Türk askeri Suriye’ye girdi

Afrin’de düzenlenen hava saldırılarının ardından Türk askeri Kürtlerin kontrolündeki Kuzey Suriye’ye girdi. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor Suriye’nin Afrin bölgesinden yükselen dumanların Türkiye-Suriye sınırındaki Hatay’a bağlı Hassa kasabasından görüntüsü, 20 Ocak 2018 Photo by REUTERS/Osman Orsal.

Oca 21, 2018

Türk savaş uçaklarının Afrin’deki Kürt mevzilerine düzenlediği hava saldırılarından bir gün sonra Türk ordusu Kuzey Suriye’ye girdi. Yedi yıldır süren Suriye krizini daha da tırmandıran operasyon Araplar, Türkler ve Kürtler arasındaki etnik gerginlikleri körükleyerek ABD öncülüğündeki İD’le mücadeleyi baltalayabilir.

“Zeytin Dalı” adı verilen operasyonun Türkiye’nin zedelenen itibarına merhem olması bekleniyor. Ankara küresel güçler, bir diğer deyişle ABD karşı çıksa da hasımlarına karşı kendini müdafaa edebileceğini kanıtlanmak istiyor.

Harekat asgari kayıplarla atlatılabilirse Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tek adam rejimine ilerleyişi de kolaylaşabilir.

Başbakan Binali Yıldırım Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) çatısı altında savaşan muhaliflerin de destek verdiği harekatın amacını Suriye’de 30 kilometrelik bir güvenli alan oluşturmak şeklinde açıkladı. Anadolu Ajansı da Türk ordusunun Suriye topraklarında beş kilometre ilerlediğini bildirdi.

Harekatın hedefindeki Kürt Halk Savunma Birlikleri (YPG) sabah saatlerinde başlayan çatışmalarda en az dört Türk askerinin ve 10 Suriyeli muhalifin öldürüldüğünü açıkladı. Suriyeli Kürt yetkililer Türk ordusunun bombardımanı sırasında en az yedi sivilin hayatını kaybettiğini de bildirdi. Ancak bu bilgileri bağımsız kaynaklardan teyit etmek mümkün olmadı.

Ülkenin dört bir yanından vatandaşlar Zeytin Dalı Harekatı’nın başarıya ulaşması için camilere giderek dua ederken Cumhurbaşkanı Erdoğan harekatın kısa süre içinde tamamlanacağını ve tepki göstermeye kalkışanların cezalandırılacağını kaydetti.

Hatta Erdoğan’ın açıklamaları sürerken harekete geçen Diyarbakır Başsavcılığı Twitter hesaplarından Türkiye’nin müdahalesini eleştiren Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekilleri hakkında soruşturma başlattı.

Normal şartlar altında Türkiye’nin saldırılarını protesto etmek için sokaklara dökülecek olan yüz binlerce Kürt ise sessiz. Zira 2016’daki başarısız darbe girişiminin ardından başlayan ve geçen hafta altıncı kez uzatılan OHAL süreci Kürtlere büyük bir darbe vurdu.

Erdoğan’ın ortadan kaldırılacağını söylediği YPG bir yılı aşkın süredir ABD’nin İD’le mücadeledeki en tepe müttefiki. ABD’nin PKK bağlantılı YPG’ye verdiği destek iki ülke ilişkilerini uçurumun kenarına getirmiş durumda.

Ankara’nın Washington’ın YPG’ye verdiği destekten sorumlu tuttuğu ABD’nin İD’le mücadele özel temsilcisi Brett McGurk’ün hava harekatının başladığı sırada Suriyeli Kürtler ve uluslararası koalisyonun diğer müttefikleri ile rutin görüşmeler için Kuzey Suriye’de bulunması ise kaderin tuhaf bir cilvesi oldu.

ABD uzun zamandır İD’le mücadelenin tamamlanmasının ardından YPG ile ittifakın son ereceğini vurguluyordu. Bu nedenle bir koalisyon sözcüsünün geçen hafta Türkiye-Suriye sınırında görev yapacak YPG unsurlarını da kapsayan 30 bin kişilik bir sınır gücü kurmayı planladıklarını açıklamasıyla kıyamet koptu.

ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson hızla duruma müdahale ederek Erdoğan’ın “terör gücü” diye adlandırdığı planın yanlış anlaşıldığını söylese de iş işten geçti. Tillerson’ın geri adım çabası geçen hafta Stanford Üniversitesi’nde ABD’nin Kuzey Suriye’deki varlığını sürdürmesi gerektiğine ilişkin açıklamalarıyla da örtüşmedi.

Üst düzey Suriyeli Kürt yetkililere göre Rusya’nın Türkiye’nin Afrin’e saldırısına yeşil ışık yakmasında koalisyonun sınır gücü ile ilgili ilk açıklaması etkili oldu. Türkiye’nin bu operasyonu Rusya’nın oluru olmadan başlatması mümkün görünmüyor zira bölgedeki Rus güçlerinin yanı sıra hava sahası da Rusların kontrolünde. Nitekim harekat Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı’nın Perşembe günü Moskova’ya gerçekleştirdikleri ziyaretin ardından başladı.

Suriyeli Kürtlere göre Türkiye’ye verilen izin Moskova’nın bölgeye ilişkin incelikli planlarının bir parçası: Suriye rejiminin bölgeyi yeniden ele geçirmesini sağlamak, Kürtleri zayıflatarak müttefiki ABD’nin bölgedeki nüfuzunu azaltmak ve Washington ile Ankara arasındaki gerginliği tırmandırmak. Plana göre Türkiye’nin YPG hedeflerine havadan ve karadan düzenlediği saldırıların hafiflemesinin ardından bölgeye Suriye rejimi girecek.

Kuzey Suriye’deki YPG destekli Kürt yönetiminin kıdemli yetkililerinden Sinem Muhammed Al-Monitor’a şöyle diyor: “Rusya, Afrin’i Suriye rejimine teslim etmemizi istedi.” Moskova’nın Afrin’in rejime teslim edilmesi karşılığında Kürtlere koruma teklif ettiğini Kürtlerin ise Afrin’den vazgeçmediklerini anlatan Muhammed şöyle devam ediyor: “Afrin’i son nefesimize kadar savunacağız.”

Muhammed’in verdiği bilgilere göre, YPG, rejime Afrin yerine Türklerin kontrolündeki Azez’in güneyinde bulunan Menağ Hava Üssü ile bölgedeki bir dizi geçiş noktasını teslim etmeyi teklif etmiş ama anlaşma sağlanamamış. Muhammed “Ruslar bunun üzerine Türklere ‘saldırın’ dedi, onlar da saldırdı.” diyor.

Suriyeli Kürt Temsilci Nobahar Mustafa ile birlikte Washington’da bulunan Muhammed Suriyeli Kürtlerin ABD’den, “Afrin de dahil” Kürtlerin kontrolündeki kuzey bölgesini uçuşa yasak bölge ilan etmesini istediklerini aktarıyor.

Mustafa ise “Bu, ABD’nin Kürt ortaklarına sadakati konusunda son derece gerçek ve acil bir imtihandır.” diyor. ABD’nin Türkiye’yi “durdurmak zorunda” olduğunu ve durdurabileceğini belirten Mustafa bu saldırının sadece rejim, İran ve İD’in menfaatlerine hizmet ettiğine işaret ederek “Bunlar Amerika’nın düşmanları değil miydi?” diyor.

Washington’un operasyona tepkisi ise şu ana kadar sadece açıklamalarla sınırlı kaldı.

ABD Dışişleri Bakanlığı Cuma günü NATO müttefikine Kürtlere saldırmak yerine İD’le mücadeleye odaklanma çağrısı yapmıştı. Ancak Suriyeli Kürtlerin yardım taleplerine henüz karşılık vermedi ve vermesi de muhtemel görünmüyor. Afrin’i Rusya’nın nüfuz alanı olarak gören ABD bölgeyle ilgilenmiyor. ABD fiilen kontrolünde olan Fırat Nehri’nin doğusu ile Irak sınırı arasındaki bölgeye odaklanıyor.

ABD Dışişleri Bakanlığı’ndan Pazar günü yapılan açıklamada da şu ifadelere yer verildi: “ABD Suriye’nin kuzeybatısında yaşanan gelişmelerden, bilhassa da artan çatışmaların ortasında kalan masum sivillerin akıbetinden son derece endişelidir. (...) NATO müttefiki ve İD’le mücadelede önemli bir ortak olan Türkiye’nin meşru güvenlik endişeleri konusunda destekleyici tavrımızı sürdüreceğiz. Ancak Türkiye’yi itidalli olmaya ve askeri operasyonunun kapsamı ve süresini sınırlamaya, sivil kayıplardan kaçınmaya çağırıyoruz.”

Belirsizliğini koruyan soru şu: Erdoğan çoğunluğu Arap olan Menbic’i YPG’den temizleme tehditlerini hayata geçirmeye kalkarsa Washington ne yapacak? Türkiye’nin sabrını taşıran gelişme koalisyonun 2016’da YPG’ye kenti İD’den alması için yardım etme kararı olmuştu. Bu gelişme Kürt yayılmacılığına dair korkuları körüklemişti.

Menbic Fırat Nehri’nin batısında bulunuyor ve Ankara YPG’nin Fırat’ın batısına doğru genişlemesine izin vermeyeceğini açıkça dile getirmişti. Bu kırmızı çizginin nedeni Kürtlerin kendi kontrolündeki bölgeler ile Afrin arasında bir koridor oluşturmasını önlemekti. Nitekim Ankara Menbic operasyonuna yalnızca YPG ve Arap müttefiklerinin kentin ele geçirilmesinin ardından bölgeden çekilmesi şartıyla izin verdi. Fakat Menbic halen YPG kontrolünde.

ABD’nin Türkiye’nin Menbic’e saldırmasına izin vermeyeceğini söyleyen Muhammed ise şöyle diyor: “Menbic’in içinde ve dışında ABD güçleri var. Böyle bir şey söz konusu olamaz.”

Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi’nde Orta Doğu güvenliği araştırmacısı olan Nicholas Heras’a göre, Türkiye’nin Menbic’e yönelmesi ABD ile büyük bir sürtüşmeye yol açabilir ve bu Rusları çok memnun eder. Heras Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yapıyor: “Pentagon şimdiye kadar Türkiye destekli Suriyeli muhalifler ile Suriye Demokratik Güçleri arasındaki çatışmaları münferit olaylar olarak görmezden geldi. (...) Erdoğan’ın şimdiki açıklamaları ise bir Türk işgaline ve ABD’nin Suriye’de tesis etmeye çalıştığı İslam Devleti sonrası istikrar yapısının tamamen dağıtılmasına işaret ediyor.”

Heras bunun nedenini de şöyle açıklıyor: “Menbic Rakka’nın güvenliği için kilit önem arz ediyor. Menbic kaybedilirse ABD Rakka’da da kontrolü kaybetmeye başlar ve ABD çabalarının itici gücü Rakka’dır.”

Yakın zamanda ABD tarafından hayal kırıklığına uğratılan Iraklı Kürt yetkililer ise Washington’ın Menbic’i koruma taahhüdüne şüpheyle yaklaşıyor. İD’le mücadelede sona yaklaşılırken ABD’nin Kürtlere olan ihtiyacı ve YPG’nin ABD karşısındaki gücü zayıflıyor. ABD birlikleri Türk güçlerine yalnızca Türk tarafından bir saldırı olursa ateş açar ve siyasi ilişkiler ne kadar kötü olursa olsun böyle bir şey olası değil.

Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nden kıdemli bir yetkili de Iraklı Kürtlerin eylüldeki bağımsızlık referandumunun ardından yaşadıkları büyük toprak kayıplarını hatırlatarak Al-Monitor’a şöyle diyor: “Amerikalılar Kerkük’te yaptıklarını yapacaklar. YPG’ye ‘Menbic toprakları sadece size ait değil.’ diyecekler.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Erdoğan’ın Avrupalı fedaileri: Bozkurt ve Hilal
Fehim Taştekin | | Kas 13, 2020
Ekonomide kadro değişimi erken seçim amaçlı
Mustafa Sönmez | Türkiye seçimleri | Kas 12, 2020
Kriz büyürken iş dünyası suspus
Mustafa Sönmez | | Kas 5, 2020
Fransa boykotu iç tribünlere dönük
Mustafa Sönmez | | Eki 29, 2020
Suriyeli gruplara yönelik saldırılar Moskova’nın Ankara’ya mesajı mı?
Anton Mardasov | Suriye çatışması | Eki 30, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Döviz-faiz sıkışması ve yeniden küçülme
Mustafa Sönmez | | Kas 20, 2020
al-monitor
Azerbaycan’a asker tezkeresi ne anlama geliyor?
Fehim Taştekin | | Kas 19, 2020
al-monitor
Erdoğan’ın Avrupalı fedaileri: Bozkurt ve Hilal
Fehim Taştekin | | Kas 13, 2020
al-monitor
Ekonomide kadro değişimi erken seçim amaçlı
Mustafa Sönmez | Türkiye seçimleri | Kas 12, 2020