Türkiye'nin Nabzı

Halkın yarısı kendi seçtiği belediye başkanlarıyla yönetilmiyor

By
p
Article Summary
Kayyum ve zorla istifa yöntemleriyle 16 belediye başkanının görevinden alındığı Türkiye’de halkın yüzde 40’ı kendi seçtikleri yöneticiler tarafından yönetilmiyor.

ANKARA -- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’ndan bugüne kadar uzanan 20 yılı aşkın siyasi hayatındaki çok sayıda müdahaleye “milli irade” söylemine vurgu yaparak karşı koymuş bir siyasetçi. Bugün Erdoğan’ın yine belediyeler üzerinden geliştirdiği kayyum, soruşturma ve görevden alma politikaları ise onu bu konumundan uzaklaştırıp “milli iradeye darbe vurmakla” eleştirilen bir siyasetçi konumuna getirmiş durumda. 

Erdoğan’ın 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden bugüne kadar son bir yılda belediyelere yönelik geliştirdiği politikası nedeniyle yerel yönetimler kilitlendi. Darbe girişiminin hemen ardından ülkenin doğusunda yer alan 10 ilin, Kürt belediye başkanlarının kurduğu Demokratik Bölgeler Partisi’ne mensup belediye başkanları İçişleri Bakanlığı tarafından görevlerinden alındı. Aralarında Doğu’nun en büyük ili olan Diyarbakır’ın da bulunduğu bu illere, kayyum olarak valiler atandı. 100’e yakın ilçenin belediye başkanlıklarına ise kaymakamlar getirildi.

Kürt illerinde durum böyleyken Erdoğan eylül ayında bu kez kendi partisinin belediyelerinde tasfiye sürecine girişti ve bir buçuk aylık süreçte aralarında Ankara ve İstanbul’un da bulunduğu altı belediye başkanı, Erdoğan’ın talimatıyla görevlerinden istifa etti.

Belediyelerine kayyum atanan ve başkanları zorla istifa ettirilen 16 ilin toplam nüfusu 30 milyonu aşıyor. Yani kaba bir hesapla bugün Türkiye’nin yüzde 40’ı kendi seçtikleri belediye başkanları tarafından yönetilmiyor.

Yerlerine kayyum atanan belediye başkanları için seçmenlere pek çok zaman açıklama dahi yapılmadı. Görevinden alınan Ağrı’nın eski belediye başkanı HDP’li Sırrı Sakık Al-Monitor’a neden görevden alındığına dair “Bir tane yolsuzluğumuzu bulamazlar. Neden görevden alındığımızı bilmiyoruz” açıklamasını yapıyor. Görevden alınan çok sayıda belediye başkanı ise çeşitli konuşmaları gerekçe gösterilerek terör suçu kapsamında tutuklandılar.

Bilinmezlik durumu AK Partili belediye başkanları için de söz konusu. İstifa eden belediye başkanları sadece Erdoğan’ın istifa etmeleri yönündeki talimatını yerine getirdiklerini söylerken siyasi iktidar da neden görevlerinden alındıklarına dair seçmenlere bir açıklama yapma gereği duymadı. Ancak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın geçenlerde yaptığı bir konuşma bu tasfiyelerle ilgili bir ipucu veriyordu. Erdoğan şöyle konuştu: “Neticede belediye başkanlarının yaptıklarından da sorumluyuz. (...) Hiçbir belediye başkanı layüsel değildir. Bazı belediyelerin sorunlu olduğuna dair birçok şey geliyor kulağımıza. İlgili partiler problemi kendileri çözmek isterlerse zaten gereğini yaparlar. Aksi takdirde İçişleri Bakanlığımızın mülkiye müfettişleri devreye girmek durumunda kalabilir.” 

CHP yerel yönetimlerden sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun Al-Monitor’a şöyle diyor: “Erdoğan’ın sözleri şu anlama geliyor: ‘Benim partimde hukuksuz işler yapan belediye başkanları vardı, ben onları yargıya vermedim, istifa ettirdim’ açıklamasını yapıyor.”

Eski AK Parti Milletvekili Ahmet Faruk Ünsal da Al-Monitor’a yaptığı açıklamada bu durumu, “Türkiye’nin Kürt kentlerindeki belediye başkanları görevlerinden alınarak yerlerine kayyum atandı. Türkiye’nin doğusunda ve batısında belediye başkanları için ayrı hukuk mu işliyor? Hukuk devletinin en temel özelliğiyle uyuşmayan bir tabloyla karşı karşıyayız. Kürt kentlerinde kayyum atanıyor ama batısında belediye meclisinde görevle getiriliyor” sözleriyle eleştiriyor.

Seyit Torun Erdoğan’ın bu sözlerinin diğer anlamının ise CHP’ye yönelik bir tehdit olduğunun altını çizerken “Cumhurbaşkanı kendisini yargının yerine koyan bir anlayışla, hukuksuz biçimde belediyelerimizi tehdit ediyor” diyor.

Öyle görünüyor ki siyasi iktidar Kürt belediyelerine kayyum atama, AK Partili belediye başkanlarını zorla istifa ettirme yöntemleriyle yerel yönetimleri kendi eliyle düzenlemeye çalışıyor. Bu manzaradan CHP’li belediyelerin payına da soruşturmalar düşüyor. Siyasi iktidar CHP’li belediye başkanlarını bu yöntemlerle el çektirebilirse encümen seçimlerine asılarak burada da kendi atadığı isimleri belediye başkanlıklarına getirmeyi hedefliyor. 

Başkanları görevlerinden alınan ya da istifa ettirilen belediyelerde neler olduğu da Türkiye’nin yerel yönetimler pratiğinde bugüne kadar kat ettiği mesafelerin boşa çıkarıldığını gözler önüne seriyor. Görevinden alınan ve yerine kayyum atanan eski Ağrı Belediye Başkanı HDP’li Sırrı Sakık belediye başkanlığı döneminde farklı projelerle halkçı belediyecilik yaptıklarını anlatırken kayyum atanan tüm il ve ilçelerde yaşanan durumu, “Belediye binaları birer askeri kışlaya dönüştürülmüş durumda. İnsanlar belediyeye gidemiyorlar, içeri bile giremiyorlar” diye tarif ediyor.

Türkiye’deki yerel yönetim deneyimi hem bu müdahaleler hem de müdahale sonrasındaki pratikler kapsamında en önemli anti-demokratik sembol olarak karşımıza çıkıyor. Sakık gelinen noktayı şöyle özetliyor: “Yereller demokrasinin beşiğidir, demokrasi yerelden genele yayılır. Demokrasinin ana damarı yok hükmünde sayılıyor. O zaman seçim yapmamıza da gerek yok. Çünkü halkın verdiği yetki yok hükmünde sayılıyor.”

Faruk Ünsal ise AK Parti iktidarının bu yöntemlerini AK Parti’nin en önemli sloganı ile eleştiriyor ve “Seçilmişi görevi bitmeden görevinden almak milli iradeye darbedir” diyor. Ünsal, siyasi iktidara “Böyle anılmak istemiyorsanız seçimleri yenilersiniz” teklifinde bulunuyor.

Yerel yönetimlerde oluşan bu düğümü aşmanın en önemli anahtarı da seçimleri yenilemek gibi görünüyordu. Ama Erdoğan CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Demokrasiyi artık daha fazla katletmeyelim, erken seçime gidelim” çağrısını reddetti.

Peki, Erdoğan ne yapmaya çalışıyor?

Erdoğan, AK Partili belediyelerde atılan adımların 2019 yerel seçimlerine hazırlık olduğunu söylüyor. Erdoğan’ın 2019 yılında önünde yerel, genel ve cumhurbaşkanlığı olmak üzere üç önemli seçim var. Yerel siyasetin genel siyasetle ayrımın uzun zamandır ortadan kalktığı Türkiye’de yerel seçimlerde yaşanacak bir hezimet, cumhurbaşkanlığı seçimini oldukça zorlu bir yarışa dönüştürebilir.

Bakanlar Kurulu’ndan merkezi yönetimlere partisinin il ve ilçe teşkilatlarına kadar değişikliğe giden Erdoğan bu kaygılarla seçimle iş başına gelen belediyelere olağandışı yöntemlerle müdahale ediyor. Yargıya yönelik müdahaleleri nedeniyle sık sık eleştiri konusu olan Erdoğan Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde çoğunluğu elinde bulundurmasına karşın anayasa değişikliği ile yedek milletvekilliği statüsünü getirmeye çalışarak burada da bir revizyon arayışına girmişti. AK Partili Faruk Ünsal “Erdoğan yedek milletvekilliğini getirseydi söylediklerine karşı çıkan milletvekillerini istifa ettirip yerlerine yedek milletvekillerini atayacaktı. Bu değişiklik Meclis’ten geçmedi ama Erdoğan, ilk fırsatta yedek milletvekilliğini yeniden getirecek ve böylece tüm yasamayı eline alacak. Erdoğan, yargı, yasama ve yürütmeyi tam mutlak itaat esasına göre dizayn etmek istiyor. Ama bu durum Türkiye için sürdürülebilir değil” diyor.

Türkiye’nin kalbi olan İstanbul seçimlerini kazanarak edindiği belediye başkanlığı koltuğunu “milli irade” söylemiyle cumhurbaşkanlığı koltuğuna kadar ilerleten Erdoğan’ın bu son manevrasının onu başarıya ulaştırıp ulaştırmayacağını zaman gösterecek. Ancak işler onun istediği gibi gitmez ise belediye başkanlığı ile başlayan görkemli bir siyasal macera bir başka belediye başkanlığı tartışması ile ağır yara alabilir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: mayor, kurds in turkey, chp, democracy in turkey, elections, presidential system, akp, recep tayyip erdogan

Sibel Hürtaş, Türkiye’nin ulusal çapta yayın yapan gazeteleri Evrensel, Taraf, Sabah ve Haber Türk ile ANKA Ajansı’nda 15 yıl süreyle yüksek yargı muhabirliği yaptı. Haberleri insan hakları ve hukuk alanında yoğunlaşan Hürtaş, 2004 Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü, 2004 Musa Anter Gazetecilik Ödülü ve 2005 yılı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başarı Ödülü sahibi. Makaleleri çeşitli gazetelerde yayımlanan Hürtaş’ın azınlıklar ve faili meçhul cinayetler ile ilgili makaleleri halen failibelli.org isimli sitede yayımlanmaktadır. Hürtaş’ın “Hıristiyanlar Neden Öldürüldü/Kafesteki Türkiye” kitabı 2013 yılında İletişim Yayınevinden yayımlanmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept