Jordan Pulse

Ürdün-Türkiye ilişkileri ısınıyor

By
p
Article Summary
Bölgesel sorunlarda ortak menfaatlere sahip olan Ürdün ve Türkiye siyasi, ticari ve ekonomik ilişkilerini güçlendiriyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İsrail-Filistin ihtilafı ve Suriye krizi gibi bölgesel sorunlarda ortak menfaatleri olan Ürdün ve Türkiye bu alanlarda birlikte hareket etmek için ikili ilişkileri güçlendiriyor. Kral II. Abdullah 19 ve 20 Şubat’ta Amman’ı ayrı ayrı ziyaret eden Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Türk Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ı kabul etti.

Saray’dan yapılan açıklamaya göre Çavuşoğlu’nun Kral’la görüşmesinde ikili ilişkiler ve bölgedeki son gelişmeler gözden geçirildi. Kral “İslam ümmetini ilgilendiren meselelerde koordinasyonu sürdürme ve bölgede güvenlik ve istikrarı güçlendirme arzusunu” vurguladı. Taraflar ayrıca ekonomik iş birliğini ve ikili ticareti ele aldı. Çavuşoğlu, “Ürdün’ün Türkiye’ye ihracatını kolaylaştırmak için Ürdün-Türkiye serbest ticaret anlaşmasının gözden geçirileceğini” belirtti. Jordan Times gazetesinin haberine göre Bakan, ayrıca Türkiye’nin Afrika dâhil çeşitli pazarlara ihracatta Akabe limanını merkezi bir güzergâh olarak kullanmak istediğini söyledi. Saray’a göre Kral Çavuşoğlu’yla görüşmesinden bir gün sonra da Akar’la askeri iş birliğini ve terörle mücadeleyi ele aldı.

Çavuşoğlu, Amman’da yaşayan Türklerle 18 Şubat’ta yaptığı görüşmede Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın gelecekte Ürdün’ü ziyaret etmeyi planladığını söyledi. Erdoğan Ürdün’e en son ağustos 2017’de gelmişti. Abdullah ise ABD Başkanı Donald Trump’ın Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma ve Tel Aviv’deki ABD Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararını açıkladığı 6 Aralık günü Ankara’da idi.

Trump’ın kararı Erdoğan ve Abdullah’ı aynı çizgide buluşturdu. Kral 13 Aralık’ta İslam İşbirliği Teşkilatı’nın İstanbul’daki özel oturumuna katıldı ve burada Trump’ın kararını reddeden bir konuşma yaptı.

Ürdün-Türkiye ilişkilerindeki canlanma, Amman ve Ankara’nın bölgesel gelişmeler karşısında tutumlarına ayar verdiği ve Trump’ın muhtemelen önümüzdeki haftalarda açıklayacağı Orta Doğu barış planının sonuçlarını öngörmeye çalıştığı bir dönemde yaşanıyor. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın elçiliği Kudüs’e taşıma kararını hızlandırdığı ve bu adımın mayısta atılacağı haberine Ürdün ve Türkiye’nin tepkisi bu satırlar yazılırken henüz belli olmamıştı.

Abdullah, İsrail-Filistin ihtilafında tek çözüm yolu olarak iki devletli çözümü görüyor. Doğu Kudüs’te İslami ve Hristiyan kutsal mekânlarının koruyucusu konumunda olan Kral bu rolünü de sahipleniyor. Trump’ın barış planı ve İsrail’deki sağcı koalisyonun icraatları her iki konuyu da etkileyebilir.

Ürdün, bazı Arap devletlerinin iki devletli çözümü dışlasa dahi Trump’ın çözüm planına destek verebileceğinden kaygı duyuyor ve Abdullah böyle bir ortamda Türkiye’ye yöneliyor. Ürdün’de Suudi Arabistan’ın İran’ı Arap-İsrail ihtilafından daha önemli ve acil bir tehdit olarak gördüğüne inanılıyor, Suudilerin İran karşıtlığı da bu kaygıları besliyor. Mısır’ın tutumu şu an belirsiz ancak ABD’den gelecek çözüm planının akıbetinde kritik olacak.

Trump’ın Kudüs kararından bu yana Amman’la Riyad arasındaki soğukluğun daha da arttığı bir sır değil. Ürdünlü yorumculara göre ABD’nin açıklamasından sonra Kudüs konusunda acil Arap zirvesi isteyen Ürdün’e Suudiler direniş gösterdi. Ayrıca geçtiğimiz haziranda Katar’ı baskı altına almak ve tecrit etmek için harekete geçen Suudi Arabistan Ürdün’ün bu konudaki tutumundan tatmin olmadı. Doha’yla diplomatik ilişkilerini kesmeyen Amman, ilişkilerin seviyesini düşürmek ve El Cezire’nin bürolarını kapatmakla yetindi.

İkili ilişkilerin soğumasının bir başka nedeni Amman’ın Yemen savaşındaki tutumu. Ürdün Suudi önderliğindeki koalisyona sadece sembolik düzeyde ve kısa süreliğine katıldı. Bir başka neden de Amman yönetiminin Müslüman Kardeşler’le flörtü. Müslüman Kardeşler Ürdün parlamentosunda temsil ediliyor.

Ürdün bölgesel blok veya koalisyonlarda görünmek istemiyor. Ürdün’ün Körfez devletleriyle, bilhassa da Suudi Arabistan’la ilişkileri geleneksel olarak yakın oldu ama buna rağmen Abdullah her zaman kutuplaşmadan uzak duran, bağımsız bir politika izledi. İran’ın Suriye, Irak ve Yemen’deki etkisine olumsuz bakan Amman’ın Tahran’la düşük seviyede de olsa diplomatik ilişkilerini sürdürmesi bu politikanın yansıması. Abdullah daha 2004’te “Şii hilali” uyarısı yapan ilk Arap lider olmuştu.

Abdullah'ın dış politikadaki bu yaklaşımı düşünüldüğünde Körfez kavgasında Katar’ın yanında duran Türkiye’yle de ısınan ilişkiler dikkatli bir şekilde yürütülecek. İki ülke Suriye krizinden çıkacak sonuçta ortak menfaatlere sahip, Filistin meselesinde de Filistinlilerin haklarını ve iki devletli çözümü savunuyorlar. Haşimi Krallığı’nın Doğu Kudüs’teki rolüne Türkiye’nin güçlü destek vermesi manevi açıdan büyük önem taşıyor.

Ürdünlü siyasi yorumcu Amir El Sebeyle’ye göre “ABD’nin tahripkâr bölgesel politikaları” hem Ürdün’ü hem Türkiye’yi etkiliyor. Al-Monitor’a konuşan Sebeyle iki ülkenin kaygılarını şöyle özetliyor: “Ürdün açısından barış süreci ve Trump’ın iki devletli çözümü rayından çıkarması, Türkiye açısından da ABD’nin Suriyeli Kürtlere destek vermesi ve Türkiye’nin kuzey Suriye’deki harekâtına ilişkin belirsizlik.”

Siyasi eş güdümün artması dışında Türkiye’yle ticari ilişkilerin gelişmesi de Suriye ve Irak’taki krizler sonucu son yıllarda ekonomik sıkıntı yaşayan Ürdün’e kazanım sağlayabilir. Ürdün’ün eski başbakan yardımcılarından Cevad Anani, Türkiye’nin dünyanın 15’inci büyük ekonomisine sahip olduğunu, bölgedeki siyasi ve ekonomik etkinliğinin tartışılamayacağını vurguluyor.

Al-Monitor’a konuşan Anani şöyle devam ediyor: “İlişkilerin güçlenmesi Ürdün için kritik bir dönemde yaşanıyor. Türkiye hem Ürdün malları için büyük bir pazar hem de turist gönderebilecek bir kaynak. Çavuşoğlu’nun ziyaretinden sonra Türkiye 500’den fazla Ürdün ürününe gümrük vergisi muafiyeti tanıdı. Bu, yerli üretici için büyük bir fırsat.” Anani ayrıca Türk mallarının, Türk televizyon dizilerinin Ürdün’de sevildiğini ve Türkiye’nin Ürdünlü turistler için bir numaralı destinasyon olduğunu vurguladı.

Öte yandan Erdoğan Ürdün’de tartışmalı bir isim olmaya devam ediyor. Pek çok insan, İsrail ve ABD’ye kafa tuttuğu ve Türkiye’nin laik kültürünü gerilettiği için Erdoğan’a hayranlık duyuyor. Bir başka kesim ise onu demagog ve siyasi oportünist olarak görüyor. Ne ironiktir ki Kral Abdullah da Erdoğan’a her zaman olumlu bakmadı. The Atlantic dergisinde nisan 2013’te yayımlanan habere göre Kral, o dönem başbakan olan Erdoğan’ın “İslamcılığın sadece daha yumuşak bir versiyonunu teşvik ettiğini” ve demokrasiyi bir “otobüs” olarak gördüğünü söylemiş, Erdoğan’ın “Durağa varılınca o otobüsten inilir.” şeklindeki sözlerine atıfta bulunmuştu.

Görünen o ki iki lider o günden bu yana birlikte çalışmanın bu sorunlu bölgede müşterek zorlukları aşmakta daha isabetli olacağına kanaat getirmiş durumda.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Özel etkinlikler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Lobbying newsletter delivered weekly
Bu bölümlerde bulundu: economic agreements, syrian conflict, qatar crisis, jerusalem, mevlut cavusoglu, recep tayyip erdogan

Osama Al Sharif Ürdün’ün başkenti Amman’da yaşayan, Orta Doğu üzerine uzmanlaşmış kıdemli bir gazeteci ve siyasi yorumcudur. Kendisine alsharif.osama@gmail.com adresinden ulaşılabilir. Twitter hesabı: @plato010

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept