Filistin'in Nabzı

İran Batı Şeria’da silahlı yeni yapı mı oluşturuyor?

By
p
Article Summary
İsrail Batı Şeria’da İran adına çalışan bir hücreyi ortaya çıkardığını iddia ederken bazı Filistinliler bölgesel gelişmeler ışığında bu açıklamaya kuşkuyla yaklaşıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İsrail iç güvenlik teşkilatı Şin Bet 3 Ocak’ta Batı Şeria’nın El Halil kentinde İran adına çalışan bir casusluk hücresinin ortaya çıkarıldığını ve üyelerinin tutuklandığını duyurdu. Hücrenin lideri ve kentin yerlisi olan Muhammed Maharma’nın İsrail hedeflerine saldıracak intihar eylemcileri ve silahlı militanlar toplamak için İran’dan 8 bin dolar aldığı söylendi.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ise aynı gün Haaretz gazetesinde yayımlanan demecinde İran’ın İsrail’e karşı terörist faaliyetler örgütlemeye çalıştığını söyledi.

İran’ın Filistin’de gizli faaliyet yürüttüğü iddiası birçok soruya yol açtı. İsrail’in doğru bilgiye sahip olup olmadığı, suçlamaların zamanlaması ve İran’ın Filistinliler üzerinde nasıl bir nüfuza sahip olduğu sorgulama konusu oldu.

FKÖ’de komutanlık yapmış ve şu an Batı Şeria’da askeri uzman olan emekli Tümgeneral Vasıf Erekat Al-Monitor’a şu değerlendirmede bulundu: “İran’ın Filistin’de sağladığı destekler, kendisine bağlı silahlı gruplar oluşturmadan silahlı hücrelere para ve silah teminine dayanıyor. Dolayısıyla İran’a bağlı bir hücrenin bulunması pek olası değil. İran’ın hâlihazırda desteklediği Hamas ve İslami Cihat gibi örgütlerin dışında farklı silahlı yapılar oluşturmak gibi bir düşüncesi yok.”

Öte yandan geçmişte Hamas’ın silahlı kanadı İzzeddin El Kassam Tugayları’nın Batı Şeria’daki sorumluları arasında yer almış olan Hamas yöneticisi Mahmud Mardavi Al-Monitor’a şöyle konuştu: “İran’ın Filistin’de bazı emelleri var ve bu doğrultuda Batı Şeria’daki silahlı yapıları destekleyerek, onlara para ve silah sağlayarak yoğun bir şekilde nüfuzunu artırmaya çalışıyor. İranlılar Gazze Şeridi’nde olduğu gibi İsrail’le silahlı çatışmayı hızlandırmak istediklerini gizlemiyorlar. Filistin topraklarına silah ve para sokma konusunda engelleri aşmak için çeşitli yöntemleri var. İran Afrika Boynuzu başta olmak üzere bölgedeki deniz yollarında belli bir kontrole sahip, ayrıca Suriye’deki kargaşayı kullanarak da Filistin ve Ürdün sınırlarına erişebilir.”

İsrail’de eski bir askeri istihbarat yetkilisi olan Yoni Ben-Menahem’e göre İran’ın Batı Şeria’ya silah göndermesini engelleme konusunda İsrail ve Filistin Yönetimi müşterek bir sınavla karşı karşıya. İsrail’in Hayom gazetesinin 3 Ocak’ta ismini vermeden atıfta bulunduğu kıdemli bir Filistin güvenlik görevlisi de İran’ın Batı Şeria’ya sızmasını önlemek için Filistin Yönetimi ile İsrail’in güvenlik alanında gizlice eş güdüm yaptığını söylüyor.

Filistin Devlet Başkanı Mahmut Abbas’a yakın bir yetkili ise kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a şöyle diyor: “Filistinli yöneticiler artan İran müdahalesine oldukça kızgın. Bu, Filistin’in ulusal güvenliğine, Filistin yönetiminin istikrarına büyük bir tehdit teşkil ediyor. Ne pahasına olursa olsun İsrail’le güvenlik iş birliğini artırmak gerekse bile bu tehdidin sona ermesi lazım.”El Fetih Devrim Konseyi üyesi ve Filistin Yasama Meclisi Siyasi Komisyon Başkanı Abdullah Abdullah ise Al-Monitor’a şu değerlendirmede bulundu: “Filistin’in iç bahçesi, İran veya başka bir ülke olsun bölgeden gelecek haneye tecavüz teşebbüslerine kapalı. Ulusal davamıza dış müdahaleleri reddediyoruz. İran’ın uzun uzadıya Filistinli grupları desteklemekten söz etmesi bölgesel kutuplaşmadan, İran’ın Suudi Arabistan’la çatışmasından kaynaklanıyor. Suudi Arabistan İsrail’le ilişkilerini normalleştirirken İran Filistin direnişinin destekçisi olarak görünmek istiyor.”

Filistinli isimler ile İran arasında son dönemde gerçekleşen temaslar da İran müdahalesinin yansıması olarak görülebilir. Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Haniye İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’e 18 Ocak’ta yazdığı mektupta İran’ın Filistin davasındaki tavrına değer verdiklerini söylüyor, Filistin direnişini güçlendirme çabalarına teşekkür ediyordu.

Haniye, 11 Aralık’ta da İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’yi aramış ve ABD Başkanı Donald Trump’ın 6 Aralık’ta açıkladığı Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıma kararını görüşmüştü. Aynı gün İran Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani de Gazze Şeridi’ndeki Hamas ve İslami Cihat silahlı kanat liderleriyle temas etmiş ve destek beyan etmişti.

Kuveyt’in El Ceride gazetesi 13 Aralık tarihli haberinde İran’ın Hamas ve İslami Cihat’a silah temin etmeyi öncelik haline getirdiğini ve Süleymani’nin bu örgütlerden Batı Şeria’da eleman toplamasını istediğini iddia etmişti. Habere göre Süleymani yakın bir tarihte silah kaçakçılarıyla görüştü ve Batı Şeria’ya kaliteli silah sokma yollarının araştırılmasını istedi. İddiaya göre İran’ın amacı Batı Şeria’da İsrail’e karşı silahlı bir cephe oluşturmak ve bu doğrultuda bölgedeki Filistinlilere para, mühimmat, roket ve kaliteli silah dâhil lojistik destek sağlamak.

İran İslami İstişare Meclisi’nde yer alan bir üye kimliğinin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a şöyle konuştu: “İran’ın Batı Şeria’daki Filistin direnişini desteklemesi dini bir vazifedir. Hamaney, bunu önemli bir öncelik olarak görüyor ve İsrail ile Filistin Yönetimi’nin güvenlik önlemlerini aşmaya çalışacaktır. (...) İran’ın askeri ve mali desteği İsrail’le mücadelede etkili olduğunu Gazze Şeridi’nde kanıtlamıştır. Batı Şeria’da ise silahlı direnişin örgütlü bir askeri komutası yok ve İsrail bu sayede toprak gasp edip yerleşimler yapıyor, buraları işgal ediyor.”

İsrail Savunma Bakanı Avigdor Liberman, 31 Aralık’ta yaptığı açıklamada Gazze’den İsrail’e 2 Aralık’ta atılan havan mermilerinin Gazze’ye kaçak sokulan İran yapımı mühimmatlar olduğunu söylemişti.

Ramallah’taki El Kuds İsrail ve Filistin Çalışmaları Merkezi Başkanı Ala El Rimavi’nin Al-Monitor’a değerlendirmesi şöyle oldu: “İsrail İran’ı Filistin’e müdahale etmekle suçlayarak İran’da eğitilmiş silahlı hücrelerin varlığını ima ediyor olabilir. Bu arada İran da Batı Şeria’da silahlı direnişi harekete geçirmek için çabalarını sürdürüyor. Aktif silahlı grupların ilk kez ortaya çıktığı Al-El Aksa İntifadası’nın ilk günlerinde de böyle olmuştu.”

The New Arab haber sitesinde yazan Filistinli uzman Salih El Nami ise Al-Monitor’a şöyle konuştu: “İran’ın Filistin’e müdahale ettiği konusunda İsrail geçmişte de benzer suçlamalarda bulunmuştu. Ancak bu defaki suçlamalar İran’da aralık sonunda patlak veren gösterilere denk geldi. İsrail bu suçlamalar üzerinden İran’ın ülke kaynaklarını dışarıda harcadığı iddiasıyla İran kamuoyunu kendini hükümetine karşı tahrik etmek istiyor.”

Görünen o ki İran, Filistin topraklarında nüfuz artırma çabalarını Filistinli ve İsrailli makamların güvenlik tedbirlerine rağmen sürdürecek. İran için buraya para ve silah temin etmek bölgesel gücünü yaymak anlamına geliyor. Filistinli gruplar da özellikle silah konusunda başvuracak başka bir adrese sahip olmadıkları için İran’ın desteğine bel bağlamaya devam ediyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: israil filistin çatışması

Adnan Abu Amer, El Ummah Üniversitesi’nde Sosyal Bilimler Fakültesi’nin dekanlığını ve Basın-Enformasyon Şubesi’nin başkanlığını yürütmektedir. Amer, aynı üniversitede Filistin meselesinin tarihi, ulusal güvenlik, siyaset bilimi ve İslam medeniyeti derslerini vermektedir. Demashq Üniversitesi’nden siyasi tarih dalında doktora sahibi olan Amer, Filistin meselesini ve Arap-İsrail ihtilafını konu alan bir dizi kitabın yazarıdır. Twitter hesabı: @adnanabuamer1

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept