İsrail'in Nabzı

70. yılında İsrail bir barut fıçısı üstünde oturuyor

By
p
Article Summary
İsrail ordusu bölgede kesin bir üstünlüğe sahip olsa da İsrail 70. kuruluş yıl dönümünde çok sayıda düşman ve çatışma noktasıyla karşı karşıya. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

19 Nisan’da 70. kuruluş yıl dönümünü kutlayan İsrail’in tarihindeki en iyi konumda olduğunu söylemek klişe olmaz. İsrail Genelkurmay Başkanı Korgeneral Gadi Eizenkot’un deyimiyle “İsrail’in stratejik bilançosu ülkenin kuruluşundan bu yana en iyi durumda.”

Al-Monitor’a konuşan Eizenkot bakış açısını şöyle açıkladı: “Düşmanlarımız karşısında büyük avantaja sahip, güçlü bir ordumuz var. Düşmanlarımızdan hiçbirinin bugün İsrail Devleti’ne doğrudan saldırmak istediğini düşünmüyorum. (...) (Savaş dışı) mücadele çok yoğun ve ordumuzun üstünlüğünü yansıtıyor. Orta Doğu’da istihbarat üstünlüğümüz, hava üstünlüğümüz, operasyonel üstünlüğümüz, bilgi üstünlüğümüz var. Yüksek isabet gücüyle hareket eden çok güçlü bir devlet olarak görülüyoruz. IDF, güvenlik menfaatlerimizi korumak, düşmanlarımızın ileri kabiliyetler kazanmasını engellemek için günün 24 saati çalışıyor. İsrail vatandaşlarının son yıllarda huzur içinde yaşaması uyguladığımız yöntemin başarısını gösteriyor.”

Ancak tüm bunlara rağmen IDF, 17 Nisan’da ABD’deki uluslararası Red Flag–Alaska tatbikatına gitmesi planlanan F-15 filosunun katılımını iptal etti. İsrail’in kuzey sınırında tansiyon yükseliyor. Suriye’de İran insansız hava araçları (İHA) tarafından kullanılan T-4 hava üssünün vurulması ve saldırının İsrail’e atfedilmesi İran’ın agresif bir yanıt vereceği beklentisini doğurdu.

Bundan önce 10 Şubat’ta da İsrail hava sahasına giren bir İHA ve karadan İHA’nın kontrolünü sağlayan araç IDF tarafından imha edildi. Daha sonra İHA’nın üzerinde patlayıcılar bulundu ve bunun aslında silahlı bir İHA saldırısı olduğu anlaşıldı. Olayı bir “dönüm noktası” olarak niteleyen Eizenkot “İran ilk kez İsrail devleti içinde operasyonel kabiliyetlerini göstermiş oldu.” dedi. İsrail için bu sarsıcı bir andı ve ardından tetiklenen olaylar zinciri bölgeyi ateşe atabilecek nitelikte.

Bu durum İsrail’in yaşadığı paradoksu örnekliyor. Bir yandan İsrail’in askeri ve ekonomik bir güç merkezi olduğu ortada. Devletin varlığı tereddüt konusu olmadığı gibi hiçbir gücün tehdidi altında değil. Öte yandan cephelerden biri her an alev alabilir ve topyekûn bir savaşa yol açabilir. Savunma Bakanı Avigdor Liberman’ın bu ihtimali Kabine toplantılarında dile getirdiği biliniyor. Liberman’a göre şu senaryo eninde sonunda gerçekleşecek: Kuzey cephedeki tüm aktörler yani İran, Suriye ve Hizbullah ile İsrail arasında çok cepheli bir savaş patlak verecek ve buna sonradan Hamas da katılacak.

Böyle bir çatışma stratejik tehdit oluşturmaz ama İsrail topraklarında önemli tahribata yol açar. Örneğin Tel Aviv vurulur ve yüzlerce sivil hayatını kaybeder ki bu, İsrail’in bugüne kadar hiç yaşamadığı bir durum. İsrail savunma sistemi, ülkenin üzerine her gün yağacak yüzlerce, belki binlerce roket ve füzeyle baş edemez. “Stratejik bilanço ülkenin kuruluşundan bu yana en iyi durumda” tespitine karşın hâlâ ciddi tehditler söz konusu.

Eizenkot İsrail’i tehdit eden cepheleri “beş artı bir” diye sayıyor. “Artı bir” İran’ı ifade ediyor. Diğer beş cephe ise Lübnan (Hizbullah), Suriye, Batı Şeria’daki terör, Gazze’deki Hamas tehdidi ve Sina Yarımadası’ndaki İslam Devleti tehdidi.

Eizenkot’a göre 2018’de bu cephelerin hepsinde tansiyon yükselebilir. Bunun çeşitli sebepleri var: Batı Şeria’yla Gazze arasındaki Filistin uzlaşısının çöküşü, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas’ın siyasi ömrünü doldurduğuna dair işaretler, Filistin toplumunun derinlerinde yaşanan değişimler, Gazze'de insani durumun kötüye gitmesi, Hamas’ın Batı Şeria ve Kudüs’te terör girişimlerini sürdürmesi ve ABD’nin Filistinlileri tahrik etme pahasına elçiliğini Kudüs’e taşıyacak olması.

Buna ek olarak İran Suriye’deki cephe hatlarında İsrail’e karşı varlık oluşturmaya, Hizbullah da gelişkin askeri kabiliyetler kazanmaya çalışıyor. Eizenkot’a göre “İsrail’in buna izin verme niyeti yok.” Genelkurmay Başkanı’nın buradaki kastı, Hizbullah’ın İsrail topraklarına yönelik havadan nokta vuruşlar yapabilmesi ve İsrail’in bölgedeki mutlak hava üstünlüğünü bozacak gelişkin bir hava korumasına kavuşması.

Bu satırlar, giderek ısınan İsrail-İran cephesinin İsrail’de tansiyonu artırdığı bir ortamda yazılıyor. Al-Monitor’da daha önce de belirtildiği gibi İsrail ve İran fiilen savaş halinde. Soğuk savaş olarak başlayan bu mücadele zamanla vekâlet savaşına evrildi ve şimdi artık somut, direkt bir çatışmaya dönüşüyor.

İsrail, 17 Nisan’da İran’ın Suriye’de nasıl güçlenmeye çalıştığına dair bazı istihbarat bilgileri açıklayarak bu konudaki sır perdesini kaldırdı. IDF medyayla bazı ayrıntıları, isimleri, verileri, İran’ın kullandığı yöntemleri paylaştı. Bu kapsamda Suriye’ye İlyuşin uçaklarıyla gizlice silah ve mühimmat taşındığı belirtildi, Suriye’de görev yapan İran hava birliklerinin komutanın adı açıklandı, bu projenin “beyni” sayılan Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin faaliyetleri ifşa edildi, İran’ın Suriye’de inşa etmekte olduğu üslerin uydu fotoğrafları ve başka veriler paylaşıldı. Bunlarla İran’a İsrail’in muazzam istihbarat kapasitesi hatırlatılırken şu basit mesaj da verilmiş oldu: “Sizi izliyoruz, yeni bilgeleri anında öğreniyoruz ve geri adım atmayacağız.”

İsrail şimdi İran’dan gelecek misillemeye hazırlanıyor. Ancak İran’ın durumu da çetrefilli ve hassas. İran Suriye cephesinde IDF’ye karşı oldukça dezavantajlı konumda. İsrail’in Suriye’deki İran varlığını bir çırpıda ve fazla masrafa girmeden yok edebileceğini Tahran pekâlâ biliyor. Sorun şu ki Suriye cephesinde pek çok başka tehdit var ve bunlar caydırıcılık denkleminde denge sağlıyor. Listenin başında Hizbullah’ın füze cephaneliği var. Herhangi bir noktada çıkacak kıvılcım, tüm tarafların silaha sarıldığı, herkesin herkesi vurduğu büyük bir yangına dönüşebilir. Liberman “topyekûn savaş” derken bunu kastediyor.

Eizenkot ise şöyle diyor: “İsrail, istihbarat toplama, 24 saat içinde binlerce nokta hedefi vurma, 24 saat içinde binlerce nokta hedefi imha etme, her bir top veya füze için fırlatım penceresi kullanma bakımından dünyada en ileri kabiliyetlere sahip. Dünyada çok az ordu bu kabiliyetlere sahip ve düşmanlarımız bunu biliyor. Ayrıca başka hiçbir ülkenin sahip olmadığı koruma kabiliyetlerimiz var. Dört katmanlı bir korumaya sahibiz: Demir Kubbe, Davut’un Sapanı ve Arrow füze savunma sistemleri, ayrıca belli sabit hedef noktalarını koruyan başka araçlar. Düşmanlarımız bunu görüyor. Hizbullah hâlâ sabit hedefleri imha edemiyor ve ben yakın gelecekte böyle bir kabiliyet kazanabileceklerini düşünmüyorum. Her bir top veya füze için fırlatım penceresi de kullanamıyorlar. Bizim bunun gibi on binlerce kabiliyetimiz var.”

Eizenkot böyle diyor ve doğruları söylüyor. Sorun şu ki bu tip açıklamalara rağmen İsrail’de tansiyon durmadan yükseliyor. İsrail bu yılki Bağımsızlık Günü’nü gücünün zirvesinde ama aynı zamanda saldırıya en açık olduğu bir konumda kutluyor. Düşmanları da bunun farkında.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: independence day, idf, syrian civil war, gadi eizenkot, israeli-palestinian conflict, avigdor liberman, arab-israeli conflict

Ben Caspit, Al-Monitor’un İsrail’in Nabzı bölümünde köşe yazarıdır. İsrail basınının kıdemli köşe yazarı ve siyasi yorumcularından olan Caspit, ülkenin siyasi gündemine ilişkin günlük bir radyo programı ve düzenli televizyon programları yapmaktadır. Twitter hesabı: @BenCaspit

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept