İsrail sağı Ermeni soykırımı konusunda tavır değiştiriyor

Sağcı İsrailli siyasetçiler “Ermeni Holokostu’nu” tanımaya nihayet istekli görünüyor. Ama bunun arkasındaki düşünce, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı sıkıştırmak ve iç siyasette puan kazanmak gibi görünüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor Osmanlı dönemindeki toplu Ermeni katliamlarının 100. yıl dönümü vesilesiyle Kudüs’te anma yürüyüşü düzenleyen Ermeni toplumu mensupları, 23 Nisan 2015 Photo by REUTERS/Ronen Zvulun.

İşlenmiş konular

gaza strip, turkish-israeli relations, mavi marmara, holocaust, armenian genocide, israel-turkey relations, gaza protests, israeli politics

May 22, 2018

Kendimi bildiğim bileli insanlık tarihinde tek bir Holokost olduğunu dinledim. Bizler Ermenilerin “soykırım” yaşadığını, Ruanda’da “kitlesel katliam” olduğunu öğrendik. İsrail’in Arap yurttaşlarının 70 yıl önce devlet kurulurken Arapça “Nakba” diye bilinen bir felaket yaşadığını, yurtlarından sürgün edildiğini öğrendik. Bizlere İbranice Holokost anlamına gelen “şoah” kavramını İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra işlenen katliamlar için kullanmanın Nazilerin yok ettiği 6 milyon Yahudi’nin anısına ahlaki ve tarihi bir haksızlık olacağı söylendi.

Ancak şimdi büyük bir değişim yaşanıyor ve üst düzey seçilmiş yetkililer Yahudilerin Holokost tekelinden vazgeçiyor. Eğitim Bakanı Naftali Bennett 16 Mayıs’ta Meclis Başkanı Yuli Edelstein’a “Türkiye’nin Ermenilere karşı işlediği holokostun İsrail tarafından tanınması” için çağrıda bulunurken “şoah” kelimesini kullandı. Likud’lu Kamu Güvenliği Bakanı Gilad Erdan da geçtiğimiz ay Başbakan Benjamin Netanyahu’ya "Ermeni holokostunu” tanıma çağrısı yaparken aynı kelimeyi kullandı.

Yine Likud partisinden olan Knesset üyesi Amir Ohana ise Facebook’tan paylaştığı mesajda Nazilerin işlediği suçlar ile Osmanlı’nın Birinci Dünya Savaşı’nda tahmini bir buçuk milyon Ermeni’yi katletmesi arasında doğrudan bir bağ kurdu. Ohana şöyle diyordu: “Hitler, kitlesel imha planını Wehrmacht subaylarına sunduğu zaman dünyanın tepkisinden çekinenlere güven vermek için ‘Ermenilerin yok edilmesinden bugün bahseden var mı?’ demişti. Sırf bu nedenle bile bu katliamı çoktandır resmi olarak tanımamız gerekirdi.”

Bu aslında ilk kez dile getirilen orijinal bir argüman değildi. Knesset tutanaklarına göz atıldığında muhalefetteki Yeş Atid partisi lideri Yair Lapid’in şubatta sunduğu Ermeni soykırımını tanıma tasarısında neredeyse bire bir aynı argümanı kullandığı görülecektir. Lapid şöyle konuşmuştu: “Bugün Knesset’in önünde duran konu, bir pratik meselesi veya bir dış politika meselesi değil, temel bir ahlak meselesidir. Biz Yahudiler bir holokostu görmezden gelebilir miyiz?”

Holokosttan kurtulan eski bir Knesset üyesinin oğlu olan Lapid’e göre İsrail Devleti’nin başka bir halkın soykırımını, kadın, çocuk ve yaşlıların katledilmesini göz ardı etme lüksü yoktu. Lapid “Bu ahlaki ve adil değil ve bizim bu konuda sorumluluğumuz var.” diyordu.

Peki, Ohana bu oturumda nasıl oy kullanmıştı? Oturuma gelme zahmetinde bulunan diğer 15 Likud üyesi gibi o da “ret” oyu kullandı. Bennett’in başında bulunduğu HaBayit HaYehudi partisinin vekilleri de öyle. Bennett ile Likud’un lideri Gilad Erdan ise oylamaya hiç katılmadılar. 2015’teki bir meclis oturumunda “Devlet olarak Ermeni katliamını tanıma, hakça davranıp bu konuyu kapatma zamanı geldi.” diyen Başbakan Yardımcısı Michael Oren de tasarıyı ret yönünde oy kullandı. Merkez sağ Kulanu partisinin tüm vekilleri de ret oyu verdi. Neticede Ermeni soykırımını tanıma tasarısı 28’e karşı 41 oyla Knesset’te reddedilmiş oldu.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Tzipi Hotovely aynı oturumda yaptığı konuşmada Dışişleri Bakanlığı’nın tasarıya karşı olduğunu söylemişti. Hotovely Ermeni halkının çektiği acıları ve yaşadığı trajediyi kabul etmenin önemli olduğunu vurgulamış ve ardından şöyle demişti: “Yahudi halkının yaşadığı tecrübeden dolayı onlarla derin bir özdeşleşme içinde olsak da bu konuda tavır alma imkânı yok. Konunun karmaşıklığı, diplomatik yansımaları ve bariz siyasi bağlam dikkate alındığında Ermeni soykırımını tanıma anlamına gelecek bir adım atmaya imkân yok. (...) Bu durumun yakın zamanda değişmesi beklenmiyor.”

Ermeni soykırımını tanıma çağrılarına hükümet nihayet kulak vermeye başladığına göre Netanyahu’nun Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la Gazze-İsrail sınırında onlarca Filistinli göstericinin öldürülmesi üzerine yaşadığı söz düellosu “durumu” değiştirmiş olabilir mi?

Böyle olduysa eğer ahlak ve vicdan söyleminin arkasında nelerin yattığını uluslararası toplum da Ermeniler de pekâlâ görecek ve bunun aslında diplomatik misilleme yapmak ve siyasi puan kazanmak için soykırımın yüzsüzce kullanılması olduğunu bilecek.

Avrupa Birliği’nin 11 üyesi dâhil soykırımı tanıyan 29 devletin izinden gitmek günün birinde Erdoğan rejimiyle uzlaşma ihtimalini kuşkusuz ki zedeler. 2010’da Gazze ablukasını delmeye çalışan Mavi Marmara filosu nedeniyle Türkiye’yle yaşanan sorunları çözmek için İsrail geri adım atmış ve gemiye düzenlenen komando baskınında ölenlerin ailelerine tazminat ödemeyi kabul etmişti. Oysa Ermeni soykırımının kabulünden geri dönmek mümkün olmaz. Anlık heyecanlarla veya halkla ilişkiler numarası olarak bu tip kararlar alınamaz.

Ermeni soykırımının tanınmasını yaklaşık 30 yıl önce öneren ilk isim olan Meretz partisi vekili Yair Tzaban’a göre soykırımın şimdi tanınması, günah işleyerek yapılan iyiliklerin değerini sorgulayan bir Yahudi kaidesini akla getiriyor. Al-Monitor’a konuşan Tzaban, ahlakçı hesaplaşmalar yerine her konuyu kendi içinde değerlendirerek tutum belirleyen vicdani yaklaşımı savunuyor. Bununla birlikte soykırımın tanınması için bir fırsat doğduğunu ve bunun kaçırılmaması gerektiğini düşünüyor.

Sağcı İsrail hükümetinin sert bir tenkitçisi olan Tsaban, Türkiye’den bu hükümete ağır eleştiriler geliyor diye Erdoğan’ın ve onun “Türk, Kürt ve Ermeni özgürlük savaşçılarının, demokrasi sevdalılarının ruh ve bedenlerinde derin izler bırakmış rejiminin” hayranı olmayacağını söylüyor. Aynı şekilde Erdoğan ve Gazze’yi kontrol eden Hamas tepki topluyor diye İsrail’i tehlikeli bir yöne götüren, Yahudi halkının barış umudunu körelten Netanyahu hükümetine yönelik eleştirilerini yumuşatmayacağını vurguluyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

İsrail ve Türkiye arasında buzlar eriyor mu?
Rina Bassist | Koronavirüs | Nis 13, 2020
Rusya, İsrail ile Hamas arasındaki oyunun kurallarını değiştirebilir
Shlomi Eldar | Rus etkisi | Mar 4, 2020
Halid Meşal’in gözü yeniden Hamas liderliğinde mi?
Adnan Abu Amer | | Oca 9, 2020
Hamas İsrail’in teşviklerini kabul edecek mi?
Adnan Abu Amer | Palestinian reconciliation | Kas 26, 2019
İslami Cihat liderinin öldürülmesi hem Netanyahu hem Hamas’ın işine yaradı
Ben Caspit | | Kas 13, 2019

Recent Podcasts

Featured Video

More from  İsrail'in Nabzı

al-monitor
İsrail’in ilhak planı iki eski komutanın elinde
Ben Caspit | | Haz 12, 2020
al-monitor
İsrail ve Türkiye arasında buzlar eriyor mu?
Rina Bassist | Koronavirüs | Nis 13, 2020
al-monitor
Netanyahu’nun koronavirüse karşı gizli silahı: Mossad
Ben Caspit | Koronavirüs | Nis 1, 2020
al-monitor
Rusya, İsrail ile Hamas arasındaki oyunun kurallarını değiştirebilir
Shlomi Eldar | Rus etkisi | Mar 4, 2020