İsrail'in Nabzı

Suudi Arabistan’ın İsrail’e sunduğu fırsat

By
p
Article Summary
Suudi Arabistan, hem açıktan verdiği mesajlarla hem perde arkasındaki temaslarda iki devletli bir çözüm süreci paralelinde İsrail’le diyaloğa hazır olduğunu gösteriyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman ülkesinde ve bölgede büyük değişimler gerçekleştirecek bir isim mi? Prensin önemli reformlar üzerinde çalışmaya iddialı olduğu kesin.

Tel Aviv’de görevli kıdemli bir Amerikalı diplomatın Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre mart ortasında ABD’yi ziyaret eden genç prensten hem Beyaz Saray hem Dışişleri Bakanlığı fazlasıyla etkilendi.

Daha önceki Suudi yöneticilerden çok farklı bir isim olan Muhammed, Başkan Donald Trump’a Suudi Arabistan’ı daha modern, daha ılımlı bir ülke yapmaktan söz etmiş. Veliaht prens, Müslüman Kardeşler ile Sünni ve Şii terör örgütlerinin yanında İran’ı Suudi Arabistan’ın baş düşmanı olarak görüyor. Bu gibi güvenlik konularında Trump’la ortak zemin bulmuş. ABD’yle ittifak Muhammed’in stratejisinde birincil öneme sahip ve prens, Başkan’ın damadı kıdemli Beyaz Saray danışmanı Jared Kushner ile düzenli temas halinde.

Veliaht prens İran nükleer anlaşmasına da karşı. Trump’ın mayısta bu konuda vereceği karar ne olursa olsun desteğini esirgemeyecek.

Muhammed, “Suudi Arabistan 2030” olarak bilinen vizyonuyla da Amerikalı muhataplarını etkilemiş. Bu kapsamda Suudi Arabistan’da daha ılımlı bir İslam’ın teşviki, kadın haklarının artırılması ve ekonominin petrole bağımlılığını azaltılarak modernleştirilmesi öngörülüyor.

ABD’li diplomata göre veliaht prens, İsrail-Filistin barışının sağlanması kaydıyla İsrail’le iş birliğine hazır olacağı mesajını da verdi. İsrail’i teknoloji ve güvenlik alanlarında başat bir güç olarak gören Muhammed, İsrail’in bir Filistin devletiyle yan yana kendi ulus devletine sahip olma hakkından bahseden ilk Suudi lider oldu. Muhammed İsrail’le ilişkileri normalleştirmenin koşulu olarak iki devletli çözüme işaret etti. Ancak muhtemelen ABD’nin barış girişimini beklediği için 2002 Arap Barış Girişimi’ne atıfta bulunmak dışında kalıcı statü ile ilgili konularda ayrıntılı görüş bildirmedi. Doğu Kudüs ile El Aksa Cami’ni Suudi rejiminin ana ilgi alanları olarak zikretmedi. Muhammed, ayrıca Suudi Arabistan’ın Mısır, Ürdün, Mağrip ülkeleri ve Katar hariç Körfez devletleriyle ittifaklarından, İran karşıtı bir ekesinin kurulmasından söz etti.

Amerikalı diplomata göre Suudilerin bu yeni yaklaşımı İsrail’le Suudi Arabistan arasında yeni iş birliği fırsatları sunuyor ama öncelikle İsrail-Filistin barışı konusunda anlamlı ilerleme sağlanması gerekiyor.

Aslında bu, Suudi Arabistan’ın İsrail’e yönelik ilk koşullu açılımı değil. Al-Monitor’un merhum Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in eski bir danışmanından edindiği bilgiye göre geçmişte İsrail ile Suudi sarayının kıdemli temsilcileri arasında iki kez gizli görüşmeler oldu. İlki 1990’ların sonunda, ikincisi de 10 yıl önce gerçekleşen bu temaslarda Suudiler, İsrail’in 1967 sınırları temelinde iki devletli çözümü kabul etmesi karşılığında ilişkileri normalleştirmeye açık olduklarını ortaya koydular.

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan kıdemli bir İsrail Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, Suudi Arabistan’ın güvenlik ve teknolojide İsrail’le iş birliğine, en azından örtülü iş birliğine açık olduğu yönünde birinci elden bilgi sahibi olduklarını söyledi. İsrail-Filistin meselesinde sağlanacak ilerlemeye paralel olarak daha açık ilişkiler de geliştirilebilir. İsrailli yetkiliye göre ilerleme sağlanamamasının nedeni Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın zayıflığı ve reddiyeci politikası.

Aslında Filistin yönetimi Riyad’la yakın temas halinde. Abbas’a yakın üst düzey bir FKÖ yetkilisi, ikili ilişkilerin gayet iyi olduğunu, Suudi Arabistan’ın iki devletli çözüm olmadan İsrail’le normalleşmeye gidebileceği yönündeki tüm söylentilerin asılsız olduğunu belirtti. Yetkiliye göre Suudi Arabistan’la Filistinliler arasındaki en sağlam bağ Kudüs ve El Aksa’ya güçlü şekilde sahip çıkmalarına dayanıyor.

Veliaht prensin estirdiği değişim rüzgârı bölgesel bir barış süreci için yeni bir fırsatın olduğunu gösteriyor. Arap Barış Girişimi’nde diyaloğun koşulu olarak İsrail’in 1967 sınırlarına çekilmesi yer alıyordu. Oysa şimdi Suudi Arabistan iki devletli bir çözüm süreci paralelinde diyaloğa hazır.

Suudi prensin sözlerini hem ABD hem İsrail sınayabilir. Arap Barış Girişimi’ne dayalı, hatta ABD’nin de katkı yaptığı gerçekçi bir iki devletli çözüm bölgede dönüşüm sürecini başlatır ve bu da İsrail’in Mısır, Ürdün ve Körfez’le ilişkilerine olumlu yansır. Ancak ne yazık ki Başbakan Benjamin Netanyahu buna “Evet.” demez.

Büyükelçi Uri Savir, meslek hayatını İsrail’de barış stratejileri geliştirme alanında geçirmiştir. Hâlen, 1996’da kurduğu Peres Barış Merkezi’nin başkanlığını yürütmektedir. 1993’ten 1996’ya kadar Dışişleri Bakanlığı’nda genel müdürlük görevini yürüten Savir, bu dönemde Oslo Anlaşması’nda İsrail baş müzakerecisi, Ürdün ile görüşmelerde İsrail müzakere heyeti üyesi ve Suriye ile görüşmelerde İsrail müzakere heyeti başkanı olarak görev almıştır. Savir ayrıca Metro International isimli küresel gazetenin yönetim kurulu başkanlığını yürütmüş, Glocal Forum’u kurmuş ve Yala Young Leaders (Yala Genç Liderler) isimli internet barış hareketini başlatmıştır. Savir, barış kuruculuğu konusunda bir dizi kitap kaleme almış, bunlardan “The Process” (Süreç) 1997’de New York Times’ın “dikkat çeken kitaplar” listesinde yer almıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept