Gulf Pulse

Suudiler kendi kurduğu tuzağa düştü

By
p
Article Summary
Yemen’in eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih’in ölümünü çevreleyen fiyasko Washington’ın Yemen savaşını bitirmek için devreye girmesi gerektiğini gösteriyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Suudi Arabistan, aylarca Husi isyancılarla eski Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih arasındaki ittifakı yıkmaya çalıştı. 75 yaşındaki Salih eski müttefiklerine sonunda sırt çevirdi ama Riyad’ın, eski Cumhurbaşkanı’na nasıl yardım edeceği ve bu bölünmeden nasıl faydalanacağı konusunda somut bir planının olmadığı ortaya çıktı. Sonuçta savaş bataklığına daha da gömülen Suudi yönetiminin liderliği tartışılmaya başlandı.

Husi-Salih ittifakı başından beri gergin ve kalıcı menfaatlere dayanmayan bir müttefiklikti. Salih cumhurbaşkanlığı döneminde Suudi Arabistan’ın da desteğiyle Husilere karşı bir dizi başarısız askeri operasyon düzenlemişti. Salih uğradığı suikast girişiminin ardından Cumhurbaşkanlığı görevini yardımcısı Mansur Hadi’ye bırakmak zorunda kaldı ve bu esnada Husiler ile ihtiyatlı bir iş birliğine başladı. İlk etapta gizli sürdürülen iş birliği, Husilerin Sana’yı ele geçirmesinin ardından açığa çıktı.

Suudi Arabistan geçen yıl Salih ile Husiler arasındaki iş birliğini koparmak için devreye girdi. Suudi basını ekim ayında Salih’in geçirmesi gereken hayati bir ameliyat için Rus bir doktor heyetinin Sana’ya geçişine izin verildiğini yazdı. Bu ameliyat muhtemelen suikast girişimi sırasında meydana gelen yaralanmalardan kaynaklanıyordu. Giriş izni Riyad’ın Salih’in taraf değiştirmesi için ortaya koyduğu çabalara somut bir örnekti. Husiler de doğal olarak bu çabayı gördü ve başkent ile Yemen’in kuzeyinde eski Cumhurbaşkanı’na verilen desteği zayıflatmak için uzun zamandır sürdürülen uğraşları hızlandırdı.

Salih nihayet geçen hafta harekete geçerek Husilerin İran ajanı olduklarını ve isyanı kınadığını açıkladı. Suudilerin öncülüğündeki koalisyona “yeni bir sayfa” açmayı teklif eden Salih kendisini Arap milliyetçiliğinin gerçek savunucusu diye lanse etti. Sana’da kanlı sokak çatışmaları başladı ama Yemen’in kuzeyinden Salih’e destek gelmedi. Husiler de başkentteki ayaklanmayı kısa sürede bastırdı. Salih muhtemelen kentten kaçmaya çalıştığı esnada, 4 Aralık’ta öldürüldü.

Koalisyon güçleri ise bu süreçte Suudi Hava Kuvvetleri’nin düzenlediği birkaç hava saldırısı dışında Salih destekçilerine yardım etmek için kılını kıpırdatmadı. Cumhurbaşkanı Hadi, Salih’in öldürülmesi üzerine sözde kendi kontrolünde olan Suudi destekli güçlerin Sana’ya ilerleyeceklerini açıkladı. Ancak henüz böyle bir şey de olmadı.

Kuzey Yemen’deki güç dengeleri Suudi ve koalisyona bağlı istihbarat birimlerini en hafif tabiriyle gafil avladı. Muhtemelen Salih’in daha güçlü bir nüfuza sahip olduğuna inanıyorlardı ya da ödevlerine yeterince çalışmamışlardı. Nitekim Suudi güvenlik teşkilatının verimliliği Muhammed Bin Nayef’in bu yıl veliaht prensliğinden feragat etmesinin ardından zayıfladı. Ancak bu istihbarat hatalarının önemi savaş konusunda yapılan siyasi hatalar düşünüldüğünde solda sıfır kalır.

Suudilerin Salih’in taraf değiştirmesini sağlamaya yönelik çabaları stratejiden yoksundu. Salih ve destekçilerine nasıl yardım edecekleri konusunda somut bir planları yoktu. Dolayısıyla bu çabalar da en az Suudi Savunma Bakanı Prens Muhammed Bin Selman’ın iki buçuk yıl önce Husileri, Salih’i ve İranlıları hızla bertaraf edecek Kararlı Fırtına Harekâtı’nı başlatması kadar yanlıştı.

Salih’in ölümünü tarihi bir gelişme olarak lanse eden Husi liderler isyancılara Suudi koalisyonu ile Hadi’ye karşı mücadeleyi sürdürme çağrısı yaptılar. İsyancıların Sana ve Kuzey Yemen’deki hâkimiyetlerini ne kadar sürdürebileceklerini zaman gösterecek ancak ilk raundu ezici üstünlükle kazandıkları aşikâr. Güçlü bir milliyetçi mesaj veriyorlar ve Yemenlilerin çoğu Körfez’deki komşularından nefret ediyor.

Salih Yemen’i 34 yıl boyunca yönetti. Ülkede 1990’larda sağlanan birliğin mimarıydı. Irak’ın Kuveyt’i işgal ettiği yıl, Salih de Suudilere bir yandan kur yapıp bir yandan onları sırtından bıçaklıyordu. 1994’te kendisini iktidardan düşürmek için devreye sokulan bir Suudi komplosunu bertaraf etti. Güçlü devletlerin üstesinden zayıflığıyla gelme konusunda bir ustaydı. Ancak bildiği yoldan dönerek, yani Suudilere kulak vererek kendi sonunu hazırladı.

Yemen savaşının Riyad’a maliyeti aylık yaklaşık 5 milyar dolar. Savaş Yemen halkı için insani bir felakete dönüşmüş durumda. Salih fiyaskosu Suudi öncülüğündeki koalisyonun giderek zayıfladığını ve bir çıkış yolu bulamadığını gösteriyor. Savaşın tek kazananı ise İran. Washington, Riyad’ın bu bataklıktan çıkış yolu bulmasına yardımcı olmak zorunda.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni

Bruce Riedel, Brookings Enstitüsü'nde İstihbarat Projesi'nin direktörüdür. Son kitabı, "Avoiding Armageddon: America, India and Pakistan to the Brink and Back" başlığıyla yayımlanmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept