İsrail'in Nabzı

Mısır bölgesel lider konumunu yeniden kazanıyor

By
p
Article Summary
Mısır, İsrail-Filistin müzakerelerini ve çok taraflı ikinci bir müzakere kulvarını içeren yeni bir barış girişimi üzerine çalışıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

El Fetih’le Hamas arasında sağlanan son uzlaşı anlaşmasıyla hangi tarafın zafer kazandığını söylemek şu aşamada zor. Ancak ikinci bir kazanan olduğu kesin: Mısır. Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi, istihbarat birimlerini devreye sokarak imza için taraflara baskı yaptı ve Mısır bu anlaşmayla hem El Fetih hem Hamas üzerinde önemli bir etki gücü elde etti.

Al-Monitor’a Tel Aviv’de konuşan kıdemli bir Mısırlı diplomata göre çoğunlukla Kahire’de bir araya gelen Mısırlı yetkililer ile Hamas ve El Fetih temsilcileri uzun ve zorlu bir müzakere süreci yürüttü.

Mısır, Gazze Şeridi’ndeki insani krizin yeni bir Hamas-İsrail çatışmasına yol açacağı konusunda son derece kaygılıydı. Bölgedeki şiddet ise genelde İran’ın elini güçlendiriyor. Mısır Arap dünyasında lider konumunu yeniden kazanmak ve İran rejiminin Lübnan, Suriye, Irak, Yemen ve Gazze’deki nüfuzunu dengelemek istiyor. Sina Yarımadası’ndaki güvenlik açmazı da öncelikli önem taşıyor.

Mısırlı diplomata göre Kahire müzakereler boyunca ABD yönetimini bilgilendirdi, Hamas’ın Washington’daki terörist statüsünden kaynaklı hassasiyeti hesaba kattı. ABD Özel Temsilcisi Jason Greenblatt, anlaşmaya Hamas’ın hükümette yer almaması koşuluyla destek vereceklerini iletti. ABD, bu talebi Filistinli tarafların daha önceki birlik anlaşmalarında da dile getirmişti.

Mısır’ın şimdi çifte bir diplomatik hedefi var. Birinci hedef anlaşmanın olabildiğince sorunsuz şekilde hayata geçirilmesi. İkincisi de iki devletli çözüme yönelik muhtemel bir yeni süreç için ortak tutum oluşturulması, Filistin’de meclis ve başkanlık seçimlerinin yapılması ve Hamas’ın askeri kanadıyla ilgili konuları ele almak üzere Kahire’de ilave görüşmelerin yapılması.

Mısırlı diplomat, Donald Trump yönetimi ile Mısır öncülüğünde iki devletli çözümle sonuçlanacak yeni bir barış sürecine Mısır yönetiminin büyük önem atfettiğini söylüyor. Diplomata göre Mısır Dışişleri Bakanlığı hâlihazırda böyle bir sürece yönelik hazırlıklar yapıyor.

Mısır’ın girişimi birkaç adımdan oluşacak: İlk olarak Arap Birliği, 2002 Arap Barış Girişimi temelinde iki devletli çözüm sürecine hazır olduğunu ilan edecek, bu bağlamda uzlaşı anlaşmasını tanıdığını ve Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze’yi bir bütün olarak gördüğünü beyan edecek. Bu deklarasyonun ardından ABD yönetimi, Arap Barış Girişimi ve Trump’ın mayısta Riyad’daki Arap-İslam-Amerikan zirvesinde yaptığı açıklama temelinde iki devletli çözüme ve Müslümanlar arasında radikalizm ve terörle mücadeleye yönelik bir açılış konferans düzenleyecek. Konferansın amacı, Filistin ile İsrail arasında 1967 sınırları temelinde iki devletli çözüme yönelik müzakerelerin başlaması olacak. Müzakerelerde Filistin tarafını uzlaşı hükümeti değil Başkan Mahmud Abbas önderliğinde FKÖ temsil edecek. Batı Şeria, Doğu Kudüs ve Gazze tek bir toprak birimi olarak ele alınacak. Müzakereler esnasında yerleşim inşaatı dondurulacak, Filistin tarafı ise her türlü şiddet tahrikine son verecek. Müzakerelere Kahire ev sahipliği yapacak.

Girişimin parametrelerine de değinen diplomat, Mısır’ın kalıcı statüye ilişkin güvenlik düzenlemelerine de destek vermeye hazır olduğunu, bu bağlamda Batı Şeria ve Gazze’de gözlemci görevi üstelenebileceğini belirtti.

Açılış konferansında Mısır, Ürdün ve Suudi Arabistan’ın İsrail’le çok taraflı bir müzakere kulvarı için de anlaşma sağlaması öngörülüyor. Bu kulvarda yine Arap Barış Girişimi temelinde bölgesel iş birliği ve radikal, köktendinci güçlerle mücadele ele alınacak. ABD ve Avrupa Birliği süreç kapsamında taraflara ekonomik destek sağlayacak.

İsrail Dışişleri Bakanlığı’ndan üst düzey bir yetkili, Al-Monitor’un sorusuna karşılık söz konusu planın tüm unsurlarını şiddetle reddetti. İsrail’in tutumu hem içerik hem öncelik sıralaması bakımından tamamen farklı. Başbakan Benjamin Netanyahu’ya göre ilk olarak terörle mücadele ve İran’ı frenleme konusunda bir anlaşma sağlanmalı. Filistin meselesi ancak bundan sonra ele alınabilir. O da ya uzlaşı anlaşmasının feshi ya da Hamas’ın silahsızlandırılması koşuluyla.

Sonuç olarak uzlaşı anlaşması olası İsrail-Filistin müzakereleri için yeni gerçeklikler yaratmış durumda. Batı Şeria-Gazze bölünmüşlüğü azalırken ve Mısır daha güçlü, daha aktif bir oyuncu haline gelirken İsrail bu müzakereleri reddediyor. Bu koşullarda ilerleme sağlamak Sisi’nin barış görüşmeleri konusunda Trump’ı ikna kabiliyetine bağlı olacak.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: israil filistin çatışması

Büyükelçi Uri Savir, meslek hayatını İsrail’de barış stratejileri geliştirme alanında geçirmiştir. Hâlen, 1996’da kurduğu Peres Barış Merkezi’nin başkanlığını yürütmektedir. 1993’ten 1996’ya kadar Dışişleri Bakanlığı’nda genel müdürlük görevini yürüten Savir, bu dönemde Oslo Anlaşması’nda İsrail baş müzakerecisi, Ürdün ile görüşmelerde İsrail müzakere heyeti üyesi ve Suriye ile görüşmelerde İsrail müzakere heyeti başkanı olarak görev almıştır. Savir ayrıca Metro International isimli küresel gazetenin yönetim kurulu başkanlığını yürütmüş, Glocal Forum’u kurmuş ve Yala Young Leaders (Yala Genç Liderler) isimli internet barış hareketini başlatmıştır. Savir, barış kuruculuğu konusunda bir dizi kitap kaleme almış, bunlardan “The Process” (Süreç) 1997’de New York Times’ın “dikkat çeken kitaplar” listesinde yer almıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept