Türkiye'nin Nabzı

Türkiye’ye karşı yaptırım tehdidi yeniden gündemde

By
p
Article Summary
Amerikalı rahip Andrew Brunson’un tutukluluğu konusundaki gerginlik tırmanırken Kongre, Türk yetkililere yönelik yaptırım tehditlerini yineledi. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

ABD Kongresi, başta Amerikalı Rahip Andrew Brunson ve diğer Amerikan vatandaşları ile ABD misyonlarında çalışan Türk vatandaşlarının tutukluluk hallerinin sürmesi üzerine Türkiye’ye yönelik yaptırım tehditlerini yineledi. Amerikalı makamlarda tutukluların “siyasi rehine” olarak kullanıldığı kanaati hakim.

Cumhuriyetçi Parti Oklahoma Senatörü James Lankford ve Demokrat Parti New Hampshire Senatörü Jeanne Shaheen 19 Nisan’da ortak bir bildiri yayımlayarak 2019 mali yılı bütçesinin dış harcamalar bölümünde Türk yetkililere yönelik yaptırımların yer alması için harekete geçeceklerini açıkladılar.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Rahip Brunson ve diğer masum Amerikalıları uydurma suçlarla hapiste tutarak iki ulus arasındaki güveni sarstığı” belirtilen açıklamada şu ifadeler kullanıldı: “Masum Amerikan vatandaşlarının tutuklanmasında sorumluluğu bulunan Türk yetkililer yaptıklarının sonuçlarıyla uluslararası alanda yüzleşmeli ve bilhassa Rahip Brunson’a karşı yapılanlar ‘rehin alma’nın tanımına giriyor.”

İki partinden 66 senatör de Erdoğan’a hitaben bir mektup kaleme alarak Türkiye üzerindeki baskıyı artırdı. Mektupta Brunson’a yöneltilen terör ve casusluk suçlamalarının “Kaynağı belirsiz, hayal mahsulü, gelişigüzel karakter suikastlarından oluşan absürt suçlamalardan ibaret” olduğu belirtildi. Mahkemenin bu iddianameyi temel alarak yargılamayı sürdürmesine yönelik tepki de şöyle dile getirildi: “Hem Andrew Brunson’un hem de diğer Amerikan vatandaşları ve ABD hükümetinin Türk çalışanlarının OHAL şartlarında tutuklanması Türk hükümetinin bazı unsurlarının onları siyasi rehine olarak kullanıldığına dair hiçbir şüpheye yer bırakmamıştır ve iki ulus arasındaki köklü ortaklığa büyük zarar vermektedir.”

Mektupta Donald Trump yönetiminin “adaletin yerine geleceği” --bir diğer deyişle Brunson’un ilk duruşmada serbest kalacağı-- beklentisiyle bugüne kadar sabırlı davrandığı vurgulandı.

İlk duruşmada tutukluluğuna devam kararı verilen ve duruşması 7 Mayıs’a ertelenen 50 yaşındaki rahip kararı duyunca göz yaşlarına engel olamayarak masum olduğunu haykırmıştı.

Senatörlerin mektubu şöyle devam etti: “Bu durum, Türkiye’nin yasalara saygılı ABD vatandaşlarının ve ABD devleti çalışanlarının baskı korkusu olmadan seyahat etme, yaşama ve çalışma haklarına saygı göstermesi için bazı önlemler alınmasının elzem olduğunu gösteriyor.”

Mektubun Beyaz Saray’ın NATO müttefiki Türkiye’nin içeride ve dışarıdaki hasmane tutumlarını dizginlemeye çalıştığı bir ortamda gelmesi dikkat çekici.

Nitekim, bu hafta başında ilk kez Türkiye ile ilgili bir tweet atan ABD Başkanı Trump da Brunson için “yok yere yargılanıyor” diyerek rahibin evine dönmesine izin verilmesi gerektiğini yazdı. ABD Başkan Yardımcısı Mark Pence ise Twitter hesabından şöyle dedi: “Bu hafta Rahip Brunson’un eşiyle konuştum. Dualarımızın onunla olduğunu, hem benim hem de Başkan’ın Türkiye’deki mahkemeyi yakından takip ettiğimizi bir kez daha ilettim (...) Türk hükümetinin Brunson’u serbest bırakma zamanı geldi.”

Türkiye ile Rusya arasındaki yakınlaşma da Washington’ın tepkisini çeken bir diğer konu. Nitekim, ABD Dışişleri Bakanlığı Avrupa ve Avrasya ile ilişkilerden sorumlu Bakan Yardımcısı Wess Mitchell Kongre’nin Dış İlişkiler Komitesi’nin 18 Nisan’daki oturumunda şöyle konuştu: “Türkiye Rusya ve İran ile olan bağlantılarını son zamanlarda artırmış durumda. (...) Türkiye’nin Afrin’e karşı başlatılan Zeytin Dalı Harekâtı’nı kolaylaştırmak için Rus ordusuyla rahatça mutabakatlar yapması -ki, Amerika bunlardan haberdar edilmedi- son derece endişe vericidir. (...) Ankara Suriye’de taktiksel amaçlarına ulaşmak için Moskova’ya stratejik tavizler vermenin ne denli tehlikeli olduğunun farkına varmalı.”

ABD’li Bakan Yardımcısı Rusya ile yapılan S-400 savunma füzeleri anlaşmasının “yaptırımlara yol açabileceği” ve Türkiye’nin “F-35 programına katılımını olumsuz etkileyebileceği” uyarısını da dile getirdi.

Dışişleri Bakanlığı’nın bugün açıklanan insan hakları raporunda da Türkiye için kullanılan üslup alışılmadık bir sertlikteydi. İşkence, hatta gözaltında ölüm vakalarındaki artışın, insani olmayan cezaevi koşullarının, ifade özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların ve tutuklu gazetecilere ilişkin verilerin sunulduğu raporda PKK ile güvenlik güçleri arasındaki çatışmalara ilişkin de şu ifadelere yer verildi: “Silahlı çatışmalar esnasında devletin sivillerin ölümünde rol oynadığına ilişkin güvenilir iddialar söz konusu.”

Dışişleri Bakanlığı’nın Avrupa ve Avrasya’dan sorumlu dairesi kısa süre öncesine kadar bir dizi cephede Ankara’nın en sıkı müttefiklerinden biriydi. Pentagon’un YPG ile ortaklığını kesmesi için Beyaz Saray’ı ikna etmeye çalışan daire Kongre’nin yaptırımları bu yılın bütçesinden çıkarmasını da sağlamıştı. Dışişleri Bakanlığı’na göre, Ankara’yı Brunson’un serbest kalmasına ikna etmek için zamana ihtiyaç vardı.

Ancak Brunson duruşmasının 7 Mayıs’a ertelenmesi ABD Dışişleri Bakanlığı’nın varsayımlarını boşa çıkardı. Bu karar, rahibin kaderinin ABD’de tutuklu olan eski Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla’nın akıbetiyle yakından bağlantılı olduğunu gösteriyor. ABD’nin İran’a yönelik yaptırımlarını deldiği suçlamasıyla 15 yıla kadar hapisle yargılanan Atilla’nın 7 Mayıs’ta yapılması planlanan karar duruşması 16 Mayıs’a ertelenmiş durumda.

Ankara’nın konuya ilişkin asıl endişesi ABD Hazine Bakanlığı’nın yaptırımları delme suçuyla Halkbank’a uygulayacağı cezanın boyutları ve şartları. Türk yetkililer cezanın “orantısız” olması ve vergi mükellefi vatandaşlara zarar vermesi durumunda ilişkilerin daha da bozulacağı uyarısını yapıyor.

Geçen yıl Lankford ve Shaheen tarafından hazırlanan yaptırım metni sadece ilgili yetkililere yönelik seyahat yasaklarını kapsıyordu. Konuya vakıf kaynakların Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre Dışişleri Bakanlığı yetkilileri senatörleri yaptırımları rafa kaldırmayı ikna ederken Amerikalı rahibin eşi Norine Brunson’un da böyle uygun gördüğünü iletmişti. Dahası eski Dışişleri Bakanı Rex Tillerson da yaptırımlara karşıydı.

Ancak Tillerson görevinden ayrıldı ve Brunson ile diğerlerinin tutuklulukları halen sürüyor. Kaynaklar Dışişleri Bakanlığı’nın bu nedenle, Mitchell’ın da teşvikiyle, artık daha sert bir tutum aldığına işaret ediyor.

Gelecek yıl dış harcamalar bölümüne girecek yaptırım metni henüz netleşmiş değil ama yaptırımların tutuklamalardan sorumlu “en kıdemli” Türk yetkililere kadar uzanması hedefleniyor. Kaynaklar yaptırım metninin gelecek mali yıl kabul edilmesinin “kuvvetle muhtemel” olduğunu da ekliyor.

Dahası, insan hakları ihlalleri ve yolsuzluk konularında Türk yetkililere karşı Küresel Magnitsky Yasası’nın da devreye sokulabileceği belirtiliyor. Al-Monitor’a konuşan kaynaklar bu konuda şu bilgileri veriyor: “Yıllık listeler hazırlanacak. Yasanın yetki alanı oldukça geniş. İnsan hakları örgütleri listeye birini eklemek istediklerinde ellerindeki dayanak ve kanıtları yönetime sunulmak üzere Kongre’ye iletecek. Çok korkunç ama Kongre ilk kez Türkiye konusunda Dışişleri Bakanlığı’nı dinlemeyi bırakmış durumda. Baskıyı artırmak için doğru zaman. (...) Erdoğan’ın yaptıkları şok edici. Dışişleri Bakanlığı da şokta, ne yapacaklarını bilmiyorlar. Senatörler bakanlık yetkililerinin elini kolunu bağladı.”

Ne var ki, 24 Haziran’da yapılması planlanan erken seçimler düşünüldüğünde Erdoğan’ın bu uyarıların herhangi birini dikkate alması pek olası görünmüyor. Aksine, milliyetçi seçmen tabanını pekiştirmek için Batı karşıtı söylemini tırmandırması muhtemel.

Öte yandan, Kongre müstakbel Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun atamasını onaylarsa Washington’ın tavrı daha da sertleşebilir. Zira Cumhuriyetçi Parti’li eski kongre üyesi Pompeo, Brunson’un da bağlı olduğu Evanjelik Presbiteryen Kilisesi’ne bağlı bir kilisede Pazar Okulu’na gitmiş ve memleketi Kansas’ta diyakozluk yapmış bir isim.

Bu bölümlerde bulundu: insan hakları

Amberin Zaman, Washington Post, Los Angeles Times, Daily Telegraph ve Amerika’nın Sesi gibi medya kuruluşları için Türkiye’de muhabirlik yapmış olan, İstanbul’da yerleşik bir gazeteci yazardır. Türk televizyon programlarına sık sık yorumcu olarak katılan Zaman, 1999’dan bu yana The Economist dergisinin Türkiye muhabiri olarak görev yapmaktadır. ABD düşünce kuruluşu German Marshall Fund’ın “On Turkey” yayınlarına düzenli olarak katkı yapan Zaman, önde gelen Türk gazetelerinde de köşe yazarlığı yapmıştır. Uzmanlık alanları, Türk dış politikası, Kürtler ve Türkiye-Ermenistan ilişkileridir. 

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept