İsrail'in Nabzı

İsrail geçmişten hiç ders çıkarmıyor

By
p
Article Summary
İsrail’in bu hafta Gazze sınırında düzenlenen protestolar sırasında Filistinli göstericilere karşı gerçek mermi kullanması karar verme süreçlerindeki körlüğün sürdüğünü gösteriyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İsrail geçen hafta başarı hanesine bir dizi zafer ekledi. İlk olarak 12 Mayıs’ta Netta Barzilai Eurovision Şarkı Yarışması’nı kazandı, iki gün sonra 14 Mayıs’ta ABD’nin Kudüs Büyükelçiliği’nin açılışı yapıldı. Açılış nedeniyle Gazze sınırında çıkan olaylarda on binlerce Filistinliyi püskürten İsrail ordusu tek bir kayıp bile vermedi.

Onlarca Arap’ın öldürülmesi, binlercesinin yaralanması sevinçli kalabalıkların Tel Aviv’deki Rabin Meydanı’nda toplanıp İsrailli şarkıcının zaferini kutlamasına engel olmadı. Hamas kendi insanlarını İsraillileri öldürmeye gönderiyorsa bundan biz İsrailliler sorumlu olamayız değil mi? İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Tuğgeneral Ronen Manelis “Gazze’yi ölüme gönderenin” Hamas olduğunu söylemişti. Bu mesaj kamuoyunda fazlasıyla karşılık buluyor. Yahudilerin yüzde 83’ü IDF’nin Gazze sınırında hakiki mermi kullanmasını destekliyor.

Güney Afrika Tel Aviv Büyükelçisi’ni geri çağırdı, Belçika İsrail’in Brüksel Büyükelçisi’ne nota verdi de ne oldu? Türkiye’nin İsrail Büyükelçisi’ni sınır dışı etmesi kimin umurunda? Çılgın Amerikan Başkanı bizi desteklediği ve bir avuç kaçık Evanjelist bizim tarafımızda olduğu müddetçe İsrailliler sırf bir şey demiş olmak için konuşan Avrupalıların tepkisini umursamıyorlar. Ne de olsa gelecek sene düzenlenecek Eurovision yarışmasında hepsi kendi adayını “tümüyle bizim başkentimiz” olan Kudüs’e gönderecekler.

Kıdemli İsrailli diplomatlar ve savunma yetkilileri, ısrarla Hamas’ın uluslararası basında harekete yönelik ambargoyu aşmak için zavallı Gazzelileri sinsice İsrail’in zırhlılarının önüne attığını savunuyorlar. Gerçekten de ölü sayısı arttıkça Hamas’ın uluslararası haber sıralamasındaki yeri de yükseliyor. Gazze’deki çocukların yaşadıkları zorlukları ve Gazze’de yüzde 40’ı aşan işsizliğin alârm verici olduğunu anlatan haberler İsrailli yetkililerin meşru müdafaa savının arkasına sığınmasını zorlaştırıyor.

Aslında Gazze’deki ölü sayısının artmasının İsrail’in menfaatlerine hizmet etmediğinin İsrailli karar vericiler ve uzmanlar da farkında. Peki, ama öyleyse İsrail gibi teknolojik bir süper güç niçin sınırın öte yanındaki kitleleri bastırmak için gerçek mermi kullanmaya ihtiyaç duyuyor?

Son olarak ocak ayında İsrail’in eski Filistin bölgelerindeki hükümet faaliyetlerinin koordinatörü General Yoav Mordehay göğsünü gere gere İsrail’in Hamas’ın kazdığı üç tüneli tespit ederek yok ettiğini açıklamıştı. Mordehay Arapça yayım yapan El Hürriyet kanalına “İsrail aklı ve Yahudi beyni teröristlerin bütün tünelleri için tek bir çözüm geliştirmeyi başardı.” diye böbürlenmişti.

Aynı “İsrail zekâsı” Hamas, binlerce Filistinliyi Gazze sınırını geçip İsrail’e göndermek amacıyla “Büyük Dönüş Yürüyüşü”ne hazırlanırken hangi tünelde saklanıyordu? Sınırdaki protestoların yanlış yönetilmesi, İsrail’in 2014’teki Koruyucu Sütun Operasyonu’ndan önce tünel tehlikesine karşı çuvallayan “Yahudi beyni”nin halen hatalarından ders çıkaramadığını gösteriyor.

Hükümetin resmi denetçisi o dönem İsrail Bakanlar Kurulu’nun Gazze’de kazılan tünellerden yönelen tehlikeye karşı 2010-2014 yılları arasında hiçbir önlem almadığına dair çok sayıda kanıt ortaya koymuştu. Teftiş raporunda tehdidin boyutları ve önemi biliniyor olmasına rağmen İsrailli siyasilerin ve istihbarat çevrelerinin yıllarca bu konuya odaklanmadığı, tehdidin “düşük düzeyli tehdit” kategorisine bile alınmadığı vurgulanmıştı.

Gazze’deki iki milyon Filistinlinin yaşadığı sıkıntılar ile son İsrail karşıtı gösteriler arasındaki bağı örtbas etmek için beceriksizce söylemler geliştiren sivil ve askeri yöneticilere göre Hamas, İran’ın sağladığı kaynakla 100 dolar gibi küçük paralarla kadınları ve çocukları sınıra gitmek için kandırıyor. Peki, bir insanın bu kadar küçük bir meblağ için canını tehlikeye atması nasıl bir çaresizlik ve umutsuzluk gerektiriyor? Gazze’de fokurdayan tencerenin İsrail’in suratına patlayabileceğini görmemek için İsrail yönetiminin ne kadar idraksiz olması gerekiyor. Nitekim IDF’nin zekâ ölçümünden sorumlu aynı Mordehay da Koruyucu Sütun Operasyonu’ndan tam 18 ay önce Gazze’de giderek kötüleşen insani şartlar konusunda İsrail Bakanlar Kurulu’nu uyarmıştı.

BM’nin eylül 2015’te hazırladığı özel bir Gazze raporunda Gazze Şeridi’nde on yıldır süren İsrail ve Mısır ambargolarının yol açtığı şartların vahametine işaret edilerek bölgenin 2020’de yaşanmaz hale gelebileceği uyarısına yer verilmişti. İsrail Askeri İstihbarat Başkanı Tümgeneral Herzl Halevi de Knesset’in Dış İlişkiler ve Savunma Komisyonu’na 2016’da Gazze Şeridi’nin ağır bir ekonomik krizin pençesinde olduğunu söylemişti.

Ne var ki Savunma Bakanı Avigdor Liberman’a kimse bir şey öğretemez. Öyle ki Liberman, şubat ayında “ Gazze’de insani kriz falan yok, açık ve net. Biri ortaya böyle iddia attı, yanlış bilgi.” diye buyurdu. Konuya ilişkin Korgeneral Gadi Eizenkot’un raporuna işaret eden Bakan, “Genelkurmay Başkanı meseleyi ‘zorlu bir sivil realite’ diye tanımlıyor.” diye de ekledi.

Yaşasın farklılıklar! Teftiş kurulu Koruyucu Sütun Operasyonu raporunda istediği kadar Gazze’deki vahim su ve elektrik sıkıntıları, büyük işsizlik oranları, derin çaresizlik ve abluka hissinin “bir patlamayla sonuçlanabileceği” konusunda İsrail hükümetini uyarmış olsun, kimin umurunda!

Hükümetin Gazze’deki gösterilerde sergilediği tavır tepe yöneticilerin kayıtsızlıklarının hâlen devam ettiğini gösteriyor. Teftiş kurulunun Gazze sınırında son yaşanan krizi incelemek için boşuna vakit kaybetmesine hiç gerek yok. Çünkü manzara 2014 savaşından bu yana zaten hiçbir şeyin değişmediğini gösteriyor. Örneğin dönemin teftiş raporu, Gazze’ye ilişkin stratejik tartışmaların yalnızca askeri operasyonlara odaklandığına, Bakanlar Kurulu’nun Gazze Şeridi’ndeki alt yapı sorunları ve bunların İsrail’e yönelik olası yansımalarından haberdar olmasına rağmen diğer seçeneklerin tartışılmadığına dikkat çekmişti. Rapor, Başbakan Benjamin Netanyahu’yu olası diplomatik çözümleri Bakanlar Kurulu’na sunmadan sümen altı ettiği ve olası tehlikelere karşı farklı seçeneklerin değerlendirilmesini engellediği için ağır şekilde eleştirmişti.

Bu seçeneklerden biri de kısa süre önce manşetlerde yeniden yer bulan ve Arapça “hudna” diye bilinen İsrail ile Hamas arasında ateşkes seçeneği. Eski Şin Bet Danışmanı Mati Steinberg, Gazze halkının sıkıntılarını hafifletecek “küçük” ve Gazze limanının inşası gibi uzun vadeli alt yapı projelerine imkân verecek “büyük” şeklinde iki farklı hudna tanımı yapıyor

“Büyük” hudnanın şiddetin sonuç verdiği ve Hamas’ın hasmı El Fetih’in Batı Şeria’daki barışçıl tavrının boş olduğu şeklinde yorumlanabileceğine dikkat çeken Steinberg şöyle diyor: “Filistin Yönetimi Hamas’ın silahsızlanmasını hâlen ön koşul addederken İsrail’in Hamas’ın silahsızlanma talebinden vazgeçmesi saçmalığın daniskası olur.” Steinberg, bu nedenle büyük çaplı yerine iki devletli çözüme yönelik diplomatik müzakerelerle birlikte küçük çaplı bir hudnaya gidilmesi gerektiğini vurguluyor.

Ne var ki şu an için bize düşen yalnızca ABD Başkanı’nın İsrail ile Filistin arasında vaat etiği “nihai” barış anlaşmasını beklemekten ibaret. Hiçbir yere varmayacak bu bekleyişte Netta’nın Eurovision ödüllü “Toy” (oyuncak) şarkısını mırıldanabiliriz.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: music, israeli politics, us embassy, gaza strip, gaza blockade, hamas, gaza protests, israeli security

Akiva Eldar Al-Monitor'un İsrail'in Nabzı bölümünün köşe yazarlarındandır. Daha önce Haaretz'in baş yazarı ve köşe yazarı olarak çalışan Eldar, Hebrew gazetesinin de ABD temsilciliğini ve diplomasi muhabirliğini yürüttü. Yahudi yerleşimleri üzerine Idith Zertal ile birlikte yazdığı  "Lords of the Land" isimli son kitabı İsrail'in çok satanlar listesine girmiş ve İngilizce, Fransızca, Almanca ve Arapça'ya çevrilmiştir. 

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept