı altına almayı amaçlıyor. Al-Monitor’a konuşan Avkal, önerilen anlaşmayla Kudüs konusunun Filistin-İsrail barış müzakerelerinin gündeminden çıkarılacağını belirtti. ABD, Filistinlilerin sert tepkisine rağmen Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanımıştı.

Avkal’a göre Trump, barış planının Orta Doğu’da kabul görmesi için Suudi Arabistan’ın başat bir rol oynamasını bekliyor. Avkal, ABD yönetimi için kritik ortak sayılan Suudi Arabistan’ın Arap ve Müslüman dünyalarını büyük ölçüde temsil ettiğini ama bu konuda Filistinlileri temsil etmekten uzak olduğunu vurguladı. Öte yandan Ürdün nüfusunun yaklaşık dörtte üçü Filistinlilerden oluşuyor.

FKÖ İcra Kurulu üyesi Ahmed Mecdelani medyaya daha önce verdiği demeçlerde ABD’nin çözüm önerisinin Filistin davasını ortadan kaldırmayı amaçladığını ve önerilen anlaşmayı Filistin tarafına Suudi Arabistan’ın ilettiğini söylemişti.

FKÖ İcra Kurulu’nun bir diğer üyesi Vasıl Ebu Yusuf, Al-Monitor’un sorusuna karşılık Suudi Arabistan’ın kutsal mekânların himayesini üstlenmek istediği iddiasını doğrulamaktan da teyit etmekten de kaçındı.

Arabi21 haber sitesinin ocak ayında atıfta bulunduğu Ürdünlü bir kaynak, Ürdünlü yetkililerin kapalı kapılar arkasında Suudilerin Kudüs’e yönelik adımlarını görüştüklerini ve Ürdün’ün himayesi konusunda endişeli olduklarını belirtmişti.

Kudüs’teki en önemli dini otoritelerden biri olan ve daha önce El Aksa Cami Müdürlüğü’nde vaaz ve irşat başkanlığı yapan Raid Dâna, Al-Monitor’a yaptığı açıklamada Suudi Arabistan’ın kutsal mekânların idaresini almak için “ciddi ve gerçek” bir çaba içinde olduğunu söyledi. Dâna, bu gayretlerin Trump’ın Mayıs 2017’deki Suudi Arabistan ziyaretinin ardından başladığını vurguladı.

Londra merkezli El Kuds El Arabi gazetesi de 17 Aralık’ta Fas’ta düzenlenen Arap Parlamentolar Birliği toplantısında Ürdün ve Suudi heyetleri arasında perde arkasında görüş ayrılıkları yaşandığını açıklamıştı. Habere göre Suudi tarafı, Ürdün’ün Kudüs’te kutsal mekânlar üzerindeki himayesini reddetmişti.

Dâna şöyle devam etti: “Geçtiğimiz ocak ayında Suudi Arabistan, Kudüs’ten dini bir heyeti Suudi Arabistan’a davet ederek kutsal mekânlar üzerinde Suudi himayesinin kabulü için ikna etmeye çalıştı. Ancak heyetin bazı üyeleri Suudi Arabistan’a gitmeyi reddetti. Bu görüşmeler tam bir karartma altında yapıldı. Bu nedenle ben Suudilerin bu yöndeki girişimlerini bugünlerde yeniden canlandırmasını ihtimal dışı görmüyorum.”

Suudi yöneticiler Kudüs’teki kutsal mekânları yönetme arzularını açıkça dile getirmiş değil. Ancak Suudi medyasındaki bazı çevreler bu yönde konuşmalar yapıyor. Örneğin Suudi kraliyet ailesine yakın bir isim olan Abdul Hamid El Hâkim, BBC’nin 16 Mayıs’taki "Talking Point" programında Kudüs’teki kutsal mekânların Suudi idaresinde olmasını savundu.

Arap Birliği’nin 15 Nisan’daki son zirvesinde de Suudi Arabistan Kudüs’e özel bir ilgi gösterdi. Suudi Kralı Selman Bin Abdülaziz El Suud açılış toplantısında Kudüs’teki İslami kutsal mekânlara 150 milyon dolarlık bir bağışın duyurusunu yaptı.

Uluslararası Kudüs Merkezi Başkanı Hasan Hatır, Al-Monitor’a şu değerlendirmede bulundu: “Suudiler bu bağışla (...) Kudüs’teki toplumla yakınlaşmayı ve bu yoldan Kudüs’teki kutsal mekânlar üzerinde Suudi himayesini kabul ettirmeyi amaçlıyor. Ancak Kudüslüler, bunun Suudi-ABD yakınlaşmasıyla bağlantılı olduğuna inanıyor. ABD’nin çözüm planı ve Suudi himayesinin dayatılması, bu yakınlaşmayla örtüşüyor.”

Hatır şöyle devam etti: “Kudüs’teki kutsal mekânlarla ilgili kavgada Suudi Arabistan’ın, El Aksa Cami’nin bölünmesi gibi İsrail yanlısı Amerikan fikirlerini uygulatmak istediği yönünde kaygılar var. Bu fikirler, ABD’nin çözüm planının parçası olabilir. Henüz açıklanmamış olan bu plan, Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyan bir Amerikan yönetiminin ürünü olması nedeniyle Filistinliler tarafından reddediliyor. Bu arada Suudi Arabistan’dan İsrail’e yakınlık gösteren açıklamalar da geldi.”

Bu açıklamaların bir örneği, Suudi Veliaht Prensi’nin 2 Nisan’da The Atlantic dergisine verdiği mülakattı. Veliaht Prens, Yahudi halkının bir Filistin devletinin yanında kendi ulus devletine sahip olma hakkını tanıdığını söyleyen ilk Arap lider oldu.

Avkal, Suudilerin Kudüs’teki kutsal mekânların himayesini alması önünde ciddi engeller olduğunu düşünüyor. Başlıca engel Suudi Arabistan ile Kudüs arasında coğrafi bir bağlantının olmaması. Avkal ayrıca Kudüs’teki dini önderlerden ve Arap devlet başkanlarından destek gerekeceğini, dolayısıyla Suudi Arabistan’ın böyle bir hedefin hâlâ çok uzağında olduğunu vurguladı.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Küdüs

Rasha Abou Jalal  Gazze’de yaşayan ve serbest çalışan bir gazeteci yazardır. Uzmanlık alanı, siyasi haberler ve güncel gelişmelere ilişkin insani ve toplumsal konulardır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept