İran'ın Nabzı

Suudi Arabistan-İran rekabeti Orta Asya’ya sıçrıyor

By
p
Article Summary
İran’la Tacikistan arasındaki ekonomik ve siyasi ilişkilerin Hasan Ruhani’nin cumhurbaşkanı olmasından sonra bozulması Suudi Arabistan’a Tacikistan’daki etkinliğini artırma fırsatı verdi. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Tacikistan devlet televizyonu geçtiğimiz günlerde dünyadaki birçok gözlemciyi şaşırtan, örneği görülmemiş bir yayına imza attı. 8 Ağustos’ta yayımlanan belgeselde 1990’lardaki Tacik iç savaşı sırasında tanınmış bazı isimlerin, siyasilerin ve 20 Rus subayın öldürülmesinde İran’ın parmağı olduğu iddia ediliyordu. Belgeselde ayrıca İran’ın “Tacik bilim adamlarını ve aydınlarını ortadan kaldırmaya” yönelik gizli bir plan kurduğu öne sürülüyordu. Tahran’ın katı bir dille reddettiği bu suçlamalar, Tacikistan yönetiminin İran İslam Cumhuriyeti’ne karşı attığı bir dizi adımın sonuncusu ve en çarpıcı olanıydı.

30 Haziran’da Tacikistan’ın kuzeyindeki Hucend kentinde İran’a ait ekonomik ve kültürel merkezler için kapatma talimatı verildiği duyurulmuştu. Öte yandan gayri resmi haber kaynaklarına göre İran’ın Şangay İşbirliği Örgütü’ne tam üyeliği Rusya ve Çin tarafından desteklenirken başlıca engel Tacikistan’ın ısrarlı itirazlardan kaynaklanıyor.

Tacik hükümetinin resmi söylemine göre son dönemdeki gerilimin başlıca sebebi İran’ın Duşanbe yönetimini hedef alan “terörist örgütleri” desteklemesi ve Tacikistan’da “İslamcı radikalizmi” yaymaya çalışması. Aslında İran’a yönelik bu suçlamalar, Tacikistan İslami Diriliş Partisi (TİDP) lideri Muhiddin Kabiri’nin aralık 2015’te İran’da düzenlenen Uluslararası İslami Birlik Konferansı’na davet edilmesinden beri dile getiriliyor. Kabiri, konferans sırasında İran Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’le görüşmüştü. Yirmi yılı aşkındır Tacikistan’ın en önemli muhalefet partisi olan TİDP, 2015’in ortalarında hükümet tarafından “terörist örgüt” ilan edilmiş, dolayısıyla Kabiri’nin Tahran ziyareti Duşanbe’de sert tepkilere neden olmuştu.

Ancak ikili ilişkilere daha geniş bir tarihsel açıdan bakıldığında Kabiri olayının daha derin kökenleri olan, süregelen bir gerilimi yansıttığı aşikâr. Durumu daha iyi kavrayabilmek için Tacikistan ekonomisine, dış finansman ve yatırımların önemine bakmakta fayda var.

Büyük bir ticaret açığı ve oldukça düşük bir milli geliri olan Tacikistan’ın ekonomik olarak eski Sovyetlerin en zayıf cumhuriyetlerinden biri olduğu söylenebilir. Tacikistan, bağımsızlığını kazandığı günden beri dışarıdan ekonomik destek arayışında.

İran, 1995’te Tacik iç savaşında ateşkesin sağlanmasında, barışa giden yolda ilk adımların atılmasında aktif bir rol oynadı ve bu sayede savaş sonrası dönemde Tacikistan’da ekonomik fırsatlar yakaladı. İki ülke arasında ticaret ve ekonomik ilişkiler arttı. İran’ın Tacikistan’daki ekonomik varlığının en önemli simgesi, Hatlon ilinde İranlı şirketler tarafından inşa edilen ve işletilen Sangtuda 2 hidroelektrik santralidir.

Kamuya ait büyük altyapı projelerinin yanı sıra İran özel sektörü de Tacikistan’da etkinlik kazandı. Bunun en önemli örneği, adı daha sonra yolsuzluklarla anılacak olan İranlı iş adamı Babek Zencani’nin Tacikistan’da kurduğu ekonomik imparatorluktu. Zencani’nin şirketleri arasında bir banka, bir havayolu şirketi, bir taksi firması ve bir otobüs terminali vardı.

Hasan Ruhani’nin 2013’te İran cumhurbaşkanı olmasının ardından ikili ilişkilerde sorun yaratan iki önemli gelişme yaşandı: Birincisi İran, Tacikistan’a daha önceki anlaşmalardan kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmesi, bilhassa büyük miktardaki borçlarını ödemesi için baskı yapmaya başladı. İkincisi İran’da yolsuzluk suçlamalarıyla karşı karşıya kalan Zencani’nin Tacikistan’daki şirketlerinin akıbeti tartışılmaya başlandı ve bu da bir başka sürtüşme kaynağı oldu. Zencani’yle bağlantısı olduğunu reddeden Tacik yönetimi Zencani’nin varlıklarına el koydu ve bu da iki ülke arasındaki çatlağı daha da derinleştirdi.

İran’la anlaşmazlıklar artarken Tacikistan yeni bir ekonomik destekçi olarak Suudi Arabistan’la yakınlaşma arayışına girdi. Tacik ekonomisine girmek Suudilerin geri çeviremeyeceği bir teklifti. Zira bu yoldan kazanacakları nüfuz onlara İran’ın Orta Asya’daki nüfuzunu dengeleme imkânı verecekti.

Nitekim Suudiler vakit kaybetmeden Rogun hidroelektrik santrali gibi Tacikistan’ın en iddialı altyapı projelerini finanse etmeye hazır olduklarını belirttiler. Suudi Kalkınma Fonu eğitim alanı başta olmak üzere sosyal projelere destek vermeye başladı. Suudi İslami Kalkınma Bankası da Tacikistan’ın güneyinde yeni bir otobanın yapımına kaynak sağladı.

Beklendiği gibi Suudi Arabistan’ın artan ekonomik etkinliği siyasi alana da sıçramaya başladı. Aralık 2015’te Suudi diplomatların Riyad tarafından kurulmak istenen ve gerçekte İran’ı hedef aldığı düşünülen “terör karşıtı ittifaka” katılması için Duşanbe’yi ikna etmeye çalıştığı bildirildi. Tacik-Suudi ilişkileri o denli ilerlemişti ki Kral Selman Bin Abdülaziz El Suud Tacikistan’dan bölgede “önemli bir ortak” diye bahsediyordu.

Bu arada Suudi medyası da aktif bir şekilde İran’ı Tacikistan için tehdit olarak resmediyor, Tacikleri İran’ın amaçlarını sorgulamaya sevk ediyordu. Örneğin El Vatan’da çıkan ve başka Suudi basın organlarında da yayımlanan bir makalede İran Tacikistan’da “devlet terörü” ile suçlanıyordu. Rus uluslararası ilişkiler uzmanı Alexander Knyazev’e göre devlet televizyonunda yayımlanan İran karşıtı belgeselin arkasında da Suudiler var.

Sonuç olarak Tahran-Duşanbe ilişkilerinin soğumasında ve Riyad’ın Tacikistan’da nüfuz kazanmasında ideolojik faktörlerin çok az etkili olduğu söylenebilir. Tacikistan’da nüfusun çoğunlukla Farsça konuşmasına karşın mezhep olarak Sünni olması Suudi Arabistan’a avantaj sağlamakla birlikte bu denklemde en büyük rolü Suudilerin ideolojisi değil parası oynuyor. Dolayısıyla görünen o ki İran için Tacikistan’da etkinliğini güçlendirmenin yolu ekonomik alana dönüş yapabilmek ve süregelen anlaşmazlıkları çözmekten geçiyor. Aksi halde gelinen nokta Orta Asya’da İran karşıtı bir Suudi kampanyasının ilk önemli başarısı olabilir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: tajikistan, central asia, shanghai cooperation organization (sco), hassan rouhani, babak zanjani, iranian influence, saudi-iranian rivalry

Hamidreza Azizi, Şehit Beheşti Üniversitesi İktisat ve Siyaset Bilimi Fakültesi’nde öğretim üyeliği yapıyor, ayrıca Tahran’daki İran ve Avrasya Araştırma Enstitüsü’nün (IRAS) bilim kurulunda yer alıyor. Twitter hesabı: @HamidRezaAz

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept