Suriye'nin Nabzı

Suriye Gelecek Partisi Türkiye’nin baskısı yüzünden mi kuruldu?

By
p
Article Summary
Yeni kurulan Suriye Gelecek Partisi’nin lideri İbrahim El Kaftan, Al-Monitor’a verdiği mülakatta partinin Türkiye’nin baskısına karşı kurulduğu iddiasını reddederken çoğulcu ve demokratik bir devlet hedeflediklerini söyledi. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Suriye’nin kuzeyinde geçtiğimiz haftalarda tüm toplumsal kesimleri temsil etme iddiasıyla yeni bir parti kuruldu: Suriye Gelecek Partisi (SGP). Arap kökenli İbrahim El Kaftan’ın başkanlık ettiği parti, Türkiye’nin kuzey Suriye’de Kürt milliyetçisi Demokratik Birlik Partisi’ne (PYD) karşı baskıyı artırdığı bir dönemde kuruldu. Ankara, PYD’yi terörist örgüt saydığı PKK’nın uzantısı olmakla suçluyor. Yeni partinin ABD’nin isteğiyle kurulduğu da iddia ediliyor.

Parti mensupları, SGP’yi resmi olarak duyurmak amacıyla 27 Mart’ta PYD ile silahlı kanadı Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) kontrolünde olan Rakka’da bir araya geldi. Toplantıya Arap, Kürt ve Asuri gruplarını temsil eden isimler, ayrıca Humus, Dara, Halep ve Şam vilayetlerinden temsilciler katıldı. İbrahim El Kaftan bu toplantıda parti başkanı seçildi. Katılımcılar ayrıca 81 kişilik parti meclisini seçtiler ve yedi kişilik bir kurultay divanı oluşturdular.

Bazıları, SGP’yi Türkiye’nin kuzey Suriye’de, özellikle Afrin’deki baskısına karşı PYD’nin hamlesi olarak görüyor. Bazıları ise partinin kuruluşunu Türkiye’nin bölgedeki manevralarını önlemek isteyen ABD’nin farklı unsurları birleştirme çabasıyla açıklıyor. Bir başka kesim de partinin kendi ağızıyla açıkladığı amaca, yani Suriye’deki farklı unsurları ve siyasi yelpazenin tüm bileşenlerini temsil edeceğine inanıyor.

Suriye savaşının çözümüne dönük amaç ve ilkelerini anlatarak destek toplamaya çalışan SGP, kurulduğu günden beri “Kuzey Suriye Demokratik Federal Sistemi” bölgesi başta olmak üzere çeşitli yerlerde halk toplantıları düzenliyor. Parti mensupları, ayrıca Haseke, Deyrizor, Kamışlı, Rakka, El Tabaka ve Fırat havzası bölgesinde aydınlarla görüşmeler yaptı. Rojava’nın Cezire bölgesinde, Afrin, El Şahba ve Halep’te temsilcilikler açan SGP Beşar Esad rejimine muhalif bir duruş sergiliyor; demokrasiyi, âdemi merkeziyetçiliği, çoğulculuğu, farklı etnik unsurların barış içinde yaşamasını savunuyor.

Menbiçli olan Kaftan, Beyrut Arap Üniversitesi’nden mimarlık diplomasına ve Beyrut merkezli El İmam El Evzai Üniversitesi’nin Şam şubesinden İslami ilimler diplomasına sahip. Kaftan 2013 yılında Rakka’daki Özel İttihat Üniversitesi’nde mimarlık dersleri verdi.

2011’de patlak veren rejim karşıtı gösterilere başından itibaren katılan Kaftan yolsuzlukları eleştirdi, reform çağrıları yaptı, teknokrat bir devlet yapısının kurulmasını savundu. 2011’de iki defa tutuklandı. 2012’de rejim güçlerinin Membiç’ten çıkarılmasının ardından 15 gün Devrimci Konsey’in başkanlığını yaptı. Muhalefet saflarında da yolsuzluk olduğu gerekçesiyle bu görevden istifa etti.

Menbiç’in İslam Devleti (İD) kontrolünde olduğu 2014-2016 döneminde Kaftan militanların saldırısına uğradı, bacağından vuruldu ve tutuklandı. Bir buçuk ay sonra Menbiç’ten kaçmayı başardı ve kentin ağustos 2016’daki kurtuluşundan sonra geri döndü. Şubat 2017’de Menbiç bölgesindeki Demokratik Sivil İdare’nin yürütme kuruluna Zeynep Kunbur ile beraber eş başkan seçildi.

Kaftan geçtiğimiz günlerde halkla görüşmek için gittiği Tel Abyad’tan Al-Monitor’un sorularını WhatsApp aracılığıyla yanıtladı. Mülakatın metni şöyle:

Al-Monitor: Bazılarına göre partiniz Türkiye’nin bölgedeki baskısına karşı kuruldu. Kimileri de partinin ABD’nin talimatıyla kurulduğunu iddia ediyor. Buna göre Türkiye, PYD’nin kontrolü ve PKK’nın varlığı gibi gerekçelerle bölgeye girme tehdidinde bulunduğu için ABD Türkiye’nin bu gerekçelerini elinden almak istiyor. Bu iddialara ne diyorsunuz? PYD ile aranızda nasıl bir ilişki var?

Kaftan: Partimiz bölgedeki siyasi boşluk karşısında halkın talebiyle ve Suriye’de muhalefetin etkinliğini güçlendirmek için kuruldu. Doğrudan Türkiye’ye ve Türkiye’nin baskısına karşılık olarak değil. Bizim Suriye toplumunu okuma biçimimiz doğrultusunda kuruldu. Ayrıca bu parti PYD’nin alternatifi değildir ve olmayacak. Her partinin kendi amaçları, programı ve politikaları var.

Partinin ABD’nin talimatıyla kurulmadığını da bir kez daha tekrar edeyim. Afrin örneğinde görüldüğü gibi Türkiye Suriye’de bir bölgeyi işgal etmek için herhangi bir gerekçeye ihtiyaç duymuyor. Dolayısıyla Suriye Gelecek Partisi büyük bir ihtiyaçtan, pek çok Suriyelinin kendilerini temsil edecek bir yapıya özlem duymasından doğdu. Bu bağlamda herkesle temas halindeyiz ve Suriye’deki diğer partilerle iyi ilişkiler içinde olacağız. Suriye için çözüm vizyonu olan ulusal siyasi partilerle diyalog içinde olmayı planlıyoruz. Tabii bu diyaloğun dinsel ve etnik temelde değil ulusal zeminde olması koşuluyla...

Al-Monitor: Partinin kuruluş toplantısında “Rojava” tabirinin kullanılmaması dikkat çekti. Toplantıda “Demokratik, Çoğulcu, Âdemi Merkeziyetçi Suriye” kavramı kullanıldı. Bu durum, Kürt kimliğini değil de Suriyeli kimliğini öne çıkarmak anlamına mı geliyor? Siz Suriye’de nasıl bir devlet öngörüyorsunuz?

Kaftan: Dar kavramlar kullanmak istemedik çünkü Suriye Gelecek Partisi sadece Rojava için değil tüm Suriyeliler ve Suriye’nin tüm bölgeleri için kuruldu. Biz Suriye topraklarının bütünlüğüne ve egemenliğine inanıyoruz. Suriye’nin gerçekten çoğulcu, demokratik ve âdemi merkeziyetçi olmasını istiyoruz. Suriyeli kimliğine, çoğulcu topluma sahip birleşik bir Suriye’ye odaklanıyoruz. Bir kimliği arka plana iterek bir başka kimliği öne çıkarmayacağız. Kürt, Arap, Türk, Süryani, Dürzi, Alevi, Hristiyan, Yahudi… Suriye halkının her kesimi, tüm Suriyeliler için çalışıyoruz. (...) Halkının tamamına, herkesin mirasına, diline saygı gösteren bir devlet istiyoruz.

Al-Monitor: Türkiye’yle rejim arasında kavga devam ederken, ülkede ABD varlığı söz konusuyken Suriye Gelecek Partisi’nin amacı ne olacak? Partinizin vizyonu Suriye’de var olan geleneksel partilerin uygulamalarından ne açıdan farklı olacak?

Kaftan: Partinin amacı, Suriye’deki durumu yeni bir değerlendirmeye tabi tutmak ve Suriye topraklarının büyük bölümü İD’den kurtarıldığına göre Suriye’nin bütünü için bir siyasi program ortaya koymak. Silahların konuştuğu yıkım döneminden kelimenin her anlamında inşa dönemine geçiyoruz. Hem bireyin hem ülkenin inşası... Diyalog dilini silahların diline üstün kılmak adına bizim vizyonumuz akan kanın ve iç çatışmanın bitmesini isteyen tüm Suriyelilere yöneliktir. (...) Bizi başka partilerden ayıran şey şu: Biz dinsel veya etnik vizyonla çözüm olamayacağına, çözümün yurttaşlık ve vatanseverlik temelinde olacağına inanıyoruz. Bu bağlamda etnik kimlik ve inançlara da Suriye halkının dokusundaki ayrılmaz parçalar olarak saygı gösteriyoruz. Suriye’de bugün partilerin çoğu etnik ya da dinsel görüşlere sahip ama Suriye Gelecek Partisi yurttaşlık, çoğulculuk ve âdemi merkeziyetçilik temelinde bir platform sunuyor.

Al-Monitor: Halkın desteğini almak için nasıl bir strateji izleyeceksiniz? Vizyonunuz, hedefleriniz nedir?

Kaftan: Birincisi Suriye krizine ve bugün zirve yapmış olan askeri tıkanıklığa çözüm aramak. Bu bağlamda Suriye Gelecek Partisi, Suriye krizinin çözümüne katkıda bulanacağına inandığımız üç eksenli bir strateji benimseyecek: Strateji olarak konferanslar düzenleme yoluyla yurttaşlık, çoğulculuk ve âdemi merkeziyetçilik temelinde kapsamlı değişime yol açacak bir diyalog süreci öneriyoruz. Herkesin onayladığı uluslararası bir seçim komisyonun nezaretinde, herkesin katkıda bulunduğu bir seçim yasası temelinde seçim yarışlarının adil olmasını ve herkese eşit fırsat tanımasını sağlamak. Arap devletleriyle, bölgedeki ve dünyadaki devletlerle ilişkilerimizi normalleştirerek, mevcut gerilimleri azaltarak siyasi mutabakatlar yoluyla ekonomik ablukanın sona ermesi için çalışmak. Ancak ekonomik krizin asıl çözümü üretimi artırmak ve karma bir ekonomi geliştirmekle olacak.

Hedeflerimize gelince uluslararası konferanslar ve Cenevre süreci üzerinden kendi projemizle, halkımızla, hatta Suriye rejimine destek veren devletlerle Suriye’de âdemi merkeziyetçi bir çözüme ulaşmak istiyoruz. Ayrıca anayasanın değiştirilmesini amaçlıyoruz ve bu bağlamda anayasanın yenilenmesini, seçimlerin yapılmasını öngören (BM Güvenlik Konseyi’nin) 2254 sayılı kararı doğrultusunda çalışmayı öngörüyoruz.

Al-Monitor: Partinizin kuruluşunu duyurmak için niçin Kürtlerin hâkim olduğu SDG kontrolündeki Rakka’yı seçtiniz?

Kaftan: Partiyi Rakka’da kurmamızın amacı, Rakka’nın eski günlerine dönmesine, mevcut imajının, yani İD’in başkenti, İslami halifeliğin merkezi olma imajının silinmesine katkıda bulunmak, Rakka’yı demokrasiye yol gösteren bir ışık yapmaktı.

Sorunuzun ikinci kısmına gelince Rakka Kürtlerin değil SDG’nin kontrolünde. SDG sadece Kürtlerden oluşan bir güç değil. Araplardan, Türklerden, Kürtlerden, Asurilerden oluşan ulusal bir güç.

Al-Monitor: İdeolojik olarak (bölgeyi yöneten) Demokratik Özerklik yönetimine ve PYD’ye, ayrıca bölgedeki silahlı güçlere, yani SDG ve YPG’ye yakın olduğunuz söylenebilir. YPG destekli SDG’nin özerk yönetim bölgelerini kontrol ettiği bir gerçek. Ancak bölgede önemli bir Kürt kesimini temsil eden Kürt Ulusal Konseyi (KUK) gibi başka yapılar da var ve bunların görüşleri PYD ile uyuşmuyor. Suriye Ulusal Devrimci ve Muhalif Güçler Koalisyonu’nda yer alan KUK’a nasıl bakıyorsunuz? Onlarla köprü kurmaya çalışacak mısınız? Koalisyona bakışınız nedir? Herhangi bir temasınız oldu mu?

Kaftan: Evet, özerk yönetime ve Suriye’deki başka demokratik partilere yakınız. Her meşrepten, her etnik gruptan, her inançtan Suriyeliler ile ortak bir şeylerimiz var. Çünkü programımız âdemi merkeziyetçi çoğulculuğa ve demokrasiye dayanıyor. Dolayısıyla Suriye halkını bölmeye, karşı karşıya getirmeye çalışmayan tüm ulusal partilerin yanındayız.

Diğerlerine, Kürt Ulusal Konseyi’ne gelince dışa dayalı bir ajandaları olmadığı sürece diğer gruplarla da Suriyeli olmalarından dolayı ortak zemine sahibiz. KUK’un amaçları bildiğimiz gibiyse, siyasi programlarında belirtildiği şekildeyse, yani Kürtlerin etnik bir kimlik olarak anayasada tanınmasını amaçlıyorlarsa onlarla da ortak zeminimiz olur. Aynı programda Kürtçenin ve Kürt okullarının yasaklanması dâhil Suriyeli Kürtlere dayatılan politika ve kanunların kaldırılması, birleşik Suriye topraklarında âdemi merkeziyetçi bir yönetim yapısı, etnik, dini ve mezhepsel temelli ayrımcılığa son verilmesi talep ediliyor. (...) Bu talepler, tüm etnik gruplara, dillere ve inançlara saygı öngören Suriye Gelecek Partisi’nin programında da yer alıyor ama yurttaşlık ve birleşik Suriye perspektifinden.

Al-Monitor: Kuruluş açıklamasında terörün İD ile Nusra Cephesi’nde (artık Şam Fetih Cephesi diye biliniyor) vücut bulduğunu söylediniz ama Türkiye’den bahsetmediniz. Türkiye’nin Afrin’deki askeri harekâtına nasıl bakıyorsunuz? Türkiye’yle ilişkileriniz nasıl? Türkiye’nin desteklediği Özgür Suriye Ordusu’ndan (ÖSO) da hiç bahsetmediniz. PYD ÖSO’ya “paralı askerler” diyor.

Kaftan: Türkiye’yi bir komşu olarak görüyoruz ve onun Suriyeli komşularına iyi davranmasını, teröristlere desteğini kesmesini, diğer yabancı güçlerle birlikte Suriye’den çıkmasını, sorunların çözümünü Suriyelilere bırakmasını umuyoruz. Afrin’e gelince biz burayı Türkiye’yi destekleyen silahlı ve siyasi yapıların işgal ettiği bir bölge olarak görüyoruz. Türkiye’nin iddiasının aksine Afrin Türkiye’nin ulusal güvenliğine hiçbir zaman tehdit olmadı.

Al-Monitor: Partinin kuruluş toplantısında Suriye’de barışçıl çözüme bağlı kalınması vurgulandı. Bu ne anlama geliyor? Bölgedeki sivil topluma, aktif medya mecralarına nasıl bakıyorsunuz?

Kaftan: Birleşik bir Suriye devleti, çoğulculuğun ve tüm kesimlerin saygı görmesi koşuluyla birleşik bir Suriye anlamına gelir ve evet, silahların konuşmasından değil barışçıl değişimden yanayız. Çünkü silahların konuşması tahribattan başka bir sonuç doğurmadı, Suriye’nin yıkımına neden oldu. Bu nedenle diyaloğu benimsememiz ve Suriye için barışçı yoldan kısmi değil kapsamlı bir çözüm bulmamız lazım.

Sivil toplum ve medyaya gelince bunların varlığı her toplumda sağlıklı bir işarettir. Sivil toplum ve medya, Suriye toplumuna sivil ve demokratik bir ülkenin inşası için görüşlerini ve beklentilerini dile getirme imkânı kazandırıyor.

Al-Monitor: Demokratik bir geçiş için Suriye hükümeti ile görüşmeyi düşünüyor musunuz? Böyle bir girişim olursa Suriye Gelecek Partisi ile hükümet arasında kim arabulucu olabilir?

Kaftan: Şu anda rejimle müzakere yönünde herhangi bir işaret yok. Suriye hükümetiyle görüşmek bizim açımızdan mesele değil. Ancak bu müzakereler tek renkli bir rejim anlayışından uzak, demokrasi, âdemi merkeziyetçilik ve çoğulculuk istikametinde olmalı. Suriye’nin ulusal, bölgesel ve uluslararası etkinliğinin yeninden tesis edilmesine hizmet etmeli. Suriye krizine çözüm bulma bağlamı dışında Suriye hükümetiyle herhangi bir ilişkimiz olmayacak.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: pkk, rojava, future syria party, pyd, kurds in syria, decentralization, democracy, ibrahim al-qaftan

Sardar Mlla Drwish is a Syrian journalist working in written, audio and electronic media. He holds a degree in media from Damascus University.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept