İran'ın Nabzı

Su sıkıntısı İran’da güvenlik meselesine dönüşüyor

By
p
Article Summary
İklim değişikliği ve su kaynaklarının kötü yönetimiyle gelen su krizi İran’da gelecek nesiller için tehdit oluşturuyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Düşük yağış miktarı ve kısıtlı su kaynaklarının azalması İran’ı su sıkıntısıyla karşı karşıya bıraktı. Ülkenin büyük bölümünde en az 10 yıldır kuraklık yaşanıyor. Yıllık yağış miktarı son 50 yılın en düşük seviyesinde ancak durumun daha da kötüye gitmesi bekleniyor. Dünya Kaynaklar Enstitüsü, iklim değişikliği nedeniyle su sıkıntısının önümüzdeki 20 yılda dünya çapında artacağını öngörüyor. İran dâhil Orta Doğu’nun çoğu bölgesinde yüksek riskli su sıkıntısı bekleniyor.

Sri Lanka merkezli Uluslararası Su Yönetimi Enstitüsü Genel Müdürü Claudia Sadoff İran’ın durumunu Al-Monitor’a şöyle değerlendirdi: “Ülkedeki nüfusun ve ekonomik üretimin yüzde 90’dan fazlası su stresinin yüksek veya çok yüksek olduğu bölgelerde. Bu, yüzde olarak dünya ortalamasının iki üç katını, rakam olarak ise Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkeleri arasında risk altında olan en yüksek insan sayısını ve en büyük üretim miktarını ifade ediyor.”

İran dünyadaki tatlı su kaynaklarının sadece yüzde 0,3’üne sahipken dünya nüfusunun yüzde 1’ini barındırıyor. Uzmanlar ülkenin yenilenebilir su kaynaklarını yaklaşık 110 milyon metreküp olarak hesaplıyor, bazıları ise bu rakamın ancak 88 milyon metreküp olduğunu söylüyor. Uzmanlara göre optimal durum yenilenebilir su kaynaklarının yüzde 40 oranında tüketilmesi. Oysa İran’da bu oran şu an yüzde 90’ı bulmak üzere.

Su kaynaklarının aşırı tüketimi İran’da yeni bir şey değil, yıllardır devam ediyor. Bunun başlıca nedenleri ekonomik kalkınma ve hızlı nüfus artışı. Suyun Allah vergisi bir nimet olduğu anlayışı İran’da oldukça yaygın ve bu da aşırı tüketime yol açıyor.

Artan nüfusun daha çok su tüketmesine karşın yenilenebilir su kaynakları aynı miktarda kalıyor. Ülkedeki tatlı suların yüzde 92’sini kullanan tarım sektörü aşırı su tüketiminin başlıca sorumlusu olarak görülüyor. İran'da kullanılan geleneksel sulama sistemleri yüksek bir su kaybına yol açıyor, çiftçilerin ne kadar su kullandığı ise neredeyse hiç denetlenmiyor. Tarımda suyu verimli kullanma oranı yüzde 30 seviyesinde ki bu, dünya ortalamasının yaklaşık yarısına tekabül ediyor.

Nüfus artışı, tarımdaki verimsiz su kullanımı ve kurak bölgelerde su tüketen sanayilerin kurulmasıyla oluşan durum mevcut su sıkıntısının asıl sebebi olarak görülen bir başka etmenle daha da kötüye gitti. Bu etmen kaynakların uzun zamandır kötü yönetilmesi. Uzmanlar su krizinin 50 yıl önce başladığını, son 20 yılda ise kötü yönetim nedeniyle derinleştiğini söylüyor. Uzmanlara göre yöneticiler ilk başlarda İran’ın kısıtlı su kaynaklarına sahip olduğu gerçeğini göz ardı ettiler ve uyguladıkları politikaların uzun vadeli sonuçlarını hesaba katmadılar. Bu politikalar kapsamında ülke çapında inşa edilen barajlar su kaynaklarının coğrafyasını değiştirdi ve Urmiye’deki tuz gölü gibi sulak alanların küçülmesine yol açtı.

Ayrıca 1979 İslam Devrimi’nden sonra İran’ın kendi kendini besleyen bir ülke olması hedeflendi ve bu yöndeki çabaların yoğunlaşmasıyla ülkenin tarıma olan bağımlılığı arttı. Örneğin buğday üretiminde kendi kendine yeterliliğe ulaşmak için yıllarca gayret sarf edildi ve bu da buğday ekimini artırmak için yer altından daha fazla su çekilmesine neden oldu.

Su uzmanlarına göre su kaynaklarından daha uzun yararlanabilmek için İran’ın kaynakları idare biçimini değiştirmesi gerekiyor.

Saldoff şöyle diyor: “Su riskini yönetebilmek için İran, su kaynakları yönetimindeki uzun tecrübesinin üstüne yeni bilgi teknolojileri ve araçlar ekleyebilir ve böylece elindeki su kaynaklarını daha iyi tespit ederek daha doğru öngörülerde bulunabilir.” Ayrıca su kayıplarını azaltmak için sulama sistemlerinin modernize edilmesi, sızdıran boruların onarılması gerekir.

Sadoff bir başka öneri olarak İran’ın koruma ve verimlilik düzeyini artırmak için teşvikler oluşturabileceğini, ayrıca yağmur suyunu toplama, atık suları arıtıp yeniden kullanma, tuzlu suyu tuzdan arındırma imkânlarını değerlendirebileceğini söylüyor.

Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin iktidara geldiği ağustos 2013’ten bu yana hükümet çevresel konularda oluşturduğu programlarla bu önemlerin bazılarını hayata geçirmeye başladı.

Ruhani yönetimi çeşitli eyaletlerde 14 barajın yapımını durdurdu ve buharlaşmayı azaltmak için yer altı su şebekeleri kurmaya odaklandı. Hükümet ayrıca modern sulama sistemleri ithal etti, çiftçilere su sayacı kullanma mecburiyeti getirdi ve yeni su isale hatları için ruhsat vermeyi durdurdu. Bunun yanı sıra yüzlerce kaçak su kuyusu kapatıldı, hem kırsalda hem sanayide yeni arıtma tesisleri yapıldı, çiftçiler ise safran ve çamfıstığı gibi daha az su tüketen mahsuller ekmeye teşvik edildi.

Bu arada su tüketimini azaltmaya dönük teknik çalışmaları hızlandırmak amacıyla cumhurbaşkanlığının bilim ve teknoloji biriminde özel bir çalışma grubu kuruldu. Çalışma grubu şu an sorunun çözümüne dönük 23 ayrı teknik planı değerlendiriyor.

Ruhani son olarak güneydeki tuzlu suların tuzdan arındırılarak ülkenin iç kesimlerine verilmesini öngören bir özel sektör projesinden bahsetti. 1 Mart’ta güneydeki Hürmüzgan eyaletini ziyaret eden Ruhani basına yaptığı açıklamada “Su sıkıntısı nedeniyle Basra Körfezi ile Umman Denizi’nin sularını tuzdan arındırmaktan başka çaremiz yok.” dedi.

Ancak projeye olumsuz bakanlar, yüksek maliyet ve çevresel etkilere dikkat çekerek projenin reddedilmesi gerektiğini savunuyorlar. Ayrıca hükümetçe alınan önlemlerin geçici çözüm olduğunu, kalıcı çözüm için daha ciddi adımlar gerektiğini söylüyorlar.

2 Mart Ulusal Su Günü’nde düzenlenen konferansın konuşmacılarından Muhammed Hüseyin Kerimipur şu uyarıda bulundu: “Su tüketimini önümüzdeki 5 yılda yüzde 20, önümüzdeki 15 yılda da yüzde 40 oranında azaltamazsak İran’ın istikrarı tehlikeye girer. Bu son derece zorlu bir görev olacak."

Su kıtlığı yüzünden İsfahan eyaletinde çatışmaların çıktığı bir ortamda uzmanlar sorunun şimdiden bir güvenlik meselesine dönüştüğünü, çözümsüz kalması halinde kitlesel göçlere, ciddi sosyoekonomik ve siyasi sonuçlara yol açacağı uyarısında bulunuyorlar.

Hükümet, en kaygı verici meseleler arasında saydığı su krizini çözmeye çalışırken öncelikle halka tüketimi azaltmanın, suyu korumanın ne kadar acil bir mesele olduğunu, yoksa İran’ın kısır bir çöle dönüşeceğini anlatmak zorunda.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Özel etkinlikler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Lobbying newsletter delivered weekly
Bu bölümlerde bulundu: tarım, Water Issues

Maysam Bizar, daha önce Press TV internet yayınlarında İran Masası’nın genel yayın yönetmenliğini yapmıştır. İran’da başka medya kuruluşlarında da çalışmış olan Bizar, yabancı basın kuruluşlarına da katkıda bulunmuştur. Twitter hesabı: @m_bizar

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept