Bibi İran’a ‘nihai anlaşma’ teklif etse ne kaybeder?

p
Article Summary
İsrail’in Nabzı sayfasının yazarlarından Akiva Eldar İran ve İsrail’in doğrudan müzakerelere başlaması gerektiğini yazıyor. İran, Sadr hareketi ile komünistler arasındaki ittifaka karşı. İslam Devleti Havice’ye geri mi dönüyor? İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İsrail yeni bir sayfa açabilir

ABD’nin Yakın Doğu’dan sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı David Satterfield’ın Lübnan ile İsrail arasında ihtilaflı bir doğal gaz sahası için yürüttüğü mekik diplomasisine ilişkin geçen hafta bu sütunda şöyle yazmıştık: “Satterfield’in mekik diplomasisi Suriye’den de genel bölgesel sorunlardan da ayrı tutulamaz. Blok 9 konusu, İsrail ile Lübnan arasında ihtilaflı sınırı belirleyen Mavi Hat konuşulmadan konuşulamaz, Mavi Hat ise Suriye meselesinden ayrılamaz. Suriye meselesi de ABD, İsrail ve İran arasındaki ilişkilerden bağımsız ele alınamaz. Satterfield’in girişimleri ve Lübnan hükümeti üzerinden Hizbullah ve İran’la muhtemel bir arka kanalın oluşması, İsrail-Lübnan sınır meselesinin çözümü için gereken ön çalışmaları başlatırken İsrail’in sınırlarında çatışma ihtimalini azaltacak bir açılım da sağlayabilir.”

Bu hafta aynı konuya değinen Akiva Eldar da şu değerlendirmeyi yapıyor: “İsrail Enerji Bakanı Yuval Steinitz ‘iki tarafın da diplomatik çözümü yeğlediğini’ söyleyerek aslında İsrail’in Hizbullah ile diplomatik temas içinde olduğunu doğrulamış oldu. Haklı olarak Hizbullah’ın İran Şii cumhuriyetinin satış temsilcilerinden biri olduğunu savunan İsrail bu durumda İran’la da müzakere içinde demektir.”

Eldar şöyle devam ediyor: “‘Dolaylı’ temaslar her zaman söz konusu oldu, örneğin tutsak İsrail askeri Gilad Şalit’in serbest bırakılması için 2011’de Hamas’la yapılan müzakereler gibi. En tepe İsrailli yetkililerin 1991’deki Madrid Konferansı marjında Batı Şeria’dan Filistinli yetkililerle yaptığı görüşme de bunun bir diğer örneği. Zira bu yetkililer o dönem İsrail tarafından tanınmayan Filistin Kurtuluş Örgütü’ne (FKÖ) bağlıydı. (...) ABD’nin İsrail ile Lübnan arasındaki arabuluculuk çabaları çıkmaza girmiş durumda. İsrail, Hizbullah ve İran arasındaki dolaylı görüşmeler ise askeri tehditlere kadar vardı. (...) İsrail’in sadece gaz ihtilafının çözümü için İran ile doğrudan bir diyalog kanalı açmayacağı aşikâr. Bu talihsiz bir durum. Çünkü İsrail ve İran bu yolla ulusal güvenlikleri ve vatandaşlarının refahı için ‘nihai bir anlaşma’ya varabilirlerdi. (...) Netanyahu İsrail’in çıkarına gördüğü noktalarda ABD makamlarını İran’ın menfaatlerini baltalamaya ikna etme konusundaki yetkinliğini kanıtladı. Artık nüfuzunu İran ile müşterek menfaatlere dayanan yeni bir ilişki başlatmak için kullanma zamanıdır. Buna elbette bölgesel bir barış anlaşması ve Filistin topraklarındaki 50 yıllık İsrail işgaline son vermek de dâhil. En kötü ihtimalle çabalar başarısız olur. Suudi Arabistan’ı kızdırsa da en azından tüm dünyaya barış istediğini kanıtlar. Ancak şansı yaver giderse İsrail, Orta Doğu’daki en büyük hasmı İran ve bölgesel müttefikleri Lübnan ve Suriye’den yönelen tehlikeleri bertaraf eder. Bu, Netanyahu’yu aleyhinde sürdürülen adli soruşturmalardan kurtarsa da İsrail Devleti’nin tarihinde önemli bir dönüm noktasının başlangıcı olur.”

Irak’taki sıra dışı ittifak İran’ın tepkisini çekti

Irak’ta filizlenen sürpriz siyasi ittifak İran’ın dikkatinden kaçmadı. İran’ın ruhani lideri Ayetullah Ali Hamaney’in Başdanışmanı Ali Ekber Velayeti Irak’a geçen ay gerçekleştirdiği ziyaret sırasında şöyle konuştu: “Irak’ı liberal ve komünistlerin yönetmesine izin vermeyiz.”

Ali Mamouri bu sözleri şöyle değerlendiriyor: “Velayeti bu sözlerle Sadr hareketi, sivil hareket ve Irak Komünist Partisi arasındaki seçim ittifakını kastetti. Sadr hareketinin lideri Mukteda El Sadr 2014’te yapılan son seçimlerden bu yana İran’dan bağımsız bir siyaset benimsiyor. Sadr’ın destekçileri de sık sık İran ve Devrim Muhafızları’na bağlı Kudüs Gücü Komutanı Tümgeneral Kasım Süleymani aleyhinde sloganlar atıyor.”

Irak’taki seküler partiler Velayeti’nin açıklamalarını mayıs ayında yapılacak seçimlere yönelik nahoş bir müdahale addetse de Velayeti Irak ziyaretlerinde mutat hale gelen görüşmelerini tamamladı.

Mamouri ziyarete ilişkin şu bilgileri aktarıyor: “Velayeti, Cumhurbaşkanı Fuat Masum, Başbakan Haydar El Ebadi’nin yanı sıra eski Başbakan Nuri El Maliki, Hikmet Hareketi lideri Ammar El Hâkim, Bedr hareketi lideri Hadi El Emiri ve İslami Yüksek Konseyi Başkanı Şeyh Hümam Hamudi gibi Şii liderlerle de bir araya geldi. Bu isimler, İran’ın Irak’taki Şii partiler arasındaki bölünmüşlüğün farkında olduğunu gösteriyor. Bu durumun seçimlere yönelik ciddi yansımaları olabilir ve Irak’ta İran’a mesafeli hatta İran’dan bağımsız bir hükümet kurulabilir. (...) Öte yandan Velayeti Necef’e ziyareti sırasında Iraklı din adamı Ali El Sistani ve diğer dini otoriterle görüşmeyi yine başaramadı. Zira kentteki din adamları Irak’ın iç meseleleri hakkında kışkırtıcı açıklamalar yapan İranlılarla görüşmeme siyasetini sürdürüyor.”

Mamouri değerlendirmesini şöyle noktalıyor: “İran, hasımlarına karşı güçlü bir siyasi ittifak oluşturmak için Irak’taki vekillerine baskı yapmayı sürdürecek ve seçimlerde tek başına iktidar olabileceklerin çoğunluğa ulaşmaları için uğraşacak.”

Havice İD-HSB çatışmasına hazırlanıyor

Fazel Hawramy Havice’deki son gelişmeleri şöyle aktarıyor: "İslam Devleti’nin propaganda kanallarından biri olan Telegram uygulaması başta Kerkük’ün güneybatısındaki Havice’de olmak üzere Irak güvenlik güçlerine yönelik onlarca suikast girişimi mesajıyla dolup taştı."

Mayıs ayında yapılacak seçimlerle meşgul olan Bağdat yönetiminin ise saha komutanlarının bu girişimlere dair uyarılarına ilk etapta kulak asmadığını aktaran Hawramy şöyle devam ediyor: “Hükümetin bu kayıtsızlığı 18 Şubat akşamına kadar sürdü. Halk Seferberlik Birlikleri’ne (HSB) bağlı bir istihbarat birimi talimat üzerine Havice’nin 290 kilometre uzağındaki Saduniye köyüne doğru yola çıktı. Köyün yakınlarında HSB birliğini pusuya düşüren bir grup İD militanı çoğu Basralı olan ve bölgeyi tanımayan genç HSB savaşçılarının hepsini yaklaşık yarım saat içinde etkisiz hale getirdi."

Saduniye katliamına cevaben başlatılan misillemenin üç yıl boyunca İD’in hâkimiyetinde zulüm gören Sünni halkı daha da yabancılaştıracağına dair korkuların arttığına dikkat çeken Hawramy şöyle diyor: “Bölgeye çok sayıda İran destekli ve kötü şöhretli Asaib El-Hak savaşçısı sevk eden HSB ile bölgeye dönen Sünni azınlık arasındaki gerginliğin tırmanacağı muhakkak. Nitekim HSB, katliamın ertesi günü İD militanlarına ait olduğu gerekçesiyle Saduniye’deki bir dizi evi yıktı. HSB’ye bağlı Facebook hesaplarından birinde de İD militanlarına ait olduğu iddia edilen kafaları kesik cesetlerin fotoğrafları yayımlanarak intikam çağrısı yapıldı."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Özel etkinlikler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Lobbying newsletter delivered weekly
Bu bölümlerde bulundu: hawija, is, communists, ali akbar velayati, hezbollah, pmu, iran-iraq relations, benjamin netanyahu
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept