Türkiye'nin Nabzı

Görevinden uzaklaştırılan öğretmenden tiyatro turnesi

By
p
Article Summary
Kanun hükmünde kararname ile ihraç edilen ana okulu öğretmeni Duygu Şahlar, yaşadıklarını oyunlaştırdı. Çıktığı Türkiye turnesinde 36 ili gezdi.

Duygu Şahlar Antakya’da anaokulu öğretmenliği yapıyordu. 2016 yılının ekim ayında, Hükümetin terörle mücadele kapsamında, kamudan ihraç ettiği 150 bin kamu personeli arasında yer aldı.

Diğer meslektaşları gibi ona da ihraç edilme nedeni belirtilmiyor. Duygu Şahlar, isminin yer aldığı ihraç listesinde terör örgütü ile iltisaktan bahsedilmesi dışında bir açıklama yapılmadığını söylüyor. Hakkında hiçbir ceza soruşturması veya kovuşturması yapılmamış olan Şahlar, ihracına dair herhangi hukuki bir gerekçe bulunmasının mümkün olmadığını düşünüyor.

“Bir sabah kalktık ve ihraç edildiğimizi öğrendik.” Bu cümle Şahlar’ın okulundan ayrılışının en kısa ve vurucu cümlesi. Şahlar, Al-Monitor ile röportajında, özellikle her biri beşer yaşındaki öğrencileriyle vedalaşmakta zorlandığını ifade etti. Okuldaki son gününü,“’Öğretmenimiz bizi terk ediyor’ diye düşünüyorlardı. Eğer biraz büyük olsalardı onlara bunun benim elimde olmadığını anlatabilirdim ama çok küçük oldukları için ‘başka bir şehre gitmem gerekiyor’ diyebildim” diye anlattı.

30 yaşındaki Duygu Şahlar’ın, ihraç edilmesi o güne kadarki hayatını bir anda değiştirdi. Antakya’da üç arkadaşıyla paylaştığı evini boşaltmak zorunda kaldı. Yaşadıklarına dair, “Bir evim yoktu. İhraç edilmenin böyle sonuçları oluyor. Konfor oluşturacak şeyleri bırakıyorsunuz. Ama bu durum hayatı yaşanmaz hale getirmiyor. Adana’daki ailemin yanına taşındım, ailemin yanında kalıyorum, dostlarımın yanında kalıyorum. Şimdi bütün evler benim. Sendikamın (Eğtim-Sen) ve dayanışma ile yaşıyorum. Nerede kaldığım ve nasıl geçindiğim önemli değil ne yaptığım daha önemli” dedi.

Duygu Şahlar’ı bu zorlu süreci yaşayan diğer insanlardan ayıran bir hikayesi var. Ayakta kalma çabasını estetik bir mücadeleyle birleştirme düşüncesi. Bunun için denediği yol ise tiyatro.

Şahlar’ın tiyatro serüveni üniversite öğrenciliği yıllarına dayanıyordu. Üniversitede okurken amatör olarak tiyatro ile ilgilenen Şahlar, üniversite bittikten sonra da tiyatroyu hayatından çıkarmamış, öğretmenlik mesleğiyle birlikte özel tiyatro gruplarında yer almıştı. Öğretmenlikten ihraç edilmesiyle birlikte, deneyimli olduğu tiyatro sahnesini, kendi hikayesini anlattığı bir platforma dönüştürüp. “Hep bize masal anlattılar şimdi sıra bizde” diyerek, sahneden çocuklara anlattığı masalları kendi hikayesiyle harmanlamıştı. Yöneticilerin ellerinde bulundurduğu medya ve iletişim tekelinin karşısında, kendi hikayesini anlatma kararlılığı oyununun adında somutlaştı: Bir şey anlatacağım.

Bu masal oyunu bir farenin hikayesini konu alıyor. Yemek arayan bir fare, yanlışlıkla kendisini pet shopta bulur. Yemek ararken pet shop sahibi onu yakalar ve hamsterların kafesine atar. Hamsterların kafesten kaçış öyküsünün ana karakteri artık bu faredir. Ne zaman başarısız olsalar, fare onlara bir kez daha bu kaçışı deneme gücü verir.

Şahlar, masallardan yola çıkarak kaleme aldığı tiyatro senaryosunu şöyle anlattı:“Bu hikaye bir özgürlüğe kaçış hikayesi, bir özgürlük tartışması. Sadece kendi yaşadıklarımı anlatmıyorum bir çoğumuzun yaşadığı hikayeyi, masallarla ima ediyorum ve bu masalın içinde korkuyu işliyorum. Hepimizin içine sinen korkuyu işliyorum. Korkuyu bir kenara bırakıp, mücadele çağrısında bulunuyorum.”

Duygu Şahlar, bu tek kişilik oyunu Eğitim Sen salonlarında sahneliyor. Ona bir müzisyen eşlik ediyor. Müzik eşliğinde yaklaşık bir saat süren oyunun ardından kendisini izlemeye gelen ihraç edilmiş öğretmenlerle sohbet ediyor.

Şahlar’ın oyunu öyle çok ilgi görür ki bir anda kendisini Türkiye turnesinde buldu. Bir yıl içinde 31 ili gezer ve 46 oyun sergiler.

“Önce oyunumuzu oynuyoruz ardından bizi izlemeye gelen ihraç edilen öğretmenlerle söyleşi yapıyoruz” dedi. O kendi hikayesini oyunla anlatırken, aynı süreci paylaştığı ihraç edilmiş öğretmenler de oyunun ardından başlarına geleni anlatmaya başladı.

Şahlar, son iki yıldır güvenlik güçlerinin operasyonları nedeniyle çatışmaların odağında olan Doğu bölgesindeki illerde Diyarbakır, Van, Mardin de oyununu sergiledi. Burada ihraç edilen öğretmenlerin taşıdıkları duygular ise çok daha farklı. Kürt illerinde görev yaparken ihraç edilen öğretmenlerin, “Burada insanlar hayatlarını kaybetti, çocuklarını kaybetti. Biz işimizi kaybetmişiz çok mu,” diye, duygularını aktardıklarını söyledi.

Aylarca süren yolculuğu boyunca engellemelerle de karşılaştı Duygu Şahlar. Muğla’nın ilçelerinde oyununu oynamaya gittiğinde, Kaymakamlıklardan “KHK ile işten atıldığından burada oyun oynaması uygun görülmemiştir” yasağıyla karşılaştı. Şahlar, “Bu tamamen keyfi ve hukuksuz bir yasaklama. Direk beni hedef alan bir yasaklama. Kararname ile sadece öğretmenlik yapmam engelleniyor. Ama bu karara bakarsanız tiyatro yapmam da engelleniyor. Pazarda limon satmak istesem bu da mı engellenecek? Bu kararı tanımadık ve oyunumuzu yine de oynadık” dedi. Şahlar, engellemelere rağmen Muğla’da Alevi Kültür Derneği’nin salonunda, Muğla’nın Fethiye ilçesinde Eğitim Sen’in salonunda, Datça’da ise bir kafede oyununu oynadı.

Bugünlerde oyununu oynadığı illerde topladığı hikayeleri belgesel yapma uğraşı içindeki Şahlar, “Her alanda bir baskı var. Bu baskıyı bertaraf etmek için çalışıyorum,” ifadesini kullandı.

OHAL döneminde çıkarılan KHK’ların hukuksal niteliği meşruluğu Türkiye kamuoyunda ciddi bir tartışma konusu, ancak bunların arkasında toplumsal vicdanı yaralayan pek çok hikaye bulunuyor. Duygu Şahlar, yaşanan onca güçlükten sıyrılmaya çalışan, kapatıldığı kafesten kaçma masalını gerçeğe dönüştürmeye çalışan bir öğretmen. O’nun hikayesi bir noktada herkesin hikayesi haline dönüşmüş durumda.

15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminin ardından Hükümetin Kanun Hükmünde Kararnamelerle ihraç ettiği 150 bini aşkın kamu çalışanı ihraç edildi. Bu sayının 41 binini öğretmenler oluşturuyor. İhraç edildikleri için özel sektörde de iş bulamayan öğretmenler farklı alanlarda hayata tutunma çabasında. Örneğin 12 yıllık öğretmen Sabır Kılıçarslan pazarda erik satıyor. ihraç edilen Türkçe öğretmeni Hüseyin Öztürk ise dükkan açtı ve köy ürünleri satmaya başladı.

Her şeye rağmen ayakta duran öğretmenlerin hikayelerinin en vurucu noktası ise Duygu Şahlar’ın oyununun ardından konuşan bir öğretmen çiftin söyledikleri. Her ikisi de ihraç edilmiş öğretmen çift, bakmak zorunda oldukları üç çocukları bulunduğunu, hiçbir yerde iş bulamadıklarını söylerken, duygularını şöyle aktarıyor: “Kendimizi şu an daha güçlü hissediyoruz. Bu haksızlık bizde bir güç yarattı. Her şeye rağmen mücadele edeceğiz.” 

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkish politics, theater, turkey coup, education, purge, state of emergency, teachers, drama

Sibel Hürtaş, Türkiye’nin ulusal çapta yayın yapan gazeteleri Evrensel, Taraf, Sabah ve Haber Türk ile ANKA Ajansı’nda 15 yıl süreyle yüksek yargı muhabirliği yaptı. Haberleri insan hakları ve hukuk alanında yoğunlaşan Hürtaş, 2004 Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü, 2004 Musa Anter Gazetecilik Ödülü ve 2005 yılı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başarı Ödülü sahibi. Makaleleri çeşitli gazetelerde yayımlanan Hürtaş’ın azınlıklar ve faili meçhul cinayetler ile ilgili makaleleri halen failibelli.org isimli sitede yayımlanmaktadır. Hürtaş’ın “Hıristiyanlar Neden Öldürüldü/Kafesteki Türkiye” kitabı 2013 yılında İletişim Yayınevinden yayımlanmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept