İran'ın Nabzı

İran’la normalleşme Iraklı Kürtler için bedelsiz olmayacak

By
p
Article Summary
Irak Kürt yönetiminin dize getirilmesine destek sağlayan Tahran, Irak Kürdistanı’nın geleceği üzerinde de etki gücünü artırmış durumda. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

25 Eylül bağımsızlık referandumunun ardından Kürtleri dize getirmek için Bağdat’a yardım eden İran’ın aradan geçen iki olaylı ayın sonunda Irak Kürdistanı ile ilişkileri normalleştirmeye hazırlandığı anlaşılıyor. Bağdat’a verdiği sözleri tutan, bilhassa da referandum öncesinde söylediği gibi ihtilaflı bölgelerin geri alınmasında Halk Seferberlik Birlikleri’ne (HSB) destek sağlayan İran Irak’taki nüfuzunu artırmış durumda.

ABD’nin eski Irak büyükelçisi Stuart Jones 14 Aralık’ta Senato Silahlı Hizmetler Komitesi’nde şöyle konuştu: “Eylüldeki bağımsızlık referandumu hem Kürtler açısından hem de Musul harekâtı sırasında oluşan Bağdat-Erbil iş birliği açısından yıkıcı sonuçlar doğurdu. Irak Başbakanı Haydar El Ebadi referandumun ardından gerekeni yaptı. Kendisi şimdi uzlaşı için çalışabilecek durumda.”

Buna benzer açıklamalar hem ABD’li hem İranlı yetkililerden geliyor ve bu da kuzey Irak’taki duruma dair önemli bir noktanın altını çiziyor: Referanduma karşı çıkarak aynı çizgide buluşan İran ve ABD şimdi yine aynı çizgide görünüyor, ikisi de Ebadi’yi Kürtlerle barışmaya zorluyor. Görünen o ki İran bu baskıyı Kürdistan Bölgesi’yle ticarete yeniden başlayarak uyguluyor. İran, referandumun ardından Kürdistan ekonomisinin can damarı olan sınır kapılarını kapatmıştı.

17 Aralık’ta basına konuşan İran İçişleri Bakanı Abdülrıza Rahmani Fazlı “İki kapıyı bir iki gün içinde yeniden açmaya karar verdik” dedi. Sınır kapılarından biri 25 Ekim’de açılmıştı. Fazlı’nın açıklamasından bir gün sonra Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi, başka ayrıntı vermeden tüm sınır kapılarının yeniden açıldığını duyurdu. Kürt haber ajansları kapıların 15 Ekim’de kapatıldığını bildirmişti.

İran’dan gelen bu açıklamalardan önce Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) Başbakanı Neçirvan Barzani’nin Tahran’a sınır kapılarının açılması ve ilişkilerin normalleşmesi yönünde talepte bulunduğu bildirilmişti. İran'ın sertlik yanlısı Kayhan gazetesinin isim vermeden atıfta bulunduğu Kürt bir yetkiliye göre Barzani son bir ayda iki ayrı İran heyetine ikili ilişkilerin normalleşmesini ve yeni bir sayfanın açılmasını umduğunu söyledi.

Barzani, Kerkük’teki kontrolün 16 Ekim’de Irak hükümetinin eline geçmesinden bu yana İran başta olmak üzere komşularla arayı düzeltmeye çalışıyor. Barzani 21 Kasım’da yaptığı açıklamada referandumun anayasaya aykırı olduğuna hükmeden Irak federal mahkemesinin kararına saygı göstereceklerini söylemişti. Bu açıklama Kürtlerin referandumdan pişmanlık duyduğu konusunda Tahran’ı ikna etmekte etkili oldu. Barzani aynı basın toplantısında şu ifadeyi de kullandı: “İran bizim komşumuz. Kürdistan Bölgesi’nin İran’la uzun bir sınırı var ve çok açık ki biz İran’la iyi ilişkilere sahip olmak istiyoruz.”

Al-Monitor sayfalarında da aktarıldığı gibi referanduma giden süreçte Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani oylamanın yapılması halinde vahim sonuçlar doğacağı konusunda Kürdistan yönetimini uyarmıştı. ABD’den de görünürde herhangi bir engelleme gelmezken Süleymani’nin bahsettiği sonuçlar gerçek oldu. İran, Kürdistan Bölgesi’ne ekonomik abluka uyguladı ve Kürtlerin ihtilaflı bölgelerden çıkarılması için HSB dâhil Irak güvenlik güçlerine destek oldu. Kerkük’teki üst düzey Kürt komutanlarından Vesta Resul 15 Aralık’ta Kurdsat kanalına verdiği demeçte Kürtlerin savaşmadan Kerkük’ten çekilmesinde İran’ın baskısını şöyle anlattı: “14 Ekim’de benimle görüşmek istediklerini söyleyen İranlılardan telefon aldım. Oturup görüştük. Heyette dokuz kişi vardı ve bunların sadece biri Iraklıydı. (...) Yanımdaki arkadaşa dönüp gülümsedim ve ‘Biz Irak’la değil İran’la müzakere ediyoruz.’ dedim.”

KBY’nin Kerkük’ü kaybetmesi sadece bir toprak kaybı değildi. KBY, Kerkük yakınlarındaki iki petrol sahasını da kaybetti. Bu sahalar, İslam Devleti’nin kuzey Irak’ta taarruza geçtiği ve Peşmerge’nin Irak güvenlik güçlerince terk edilen bazı bölgelere yerleştiği 2014 yazında ele geçirilmişti.

Kerkük’ten sağlanan petrol gelirinin kaybı KBY’yi dize getirdi. KBY’nin artık komşularla müzakere etmekten başka seçeneği yok. KBY şu an şişirilmiş memur kadrosunun maaşlarını ödeyemiyor ve halkına günde sadece üç saat elektrik verebiliyor. 18 Aralık’ta yöneticilerin istifasını isteyen göstericiler sokaklara döküldü. Süleymaniye vilayetinin Piremegron kasabasında siyasi parti binalarını ateşe veren göstericiler “Hırsızlar” diye bağırıyordu. Çevik kuvvet göstericileri dağıtmak için tazyikli su ve biber gazıyla müdahale etti.

Sınır kapılarının açılmasıyla belli bir ilerleme sağlanmış olsa da Al-Monitor’un İran’a yakın kaynaklardan edindiği bilgiye göre İran, referandumu savunan yöneticiler siyasi sahneden çekilmediği sürece tam bir normalleşmeye gitme niyetinde değil. İran’ın Irak’taki nüfuzunu giderek artırdığı düşünülürse Kürtlerin bu hususta da taviz vermekten başka seçeneği kalmayabilir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Kürtler ve Kürdistan

Fazel Hawramy is an independent journalist currently based in Iraqi Kurdistan. Twitter: @FazelHawramy

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept