Uyuyan İD hücreleri Kerkük kırsalında hâlâ korku salıyor

İslam Devleti’nin uyuyan hücreleri Kerkük’ün güneybatısındaki kırsal bölgelerde korku salmaya devam ediyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor Kerkük’ün güneybatısında Kürt Peşmerge güçlerince tutuklanan İslam Devleti militanları, 5 Ekim 2017 Photo by REUTERS/Ako Rasheed.

Nis 16, 2018

HAVİCE, Irak — Kerkük’ün güneybatısındaki bölgede bu ay içinde birkaç saldırı yaşandı ve İslam Devleti’ne (İD) karşı operasyonlar yapıldı. Reşad nahiyesinde 9 Nisan’da ikisi yönetici olmak üzere beş İD mensubunun öldürüldüğü, 10 Nisan’da da örgüt tarafından kullanılan “tünel ve misafirhanelerin” imha edildiği bildirildi.

İki gün sonra ise İD’in aynı yörede düzenlediği saldırıda dört federal polis yaralandı ve bir kişi “güvenlik güçleriyle iş birliği yaptığı” gerekçesiyle “ailesinin gözü önünde” öldürüldü. Militanlar aynı gerekçeyle bazı evleri yıkıp ateşe verdi.

Yakınlardaki Hemrin Dağı’nda halen silah, erzak ve militanlar ele geçiriliyor. Dağda kaç militanın saklandığına gelince bazı yetkililer sayıyı 100’ün altında, bazıları ise birkaç yüz olarak tahmin ediyor.

Ekim 2017’de İD’den kurtarılan Havice ve civar yörelere kaç sivilin dönüş yaptığı konusunda da güvenlik güçleri farklı rakamlar veriyor. Yetkililere göre kimi köylerde İD’e katılmış yakınlarına yardım ve yataklık yapmaya devam eden aileler var.

Terör uzmanı Haşim El Haşimi, İD saldırılarının sürdüğü bölgeye “ölüm üçgeni” diyor ve Hemrin Dağı da bu bölgenin içinde yer alıyor.

Irak güvenlik birimlerine danışmanlık da yapan Haşimi, Al-Monitor’a mart sonunda verdiği mülakatta uyuyan hücrelerin kırsaldaki faaliyetlerini önlemek için istihbarata daha çok odaklanmak gerektiğini vurguladı. Haşimi ayrıca halkın ulusal Irak kimliği duygusunu güçlendirmek için yerel aşiret ve silahlı grupların otoritesini törpülemek gerektiğini belirtti.

Haşdi Şabi olarak da bilinen Halk Seferberlik Birlikleri’ne (HSB) bağlı yerel bir grup, Havice’ye giden Fetha yolunu mart sonundan itibaren iki hafta boyunca kesti. Yerel bir şeyhe bağlı olan milislerin gerekçesi yolun patlayıcılardan temizlenmesiydi.

Bölge halkına göre HSB mensupları haraç almakla suçlandı ve şeyh yolun denetimini alması için polisi çağırdı. Birkaç yıl önce din işlerini bırakıp İD’le mücadeleye katılan ve bölgede tanınmış bir isim olan Molla Mecid’e göre günler süren müzakerelerin ardından yol yeniden açıldı.

Havice yolu üzerindeki pek çok köyün sakinleri kısmen de olsa evlerine dönmüş durumda. 6 Nisan’da bölgeden geçen Al-Monitor muhabiri, renkli elbiseler giymiş, başörtülü kadınların yol boyundaki tarlalarda çalıştığını gözlemledi.

Yol üzerindeki evlerden birine uğrayan Al-Monitor muhabiri, bölgenin kurtarılmasından kısa süre sonra Kerkük’ten dönen bir aileyle konuştu. Aile, yöredeki okulların açık olduğunu, kızlarını liseden sonra da okutmak istediklerini, Fetha kontrol noktası çevresinde emniyetin sağlandığını anlattı.

Havice ise kurtuluşundan aylar sonra hâlâ hayalet kent görünümünde. HSB önderliğinde kurtarılan Havice’den pek çok İD militanının âdeta “buharlaştığı” söyleniyor.

6 Nisan sabahı gittiğimiz Havice’deki HSB merkezinde askeri kıyafet giymiş erkek çocukları 56. Tugay komutanı Hüseyin Ali Necmi El Caburi’ye hizmet ediyor, kamuflaj veya beyaz entari giyen erkeklere geleneksel Arap kahvesi ikram ediyordu.

Zayıf yapılı, yüzü derin kırışıklılarla kaplı, bıyıklı bir adam İD’le mücadeleye katılmadan önce ne iş yaptığı sorusunu geçiştirirken ailesinden pek çok kişinin İD tarafından öldürüldüğünü ve artık “sadece ismen Müslüman” olduğunu söyledi. Ayrıca Kerkük-Tikrit yolundaki Riyad ve Reşad kasabaları etrafında “İD yanlısı” köylerin olduğu ve buralara giden gazeteciler için ölüm tehlikesi bulunduğu konusunda defalarca uyardı. Bu kişiye göre bölgenin yerlisi olmayan tüm HSB mensupları bölgeden ayrılmıştı.

Al-Monitor muhabiri bölgeye giriş izni almak için haftalarca uğraşmış ve bu süreçte Riyad ve Reşad kasabalarının tehlikeli olduğu yönünde pek çok uyarı almıştı. Molla Mecid buralara gittiği takdirde kesin öldürüleceğine inanıyordu. Yerel bir gazeteci ise bölgedeki İD militanlarından ölüm tehditleri aldığını anlattı. Arayanlar gazetecinin ne zaman, nerede bulunduğunu bildiklerini söylüyorlarmış.

Al-Monitor muhabiri Riyad’a ilk kez kurtuluşundan hemen sonra ekim başında gitmişti. Kasabaya 6 Nisan’da tekrar gittiğimizde İD’in alametifarikası olan siyah bayrakların, örgüt yanlısı duvar yazılarının temizlendiğini ama sokakların boş olduğunu gözlemledik.

Kerkük yolunun devamında yer alan Reşad’a giderken tahrip edilmiş villalar ve köprüler gördük. Al-Monitor muhabirine eşlik eden yerel bir HSB mensubu, yol üzerindeki yıkık yapılara işaret ederek “Bunlar Kürtlerin imha ettiği örgüt evleri.” diyordu.

Reşad’a çok kısa süreliğine giriş izni alabildik. Burası açıkça bölgenin yerlisi olmayan, güneyli HSB birimlerinin kontrolündeydi ve Al-Monitor’a eşlik eden yerel HSB mensupları bu nedenle burada dolaşmaktan tedirgindi. Oysa güneyli HSB birimlerinin bölgedeki varlığı daha önce farklı güvenlik görevlileri tarafından yalanlanmıştı.

Alçak kerpiç evleri çevreleyen duvarlara “Bedir” ve Şii ağırlıklı başka HSB gruplarının adları yazılmış, kimi binalara da Şiilerin büyük sevgi duyduğu Hz. Hüseyin’e atfen renkli “Ya Hüseyin” bayrakları asılmıştı. Bazı gençler yanlarından geçen yerel HSB aracına şakalarla tepki verirken bazıları şüpheli gözlerle bakıyordu. Ortalıkta besi hayvanları görünse de hiç sivil insan yoktu.

Yakınlardaki yerel HSB merkezinin başında Saddam Hüseyin döneminde sınır muhafızı olan bir subay vardı. HSB burada El Ubeydi aşiretinden bir şeyhe bağlı.

Al-Monitor’a bilgi veren subaya göre İD’in yerel halktan ciddi destek aldığı Reşad bölgesinde yakınları İD’e katılmış pek çok aile hâlâ köylerinde yaşıyor. Subay, bölgede saklanan İD militanlarına yardım ettiği tespit edilen kişilerin tutukladığını ama bunun kademeli bir süreç olduğunu vurguladı.

Riyad’daki bir güvenlik görevlisi ise yakınları İD’le mücadeleye katılmış ailelerin bölgeye dönmekten korktuğunu söyledi.

Bu durum Irak’ın diğer kesimleriyle çarpıcı bir tezat oluşturuyor. Diğer bölgelerde İD militanlarının aileleri yaşadıkları yerlerden kaçtı ya da zorla gönderildi. Ailelerin pek çoğu iç göçe maruz kalanların barındığı kamplara gitti. Bu insanların kamplarda ne kadar kalacağı veya nereye gönderileceğine dair somut bir plan mevcut değil.

Al-Monitor’un Bağdat’ta görüştüğü emekli General Macid Casim El Kuysi, Havice’nin daha önce de “El Kaide’nin başkenti” olduğunu vurguladı. 2008-2011 döneminde Selahaddin vilayetinde birçok istihbarat operasyonunu yöneten Kuysi, “güven tesis edilmedikçe, yerel ekonomi ayağa kaldırılmadıkça” İD’i bölgeden tamamen temizlemenin zor olacağını söyledi.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Irak'ın Nabzı

al-monitor
Irak su meselesinde Türkiye’ye karşı hangi kozları kullanabilir?
Omar al-Jaffal | Su sorunları | Ağu 12, 2020
al-monitor
Suriye: SDG bölgesindeki suikastlar ne anlama geliyor?
Shelly Kittleson | İslam Devleti | Ağu 10, 2020
al-monitor
Irak Kürdistanı Suriyeli Kürtlere gönderilen insani yardımları engelliyor mu?
Amberin Zaman | Koronavirüs | Nis 22, 2020
al-monitor
Gorani lehçesini yaşatmak isteyen öğretmen Kuran’ı Kürtçeye çevirdi
Dana Taib Menmy | Tehlike altındaki diller | Oca 31, 2020