Türkiye'nin Nabzı

Tarihi seçimde güvenlik endişesi

By
p
Article Summary
Türkiye yönetim sisteminin değişeceği 24 Haziran seçimlerine seçim güvenliği tartışmalarıyla gidiyor. Muhalefet özellikle Güneydoğu için muhalefet kaygılı.

DİYARBAKIR – Türkiye’nin yönetim sisteminin değişeceği kritik cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleri yaklaşırken muhalefet partilerinin ortak bir kaygısı var: Sandık güvenliği.

Sandık güvenliğinden en çok endişe edilen yerlerin başında sonuçlar açısından kilit öneme sahip Güneydoğu geliyor. İktidar partisinin mecliste yeniden çoğunluğu alabilmesinin en kolay yolu, Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) baraj altında kalması. HDP seçmeninin cumhurbaşkanlığı seçiminde de belirleyici olacağı öngörülüyor.

Tartışmaları alevlendiren Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) Güneydoğu’daki 19 ilde bazı sandıkları birleştirme kararı oldu. 24 Haziran seçimlerinden kısa süre önce yasalaşan düzenleme ile vali veya il seçim kurulu başkanına seçimden bir ay önce sandıkları en yakın seçim bölgesine taşıma ve sandık bölgelerinin birleştirilmesini talep etme yetkisi tanındı.

YSK Başkanı Sadi Güven 28 Mayıs’ta Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada sandık taşıma kararlarından 144 bin seçmenin etkilendiğini belirtti. Seçim güvenliği gerekçesine işaret eden Güven, seçmenlerin en fazla beş kilometre yürüyeceğini savundu.

HDP’ye göre ise amaç partinin baraj altında bırakılması. Al-Monitor’a konuşan HDP milletvekili Mithat Sancar, “Bu güvenlik için değil tamamen seçmen iradesini kırmak için yapılan bir girişimdir” dedi.

Kararın ardından basın toplantısı düzenleyen HDP Sözcüsü Ayhan Bilgen de sandıkların HDP'nin yüksek oy aldığı yerlerden AKP'nin yüksek oy aldığı yerlere taşındığını vurguladı: “HDP’nin yüzde 70-80 oy aldığı köylerle ilgili taşıma kararı alındı. Sandıkların taşındığı köylerde de AKP’nin yüzde 70-80 oy aldığı görülüyor. (...) Bir başka örnek, HDP’nin %94 oranında oy aldığı Muş Merkez Suluca köyünün seçmenleri AKP’nin %75 oranında oy aldığı Arpayazı köyüne taşınmıştır.”

Bilgen’e göre “YSK’nın 144 bin seçmeni etkileyen sandık taşıma kararı seçimin sonucunu belirleyecek ciddi bir sayısal nitelik” taşıyor.

Olağanüstü Hâl koşulları da endişeleri artırıyor. Önceki yıllarda PKK’nın kırsal kesimdeki insanları tehdit ederek istediği partiye oy kullandırdığı, bazı yerlerde de güvenlik güçlerinin seçmenlere baskı yaptığı iddia edilirdi.

Diyarbakır’da geçmiş yıllardaki seçimlerde görev alan Metin Bakırhan daha önceki OHAL döneminde seçim güvenliğinin sıkça ihlâl edildiğini söyledi. Türkiye’nin bir kez daha OHAL şartlarında seçime gittiğini hatırlatan Bakırhan Al-Monitor’a şöyle konuştu: “OHAL’in olmadığı dönemde yapılan seçimlerin güven ve huzur içinde yapıldığını söyleyebiliriz. Ancak OHAL’in en şiddetli olduğu 1990’lı yıllarda seçim güvenliğinden bahsetmek imkânsızdı. Sandıkların güvenliği için görev yapacak müşahit bulmak mümkün değildi. Seçimde görev alacak görevliler ile birlikte ilçe seçim kurulu müdürünün bile güvenliği yoktu. Herkes psikolojik ve fiziki bir baskı altına alınıyordu. Bazen de kolluk ve ita amirleri vatandaşları kahve ve benzeri yerlerde toplayarak ‘şu partiye oy çıkarsa şu kadar mahalleyi yakarım’ tehditleri savuruyorlardı. Yani güvenliği sağlamakla görevli olanlar güvenliği tehdit edebiliyorlardı. OHAL dönemlerinde yapılan seçimlerde güvenlikten bahsetmek akıl kârı değildir.”

Peki sandık güvenliğinden bu kadar endişe eden partiler ne gibi önlemler alıyor? Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) sandık güvenliğini sağlamak amacıyla bir telefon uygulaması geliştirdi. Adil Seçim Seferberliği adlı uygulamayla CHP, görevlilerin sandık başında olup olmadığını kontrol edecek, sandık sonuçlarını hemen sisteme kaydedecek ve bu verileri YSK tutanaklarıyla karşılaştırabilecek.

HDP’nin YSK Temsilcisi Mehmet Tiryaki de sonuçları karşılaştırmak için bir program geliştirdiklerini söyledi.

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Tiryaki şöyle konuştu: “Sandık kurulu üyesi verebileceğimiz her yere üye vereceğiz. Veremeyeceğimiz yerlere de müşahit vermeye çalışacağız. Bunların aracılığıyla seçim iş ve işlemlerini baştan sona takip edeceğiz. Ayrıca bu müşahitlerimiz ve sandık kurulu üyelerimize kendi içimizde eğitim veriyoruz. Halk eğitim merkezlerinde seçim eğitimi verilecek. Bu eğitimlere de gitmelerini öneriyoruz.”

Oy sayımının takibi için de tedbir aldıklarını anlatan Tiryaki şöyle devam etti: “Bir program geliştirdik, YSK sistemine paralel biçimde. Sandık kurulu üyelerimiz ıslak imzalı sandık tutanaklarıyla, sayım döküm cetvellerini alacaklar, bunları anında sisteme girecekler. Böylece YSK verileri ile sandık görevlilerimizin verilerini karşılaştırma olanağı elde edeceğiz. Ayrıca diğer muhalefet partileriyle de görüşüyoruz. Onlarla da hem sandık kurullarında görev alma açısından, hem elimizdeki bilgileri paylaşma açısından epey bir yol kat ettik. Eğer sandığın başında olmazsanız kaygı duymanız gerekir. O yüzden bizim için en önemli şey sandıkların başında olmaktır.”

Muhalefet partileri endişelerini yüksek sesle dile getirse de iktidardaki AK Parti kendinden emin. AK Parti’nin YSK Temsilcisi Recep Özel endişelerin yaşanacak seçim mağlubiyetini kapatmak için dile getirildiği görüşünde.

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Özel şöyle konuştu: “Seçmen iradesinin daha doğru bir şekilde sandığa yansıması noktasında gerekli düzenlemeler yapıldı. Rahat bir ortamda seçmenin sandığa gideceği bir seçim olacaktır. Gerek YSK gerek seçim kurulları, sandık kurullarının bu işi hakkıyla yerine getireceklerini, emniyet güçlerinin gerekli önlemleri alacağını biliyoruz. Birtakım muhalefet partileri (AKP’nin alacağı galibiyeti) mevzuata ve uygulamalara yıkmaya çalışıyorlar, ondan dolayı yok ‘seçim güvenliği’ yok ‘sandık güvenliği’ diyorlar. Her siyasi partinin seçime katılan bir sandık temsilcisi ve müşahidi bulunuyor. Herkes kendi adamını göndersin, o gün orada görevli olmasına dikkat etsin, hiçbir tartışmaya mahal vermesin.”

Siyasi partilerle beraber sivil toplum kuruluşları ve bazı gruplar da gönüllü olarak seçim güvenliğine katkı sağlayacak çalışmalar yapacaklar. Bunlardan biri de Diyarbakır Barosu. Baro yönetimi ve üyeleri seçim günü gözlem ve tespit yapacaklarını duyurdu.

Seçim tarihi yaklaştıkça HDP’nin kaygılarını artıran başka gelişmeler de yaşanıyor. HDP’nin cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş tüm çağrılara rağmen tahliye edilmezken partinin meclis seçimlerinde aday gösterdiği isimlerin şimdiye kadar mahkemelerde bekletilen dosyaları birer birer karara bağlanmaya başlandı. Batman’dan birinci sırada milletvekili adayı olan İdris Baluken hakkındaki bir cezanın yüksek mahkemede onanması nedeniyle adaylığını kaybetti.

Bir yıldır üst mahkemede bekletilen KCK ana davası dosyası geçen hafta karara bağlandı. Davadaki 89 sanığın cezası onandı. Bu sanıklar arasında HDP’nin dört adayı da bulunuyor. Yasa gereği aldıkları ceza beş yıldan fazla olduğu için Yargıtay’ın onayı gerekiyor. Dört ismin adaylıkları şimdilik düşmeyecek ama seçime kadar karar onanırsa onların da adaylıkları düşebilir. Mahkûmiyet kararları seçimden sonra onanır ve bu adaylar seçilirse bu kez de milletvekilliğinin düşme riski söz konusu.

Tüm bunların üstüne önceki seçimlerde HDP’nin en fazla oy aldığı yerlerdeki sandıkların taşındığı düşünüldüğünde ve tablonun tamamına bakıldığında iyi niyetli düşünmek için yeterli neden görünmüyor.

Bu bölümlerde bulundu: Türkiye seçimleri

Mahmut Bozarslan gazeteciliğe 1996 yılında Diyarbakır’da başladı. Sabah Gazetesi, NTV ve El Cezire Türk’te muhabirlik yaptı. Bu sırada Fransız Haber Ajansı AFP’ye de serbest muhabir olarak katkıda bulundu. Bozarslan Kürt sorununun çeşitli yönleri, Irak Kürdistanı, kadın sorunu, mülteciler, yerel ekonomi gibi konularda haberler yaptı. Twitter hesabı: @mahmutbozarslan

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept