Suriye'nin Nabzı

Iraklı Şii milisler cephe zaferini sandığa taşımak istiyor

By
p
Article Summary
İran yanlısı Şii Halk Savunma Birlikleri’nin öncülüğünde kurulan Fetih İttifakı parlamenter çoğunluğu ve başbakanlık koltuğunu kazanacağından emin. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Irak’ta 12 Mayıs’ta yapılacak genel seçimlere iki hafta kala Bağdat’taki seçim çalışmaları son hızla devam ediyor. Başkent sokakları, adayların dev posterleri ve Irak ordusu ile Halk Seferberlik Birlikleri (HSB) saflarında İslam Devleti’yle mücadele ederken hayatını kaybeden savaşçıların resimleriyle dolu.

Haşdi Şabi adıyla da bilinen HSB’nin önde gelen liderlerinin yer aldığı Fetih İttifakı aralık 2017’de İD’e karşı kazanılan zaferin de etkisiyle yarışı önde götürüyor. HSB içindeki önemli örgütlerden Asaib Ehl El Hak’ın sözcüsü Naim El Abudi, seçimlere ilişkin son değerlendirmeleri ve HSB’nin İD’le mücadele kapsamında nasıl bir dönüşümden geçtiğini Al-Monitor’a anlattı.

Örgütün Bağdat’taki karargâhında yaşanan coşkuya pek şaşırmış görünmeyen Abudi sözlerine şöyle başladı: “Seçimler, hem ulusal hem bölgesel hem de uluslararası alanda çok ilgi görüyor. Çünkü devletin inşa ve yeniden imar süreçlerinin zeminini hazırlayacak. Bu seçimler 2018, 2014 yahut 2010 seçimlerinden daha farklı. Çünkü İD’e karşı kazandığımız zaferin hemen akabinde sandığa gidiyoruz. Bazı mali ve kamusal sorunlar devam etse de halk güvenliği yeniden tesis etmeyi başardığı için devlete büyük bir güven duyuyor. Seçim ittifaklarının oy oranları birbirine yakın. Ancak parlamentodaki asıl çekişme sanırım biz ve Nasır İttifakı (Başbakan Haydar El Ebadi’nin liderliğindeki) arasında yaşanacak.” Sözcü, Asaib Ehl El Hak’ın Anbar vilayeti ile Kuzey Irak adayları hariç ittifakın muhtelif bölgelerde yarışan çoğu adayını desteklediğini de ekledi.

Fetih koalisyonu Bedir Örgütü lideri Hadi El Emiri’nin başbakanlığını destekliyor. Irak Cumhurbaşkanı ve Başbakanı, parlamentodaki yerlerini almalarının ardından milletvekilleri tarafından seçilecek. Emiri’den bahsederken Arapça saygı ifadeleri kullanan Abudi “Bizim birinci tercihimiz Mücahit Seyid Emiri.” dedi. Sözcü, ikinci tercihlerinin Ebadi olup olmayacağına ilişkin soru üzerine ise “Konuşmak için henüz erken.” yanıtını verdi.

2014’te Irak Başbakanı olan Ebadi Irak ordusunu ayağa kaldıran ve İD’i bertaraf eden isim olarak tanınıyor. Ebadi ocak ayında Nasır İttifakı’nın başbakan adayı olarak seçimlere katılacağını açıklamıştı. Farklı mezheplerin bir arada yer aldığı ittifakta ilk etapta HSB’nin de olduğu açıklanmış ancak grup birkaç saat içinde ittifaktan ayrılarak Fetih İttifakı’nı kurmuştu.

Öte yandan Fetih İttifakı’ndan bir yetkili, isminin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a İran’ın Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin Ebadi’nin başbakanlığının engellenmesi için hem Fetih İttifakı hem de Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ile gizli bir mutabakat yaptığını söyledi.

HSB liderlerinin parlamenter çoğunluğu kazanacaklarına dair güveni grubun İD’le mücadele sayesinde kazandığı yaygın destekten ileri geliyor. İD’in Musul’u işgalinin ardından ve Irak’ın en tepe Şii din adamı Ayetullah Ali Sistani’nin çağrısı üzerine dönemin Başbakanı Nuri El Maliki tarafından 2014’te kurulan HSB, Iraklı gönüllüleri terörle mücadele için bir araya getirdi.

Abudi’nin verdiği bilgilere göre İD’le mücadelede 700’ü aşkın savaşçısını kaybeden Asaib Ehl El Hak da 2014’ten bu yana HSB için sayısız savaşçı yetiştirdi ve hem el yapımı patlayıcı üretilmesi hem de bu patlayıcıların etkisiz hale getirilmesi konusunda savaşçılara eğitim verdi.

ABD’nin Irak’ı işgalinin ardından siyasi bir hareket olarak ortaya çıkan Asaib Ehl El Hak daha sonra toplumsal yardım etkinlikleri de düzenleyen geniş bir ağa dönüştü. Abudi örgütün gelişimini şöyle anlattı: “Dini bir ortak kültür oluşturmanın ve halkta farkındalık yaratmanın önemini kavradıktan sonra okullar ve üniversiteler kurmaya başladık.”

İD’le mücadelede verilen kayıpların örgütü şehit yakınları için de bir program geliştirmeye sevk ettiğini belirten Abudi şöyle konuştu: “Asaib Ehl El Hak her şehit ailesinin bir evi ya da en azından üzerine ev inşa edebileceği bir arazisi olması gerektiğine karar verdi. Bunun için çalışmalara başladık ve yıl sonuna kadar bu projeyi de tamamlamak istiyoruz.”

Örgütün İD’le mücadeleden çıkardığı bir diğer dersin ise Iraklı kadınların şehadet kültürünün pekiştirilmesindeki önemi olduğuna işaret eden Abudi şöyle devam etti: “Kadınlara özel toplumsal ve siyasi projeler de gelişmeye başladık. Bizde Lübnan’dakine benzer bir şehadet kültürü yok. Çünkü Saddam Hüseyin’in ilan ettiği savaşlara halk desteği yoktu. Bunlar yıkım getiren, anlamsız siyasi kararlar addediliyordu.”

Kadınların İD’le mücadelede etkin rol oynadığını hatırlatan Abudi şöyle dedi: “İD’le mücadeleye katılan erkekler dini inançları ve milliyetçi duygularla bu savaşa katıldılar. Burada annelerin cesaretlendirici rolü çok önemliydi.”

Abudi, Asaib Ehl El Hak lideri Kais El Hazali’nin bir şehit ailesinin Basra’daki evine yaptığı ziyareti şöyle anlattı: “Ziyaretin sonunda şehidin annesi Şeyh Hazali’ye veda etmek istediğini söyledi. Biz bir konuda yardım isteyeceğini zannettik. Ama kadın ‘Keşke bir oğlum daha olsaydı onu da şehit olan oğlumun yerine İD’le savaşa gönderseydim.’ dedi.”

Asaib Ehl El Hak, HSB’nin gelecekte Irak’ta istikrarın ve güvenliğin tesisinde önemli rol oynayacağına inanıyor. Abudi’ye göre müstakbel başbakanın önünde iki önemli mesele olacak: “Birincisi HSB içindeki savaşçıların tümünün yeni yapı içindeki yerleri güvence altına alınmalı ve 120 bini aşkın savaşçının tümü sayıları azaltılmadan pozisyonlarını korumalı. İkincisi HSB’ye bağlı komutanlar yeni yapı içinde de askeri rütbelerini ve unvanlarını korumalı, HSB’nin başına dışarıdan adam getirilmemeli.”

Son olarak Asaib Ehl El Hak’ın yeni parlamentodan ülke topraklarındaki tüm yabancı unsurları reddetmesini talep ettiğini ekleyen Abudi sözlerini şöyle tamamladı: “Amerika’nın hem askeri üsleri hem de askeri danışmanlar üzerinden ülke üzerinde son derece olumsuz bir etkisi oldu. Halkın talebi bu yöndedir.”

Bu bölümlerde bulundu: Devlet dışı silahlı unsurlar, Seçimler

Fransa ve Lübnan uyruklu gazeteci Mona Alami, Atlantik Konseyi’ne bağlı Refik Hariri Orta Doğu Merkezi’nde konuk araştırmacı olarak çalışıyor. Ürdün, Mısır, Lübnan, Suriye, Sudan ve BAE başta olmak üzere Arap dünyasındaki siyasi ve ekonomik konuları izliyor.

 

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept