İsrail'in Nabzı

İsrail Kürtlere alkış tutuyor ama Filistin davasını görmezden geliyor

By
p
Article Summary
İsrail’de üst düzey siyasetçiler ve medya Kürtlerin bağımsızlığına destek veriyor ama Filistinlilerin devlet talebini görmezden geliyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

“Çoğunluk bağımsızlıktan yana oy kullanırsa Kürdistan’ın bağımsızlığını tanıyan ilk ülkenin İsrail olmasını temenni ederim.” Bu satırlar eski Likud bakanlarından Gideon Saar’a ait. 25 Eylül’de kuzey Iraklı milyonlarca Kürt bağımsızlık oylaması için sandıklara giderken Saar Twitter’dan bu mesajı paylaştı. Eski bakan Kürtlere bağımsızlık mücadelelerinde başarı dileyen ilk İsrailli siyasetçi oldu ama kesinlikle tek değildi. Bağımsız Kürt devletine karşı çıkanlar arasında Türkiye, Irak ve İran’ın yanı sıra ABD de yer alıyor. ABD böylesi bir adımın mevcut koşullarda bölgeyi savaşa sürüklemesinden endişe ediyor.

İsrail, Kürtlerin bağımsızlık talebine destek beyan eden tek devlet oldu. Bu yaklaşım İsrail’in stratejik menfaatlerine, ayrıca Kürtlerin devlet kurmak için manevi hakkı olduğu anlayışına dayandırıldı. Tabii İsrail’le Kürtler arasındaki tarihsel bağ ve uzun yıllardır süren iş birliği de göz ardı edilemez.

Saar’ın mesajından hemen sonra İletişim Bakanı Eyüp Kara da Kürtlerin bağımsızlık talebine destek veren bir tweet attı: “Kürt referandumu Orta Doğu’da kapsamlı bir düzenlemeye hız verecek ve 40 milyon Kürt dâhil birçok azınlığın ihtiyacını dikkate almayan tarihi Sykes-Picot Anlaşması düzeltilmiş olacak.” Kara, bu mesajla birlikte kıdemli bir Kürt yetkilisiyle çektirdiği fotoğrafı da paylaştı.

Ancak Twitter’daki şenlik daha yeni başlıyordu. Birçok İsrailli siyasetçi Twitter üzerinden Kürtlere sempati ve destek mesajı yağdırdı. Knesset üyesi ve Yeş Atid Genel Başkanı Yair Lapid, referanduma başarı mesajı gönderirken İngilizce yazmayı tercih etti ve şöyle dedi: “Yahudi halkı vatan mücadelesinin ne olduğunu biliyor. Kürtlerin kendi devletlerine sahip olmak için manevi hakkı vardır.” Lapid, Yahudi halkıyla kuzey Irak’taki Kürtlerin aynı kaderi paylaştığını vurgulayarak desteğine duygusal bir unsur kattı. Ancak Yeş Atid Genel Başkanı bununla yetinmedi. Günün ilerleyen saatlerinde İsrail’in eski BM büyükelçisi Ron Prosor’un New York Times gazetesinde çıkan makalesini “mükemmel bir yazı” yorumuyla paylaştı.

Prosor bu makalede bağımsız Kürdistan’ın stratejik açıdan niçin önemli olduğunu anlatıyordu. Ayrıca Kürt devletinin İslam Devleti (İD) ile mücadeleye katkı yapacağını, Kürtlerin bu mücadelede zaten önemli bir ortak olduğunu ve ABD’nin bu nedenle Kürt bağımsızlığını desteklemesi gerektiğini savunuyordu. Prosor’a göre ABD’nin referanduma destek vermesi demokratik değerler, kendi kaderini tayin hakkı ve azınlık hakları için bir zafer olacaktı. Eski Irak diktatörü Saddam Hüseyin’in 30 yıl önce Kürtlere kimyasal saldırı düzenlediğini anımsatan Prosor, bunu da bağımsızlık desteğinin vicdani gerekçesi olarak sunuyordu.

Kuzey Iraklı Kürtler Başbakan Benjamin Netanyahu’dan de destek aldı. Başbakan, 12 Eylül’deki açıklamasında “Kürt halkının kendi devletini kurmaya yönelik meşru çabalarına” İsrail’in destek verdiğini belirtti. Netanyahu 2014’te de bağımsız Kürt devletine destek beyan etmişti.

Adalet Bakanı Ayelet Şaked Kürt bağımsızlığına verdiği destekle öne çıkan bir isim oldu. HaBayit HaYehudi partisi üyesi olan Şaked, geçtiğimiz günlerde Herzliya Konferansı’nda yaptığı konuşmada “Kürt devletinin kurulması İsrail ve ABD’nin menfaatine.” dedi. Şaked 2015’te yine Herzliya Konferansı’nda yaptığı konuşmada Kürtlerin demokrasiye bağlılığından, Yahudi halkının Kürtlerle olan uzun ilişiklerinden ve ortak menfaatlerden söz etmiş, bu ortak menfaatlerin aşikâr bir hâl aldığını belirtmişti. Kürtlerin de radikal güçlerle mücadele ettiğini, bilhassa Irak ve Suriye’de İD’e karşı amansız bir savaş verdiğini söyleyen Şaked, Orta Doğu’nun yapısını ve geleceğini yeniden şekillendirmek için nadir bir fırsat çıktığını savundu. Başka bir deyişle bu fırsat kaçırılmamalıydı.

Kürtlerin devlet mücadelesini açıkça destekleyen İsrailli siyasetçilerin çoğu siyasi yelpazenin sağında yer alıyor. Ne var ki Kürtlerin bağımsızlık mücadelesinden bu kadar heyecan duyan ve Şaked gibi Kürtlerin haklarından, davalarının vicdani meşruiyetinden söz eden bu isimler aynı anlayışı Filistinlilere gösteremiyor. Oysa bu konu İsrail’in güvenliği için Kürtlerin mücadelesinden çok daha önemli. Bu, çifte standartlarını ortaya koyuyor ve Filistinlilerin kendi kaderlerini tayin etme hakkına tamamen duyarsız olduklarını gösteriyor.

Doğal olarak iki meseleyi özdeşleştirmeye çalışmıyoruz. İsrail vatandaşlarına yönelik Filistin terörünü denklemden çıkarmak zor. Ancak her iki meselede de ulusal, coğrafi ve siyasi bağımsızlık için mücadele eden halklar söz konusu. Burnun dibinde olanı göz ardı ederek Kürt referandumundan bahsetmek bir psikolojik baskı biçimidir.

İsrail medyası da referanduma geniş yer vererek Kürtlere yönelik teşvik edici ve destekleyici bir tutum sergiledi. 1960’larda Kürtlere destek ve eğitim vermek için çeşitli hükümetlerce kuzey Irak’a gönderilen görevlilerle yapılan mülakatlar bu yaklaşımın İsrail kamuoyunda bir mazisi olduğunu gösteriyor.

Ordu Radyosu’na konuşan emekli Tuğgeneral Tzuri Sagi’ye göre 10 yıl süren bu dönemde son derece verimli ve yakın bir iş birliği sağlandı. 83 yaşındaki Sagi, Kürtlere askeri eğitim vermek için 1966’da bölgeye gönderildiğini, Kürdistan’da uzun yıllar kaldığını ve Mossad çalışanlarıyla, tabip ve muharip subaylarla birlikte görev yaptığını anlattı. Sagi, bölgeye İran üzerinden gittiklerini vurguladı. Zira o günlerde İran’ın İsrail’le arası gayet iyiydi. Kürt halkından sevgiyle bahseden Sagi, “bütün dünyanın ateş püskürmesine rağmen” Kürtlerin bağımsızlık ilanını heyecanla beklediğini söyledi.

Eski Mossad görevlisi Eliezer Tzafir de 25 Eylül’de Maariv gazetesine verdiği mülakatta benzer mesajlar verdi. Kürtlere “asil bir halk” diyen Tzafir, yakın iş birliğine dair güzel anıları olduğunu, Kürtlerin kendi devletlerine kavuşması gerektiğini söyledi.

Sağcı siyasetçilerden tüm bunlar beklenirdi ama Filistin davasını göz ardı ederek Kürt referandumuna dair romantizm yapan İsrail medyası kötü bir sınav verdi. Oysa böyle bir konu tartışılırken gündeme hemen Filistin meselesi gelmeliydi.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: israil filistin çatışması
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept