İran’da askeri kurumlar ekonomiden gerçekten el çekecek mi?

İran’daki askeri kurumlara ekonomiden el çektirme planı çetrefilli pek çok zorluk arz etse de şeffaflığı ve hesap verebilirliği artırma potansiyeli taşıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor İran-Irak Savaşı’nın yıl dönümünde Tahran’da düzenlenen askeri geçide katılan İranlı askerler, 22 Eylül 2017 Photo by STR/AFP/Getty Images.

Oca 31, 2018

Yatırım ortamını serbestleştirmeye çalışan İran’da geçtiğimiz günlerde önemli bir açıklama yapıldı. Savunma Bakanı Ali Hatemi, Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’in askeri kurumlara “ilgisiz” ekonomik alanlardan çıkma talimatı verdiğini söyledi. Bu talimatın etkileri Al-Monitor’da daha önce ele alınmış ve özellikle 20 yıldır askeri kurumlarca kontrol edilen varlıklara alıcı bulmanın zorluğuna dikkat çekilmişti. Bu makalede ise sürecin merkezinde yer alan yapılara bakacağız ve olası senaryolara, özellikle de sahiplik yapılarının ne şekilde değişebileceğine değineceğiz.

İran’da askeriyenin sahip olduğu işletmelere ve burada beklenen tasfiye sürecine bakıldığında iki temel soru ortaya çıkıyor: “İlgisiz” tanımı hangi faaliyetleri kapsıyor ve hangi askeri kurumlar varlıklarını elden çıkarmak durumunda kalacak? Her iki konuda da pek çok muğlaklık söz konusu.

Devrim Muhafızları yöneticileri geçmişte ekonomik faaliyetlerini savunurken özel sektörü zorlayan alanlara girdiklerini, hükümete destek olmayı ve ekonomik koşulları iyileştirmeyi amaçladıklarını söylerdi. Dolayısıyla hangi varlıkların “ilgisiz” olduğu konusunda uzun bir tartışmanın yaşanması beklenebilir.

Tarafsız bir gözlemci için “ilgisiz” tabiri, askeri kurumların temel görevleriyle alakalı olmayan, yani silah üretimi ve belki de inşaat dışındaki ekonomik faaliyetlere işaret eder. Bugün inşaat alanı bile Devrim Muhafızları’yla bağlantılı şirketlerin piyasayı bozduğu ve özel sektör aleyhine koşullar yarattığı sektörler arasında yer alıyor.

Ancak Devrim Muhafızları’yla bağlantılı şirketlerin hâkim olduğu telekomünikasyon sektörüne gelince bu alanın askeriyeyle ilgili olup olmadığı sorusu tartışma yaratacak. Devrim Muhafızları’nın bazı unsurları, teşkilatın istihbarat görevleri nedeniyle telekomünikasyon faaliyetlerini izlemesi gerektiğini savunacaktır. Bazıları ise bu alandaki varlıkların askeri olmayan yapılara devredilmesini, istihbari denetim görevinin de çeşitli işletmelerin sahipliği üzerinden değil denetici kurumlar aracılığıyla sağlanmasını savunacaktır.

Kimi sektörlerde askeri kurumlara ait varlıkların satışı hızlı bir şekilde yol haritasına bağlanabilir. Bunların arasında bankacılık ve finans, otomotiv, ticaret, petrol, gaz ve petrokimya gibi sektörler sayılabilir. Böyle bir tasfiye süreci bu sektörlere girmek isteyen dış yatırımcılar için de yaptırım riskini azaltır.

“İlgisiz” tanımına ilişkin tartışma sonuca bağlandığında sıra ikinci büyük soruya gelecek: Askeriyeye bağlı hangi sahipler varlıklarını elden çıkaracak? Şu an bu sahipler üç gruba ayrılıyor: askeri kurumların kendileri, askeri kurumlara bağlı kooperatifler ve sosyal güvenlik fonları ile yatırım şirketleri.

İkinci kategorideki en dikkat çekici yapı, Devrim Muhafızları komutanları ve mensuplarına ait olan Bunyad-i Tavon-i Sepah, yani Devrim Muhafızları Kooperatif Vakfı. Devrim Muhafızları’na ait sayılan varlıkların büyük bölümü, örneğin İran’daki telekom piyasasının en büyük oyuncularından Mobin Telecom’un hisseleri bu kooperatifin sahipliğinde. Burada muhtemelen hukuki argümanlar kullanılarak kooperatifin askeri kurumların sahipliğinde olmadığı, dolayısıyla varlıklarını satması gerekmediği söylenecek. Ordu ve polisin de benzer vakıfları var. Bunların tümü kurumların değil “şahısların” sahipliğinde.

Üçüncü kategoride de benzer bir durum söz konusu. Örneğin İran’daki tüm askeri kurumlardan emekli ve muvazzaf çalışanların üye olduğu ve tamamen Savunma Bakanlığı’nca kontrol edilen Silahlı Kuvvetler Sosyal Refah Yatırım Teşkilatı (SATA) bu kategoride yer alıyor. SATA’nın yatırım yelpazesi o kadar geniş ki kurumun ayak izine rastlamamak ancak üç beş sektörde mümkün. Bu yatırımlar SATA’nın yatırım kolu Şastan tarafından yapılıyor (Şastan’ı Sosyal Refah Yatırım Teşkilatı’nın yatırım kolu Şasta ile karıştırmamak lazım). Şirket sözleşmesine göre Şastan’ın amacı, SATA’ya “üye ve emeklilerin maddi gücünü artıracak şekilde” yatırım tavsiyelerinde bulunmak.

Açıkça görüldüğü üzere mevcut muğlaklıklar yasal karmaşa doğuruyor. SATA’dan varlıklarını elden çıkarması istenmeyeceği kesin gibi. Zira kurumun bir emeklilik fonu olarak sürmesi ve silahlı kuvvetlerin gelecekteki emeklilerine hizmet etmesi gerekir. Ayrıca çeşitli vakıflar da “gri alanda” yer alıyor. Kurumların değil şahısların sahipliğinde olan bu vakıfların SATA’ya benzediği söylenebilir.

Sonuç olarak askeri kurumlara ait “ilgisiz” varlıkların çoğu yukarıdaki iki kategoride yer alan yapıların sahipliğinde.

Doğrudan askeri kurumların sahipliğinde olan yapılara gelince Devrim Muhafızları’nın işletme karargâhlarından biri ve ayrılmaz parçası olarak bilinen ünlü Hatem’ul Enbiya holdingi öne çıkıyor. Bu yapı aynı zamanda İran’da boru hattı yapım sektörünün kilit oyuncularından biri ki bunun “ilgisiz” bir sektör olduğu aşikâr. Peki, Hatem’ul Enbiya bu alandan çekilir mi? Çekilirse bugüne kadar mali, teknik ve insani kaynak bakımından askeriyeye bel bağlamış bu iş koluna kim yatırım yapacak? Çeşitli askeri yapılarda son 20 yılda oluşturulan pek çok madencilik ve inşaat birimi için de benzer sorular sorulabilir. Söz konusu yapılar bu faaliyetlerini sonlandırmaya karar verse bile bugüne kadar oluşturdukları donanım ve personel kapasitesine ne olacağı sorusu gündeme gelecek. Bu varlıkları almak isteyen çıkacak mı?

Bazı varlıkların kooperatiflere veya SATA şirketlerine devri bu konuda nispeten basit bir çözüm olabilir. Bir başka yol da varlıkların bir kısmının devlete ya da çeşitli dini ve devrimci vakıflara geri satılması olabilir. Ancak ne olursa olsun gerçek özel sektör bunları almayı tercih etmez ve bu varlıklar devlet ya da yarı devlet alanında kaldıkça gerçek özel sektörün gelişimine zarar vermeye devam eder.

Tüm bunlara rağmen olumlu yönde iki önemli sonuç doğar: Sahiplik değiştirme sürecinde bazı varlıkların askeri kurumlardan SATA ile yarı devlet vakıflarına geçmesi bile sahiplik açısından şeffaflığı artırır ve hedefteki şirketler için yaptırım riskini azaltır. Ayrıca askeri kurumların kendilerinin de daha hesap verebilir hale gelmesi beklenir. İran’daki bir İnternet sitesinin deyimiyle askeri kurumların ekonomiden uzaklaşmasının en önemli kazanımlarından biri söz konusu kurumların artık “Bu geliri zaten biz yarattık” diyerek devlet kaynaklarını çarçur edememesi olacak.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Suriye İran’dan gelen korona virüs tehlikesini ne kadar önleyebilir?
Amberin Zaman | Koronavirüs | Mar 25, 2020
Korona virüs İran ekonomisini çökertecek mi?
Bijan Khajehpour | Koronavirüs | Mar 19, 2020
İran-Türkiye: Korona virüs riski
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Mar 3, 2020
Mühendis’in ardından Haşdi Şabi’yi neler bekliyor?
Mustafa Saadoun | | Oca 21, 2020
İsrail Süleymani’nin öldürülmesine nasıl bakıyor?
Ben Caspit | Iran-US tensions | Oca 3, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  İran'ın Nabzı

al-monitor
Korona virüs İran ekonomisini çökertecek mi?
Bijan Khajehpour | Koronavirüs | Mar 19, 2020
al-monitor
İran güçleri İdlib cephesine niçin müdahil oldu?
Hamidreza Azizi | İdlib | Şub 5, 2020
al-monitor
İran ABD’ye karşı Rusya ve Türkiye’yi yanına alabilir mi?
Saeid Jafari | Iran-US tensions | Oca 14, 2020
al-monitor
Süleymani suikastı İran’ın Suriye stratejisini nasıl etkiler?
Hamidreza Azizi | Iran-US tensions | Oca 7, 2020