İsrail'in Nabzı

Nüfus avantajı Filistinlileri tek devletli çözüme yöneltir mi?

By
p
Article Summary
Akdeniz ile Ürdün Nehri arasındaki topraklarda nüfus üstünlüğünün Filistinlilere geçtiğini gösteren rakamlar bağımsız Filistin devleti yerine tek devletli çözümü gündeme getirebilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İsrail Kamu İdaresi’nden bir yetkilinin İsrail parlamentosu Knesset’e sunduğu nüfus verilerine göre Akdeniz ile Ölüdeniz arasındaki topraklarda yaşayan Filistinlilerin sayısı Yahudilerin sayısını az bir farkla aşmış durumda. 26 Mart’ta sunulan veriler, söz konusu bölgede 6,8 milyon Filistinliye karşılık 6,5 milyon İsraillinin yaşadığını gösteriyor. İsrail’in bu rakamları kabul etmesi Filistin Yönetimi’nde tek devletli çözüm seçeneğine ivme kazandırıyor.

Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’a yakın üst düzey bir FKÖ yetkilisi, Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede iki devletli çözümün öngörülebilir gelecek için masadan kalktığını söyledi. Bunun birinci sebebi Başbakan Benjamin Netanyahu iktidarında İsrail’e yerleşimci hareketinin yön vermesi. Yarım milyonluk bir seçmen kitlesini temsil eden yerleşimciler Netanyahu’nun ardından bile iktidar çoğunluğunun parçası olacak. Bunun yanı sıra Filistin tarafı ABD yönetiminden gelmesi beklenen çözüm planını hakaret addediyor. Zira bu planda Filistinlilere en iyi ihtimalle bağımsız kantonlar önerilecek.

FKÖ yetkilisi, Arap dünyasındaki pragmatik cephenin ABD’den terörle mücadele ve İran aleyhtarı politikalar karşılığında bağımsız Filistin devletini talep edemeyecek kadar zayıf olduğunu da öfkesini gizlemeden kabul etti. ABD, pragmatik Arap ülkelerinin, özellikle Mısır ve Suudi Arabistan’ın bu politikaları zaten benimsemiş olduğunu pekâlâ biliyor.

İki devletli çözümden umut kesilmesinin bir başka nedeni, Avrupa Birliği’nin bölgesel bir barış süreci bağlamında bugün daha zayıf ve daha izole bir durumda olması. Rusya ise Filistin devleti konusunda önayak olmaya hiçbir zaman istekli olmadı.

Tüm bu koşullar dikkate alındığında yetkilinin ve FKÖ’den başka kıdemli isimlerin vardığı sonuç, Filistin liderliğinin “iki halka tek devlet” için proaktif bir strateji benimsemesi gerektiği yönünde. Doğal olarak bu bir apartheid devleti değil, tüm Filistinlilere eşit siyasal ve toplumsal haklar sağlayan bir devlet olmalı.

Yetkiliye göre tek devlet stratejisi şu unsurları içermeli: Oslo Anlaşması’nın iptali, Filistin Yönetimi’nin feshi, Filistin yönetim merkezi ile FKÖ’nün Kahire’ye taşınması ve yerel polis hariç tüm Filistin güvenlik güçlerinin tasfiyesi.

Yetkili, FKÖ’nün tarihi bir kilometre taşı olacak yeni bir stratejik karar vererek İsrail, Batı Şeria, Gazze Şeridi ve Doğu Kudüs’te yaşayan tüm Filistinlilerin eşit yurttaşlık haklarına, eşit siyasi haklara kavuşması için Birleşmiş Milletler ve uluslararası toplumdan destek istemesi gerektiğini savundu.

Bu stratejik kararın ilk adımı Arap Birliği’nin bu yönde bir karar kabul etmesi olacak. Bunun ardından Mısır, Suudi Arabistan ve Ürdün gibi Arap devletleri AB, Rusya ve Çin’le temas edecek ve İsrail’in Filistinlilere seçme ve seçilme dâhil tüm yurttaşlık haklarını tanıması yönünde bir karar tasarısının hem BM Genel Kurulu’na hem Güvenlik Konseyi’ne sunulmasını isteyecek. Karar tasarısında bu talebin karşılanmaması durumunda İsrail’e ekonomik yaptırımlar talep edilecek. Ayrıca Batı Şeria’daki Filistinlilerin sosyal ve ekonomik ihtiyaçlarından kaynaklı mali yükün tamamı İsrail’e yüklenecek.

Bu hamlelerin sonuç vermesi için Mısır Hamas’ı tek devlet stratejisini desteklemeye yöneltecek. FKÖ ise ileride tek devletin parlamentosu ve hükümetinde yer almak üzere yeni bir siyasi parti sistemini yapılandırmaya başlayacak.

FKÖ’de üst konumda olan yetkili bu önerilerde son derece ciddiydi ve bunları daha önce Amman ve Kahire’de bazı çevrelerle görüştüğünü söyledi.

Bu stratejinin zamanlaması sorulduğunda yetkili Abbas istifa ettiği anda stratejinin devreye gireceğini söyledi. Yetkiliye göre 2025’te Kudüs’te Filistinli bir cumhurbaşkanı olabilir.

İsrail Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili ise böyle bir senaryonun gerçekçi olmadığını çünkü El Fetih’in de Hamas’ın da şu anki iktidarlarından vazgeçmek istemeyeceğini, ayrıca ABD’nin de BM’deki böyle bir tasarıyı veto edeceğini belirtti. Yetkiliye göre Netanyahu’nun düşündüğü alternatif İsrail’in yanında sınırlı toprak ve egemenliğe sahip bir Filistin devletinin kurulması. İki uluslu devlet senaryosu Netanyahu’yu şimdilik alakadar etmiyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: israil filistin çatışması

Büyükelçi Uri Savir, meslek hayatını İsrail’de barış stratejileri geliştirme alanında geçirmiştir. Hâlen, 1996’da kurduğu Peres Barış Merkezi’nin başkanlığını yürütmektedir. 1993’ten 1996’ya kadar Dışişleri Bakanlığı’nda genel müdürlük görevini yürüten Savir, bu dönemde Oslo Anlaşması’nda İsrail baş müzakerecisi, Ürdün ile görüşmelerde İsrail müzakere heyeti üyesi ve Suriye ile görüşmelerde İsrail müzakere heyeti başkanı olarak görev almıştır. Savir ayrıca Metro International isimli küresel gazetenin yönetim kurulu başkanlığını yürütmüş, Glocal Forum’u kurmuş ve Yala Young Leaders (Yala Genç Liderler) isimli internet barış hareketini başlatmıştır. Savir, barış kuruculuğu konusunda bir dizi kitap kaleme almış, bunlardan “The Process” (Süreç) 1997’de New York Times’ın “dikkat çeken kitaplar” listesinde yer almıştır.

NEVER MISS
ANOTHER STORY
Haber bültenimize üye olun
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept