İsrail'in Nabzı

İsrail Batı Şeria’yı yavaş yavaş ilhak ediyor

By
p
Article Summary
İsrail’in Batı Şeria’daki eğitim kuruluşlarını kendi yetki alanına dâhil etme girişimi Filistin’i kademeli olarak ilhak etme siyasetinin bir parçası. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Beyaz Saray henüz ABD Başkanı’nın İsrail-Filistin barış planını açıklamadı ama Donald Trump, kentin tarihi Müslüman, Arap ve Filistinli kimliğini göz ardı ederek Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanındığını ilan etti. Trump, 25 Ocak’ta Davos Ekonomik Forumu’nda yaptığı açıklamada da Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdığını ve ABD Büyükelçiliği’ni Kudüs’e taşıma planlarını yineleyerek kentin statüsüne ilişkin herhangi bir müzakerenin önünü kapattı. İsrail’in “barış istediğini” söyleyen ABD Başkanı, Filistinlilerin barışı istemekten başka çaresi olmadığını aksi takdirde ABD’nin konuyla ilgili hiçbir şey yapmayacağını da ekledi.

Görünen o ki Trump tartışmalı Kudüs konusunu müzakere masasından kaldırarak Filistinlilere ABD Başkanı ile ilişkilerini kesmekten başka çare bırakmadığının farkında değil.

Trump’ın İsrail’in barış istediğine dair iddiayı hangi temele dayandırdığı ise merak konusu. Belki de konuşmayı yaptığı sırada İsrail parlamentosu Knesset’e bağlı Eğitim Komisyonu’nun bir gün önce kabul ettiği Batı Şeria’daki akademik kuruluşları İsrail’in kontrolüne sokan yasa taslağını okumamıştı. İlk üç oturumda onaylanmak üzere Knesset Genel Kurulu’na sevk edilen taslak 29 Ocak’ta yapılan ilk oturumda görüşüldü ve kabul edilmesi için iki oya daha ihtiyaç var.

Mevcut İsrail yasaları İsrail’in 1967’den sonra işgal ettiği topraklardaki kuruluşları kapsamıyor. Örneğin geçmişte Ariel yerleşimindeki bir yüksekokulun üniversiteye çevrilmesi için Yükseköğretim Kurulu’na yapılan başvuru İsrail’in yetki alanına girmediği için reddedilmişti.

Hükümet bu nedenle 1990’da Ariel’deki yüksekokulu denetlemesi için ayrı bir Yükseköğretim Kurulu oluşturarak okulu 1992’de tam teşekküllü bir üniversiteye çevirmişti. Yeni kanun sonradan kurulan Yükseköğretim Kurulu’nun kapatılmasını ve yerleşimlerde bulunan tüm akademik kuruluşların bir oldu bitti ile İsrail Yükseköğretim Kurulu’na bağlanmasını öngörüyor. İsrail’in resmi olarak tanımadığı bu kuruluşları yetki alanına sokması ise ülkedeki uluslararası akademik norm ve ilkelerle örtüşmüyor.

Nitekim, yerleşim yanlısı Eğitim Bakanı Naftali Bennett’in liderliğindeki HaBayit HaYehudi Partisi’nden bir vekil, genel kurul görüşmelerinde kararın siyasi bir karar olduğunu kabul etti. Yasayı kaleme alan Knesset üyesi Şuli Mualim Rafaeli taslağın amaçlarını anlatırken sözlerini sakınma gereği bile duymadı. Bennett’in partisine mensup kadın milletvekili genel kurulda şöyle konuştu: “Taslağın akademik öneminin yanında egemenlik dayatan boyutu da aşikâr ve ben iki boyutuyla da gurur duyuyorum.”

İsrail’in kontrolüne almak istediği kuruluşların işgal topraklarında yer alması ve aynı topraklarda yaşayan Filistinlilerin İsrail’deki üniversite yerleşkelerine giremediği gerçeği Yesh Adit Partisi’nin üyeleri de dâhil Eğitim Komisyonu’ndaki hiçbir partiyi rahatsız etmemiş görünüyor.

İsrail ile işgal ettiği topraklar arasındaki 50 yıllık sınırı silen yasal düzenlemeler sadece akademi ile de sınırlı değil. Eğitim Komisyonu’nun taslağa ilişkin oylamasından üç gün önce hükümet İsrail yerleşimlerine ilişkin bir dizi yeni düzenlemeyi hayata geçirdi.

Üç hafta önce, 3 Ocak’ta ise Adalet Bakanı Ayelet Shaked Knesset’in İçişleri Komisyonu’nda bundan sonra yapılacak her yasal düzenlemenin 1967 sınırlarının iki tarafını da kapsayacağını açıkladı. İsrail’in en tepe karar verici organlarından Diplomasi-Savunma Kurulu’nun da bir üyesi olan Shaked yeni kuralın hükümetin İsrail topraklarındaki yerleşimleri her anlamda genişletme politikasının bir parçası olduğunu belirterek şöyle dedi: “Buna Yahudiye ve Samarya’daki (Batı Şeria) hayatın normalleştirilmesi de dahil. Ortada ne işgal altında bir devlet ne de işgal topraklarını geri almaya çalışan bir devlet vardır.” İsrail’in “işgal” sözcüğünü kullanmayı reddettiğini sonradan akıl eden Shaked ardından sözlerini “bölgelerini geri almaya çalışan bir devlet” diye düzeltti.

Turizm Bakanı Yariv Levin de Shaked’i şu sözlerle destekledi: “Doğru olan tüm İsrail toprakları üzerinde egemenlik ilan etmemiz.”

Knesset’in yasal danışmanı Avukat Eyal Yinon ise komisyon üyelerine parlamento tarafından kabul edilen kuralların sadece İsrail’in egemenliğindeki toprakları kapsadığını hatırlattı. Yinon İsrail’in Batı Şeria’yı kendi yargı, yasama ve yürütme sistemine dahil etmeden bu kuralları orada dayatamayacağını söyledi.

Avrupalı liderler ise işgal topraklarının İsrail’in yasama alanının dışında olması gerektiğini vurguluyorlar. Avrupalı liderlere göre Filistinlilerin kendi sınırları içinde gördüğü topraklarda İsrail kanunlarının uygulanması İsrail-Filistin arasındaki iki devletli çözüm planını baltalar.

Örneğin Danimarka Parlamentosu geçen hafta İsrail yerleşimlerinin Danimarka ile İsrail arasında imzalanacak anlaşmaların kapsamı dışında bırakılmasına ilişkin bir tasarıyı ezici çoğunlukla -81’e 22- onayladı. Ayrıca işgal topraklarında yapılacak kamu ve özel yatırımlara da katı sınırlamalar getirildi. Danimarkalı milletvekilleri ayrıca BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği’nin Batı Şeria’daki yerleşimlerle iş yapan şirketleri kara listeye alma kararını da onadı.

Başbakan Benjamin Netanyahu ABD’nin rol oynamadığı bir barış sürecini kabul etmeyeceklerini açıkladığına göre Avrupa devletlerinin yerleşimler ve ilhak politikalarına karşı sert tutumlar benimserken müzakereleri baltalayıp baltalamayacaklarına dair bir endişe duymalarına gerek yok.

Netanyahu’nun ise aleyhine sürdürülen polis soruşturması, cumartesi günlerinin resmi tatil olup olmayacağına ilişkin siyasi tartışmalar ve hükümetin sığınmacıları geri çevirme kararı üzerine ortaya çıkan kamuoyu tepkileri de dâhil endişe etmesi gereken bir dizi konu var.

Yeni bir cephe açmak istemeyen Netanyahu sekiz yıl boyunca yerleşimcilerden gelen baskıları ABD Başkanı Barack Obama’nın itirazlarını gerekçe göstererek geçiştirmişti. Obama Beyaz Saray’ı terk edince Netanyahu’nun da bahanesi kalmadı. Bennett ve çevresindekiler ise Netanyahu’nun Trump ile yakın ilişkilerinden faydalanarak İsrail hükümetini tehlikeli bir köşeye sıkıştırmaya çalışıyorlar. ABD Başkanı’nın İsrail hükümetine barış konusundaki kararlılıkları için övgüler yağdırdığı, Filistinlileri ise barışı “istemek zorundalar” diye tehdit ettiği bir ortamda, bu köşe her an paylamaya hazır bir tuzak gibi görünüyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni

Akiva Eldar Al-Monitor'un İsrail'in Nabzı bölümünün köşe yazarlarındandır. Daha önce Haaretz'in baş yazarı ve köşe yazarı olarak çalışan Eldar, Hebrew gazetesinin de ABD temsilciliğini ve diplomasi muhabirliğini yürüttü. Yahudi yerleşimleri üzerine Idith Zertal ile birlikte yazdığı  "Lords of the Land" isimli son kitabı İsrail'in çok satanlar listesine girmiş ve İngilizce, Fransızca, Almanca ve Arapça'ya çevrilmiştir. 

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept