Gulf Pulse

Yemenliler yeryüzünde cehennemi yaşıyor

By
p
Article Summary
Suudi Arabistan’ın ABD ve İngiltere’nin yardımıyla Yemen’e karşı başlattığı hava saldırıları ve abluka dünyanın en büyük insani krizine yol açtı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

“Cehennemde sıkışıp kaldık!” Bu sözleri Suudilerin Sana’ya başlattıkları hava bombardımanı sırasında Yemenli bir arkadaşımdan duydum. Savaş Husilerin füze saldırıları ve daralan ambargoyla her geçen gün daha da tırmanıyor. Çatışmayı bitirme gücüne sahip uluslararası toplum, bilhassa da ABD ve İngiltere dünyanın en büyük insani krizine seyirci kalmayı daha ne kadar sürdürecek?

Yemen’de dünyanın en kötü insani felaketi yaşanıyor. Dünyanın en zengin Araplarıyla en fakir Arapları arasında süren 30 aylık savaş kitlesel besinsizlik, açlık ve hastalıklara yol açmış durumda. Kolera salgını artıyor. Bir nesil Yemenli çocuk gelişim bozukluğundan mustarip. BBC trajediye ilişkin bir dizi çarpıcı haber yayımlarken Birleşmiş Milletler de 7 milyon kişinin açlıkla karşı karşıya olduğunu açıkladı.

Suudilerin öncülüğündeki koalisyon, Riyad’ın yakınlarındaki Kral Halit Uluslararası Havaalanı’na 4 Kasım’da düzenlenen balistik füze saldırısının ardından isyancıların kontrolündeki Kuzey Yemen’e yönelik ablukayı daralttı. Suudiler füze saldırısının Patriot füze sistemleriyle etkisiz hale getirildiğini söylese de gözlemciler havaalanının etrafında büyük çaplı bir enkaz ortaya çıktığını bildirdi. Suudi Arabistan, saldırının Husi isyancılara füzeleri sağladığı iddia edilen İran’a karşı bir savaş sebebi olduğunu açıkladı.

Oysa Yemen on yıllardır yerli bir füze sistemine sahip. Eksi Kuzey Yemen Cumhurbaşkanı Ali Abdullah Salih 1980’lerde Kuzey Kore’den, Güney Yemen’deki komünist rejim de Rusya’dan Scud füzeleri satın almıştı. İki taraf bu füzelerin büyük kısmını 1994’teki iç savaş sırasında kullandı. Yani Yemen askeri füze kapasitesine sahip. Suudi Arabistan Hava Kuvvetleri ve Birleşik Arap Emirlikleri ise bu yöndeki iddialı söylemlerin aksine Kararlı Fırtına Harekâtı’nın başlangıcında füze sorununu çözmeyi başaramadılar.

ABD, İran’ın savaş başladıktan sonra isyancıların füze gücüne katkıda bulunduğunu doğruluyor. İranlılar ve Hizbullah, Yemen’in yerli füze gücünü desteklemek için ülkeye kaçak yollardan füze ve füze uzmanı sokmayı başardı. Husi isyancılar da onların yardımıyla yeni silahlar üretti. Bu füzelerin menzili Riyad ve Cidde’ye kadar uzanabiliyor.

Husiler ise sırada BEA’nin Abu Dabi ve Dubai kentlerinin olduğunu iddia ediyor. Husiler, Hamas’ın İsrail’in Ben Gurion Havaalanı’na 2014’te düzenlediği saldırıya benzer bir saldırı planlıyor olabilir. ABD Federal Havacılık Kurumu bu iddialar üzerine Körfez’deki havaalanlarının tehlikeli olduğunu açıklayarak uçuşları geçici olarak iptal etti. Suudi Arabistan ve BAE’nin Lübnan’daki Hizbullah’ı bertaraf etmek istemelerinin en büyük sebebi de bu tehlike. Suudi yazarlar Husilere Lübnan’da eğitim de dâhil en büyük katkının Hizbullah tarafından sağlandığını vurguluyorlar. Hizbullah ise İsrail’i hedef alabilecek 120 bin roket ve füzeye sahip. Yani bu son derece tehlikeli bir oyun.

Savaşın Arap Yarımadası’ndaki şehirlere sıçrama ihtimali de bu krizin ivedilikle bitirilmesi gerektiğini gösteren bir diğer etmen. Amerika’nın Suudilerin yanında savaşa girmesinden Donald Trump yönetimi sorumlu değil. ABD’nin Suudilere gözetimli istihbarat ve lojistik destek sağlama kararı Başkan Barack Obama döneminde verilmişti. Obama, Suudilerin Husi savaşçıların İran bağlantısına ilişkin histerisini paylaşmasa da şiddeti durdurmak için bir şey yapmamış ve BM Güvenlik Konseyi’nin Riyad’ın hâlihazırdaki pozisyonunun önünü açan kararını desteklemişti. Suudi müdahalesini bitirmek ya da başlamadan önlemek o dönem çok daha kolaydı.

Öte yandan Al-Monitor’un daha önce bildirdiği gibi Amerika’nın savaşa sağladığı lojistik destek, en azından havada yakıt ikmali alanında, bu sene daha da artmış durumda. Trump yönetimi Yemen konusunda Suudilere açık çek verdi. Kongre savaşa giderek daha büyük bir şüpheyle baksa da bu çeki henüz geri almış değil.

Riyad’ın savaşı kazanacak bir stratejisi yok. Cephe hatlarında aylardır neredeyse hiçbir değişiklik olmadı. Husiler mücadeleden vazgeçecekmiş gibi durmuyor. Hava saldırılarını sürdürerek sonuç almak mümkün görünmüyor.

Dolayısıyla Suudilerin varsayılan stratejisi kitlesel açlık ve hastalığa bel bağlayarak Yemen halkını yıldırmaktan ibaret. Bu felaketin sürmesinde savaşın tüm tarafları pay sahibi olsa da açlık ve koleranın başlıca sebebi abluka ve hava saldırılarıdır. Suudi yönetimi yaptıklarından sorumlu tutulmalıdır. Açlık çektirme stratejisi kabul edilemez.

Bu savaşı bitirmeye muktedir ülkelerin başında Amerika ve İngiltere geliyor. Washington ve Londra, Suudi Hava Kuvvetleri ve müttefiklerine yaptığı mühimmat ve yedek parça desteğini askıya alırsa koalisyon hava saldırılarını azaltmak ya da durdurmak zorunda kalır. Bu, Suudi müttefiklerimizin yeryüzünde bir cehennem yaratan bu bataklıktan çıkmaları için önemli bir diplomatik adım olacaktır.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni

Bruce Riedel, Brookings Enstitüsü'nde İstihbarat Projesi'nin direktörüdür. Son kitabı, "Avoiding Armageddon: America, India and Pakistan to the Brink and Back" başlığıyla yayımlanmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept