Rusya ve Orta Doğu

Rusya’nın ‘Helsinki gündemi’ ve Suriye’deki denge oyunu

By
p
Article Summary
Helsinki zirvesinin ardından Rusya, Suriye konusunda farklı tarafların beklentilerini karşılamaya çalışıyor: İsrail için güvenlik, İran’la iş birliği, Batı’yla diyalog. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

MOSKOVA — ABD Başkanı Donald Trump ile Rus mevkidaşı Vladimir Putin’in Helsinki zirvesinin ardından Moskova, Suriye’deki durumla ilgili müttefiklerine güven vermeye, taahhütlerini yerine getirmeye dönük adımlar atıyor. Bu bağlamda Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Alexander Lavrentiev 19 Temmuz’da Tahran’a gitti ve İran Milli Güvenlik Yüksek Konseyi’nden yetkililerle görüştü. Bu yetkililer arasında Genel Sekreter Yardımcısı Said İrvani de vardı.

Rus temsilci iki saati aşan görüşmede İrvani’ye Helsinki zirvesinin Suriye bağlamındaki sonuçları hakkında bilgi verdi, iki ülkenin Suriye’deki koordinasyonu çerçevesinde atılabilecek yeni adımları görüştü.

Trump ve Putin 16 Temmuz’daki zirvede Golan Tepeleri’ndeki durumu ayrıntılı olarak ele aldı. Baş başa görüşmenin ardından düzenlenen basın toplantısında Putin, İsrail ve Suriye güçlerini ayıran 1974 anlaşmasını “Golan Tepeleri’ne barış getirmenin, Suriye ile İsrail arasındaki ilişkileri daha barışçıl kılmanın ve ayrıca İsrail devletinin güvenliğini sağlamanın” yolu olarak gördüklerini belirtti.

Güney Suriye’deki muhalif militanların teslim şartlarını kabulüyle elde edilen büyük başarının ardından Cumhurbaşkanı Beşar Esad şimdi İsrail işgalinde olan Golan Tepeleri’ndeki sınırda kontrolü sağlamak üzere.

Lavrentiev İran ziyaretinden önce, 16 Temmuz’da yaptığı açıklamada “Suriye’nin güneyinde İranlı güçler yok ve hiçbir zaman olmadı” dedi. Ancak bölgede İranlı danışmanların olup olmadığı sorusunu geçiştirdi. Lavrentiev ayrıca şu ifadeyi kullandı: “Terörle mücadele devam ediyor. Gerilimi azaltma bölgelerine gelince, savaşan tarafları uzlaştırma çalışmalarına ılımlı grupların katılımıyla devam ediyoruz.”

Rusya’nın Şam Büyükelçisi Aleksandr Kinşak ise üç gün sonra çok daha net bir ifadeyle şöyle dedi: “Suriye’nin güneyinde İran yanlısı silahlı birlikler yoktur. Bu konu zaten çözülmüştü. Suriye’nin güneyinde İran yanlısı, Şii birliklerin bulunmadığını farklı kaynaklardan defalarca duydum.”

Putin’in Trump’la görüşmesi ve İsrail’in güvenlik kaygılarını kapsamlı şekilde ele almasından sonra İran’la yapılan temaslar, Rusya’nın karmaşık Suriye denkleminde izlediği denge yaklaşımının parçası.

Helsinki görüşmesi öncesinde Rusya’dan üç ana beklenti vardı: İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun Suriye-İsrail sınırında İran varlığının giderek arttığı iddiası karşısında İsrail’in güvenliğini garanti etmesi, Suriye’nin diğer bölgelerindeki İran nüfuzunu frenlemesi, ABD ve ilgili Avrupa devletleriyle belli bir angajmana rıza göstermesi. Tüm bunların amacı ABD’nin Suriye’den çekilmesine zemin sağlamaktır.

Bu bağlamda Rus yetkililerinin Helsinki sonrası açıklamaları ve adımları, her bir tarafa ayrı sözler verdiği anlaşılan Moskova’nın bu sözleri -- İsrail için güvenlik, İran’la iş birliği, Batı’yla angajman – tutacağı mesajını vermeyi amaçlıyor.

Al-Monitor’un 19 Temmuz’da aktardığı gibi Rusya’nın İran Büyükelçisi Levan Cagaryan Suriye’de, İran’la İsrail arasında askeri çatışma ihtimalinden kaygı duyduklarını belirtti. Büyükelçi Rusya’nın İran’a nasıl yaklaştığını da şu sözlerle ifade etti: “İran baskı uygulayabileceğiniz bir ülke değildir. Bağımsız bir dış politika yürüten büyük bir ülkedir. İran’la ancak ikna yoluyla çalışabilirsiniz, baskı ters teper.”

Dolayısıyla Rusya bir yandan Golan Tepeleri ile ilgili vizyonunu kademeli olarak hayata geçirmek için kararlı bir şekilde ilerliyor bir yandan da İran’a, büyük bir bölgesel savaşın sakıncalarına kıyasla bu yaklaşımın onun menfaatlerini en az zedeleyeceğini anlatmaya çalışıyor. Moskova ayrıca Tahran’ı şu konuda ikna etmeye çalışıyor: Rusya’nın Golan Tepeleri’ne ilişkin önerisi onun İsrail’e öncelik verdiği anlamına gelmiyor ve Suriye’de her iki ülkenin terörist olarak gördüğü gruplara karşı iş birliğini zedelemiyor. Trump ve Netanyahu’nun gözünde İsrail’in güvenliğine en büyük tehdit İran’dan kaynaklanıyor ve bu bağlamda Moskova satır arasında Trump yönetimine İsrail’in güvenliğini sağlayabileceği mesajını veriyor.

Rusya’nın, İsrail ve ABD ile flört etmesi İran’ı doğal olarak tetikte tutuyor. Ancak özellikle şu durumda İran’ın fazla seçeneği yok: Ya bazı değişikliklerle beraber Moskova’nın önerdiği yaklaşımı kabul edecek ya da bunu reddederek yaptırımların ve içerideki baskının üstüne askeri gerilimle karşı karşıya kalacak.

Aynı şey büyük ölçüde İsrail ve ABD için de geçerli. İsrail ve ABD, Rusya’nın bu politikada başarılı olacağına pek inanmıyor. Ancak İsrail’in güvenliği, Trump’ı Suriye savaşında ilgilendiren tek konu gibi görünüyor. Dolayısıyla Golan Tepeleri’nde ve güneydeki gerilimi azaltma bölgesinde Trump Rusya’nın vizyonunu kabul edebilir. Bu, onu Orta Doğu’da uğraşması gereken bir başka dertten kurtarmış olur. İsrail’e gelince durum bu kadar basit değil. Ancak İsrail her hâlükârda sadece kendine güvendiği için Rus önerisi ona İran’a karşı önemli bir “güvenlik katmanı” daha kazandırmış oluyor.

Putin’in Helsinki’de değindiği bir başka kulvar Rusya’nın Astana sürecindeki koordinasyonu ve “küçük grup” faaliyetlerini sürdürmeye açık olması. Bahsi geçen grupların buna istekli olup olmadığı belli değil ama Astana sürecinin katılımcıları, mülteciler konusunu ele almak üzere 30-31 Temmuz’da Soçi’de bir araya gelecek.

Buna paralel olarak Rusya, İran ve Türkiye liderlerinin bir araya geleceği yeni bir toplantının hazırlıkları da yapılıyor. Putin’in dış politika danışmanlarından Yury Uşakov toplantı tarihinin henüz belirlenmediğini söyledi ancak diplomatik kaynaklara göre üçlü görüşme büyük ihtimalle yaz sonunda veya sonbahar başında yapılacak. Böylece Putin, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan üçüncü kez bir araya gelmiş olacak. Daha önceki toplantılar kasım 2017’de Soçi’de ve geçtiğimiz nisan ayında Ankara’da yapılmıştı.

Son olarak Putin Helsinki’de insani amaçlı çalışmalarda bölgesel ve Batılı devletlerle iş birliğine hazır oldukları mesajını verdi. Moskova bu çalışmalar kapsamında 18 Temmuz’da Mülteci Kabul, Tahsisat ve Barındırma Merkezi’nin kurulduğunu duyurdu. Rusya Savunma Bakanlığı’nın Suriye makamlarıyla beraber oluşturduğu merkez, faaliyetlerini Rusya Dışişleri Bakanlığı’yla da koordine edecek. Merkezin görevleri “geçici olarak yerinden edilmiş kişilerin ve yabancı ülkelerdeki Suriyeli mültecilerin kalıcı ikamet yerlerine dönüşünü izlemek ve insani yardım, tıbbi yardım ve inşaat malzemeleri sağlamak” şeklinde açıklandı.

Moskova merkezin yerini güvenlik gerekçesiyle açıklamıyor. Ancak Rus kaynaklara göre merkezin ev sahipliğini “ya Şam ya da Suriye’nin güneybatısındaki bir başka büyük kent” yapacak. Bu yapı, her şeyden önce Suriye’deki yeniden imar ve uzlaşı sürecinde Rusya’nın kullandığı bir başka araç olacak. Zira bu süreç Rusya için sıradaki büyük aşama. Esad yönetiminin bu süreçte tek söz sahibi olmasından doğabilecek sıkıntıların farkında olan Moskova’nın hedefi, bir yandan Esad’ın yetkilerini sınırlandırmak, bir yandan da maddi yardım sağlayabilecek başka destekçilerin gelip şartları müzakere etmesine ortam yaratmak. Ne de olsa üç yıldır Orta Doğu’da olan Rusya Şark’a özgü pazarlık usullerinde de ustalaşıyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Donald Trump

Maxim A. Suchkov, Al-Monitor’un Rusya-Orta Doğu bölümünün editörüdür. Doktora derecesine sahip olan Suchkov, Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi’nde görev almakta, ayrıca Kuzey Kafkasya’daki Pyatigorsk Devlet Üniversitesi’ne bağlı Uluslararası İlişkiler Okulu’nda öğretim görevlisi ve araştırmadan sorumlu müdür yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Fullbright programı kapsamında 2010-2011’de Georgetown Üniversitesi’nde, 2015’te de New York Üniversitesi’nde misafir araştırmacı olan Suchkov, “Kafkasya ve Orta Doğu’daki Rus Dış Politikası Üzerine Denemeler” isimli kitabın yazarıdır. Twitter hesabı: @Max_A_Suchkov

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept