AKP üniversiteleri neden parçalıyor?

İktidarın 13 üniversiteyi bölüp 20 yeni üniversite açma planı akademiyi karıştırdı. Küçük üniversiteler kaynak yetersizliğinden eğitim yapamaz haldeyken bilimsel üretimin merkezi sayılan kurumların bölünmesine tepki büyük.

al-monitor .
Fehim Taştekin

Fehim Taştekin

@fehimtastekin

İşlenmiş konular

Eğitim

Nis 30, 2018

AKP iktidarı tam da 24 Haziran’daki erken seçimlere hazırlanırken üniversitelere müdahale eden kritik bir yasa tasarısıyla ortalığı karıştırdı. Aralarında İstanbul Üniversitesi gibi köklü üniversitelerin de bulunduğu 13 akademik kuruluş bölünerek 20 yeni üniversite kuruluyor. İktidar bazı üniversitelerin yönetilemeyecek kadar büyüdüğü gerekçesini öne sürüyor. Eğitim camiası ise bu planı iktidarın üniversiteleri tamamen kontrol altına alma ve yeni rant alanları açma çabası olarak görüyor. Bu yüzden plana tepki büyük.

TBMM Milli Eğitim Komisyonu’ndan geçen tasarı İstanbul, Gazi, Selçuk, İnönü, Dumlupınar, Sakarya, Mersin, Erciyes, Karadeniz Teknik, Sütçü İmam, Anadolu, Süleyman Demirel ve Afyon Kocatepe üniversitelerinin bölünmesini öngörüyor. Üniversitelerin bölünmesinin ardından 16 devlet üniversitesi ile dört vakıf üniversitesi kurulması planlanıyor.

Tasarı bazı üniversiteler için isim değişikliği de öngörüyor. 12 üniversitenin adının başına bulundukları kentin isimleri eklenecek. Örneğin Uludağ Üniversitesi’nin ismi Bursa Uludağ Üniversitesi olarak değiştirilecek. Değişikliklerden biri de Erzincan Üniversitesi’nin adının Başbakan Binali Yıldırım onuruna Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi olarak değiştirilmesi.

Tasarıya yönelik en büyük tepkiyi 1473’te kurulan İstanbul Üniversitesi ile 1926’da Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla temelleri atılan Gazi Üniversitesi’nin bölünme kararları çekiyor. Tasarının ilk halinde İstanbul Üniversitesi’nden Çapa Tıp Fakültesi ile birlikte çok sayıda fakültenin alınarak bunlarla İstanbul İbn-i Sina Üniversitesi adıyla yeni bir üniversite kurulması öngörülmüştü. Ciddi bir tepki doğunca planda değişikliğe gidildi. Bu kez Çapa yerine Cerrahpaşa Tıp Fakültesi öne çıktı. İbn-i Sina adından vazgeçilerek Cerrahpaşa Tıp Fakültesi ile birlikte çok sayıda bölümün yeni kurulacak İstanbul Cerrahpaşa Üniversitesi’ne aktarılması kararlaştırıldı.

İstanbul Üniversitesi’nden yeni üniversite bünyesine transfer edilecekler arasında Florence Nightingale hemşirelik, orman, sağlık bilimleri, spor bilimleri, veterinerlik, mühendislik, diş hekimliği ve eczacılık fakülteleri de yer alıyor.

Atatürk’ün yadigârı Gazi Üniversitesi’nden koparılacak güzel sanatlar, edebiyat, hukuk, iletişim ve iktisadi ve idari bilimler gibi fakültelerle ise 1352-1430 yıllarında yaşamış Sufi lider Hacı Bayram Veli’nin onuruna Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi kurulması planlanıyor.

Hocalar, öğrenciler ve sivil toplum örgütleri tasarının bir mantığı olmadığını, tarihi kurumların dağılacağını ve sistemin alt üst olacağını söylüyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alaattin Duran ve eski rektörlerin de katıldığı gösterilerde öğrenciler sınav kazanarak, tercih ederek geldikleri okullarından mezun olmak istediklerini haykırıyor.

Plana karşı çıkanlara göre bölünme büyük bir kadrolaşma ve kalitesizleşme anlamına geliyor. Yenilerle birlikte üniversite sayısı 206’yı bulacak. Ancak nicelik ve nitelik arasında doğru orantı yok. Türkiye’deki üniversiteler dünya çapındaki ilk 500 sıralamasına giremiyor. Akademik çevreler de üniversiteleri bölüp enerjilerini daha fazla dağıtmak yerine mevcutların kaynaklarının artırılması gerektiğini vurguluyor.

Protestolardaki konuşmalarda öne çıkarılan bir diğer konu yeni bina, kantin ve ulaşım hizmetleri gibi alanlar için ihale açılarak rant alanı yaratılması. İstanbul Üniversitesi İletişim Sosyolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Arzu Kihtir öfkesini şu sözlerle dile getiriyor: “Karar öğrenciler, öğretim üyeleri ve idari personel için ciddi bir travmadır. 30 yılımı İstanbul Üniversitesi’nde tamamladım. Yüreğimi sıkıştıran bu karar İstanbul Üniversitesi’nin entelektüel sermayesini yok etmektedir.”

Müdahaleyi soru önergesiyle meclis gündemine taşıyan CHP Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan ise “Mevcut üniversiteler yönetilemiyorken, kontenjanlar dolmuyorken, üniversiteli işsizler artarken yeni üniversitelerin kurulma nedenini nedir?” sorusunu yöneltiyor. Tarhan AKP’nin yeni müttefiki MHP ile ilgili bir iddiayı da gündeme getiriyor: "AKP’nin ittifak ortağı bir siyasi partinin üniversitelerin bölünmesini talep ettiği ve bunun sonucunda açılacak 15 üniversitenin rektörünü kendisine yakın isimlerden seçeceğini iddiası eğitim sistemin geldiği noktayı göstermektedir."

Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği Başkanı Prof. Dr. Tahsin Yeşiltepe de kararı “siyasi” olarak niteleyerek birçok fakültede profesör ve doçent olmadığını, bu yüzden eğitimin doktor ve okutmanlar tarafından sağlandığını, hatta bazı yerlerde rektörün aynı zamanda dekan ve bölüm başkanlığını yürüttüğünü; bunların yanı sıra kütüphane, laboratuvar, teçhizat, öğrenci yurdu, yemekhane, kültürel ve sportif tesisler bakımından yetersizlikler olduğunu anlatıyor.

Al-Monitor’a konuşan Yeşiltepe şöyle diyor: “Tüm bu sorunları bilmelerine rağmen yeni üniversitelerin açılması kabul edilemez. Eğitim ve bilimsel araştırmaları niteliksizleştirmek, gençleri üniversite adı altında beş-altı sene oyalamak, iktidara yakın akademisyen ve kişilere istihdam alanı açmak gibi kaygılar taşıyoruz. (...) Bunlar uluslararası bilim çevrelerinde kendini ispatlamış kurumlardır. Bölünmeleri yok olacakları anlamına gelir. Bu eğitimin siyasi vesayet altına alınmasıdır.”

Küçükçekmece Gölü kenarındaki İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’ne ait 2 bin 500 hektarlık bilimsel araştırma çiftliğinin de Toplu Konut İdaresi’ne devredilerek ranta açıldığını hatırlatan Yeşiltepe, Çapa Tıp Fakültesi ve Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nin de şehir merkezindeki yerleşkelerine göz dikildiğini kaydediyor.

2017’de Kanun Hükmünde Kararname ile Kafkas Üniversitesi’nden atılan Prof. Dr. Cihangir İslam ise Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yapıyor: “Eğitimin gereklerine göre değil tamamen siyasi hesaplarla hazırlanmış bir plan. Bu planın bir akıl ve mantık çerçevesinde hazırlandığını sanmıyorum. (...) Her geçen gün eğitimin kalitesi düşüyor. Kadrolar ve kaynakların dağıtılmasıyla bu sorun daha da büyüyecektir. Sanırım iktidarın amacı üniversiteleri bölerek akademi üzerindeki kontrolünü artırmaktır.”

Birçok akademisyenin ortak görüşü şu: Etkin ve verimli bilimsel eğitim ve üretim için kaynakların birleştirilmesi gerekiyor. Yani çare üniversiteleri bölmek değil birleştirmek ve mevcut olanları kaynak aktarımıyla güçlendirmek.

Recommended Articles

Türkiye’de darbe mi olacak gerçekten?
Kadri Gürsel | | May 13, 2020
Suriyelilerin hem işi hem eğitimi koronavirüs kurbanı
Mahmut Bozarslan | Mülteciler | Nis 27, 2020
Türkiye’de ‘iyilik’ sadece Erdoğan’dan gelir
Orhan Kemal Cengiz | | Nis 6, 2020
Deyrizor’da özerk Kürt yönetimine karşı protestolar
Khaled al-Khateb | Suriye çatışması | Mar 20, 2020
Ana muhalefet CHP, CNN Türk’ü neden boykot etti?
Kadri Gürsel | Basın özgürlüğü | Şub 11, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
COVID-19 salgınında hasat vakti: Virüs mü yoksulluk mu?
Sibel Hürtaş | | May 27, 2020
al-monitor
Türkiye hapsolduğu çemberi kırabilir mi?
Fehim Taştekin | Savunma ve güvenlik iş birliği | May 23, 2020
al-monitor
Koronaya karşı “Ayasofya” kartı
Kadri Gürsel | Kültürel Miras | May 20, 2020
al-monitor
Giyim-tekstile pandemi vurgunu
Mustafa Sönmez | ekonomi ve ticaret | May 20, 2020