İran'ın Nabzı

Trump’ın baskısı İran’ı komşularına yöneltiyor

By
p
Article Summary
ABD’nin baskısı artarken İran komşularla ilişkilere öncelik verme politikasına yöneliyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İran hükümetleri yıllardır dış politikada birinci önceliğin tüm komşularla yakın ilişkiler geliştirmek olduğunu söyler. Ancak son yıllarda Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile ilişkilerin kötüye gitmesi daha yapıcı bölgesel ilişkilerin önünde önemli bir engel teşkil ediyor. Ticaret ve yatırım açısından bakıldığında BAE’yle, bilhassa Dubai’yle yaşanan sıkıntılar en olumsuz etkiyi doğuruyor. Zira Dubai, ihracat ve finansal işlemler açısından İran için önemli bir bölgesel merkez konumundaydı.

Son 20 yılda BAE İran’ın başlıca ticaret ortaklarından biri oldu. Bunun ana nedeni, yaptırımlara maruz kalan İran’ın ihracatının önemli bir bölümünü Dubai üzerinden yapmasıydı. Nükleer programla ilgili yaptırımların kalkması Dubai’ye İran’ın artan dış ticaretinden yararlanmak için son derece avantajlı bir konum sağladı. İran’ın uluslararası mali işlemleri açısından da Dubai her zaman en önemli nokta oldu. Dubai’nin gelişkin altyapısı yanında Dubai’de yaşayan çok sayıda İran kökenli Arap aile de ekonomik ve kültürel bağların güçlenmesinde etkili oldu. Dolayısıyla son dönemdeki siyasi iklim İran’ın dış ekonomik ilişkileri bakımından ciddi bir engel oluşturuyor. Abu Dabi’nin Tahran’la ilişkileri soğutma ısrarı Dubai’deki pek çok çevrede hoşnutsuzluğa neden oluyor.

Gazeteci ve Orta Doğu uzmanı Muhammed Salih Sadıkian gibi bazı uzmanlar, İslam Devleti sonrası dönemde Suudi Arabistan’ın gerilimi azaltmaya çalışacağı ve İran’ın Arap komşularıyla ilişkilerinin normale döneceğine inansa da ticaret alanında pratikte yaşanan sıkıntılar İran yönetimi ile İranlı şirketleri yeni bölgesel ortaklıklar aramaya itiyor.

İran Merkez Bankası’nın dış ilişkilerden sorumlu başkan yardımcısı şubatta yaptığı açıklamada BAE bankalarının İranlı iş adamlarına engel çıkardığını ve İran’ın alternatif güzergâhlar aradığını söylemişti. Bazı yorumlara göre İran riyalinin son dönemde serbest piyasada değer kaybetmesinde BAE ve İran bankaları arasında işlemlerin aksaması da etkili oldu.

Ticari faaliyetleri için Dubai’yi bölgesel merkez seçen İranlı şirketler son yıllarda olumsuz iklimi hissetmeye başladı. Bu şirketlerin çeşitli ruhsatları ve oturma izinleri herhangi bir ön bildirimde bulunmadan aniden iptal edilebiliyor. BAE’yle ilişkilerin kötüye gitmesi pek çok İranlı şirketi, reeksport başta olmak üzere ticari faaliyetlerini başka yerlere kaydırmak zorunda bıraktığı söylenebilir.

Faal olarak ithalat ve ihracatla uğraşan iş insanlarının Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre ticari faaliyetlerin ana odağı Türkiye’ye, ayrıca Kafkasya bölgesinde Azerbaycan ve Gürcistan’a kayıyor. Kuşkusuz ki adı geçen ülkelerin altyapısı Dubai’yle yarışamaz. Bu nedenle ilgili hükümetler bu alanda yatırımlar yapıyor. 15 Mart’ta Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de bir araya gelen Türkiye, Azerbaycan, Gürcistan ve İran dışişleri bakanları, Hint Okyanusu ile Avrupa arasında bir ulaşım ve transit koridoru oluşturmaya dönük projelerin gerçekleştirilmesi için anlaşma imzaladı. Bu kapsamda İran ve Azerbaycan arasında yapımı süren Reşt-Astara demiryolu, geçtiğimiz ekimde faaliyete geçen Bakü-Tiflis-Kars demiryoluna bağlanacak. Ayrıca İran’ın Çabahar ve Bender Abbas limanlarından Avrupa’ya kadar uzanan transit bir kara koridoru inşa edilecek. Çok taraflı anlaşmalar iş çevreleri arasında iş birliğinin artırılmasını da öngörüyor.

Dış ticaretin finansal boyutuna da eğilen İran yönetimi bölgesel merkez olarak Umman’a odaklanıyor. Umman Dışişleri Bakanı Yusuf Bin Alavi Bin Abdullah’ın 16 Mart’taki resmi ziyareti sırasında önemli anlaşmalar imzalandı. Anlaşmaların özünde bankacılıkta iş birliğinin artırılması, özellikle Umman’daki bankaların İranlı bankaların teminatlarını kabul etmesi ve yerel para birimleriyle işlem yapma olasılığı yer alıyor. Ortak bir komisyon bu kararlar doğrultusunda çalışacak ve gerekli düzenlemeleri hayata geçirecek. İki taraf, ayrıca İran mallarının dünya pazarına ulaştırılmasında Umman’ın bir reeksport merkezi olmasını, ayrıca petrol ve petrokimya alanı başta olmak üzere şirketler arasında ortak yatırımları destekleme kararı aldı. Sıvılaştırılmış doğal gaz üretiminde Umman’ın atıl kapasitesinden yararlanmak isteyen İran hâlihazırda Umman’a gaz ihraç etmeye hazırlanıyor ve bu tip yatırımların ileride daha da artması bekleniyor.

Umman yıllardır İran için güvenilir bir bölgesel ortak oldu. Yaptırımların en sert uygulandığı dönemlerde Umman her zaman İran’ın uluslararası bankalar ve örgütlerle ilişkilerini kolaylaştırmaya çalıştı. Umman ayrıca İran’dan uzaklaşmak için Körfez İş Birliği Konseyi’nden gördüğü baskıya rağmen Tahran’la siyasi ilişkilerinde belli bir yakınlık düzeyini korudu. Bu bağlamda şimdi İran’ın dış ticaret ve mali işlemleri artarken Umman’ın ödüllendirileceği aşikâr. Ancak İran iş dünyası Dubai’deki gelişkin altyapının eksikliğini muhakkak ki hissedecek. Umman şu aşamada aynı koşulları sağlayamaz.

Tüm bu gelişmeler İran-ABD ilişkilerinin kötüye gittiği bir dönemde yaşanıyor. ABD’nin nükleer anlaşmadan çekilmesi halinde İran’ın nasıl bir strateji izlemesi gerektiği İran meclisinin Dış Politika ve Milli Güvenlik Komisyonu’nda tartışıldı. Vekillerin hükümete çağrısı dış ilişkilerde komşulara odaklanma yönünde oldu. Komisyon başkanı Alaeddin Burucerdi ise geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada ABD Başkanı Donald Trump’ın artan husumeti karşısında İran’ın Rusya ve Çin’le de bağlarını güçlendirmesi gerektiğini savundu. Bu iki açıklama birlikte ele alındığında Hazar Denizi üzerinden İran’a teknik olarak komşu olan Rusya’ya çok daha fazla ağırlık verileceği anlaşılıyor.

Esasen Tahran’ın farklı senaryolara, özellikle yaptırımların sertleşmesi ihtimaline hazırlık yapması lazım. Bu da Dubai’nin geleneksel rolünü ikame edecek alternatif ticari yolların ve mali kanalların oluşturulması demek. Yukarıda bahsi geçen adımlar, İran yönetimi ile iş dünyasının tek bir ülkeye bağımlılığı azaltarak çoklu kanallar aradığına işaret ediyor. Şimdilik Umman önemli bir rol alacak, bu arada da başka güzergâh ve kanallar denenip geliştirilecek.

Neticede Tahran’ın temel stratejisi, Riyad ve Abu Dabi’nin nüfuz alanından uzaklaşmak ve diğer tüm komşularla ticari ve ekonomik ilişkileri artırma yönünde olacak. Bu bölgesel strateji kapsamında Tahran komşularla enerji ve ticaret güzergâhlarını artırma imkânlarını da araştıracak. İran bu konuda şanslı. Çünkü gaz veya elektrik olarak ihraç edebileceği artan bir gaz fazlasına sahip. İran-Türkiye örneğinin gösterdiği gibi karşılıklı bağımlılık derecesinin artması, İran ile komşuları arasında siyasi anlaşmazlıkların, olası gerilimlerin aşılmasına yardımcı olabilir. Bölgesel ilişkilerin bu yönde gelişmesi kuşku yok ki Trump yönetiminin artan baskısı karşısında da Tahran’a olumsuz yansımaları frenleme imkânı verir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni

Bijan Khajehpour, stratejik danışmanlık hizmeti veren Tahran merkezli Atieh Şirketler Grubu’nun Viyana merkezli uluslararası kolu Atieh International’ın yönetici ortaklarından biridir.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept