Irak'ın Nabzı

Irak Kürdistanı: Erbil saldırısı ciddi güvenlik zaaflarını açığa vurdu

By
p
Article Summary
Erbil’de valilik binasına düzenlenen saldırı yerli terör ağlarına ve Kürt bölgesindeki ciddi güvenlik zaaflarına ışık tutuyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Üç Kürt gencinin 23 Temmuz sabahı Erbil’de valilik binasına düzenlediği saldırıda bir kişi hayatını kaybetti, dört güvenlik gücü mensubu da yaralandı. Saldırı Irak Kürdistanı’nda yerli teröristlerin oluşturduğu tehdide ışık tutmakla kalmadı, tehlikeli bir güvenlik açığını da gözler önüne serdi: Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde (KBY) bu tip saldırıları engellemekle görevli çeşitli birimler istihbarat paylaşımında bulunmuyor.

Emniyet güçlerinin olaydan sonra paylaştığı güvenlik kamerası kayıtlarında sabah namazını kıldıktan sonra saat yedi sularında valilik binasına giden üç gencin binanın önünde tek başına bir sandalyede oturan polis memuruna yöneldiği görülüyor.

Saldırganlardan biri olan 16 yaşındaki Rahil Muhammed arkadaşlarının anlatımına göre şamatacı, eğlenceli bir kişiliğe sahipti. Kürdistan 24’e konuşan bir arkadaşı Muhammed’i şöyle anlatıyordu: “Güler yüzlü ve şakacıydı ama Selefiliği benimsedikten sonra çok dindar oldu. ‘Merhaba’ yerine ‘Allah bizi affetsin’ demeye başladı. Günün 24 saati camiye gidiyordu.”

Gençlerden biri tabancasıyla polis memuruna ateş ederken bir diğeri de AK-47 ile yaylım ateşi açıyor. İkilinin daha sonra birbirinden ayrılmadan binanın içinde dolaştığı, tam olarak ne yapacaklarını bilemediği görülüyor. Gençler silah kullanabiliyor ama kamera kayıtlarındaki hareketlerinden profesyonelce eğitilmiş militanlar olmadıkları anlaşılıyor. Kürdistan bölgesindeki diğer gençlerden farksız görünüyorlar. Tek fark o gün kan dökmek üzere gözü kara bir saldırıya girişecek kadar radikalleşmiş olmaları.

Saldırıda hayatını kaybeden kişi ise 1996’dan beri valilik binasında çalışan ve Erbil’de sevilen bir sima olan Mam Ferhan adındaki yaşlı bir Hristiyan’dı. Gençler binanın en üst katında güvenlik güçleriyle çatışmaya girdi. Altı saatten fazla süren çatışmanın sonunda üçü de öldürüldü.

Saldırıyla ilgili Al-Monitor’a bilgi veren bir emniyet kaynağına göre Kürdistan’da güvenlikten sorumlu başlıca birim olan Asayiş’in yetkilileri Daeş olarak da bilinen İslam Devleti’ne (İD) mensup “tehlikeli bazı tutukluların” bulunduğu ana Asayiş binasına eş anlı saldırı olacağından korkmuşlar. Kaynak, “Asıl hedefin Daeş’li tutukluları serbest bırakmak olduğundan endişelendiler. Bu nedenle Asayiş birimlerinin çoğu o gün başka hassas binaları korumak üzere teyakkuza geçti” dedi.

Al-Monitor’un edindiği bilgiye göre yüksek teyakkuz halinde olan güvenlik güçleri hassas kamu binalarını, İD’li tutukluların bulunduğu hapishaneleri ve petrol tesislerini korumak için ciddi önlemler alıyor.

Erbil Asayiş Müdürü Tarık Nuri’ye göre Asayiş birimleri 23 Temmuz sabahı saldırının devam ettiği sırada üç gencin evlerine baskınlar düzenledi ve bazı şüphelileri gözaltına aldı. Nuri üç hafta önce tutuklanan ve saldırıyla irtibatlı olduğu düşünülen radikal bir Kürt din adamına işaret ederek şöyle konuştu: “Valilik binasına saldırı olacağına dair istihbaratımız yoktu ama Mele İsmail Sosayi’yi tutukladığımızda onun bir şeyler planladığını anlamıştık. Mele İsmail Sosayi’den bazı silahlar ele geçirdik. (…) Kendisi Daeş’e biat ettiğini itiraf etti. (…) Ayrıca Daeş’e yardım eden ve Mele Sosayi’nin çevresiyle irtibatlı olan bir terörist grubunu tutuklamıştık.”

Erbil’de yaşayan bir kaynağın Al-Monitor’a aktardığına göre saldırıdan önceki gece tüm Asayiş birimleri teyakkuza geçmiş, kentte bazı kontrol noktaları oluşturarak kimlik kontrolleri yapmış.

Erbil’in en kıdemli emniyet görevlisi olan Nuri başkentin güvenliğinden sorumlu olan Kürdistan Demokratik Partisi’nin (KDP) web sitesinde yayımlanan mülakatında kendisine bağlı birimler ile Süleymaniye’de Kürdistan Yurtseverler Birliği’ne (KYB) bağlı Asayiş birimleri arasında hiçbir koordinasyon olmadığını söylüyor. Nuri aranan kişilerin yakalanması için Süleymaniye’deki Asayiş ile iş birliği yapılıp yapılmadığı sorusuna şu yanıtı veriyor: “Hayır, Süleymaniye ile böyle bir irtibatımız yok. Hakkında tutuklama kararı olup da Süleymaniye’de yaşayanlar var.”

KYB ve KDP tüm Kürdistan’ın güvenliğinden sorumlu olması gereken KBY’nin parçası ama fiiliyatta KYB ile KDP’nin güvenlik güçleri arasında herhangi bir koordinasyondan söz etmek zor.

Bölge için bu son derece endişe verici bir durum. Zira Peşmerge güçleri üç yıl boyunca 1000 kilometrelik bir cephe hattında İD’le savaştı ve bu mücadelede 1800’den fazla mensubunu yitirdi. Son olarak Erbil’in güneybatısındaki Karaçok Dağı’nda gerçekleşen saldırıda, Belçikalı ve ABD’li askerlerin desteğiyle mücadele veren Peşmerge güçleri altı mensubunu kaybetti.

Kürdistan bölgesinden son yıllarda 700’den fazla Kürt genci İD’e ve başka radikal gruplara katıldı. İD’in propaganda kolu olan Nashir News, 23 Temmuz’da Telegram üzerinden örgüt mensuplarının Irak’ın Diyala, Kerkük, Selahaddin ve Ninova vilayetlerinde saldırılar düzenlediğini duyurdu ancak Erbil’den söz etmedi. Örgütün Irak güvenlik güçlerine yönelik saldırılarını son dönemde yoğunlaştırdığı görülüyor.

Bunun ötesinde 23 Temmuz saldırısı Kürdistan bölgesinde yan yana yaşayan farklı dini ve etnik grupların barış ve birlikteliğini tehdit eden yerli terör akımlarına ışık tutuyor. Irak’ta 2003’ten beri süren savaş ve şiddet olaylarından kaçan binlerce Sünni Arap Kürt bölgesine sığınmış durumda. Yetkililer, Evkaf ve Diyanet İşleri Bakanlığı üzerinden camileri ve vaizleri denetlemeye çalışsa da radikal bazı din adamları nefret ve mezhepçiliği kışkırtıyor, koalisyon güçleri de dâhil yabancılara yönelik saldırıları teşvik ediyor.

23 Temmuz saldırısıyla irtibatlandırılan radikal din adamı Sosayi aralık 2012’de şu ifadeleri kullanmıştı: “Amerikalılar mürtettir, bundan hiç kuşkumuz yok. Mürtet askerler ne zaman bir Müslüman toprağına gitse (...) orayı işgal eder ve gitmezler. Bunların topraklarımızdan gidene kadar öldürülmesi dini bir görevdir ama ne yazık ki ulema ve halk bu cesaret ve iradeye sahip değil.”

Erbil Asayişi tarafından daha önce de birkaç kez tutuklanmış olan Sosayi eylül 2010’daki bir vaazında da Şiileri şöyle aşağılamıştı: “Bunlar, Sünnileri kâfir olarak ve Yahudilerden bile daha aşağı görür. Bunlara karşı uyanık olmamız lazım. (...) Bunlar gittikleri her yeri mahvederler.”

Kürt yetkililer, İD’in artık ciddi bir tehdit arz etmediği ancak radikal akımların Kürdistan bölgesi için halen tehlike olduğu görüşünde. Erbil Valisi Nevzat Hadi’nin Amerika’nın Sesi’ne belirttiği gibi “Daeş’in Kürdistan’da örgütlenmesi ve silahlı adamları olmadığı doğru ama Erbil’de valilik binasına saldırı düzenleyenler Daeş’in ideolojik olarak hâlâ var olduğunu gösterdi.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Özel etkinlikler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Lobbying newsletter delivered weekly
Bu bölümlerde bulundu: İslam Devleti, Kürtler ve Kürdistan

Fazel Hawramy, şu an Irak Kürdistanı’nda yaşayan bağımsız bir gazetecidir.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept