Irak'ın Nabzı

Irak seçimleri: İslamcılar dini söylemden vazgeçiyor

By
p
Article Summary
Seçim sürecine giren Irak’ta İslamcı partiler dini söylemlerini bir kenara bırakarak reform taleplerine odaklanıyor ve laik partilerle iş birliği yapıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Mayısta sandığa gidecek olan Irak’ta siyasi partiler ittifaklar kurmakla, seçim kampanyasına hazırlanmakla meşgul. Bu defaki seçim sürecinde din odaklı sloganların azlığı dikkat çekiyor. İslamcı olanlar dâhil siyasi partilerin tümü, seçmenin dikkatini çekmek ve güvenini kazanmak için dünyevi hayata odaklanmayı tercih ediyor.

Bağımsız Seçim Komisyonu’na kayıt yaptıran 200’ü aşkın parti arasında ancak 10 civarında parti alenen İslam’a atıf yapan isimlere sahip. Bunların bazıları şöyle: İslami Dava Partisi, İslami Fazilet Partisi, Irak Yüksek İslami Konseyi, Irak İslami Partisi, Irak İslami Hareket Örgütü, Kürdistan İslami Grubu.

Geçmiş seçimlerde yer alan grupların yarısından fazlasının İslamcılardan oluştuğu düşünülürse bu durum Şii veya Sünni olsun Irak’taki İslami hareketlerin genel bir gerileme içinde olduğuna işaret ediyor. Dikkat çekici bir başka nokta da İslamcı pek çok partinin bu kez dini olmayan isim ve sloganlarla seçimlere girmesi ve seküler konulara vurgu yapması. Reform talepleri ve sivil devletin sahiplenilmesi bu seçimin en popüler temalarını oluşturuyor.

Müslüman Kardeşler’in Irak’taki kolu İslami Parti’nin lideri olan Meclis Başkanı Salim El Cuburi’nin Reform İçin Yurttaş Meclisi adı altında Cumhurbaşkanı Yardımcısı İyad Allavi ile ittifaka gitmesi bu eğilimi yansıtan bir adım. Sadr hareketi de seçim yarışına Irak Komünist Partisi ile beraber Reform İçin Devrimciler İttifakı adı altında katılmayı planlıyor.

Sadr hareketinin liderleri laiklik yanlısı sivil toplum hareketleriyle de güç birliği yapacaklarını belirtiyor. Sadrcılar için bu tamamen yeni bir şey sayılmaz. 2015’te yönetimdeki yolsuzluklara ve mezhepçiliğe karşı düzenlenen büyük gösterilerde Sadrcılar laik akımlarla iş birliği yapmıştı.

Haşdi Şabi olarak da bilinen Halk Seferberlik Birlikleri’nde (HSB) yer alan Asaib Ehl El Hak ve Bedir Örgütü gibi gruplara yakın İslamcı Şii partiler de İslami yönetim çağrıları yaptıkları geçmiş seçimlerden farklı olarak bu kez söylemlerinde İslam Devleti’ne (İD) karşı kazandıkları zaferi vurguluyor ve seçimlere Zafer İttifakı adıyla katılıyor.

Şii siyasal İslam’ın en önemli temsilcilerinden İslami Dava Partisi’ne mensup olan Başbakan Haydar El Ebadi 2014’te göreve geldiğinden beri yönetimde laik bir yaklaşım izliyor. Ebadi parlamentoya sunduğu önerilerde, icranın başı olarak attığı adımlarda dini tek bir projeye yer vermedi. Aksine yönetim kademelerine profesyonel, teknokrat isimleri getirmeye yöneldi ve silahlı İslamcı grupların etkinliğini sınırlandırmaya çalıştı.

İçki tüketimini, alkol satışlarını yasaklamaya dönük din temelli kanun tasarıları, ayrıca ailevi konularda İslam hukukunun uygulanmasını öngören Caferi Medeni Durum Yasası da Ebadi hükümetinden destek görmedi. Büyük Ayetullah Ali El Sistani dâhil Şii dini merciler bile parlamentonun reddettiği bu yasanın arkasında durmadı.

Irak’ta iktidarın ipleri 2005’ten bu yana İslamcıların elinde. Birçok insan ülkenin başına gelen felaketlerden ve yolsuzluklardan siyasal İslam’ı sorumlu tutuyor. Sivil toplum aktivisti Vasim Sizif Facebook’ta paylaştığı yazıda “Irak’ta (mezhepsel şiddet olaylarında) masum insanları katleden tüm milisler Muhammed Bekir El Sadr’ın eteğinin altından çıktı.” diyor.

Irak ve İran’daki Şii siyasal İslam’ın kurucu isimlerinden biri olan Sadr, “velayet-i fakih” fikrini işlediği 1979 tarihli “Hayatın Rehberi İslam” kitabıyla İran Şahı’nı deviren devrimcilere İslami bir anayasanın taslağını sunmuştu. İran İslam Cumhuriyeti’nin mevcut anayasası hazırlanırken Sadr’ın fikirleri kaynak olarak kullanıldı ve anayasa gerçekten de İslam hukukçularının iktidarını ifade eden “velayet-i fakih” ilkesini, şeriat hukukunun üstünlüğünü hayata geçirdi.

Saddam Hüseyin’in 2003’te devrilmesinin ardından Irak’taki Şii İslami partiler İran’ı ilham kaynağı olarak gördü ve bazıları İran projesini Irak’ta uygulamaya çalıştı. Irak’ta velayet-i fakih yanlısı kesimlerin başında Bedir Örgütü, Asaib Ehl El Hak, Irak Yüksek İslami Konseyi ve İslami Dava Partisi’nin bir bölümü geliyor. Bunların başarısız olması, ayrıca hükümet karşıtı gösterilere geniş halk kesimlerinin katılması Iraklı İslamcıları zor durumda bıraktı ve siyasi söylemlerini değiştirmeye, dini yönetim taleplerinden geri adım atmaya itti.

Al-Monitor’a konuşan Sizif şöyle diyor: “İran’daki velayet-i fakihin sadık bir evladı olan Irak’taki Şii siyasal İslam kalkınma, ekonomi ve güvenlikte hiçbir başarı kaydedememesine rağmen (iktidarda kalmak için) kılık değiştirme konusunda mükemmel bir siyasi deneyime sahip.”

Sizif, HSB bağlantılı partiler ve Sadr hareketi gibi İslamcılarla ittifak eden laik partilere tepkili: “Siyasetteki sivil hareket Irak’taki İslamcılar için çok zorlu bir muhalefet olabilirdi ama bu erken bir intihar oldu. Görünen o ki sivil hareket değişimin ancak iktidar yoluyla sağlanabileceğine inanıyor.”

Şii siyasal İslam’ın Irak’ta iktidardan silinmesi, devlet kurumlarındaki nüfuzu, HSB’de vücut bulan silahlı varlığı ve devam eden İran desteği nedeniyle yakın gelecekte imkânsız görünüyor. Ancak iktidardayken halk desteği azalan ve Necef’teki dini mercilerden sert eleştiriler alan Şii siyasal İslam’ın Irak’ta velayet-i fakih düzenini gerçekleştirmesi olası görünmüyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: political platforms, political parties, legislative elections, pmu, iranian revolution, islamists

Ali Mamouri, Al-Monitor’un İran’ın Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Dini konular üzerine uzmanlaşmış bir araştırmacı yazar olan Mamouri, İran ve Irak’ta dini okullarda ve ayrıca İran üniversitelerinde eğitmenlik yapmıştır. Yazarın dini konularda ve Ortadoğu’da toplumsal dönüşüm ve mezhepçilik üzerine yazdığı bir dizi makale, her iki ülkede yayımlanmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept