Filistinliler tüm cephelerde çıkmaz sokakta

Netanyahu hükümeti İsrail-Filistin ihtilafında gelinen noktadan memnun. Filistin tarafı ABD’nin arabuluculuğunu reddediyor, Mısır ise Hamas’a kazdığı tüneller nedeniyle öfkeli. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor New York’ta BM Genel Kurulu toplantıları sırasında bir araya gelen ABD Başkanı Donald Trump ve Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, 20 Eylül 2017 Photo by REUTERS/Kevin Lamarque.

Oca 15, 2018

13 Ocak gecesi İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) Gazze Şeridi’nde “terör hedeflerini” bombaladığı bildirdi. 14 Ocak sabahı hedefin Hamas’a ait bir saldırı tüneli olduğu anlaşıldı. Bu son aylarda imha edilen dördüncü ve en önemli tüneldi. Tünel İsrail topraklarında saldırı imkânı veren stratejik bir potansiyele sahipti. Ayrıca Mısır’ın Sina Yarımadası’ndaki egemenliğini ihlal ettiği için Hamas’la Mısır arasındaki balayını ve Filistinlerin iç uzlaşısını torpilleme potansiyeli taşıyordu.

Bu arada FKÖ Merkez Konseyi’nin 14 Ocak akşamı Devlet Başkanı Mahmud Abbas başkanlığında Ramallah’ta toplanması bekleniyordu. Toplantıda ABD Başkanı Donald Trump’ın “Kudüs kararı” görüşülecek ve varılan sonuçlar kamuoyuna duyurulacaktı. Abbas ayrıca Trump yönetimi ile “boşanma ilamını” resmen imzalayacaktı.

Bu iki olay — tünelin bombalanması ve Filistin-ABD ilişkilerindeki kriz – İsrail yönetimini oldukça memnun ediyor. Bir kere barış süreci hiç olmadığı kadar “ölü” durumda. Öyle ki bu defa konuşacak bir muhatap olmadığı gibi ortada bir arabulucu da kalmadı. Diğer yandan İsrail’in kaygı duyduğu halde kabullenmek zorunda kaldığı Filistin uzlaşısı da çökme tehlikesiyle karşı karşıya. Dolayısıyla İsrail’deki üst düzey isimlerin son haftalarda hoşnut bir havada olması, keyifle ellerini ovuşturması şaşırtıcı değil. Tek sorun şu ki Filistinlilerin her iki cephede çıkmaza girmesi pekâlâ bir felakete yol açabilir. Böyle bir durum en son 2014 yazında yaşanmış ve taraflar yeni bir İsrail-Gazze çatışmasına sürüklenmişti. İsrail savunma teşkilatına göre bu senaryo tekerrür edebilir.

Son günlerde Ramallah’a giden herkes, Filistin tarafının 1993’te İsrail’le imzalanan Oslo Anlaşması’ndan sonra en kötü günlerini yaşadığı izlenimiyle dönüyor. 1990’lardaki terör dalgalarında, 2000-2005 İkinci İntifada döneminde, Benjamin Netanyahu’nun başbakan seçildiği 1996 yılında, durumun dibe vurmuş gibi göründüğü tüm o anlarda umutlar zayıf da olsa canlı kalmıştı. Netanyahu Oslo Anlaşması’nı iptal etmemiş, aksine anlaşmayı onaylamış ve bir yıl sonra 1997’de El Halil kentini Filistinlilere iade etmişti. İkinci İntifada da barış sürecini çökertmemiş, merhum Başbakan Ariel Şaron’u 2005’te Gazze’den çekilmeye sevk etmişti. Oysa bugün barış süreci için uzak bir dönemeçte de olsa olumlu bir gelişme yaşanacağına dair hiçbir işaret yok. Eskiden tünelin ucunda görünen ışık kafa kafaya çarpışmak üzere karşıdan gelen bir trene dönüşmüş durumda.

9 Ocak’ta Filistin Yönetimi’nden üst düzey bazı isimler Cenevre girişimi kapsamında İsrail parlamentosu Knesset’in iki üyesiyle bir araya geldi. Filistinli temsilciler, Siyonist Kamp vekilleri Omer Bar-Lev ile Merav Michaeli’ye ABD’nin arabuluculuğundan niçin vazgeçtiklerini açıkça anlatıp gerçek sebepleri ortaya koydular.

Buna göre Filistin tarafı, Ramallah’a Mısır ve Suudi Arabistan’dan gelen mesajlarla Trump’ın nasıl bir barış planı düşündüğü konusunda bilgi sahibi oldu. Filistin tarafına aktarılanlara göre bu plan 1967 sınırları temelinde bir Filistin devletini, Filistin egemenliğini içermiyor, Filistinli mülteciler meselesine de hiçbir şekilde değinmiyordu.

Bunun yanı sıra Filistin’in başkenti olarak ABD’nin Ramallah’ı düşündüğü yönünde bilgiler gelmişti. Üst düzey Filistinli yetkililer bu koşullarda ABD’nin arabuluculuğunun anlamsız olduğunu anlattılar. Abbas’ın “boşanma ilamı” nihai ve kesindi. Filistin liderine göre Trump adil bir arabulucu değildi, tamamen İsrail lehine hareket ediyordu.

Toplantıda Filistin tarafının alternatif bir planı olup olmadığı soruldu. Bar-Lev ve Michaeli’ye göre Filistinli yetkililer İran’la büyük güçler arasında kullanılan görüşme formatını gündeme getirdiler, hatta bu formatın aynen uygulanmasından bahsettiler. Bunun İsrail’i kaygılandıracak bir formül olmadığı, İsrail’in Rusya’yla arasının hiç olmadığı kadar iyi olduğu, diğer büyük devletlerin de taraflara herhangi bir şeyi dayatmaya kalkışmayacağı söylendi. ABD bundan böyle tek arabulucu olarak kabul edilmeyecekti. Nokta. Filistinli yetkililere göre İran görüşmelerinde kullanılan ve BM Güvenlik Konseyi’nin beş daimi üyesi ile Almanya’yı ifade eden “P5+1” formatı İsrail-Filistin müzakerelerinde de uygulanabilirdi, bunu engelleyen hiçbir sebep yoktu.

Görüşme sırasında Filistin tarafı şunu da açıkça ifade etti: Abbas Trump’ın “Kudüs kararını” ABD yönetimine savaş açmak ve “boşanmayı” neticelendirmek için bahane olarak kullanmıştı. Filistinli temsilciler, kararın kendi içinde pek de önemli olmadığını, fiiliyatta etkisinin az olacağını bildiklerini söylediler. Asıl kaygıyı, Trump’ın barış planı konusunda gelen haberler tetiklemişti. Görüşme sırasında Filistinli temsilciler ABD Başkanı’nın davranışlarından ağır bir dille söz ettiler, “deli” sıfatını kullandılar. İsrailli muhataplarına verdikleri mesaj netti: Bundan böyle Trump’la, Trump’ın barış ekibiyle işleri yoktu. Oyun bitmişti.

Trump, seçildiği günden itibaren İsrail-Filistin cephesinde en sıcak tartışma konusu oldu. O gerçekten de barış sürecini donduran Netanyahu lehine elinden geleni yapan yeminli bir İsrail yandaşı mıydı yoksa daha önce hiçbir başkanın cesaret edemediği adımları atabilecek, “nihai anlaşmayı” yapmak isteyen deneyimli bir iş adamı mı? Gelinen noktada Trump Netanyahu ve İsrail sağı için gerçeğe dönüşmüş bir rüya gibi görünüyor.

Mevzu bahis Trump olunca her şeyin her an değişebileceği doğru ama Netanyahu başkanlığındaki sağcı koalisyonunun şenlikli havası somut bir gerçek ve görüldüğü kadarıyla temelsiz de değil.

İsrail’in güney cephesinde de taşlar yerine oturuyor. Yukarıda belirtildiği gibi imha edilen son tünel, İsrail’in son aylarda ortaya çıkarıp imha ettiği dördüncü tünel oldu. Burada lokal bazı başarılardan söz etmiyoruz. İsrail’in Gazze’de toprağın altını da kontrole almayı başardığı artık açıkça görülüyor.

Bu, Hamas için çok kötü bir haber. Hamas tüm umutlarını bu tünele bağlamıştı. Gazze’nin güneyinde Refah’tan başlayan tünel, Gazze halkına Kerem Şalom sınır kapısı altından gaz, elektrik, su ve yakıt sağlayan altyapının altından geçiyordu. Tünel daha sonra Mısır’ın egemenliğini ihlal ederek Sina’ya uzanıyor, oradan da İsrail topraklarına geçiyordu. Bu çok amaçlı bir tüneldi. IDF Sözcüsü Tuğgeneral Ronen Manelis’e göre tünel, terörist amaçların yanı sıra İran’ın Sina üzerinden göndereceği silahları taşımak üzere tasarlanmıştı.

Tünelin güzergâhı ve yapım zamanlaması Mısır’a yönelik ağır bir hakaret anlamına geliyor. Zira Mısır Hamas’a uyguladığı boğucu önlemleri bir nebze gevşetmeye çalışıyordu. Şimdi asıl büyük soru şu: Mısırlılar kime inanacak? Tünelin kaçak mal taşımak için kazılan “normal” bir tünel olduğunu söyleyen Hamas’a mı yoksa tersini ispatlayacak istihbarat sunmasını bilen İsrailli ortaklarına mı?

İddialara göre Trump’ın çözüm planında Gazze Şeridi’nin Sina’dan toprak alarak genişlemesi öngörülüyordu. Mısır geçtiğimiz günlerde Sina’dan toprak verme gibi bir niyeti olmadığını, böyle bir adımı değerlendirmeye bile almayacağını güçlü ifadelerle dile getirdi. Mısır şimdi hoşuna gitmeyen başka seçenekler arasında seçim yapmak durumunda.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

More from  Ben Caspit

 

Former top Israeli general Yair Golan rejects annexation, says "we need deal with Palestinians, not US”

Author: Ben Caspit

by Ben Caspit Pazartesi, Tem. 6, 2020

This week, Ben talks with former chief of staff of the IDF and Knesset Member Maj. Gen. (Ret.) Yair Golan. The left-wing lawmaker, a member of the Meretz Party, said that he is opposed to Prime Minister Benjamin Netanyahu's plan to annex parts of the West Bank, expressing his fears that annexation will endanger the Zionist dream and turn Israel into an apartheid state. Golan argues that Israelis don’t need a deal with the US administration, rather they need a deal with the Palestinians. The retired general also revealed that he wants to one day be prime minister of Israel. 

 

Other podcast episodes

4 Off the Hookah RSS Feed


Listen on Google Play Music
Listen to Stitcher

Say Hi to Phil & Cooper

İlgili Makaleler

Recommended Articles

Türkiye hapsolduğu çemberi kırabilir mi?
Fehim Taştekin | Savunma ve güvenlik iş birliği | May 23, 2020
Netanyahu’nun koronavirüse karşı gizli silahı: Mossad
Ben Caspit | Koronavirüs | Nis 1, 2020
Rusya, İsrail ile Hamas arasındaki oyunun kurallarını değiştirebilir
Shlomi Eldar | Rus etkisi | Mar 4, 2020
Dahlan’a yönelik suçlamalar çoğalıyor
Adnan Abu Amer | | Şub 26, 2020
Washington SDG’ye ayrılan bütçeyi kısıyor
Jack Detsch | Donald Trump | Şub 20, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  İsrail'in Nabzı

al-monitor
İsrail’in ilhak planı iki eski komutanın elinde
Ben Caspit | | Haz 12, 2020
al-monitor
İsrail ve Türkiye arasında buzlar eriyor mu?
Rina Bassist | Koronavirüs | Nis 13, 2020
al-monitor
Netanyahu’nun koronavirüse karşı gizli silahı: Mossad
Ben Caspit | Koronavirüs | Nis 1, 2020
al-monitor
Rusya, İsrail ile Hamas arasındaki oyunun kurallarını değiştirebilir
Shlomi Eldar | Rus etkisi | Mar 4, 2020