Gulf Pulse

Türkiye-Sudan yakınlaşması Mısır’ı niçin rahatsız ediyor?

By
p
Article Summary
Nil Nehri’nin su kaynakları nedeniyle yıllardır sorunlu olan Mısır-Sudan ilişkileri, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Sudan ziyareti ve Kızıldeniz’deki Sevakin Adası’nın Türkiye’ye tahsisi nedeniyle iyice gerildi. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

2108 yılı Mısır-Sudan ilişkileri için iyi başlamadı. Sudan 4 Ocak’ta Mısır’daki büyükelçisini geri çağırdı. Kararla ilgili ayrıntı vermeyen Sudan Dışişleri Bakanlığı, Büyükelçi Kemaleddin Hasan Ali’nin istişareler için çağrıldığını belirtti. Mısır Dışişleri Bakanlığı ise “uygun adımları” atmak üzere durumu değerlendirdiğini söyledi. Diplomatik kavga, çeşitli konuların Mısır-Sudan ilişkilerinde yıllardır gerilim yarattığı, karmaşık bir bağlamda patlak verdi.

Kahire-Hartum sürtüşmesinde etkili olan önemli faktörlerden biri, Etiyopya’nın Büyük Rönesans Barajı projesi. Mısır bu projeyi su kaynakları açısından büyük bir tehdit olarak görürken Sudan projeyi önemli bir fırsat olarak görüyor.

Kahire, kasım 2017’de konuyla ilgili Etiyopya ve Sudan’la sürdürülen teknik müzakerelerin çöktüğünü resmen açıkladı. Ocak başında ise Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi’nin müzakerelerin Sudan’ı dışlayarak Etiyopya ile Mısır arasında sürmesi için Etiyopya Başbakanı Hailemariam Desalegn’e öneride bulunduğu bildirildi. Mısır bu haberi yalanlarken Nil’in suları Kahire ile Hartum arasında büyük bir anlaşmazlık kaynağı olmaya devam ediyor.

Sudan devlet medyasına göre Mısır, sınırda ihtilaflı bir bölge olan Halayeb üçgeni açıklarına asker ve savaş uçakları gönderdi. Söz konusu sınır anlaşmazlığı yeni bir ihtilaf değil ancak gerilim son dönemde artmış durumda. Körfez’deki monarşilerin Sudan’a daha fazla destek vermesi ve ABD’de Donald Trump yönetiminin bundan önceki üç başkana göre Sudan’a daha yumuşak yaklaşabileceği izlenimi yaratmasıyla kendini güçlenmiş hisseden Hartum, nisan 2017’de Mısır’ın ihtilaflı bölgeden el çekmesini talep etti. Kahire’nin bu talebi reddetmesi Mısır ve Sudan medyasında sert atışmalara neden oldu.

Ardından Sudan’ın Mısır vatandaşlarına yeniden vize koşulu getirmesi sürtüşmeyi daha da artırdı. Çok geçmeden Sudan bu kez Mısır menşeili tarımsal ürünlerin ithalatını yasakladı. Cumhurbaşkanı Ömer El Beşir de Kahire’yi Darfur’daki isyancıları silahlandırmakla suçladı. Bu iddiayı yalanlayan Mısır, bazı Müslüman Kardeşler mensuplarının Sudan’da barındığını söyleyerek misillemede bulundu.

Bölgedeki büyük resme bakıldığında Mısır ve Sudan, Sünni dünyasında Katar kriziyle belirginleşen kutuplaşmada karşıt taraflarda yer alıyor. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile birlikte hareket eden Mısır, Katar’ın terörü destekleyen “haydut devlet” olduğu söylemi temelinde Afrikalı devletlerden Suudi-BAE blokuna destek almaya çalıştı. Ancak Katar aleyhindeki bu kampanyaya Sudan katılmayı reddetti.

Hartum’un Körfez’deki krizde “tarafsız” kalması Kahire’nin aksine Katar’ı tehdit olarak görmemesinden ileri geliyor. Hartum, Katar dâhil Körfez İşbirliği Konseyi’nin tüm altı üyesiyle iyi geçinmeyi kendi menfaatleri açısından en doğru yaklaşım olarak görüyor.

Mısır’ın Sudan’ı bu konuda ikna edemediğinin en açık göstergesi, Katar Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Ganim Bin Şahin El Ganim’in aralık sonunda Hartum’a gitmesi ve burada Sudanlı ve Rus mevkidaşlarıyla Kızıldeniz’deki güvenlik konularını görüşmesiydi.

2014’ün ortalarında patlak veren Libya iç savaşında da Mısır ve Sudan zıt kutuplara düştü. Sudan bu meselede de Mısır ve BAE’nin yanında değil Türkiye ve Katar’ın yanında yer aldı.

Bunun yanı sıra Mısır 2017’nin kasım ayından itibaren Güney Sudan’da etkili bir diplomatik oyuncu olmaya başladı. Bunun pek çok sebebi var ama Mısır’ın başlıca amacı Sudan karşısında elini güçlendirmek. Son haberlere göre Mısır, BAE ve Eritre’den askeri ve siyasi yetkililer Eritre toprakları üzerinden Sudan muhalefetinin bazı unsurlarıyla koordinasyon yürütüyor.

Mısır eski Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’e 1995’teki Addis Ababa ziyareti sırasında yapılan suikast girişiminden sonra Mısır-Sudan ilişkileri genel olarak olumsuz seyretti. Mısır’a göre suikast girişimi Sudan tarafından planlanmıştı. Ekim 2016’da buzların eriyeceği umudu doğdu. Mısır yönetimi, Sisi’nin davetini kabul ederek Kahire’ye gelen Beşir’e ülkenin en yüksek askeri madalyasını vererek jest yaptı. Taraflar ayrıca stratejik ortaklık anlaşması ve 15 tane mutabakat zaptı imzaladı.

Ne var ki iyimser hava kısa sürdü. İkili ilişkilerdeki çeşitli sorunlar 2017 boyunca gerilimi artırdı ve Beşir’in Kahire ziyareti ilişkilerin düzelmesine sağlam bir zemin oluşturmadı. Neticede yeni ve eski ihtilaf kaynaklarının ortadan kalkmaması sonucu Mısır ve Sudan bugün Afrika ve Orta Doğu’da zıt menfaatlere sahip, zıt hedefler güden iki ülke konumunda.

Kahire-Hartum gerilimi geçtiğimiz günlerde yeni bir boyuta taşındı. Bunun nedeni Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın aralık sonlarındaki Sudan ziyaretiydi. Ziyaret sırasında Sudan’ın Sevakin Adası’nı geçici olarak Türkiye’ye tahsisi konusunda mutabakat sağlandı. Bu haber Kahire’de ve başka bazı Arap başkentlerinde büyük kaygıyla karşılandı. Zira Beşir’in kararı özünde Türkiye’ye Afrika kıtasında ikinci bir askeri üs kurma izni olarak okundu. Ayrıca Katar veya İran’ın Türk askeri tesisleri üzerinden Suudi Arabistan’ın ve Yemen’in Kızıldeniz kıyılarının yakınlarına erişme imkânı da gündeme geldi.

Sudan’ın Erdoğan’a kucak açması ve Türkiye’yle askeri ve ekonomik iş birliğini derinleştirmek istemesi Mısır medyasında ağır bir şekilde eleştirildi. Kahire’nin kaygısı o ki Sudan Türkiye’nin askeri gücü ve diplomatik etkinliğinden yararlanarak hem Rönesans Barajı konusunda hem de Halayeb sınır bölgesinde Sisi üzerindeki baskıyı artıracak. Türkiye’nin Kızıldeniz’de yeni bir köprübaşı tutmasıyla ilgili bu tip stratejik faktörlerin ötesinde Mısırlı yetkililer Sudan’ın Erdoğan’ın “yeni Osmanlıcılık” ve Müslüman Kardeşler yanlısı dış politika hedeflerine de yardımcı olduğunu düşünüyor.

Kahire-Hartum hattında süren bir dizi sürtüşmenin içinde zamanında yakın müttefik olan Nil’deki bu iki ülkenin ilişkisinin ne yöne gideceğini en çok su meselesi belirleyecek. Uzlaşma sağlanamazsa her iki ülke için geçerli olan radikalizm, hızlı nüfus artışı, iklim değişikliği ve sanayi dönüşümü gibi bölgesel sorunların çözümü de giderek zorlaşacak. Ancak Kahire ve Hartum diplomatik kulvarda ilerleyebilirse böylesi bir iş birliği dünyadaki tüm devletlerin barış ve iyi komşuluk adına siyasi sorunları aşabileceğinin örneği olur. Aksi halde hızlı demografik ve çevresel değişimlerin gıda güvenliği sorununu daha da ağırlaştırarak, ulus devletlerin başka yaşamsal menfaatlerini etkileyerek yeni “su savaşlarına” yol açtığı karanlık bir gelecek söz konusu olabilir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: nile river, suakin island, omar al-bashir, renaissance dam, abdel fattah al-sisi, water crisis, sudan, water supply

Giorgio Cafiero, Körfez devletlerine odaklanan araştırma kuruluşu Gulf State Analytics’in kurucularından biridir.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept