Katar’ı kazanmak mı, Körfez’i kaybetmek mi

Körfez krizinde Katar’ın yanında yer alan Türkiye Körfez Bölgesi’nde ekonomik kayıplarla karşı karşıya. Diğer Körfez ülkelerinde Katar’ın üç buçuk katı iş yapan müteahhitler endişeli. İlk işaretler ihracatta düşüşle kendini gösterirken kriz Türkiye ile İran’ı yakınlaştırdı.

al-monitor .

İşlenmiş konular

turkish-iranian relations, exports, sanctions, recep tayyip erdogan, qatar crisis, gulf states, economics

Tem 18, 2017

Son birkaç yıldan bu yana uyguladığı dış politika nedeniyle Mısır, Libya, Suriye, Irak gibi komşu ve yakın pazarlarda halihazırda ağır ekonomik darbeler alan Türkiye kasım 2015’te Rus savaş uçağının düşürülmesinden sonra Rusya’nın da yaptırımlarıyla karşı karşıya kalmıştı. Ankara şimdi de Suudi Arabistan önderliğindeki Körfez ülkeleri ve Mısır’ın Katar’a karşı başlattıkları ablukada Doha’nın yanında yer aldı ve yeni kayıplar kapıda.

Rusya krizinin ihracat, turizm, dış müteahhitlik gibi önemli döviz gelirlerinde ortaya çıkardığı ağır hasarlar henüz giderilmeye çalışılırken Katar krizinde “sorunun tarafı” haline gelen Türkiye açısından ekonomik kayıp riskleri daha da büyüdü.

Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin (TİM) 1 Temmuz’da açıkladığı haziran 2017 ihracatında, yüzde 1,8 artışla 12,1 milyar dolar olan genel ihracat tablosuna karşılık Körfez ülkelerindeki olumsuz değişim endişe yarattı.

Mayısta 277 milyon dolar olan Suudi Arabistan’a ihracat, yüzde 36,4 azalışla, haziranda 188 milyon dolara indi. Birleşik Arap Emirlikleri’ne yapılan ihracat, yüzde 20,5 geriledi ve 316,5 milyon dolardan 234,6 milyon dolara düştü. Bahreyn’e ihracat yüzde 24 azaldı ve mayıs ayındaki 20,7 milyon dolarlık tutar 15,6 milyon dolara indi.

Krizin patladığı haziran ayında Katar’a ihracat yüzde 49 artış gösterdi ve 35,8 milyon dolardan 53,4 milyon dolara çıktı. Katar krizinin yakınlaştırdığı Türkiye-İran ticaretindeki olumlu gelişme de haziran verilerine yansıdı. İran’a ihracat, yüzde 8,5 artışla 233 milyon dolardan 250 milyon dolara yükseldi.

Kesin bir kanıya varmak için bir aylık veriler yeterli olmasa da iş dünyasından yapılan değerlendirmeler endişeyle birlikte şu soruyu gündeme getiriyor: Türkiye, arabulucu olmak varken Katar için diğer Körfez ülkelerini karşısına almalı mıydı?

Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB) Başkanı Mithat Yenigün bu endişeyi paylaşanlardan. Yenigün Al-Monitor’a yaptığı açıklamada şöyle dedi: “Gelişmeleri endişeyle izliyoruz. Üye şirketlerimizin Katar, Suudi Arabistan ve krize taraf olan tüm bölge ülkelerinde şantiyeleri var. Arzumuz, keşke bu krizde arabulucu olabilseydik. Her iki tarafa karşı dengeli olabilirdik.”

Türkiye-Katar ilişkilerinde Cumhurbaşkanı’nın özel girişimleriyle son yıllarda hızlı gelişmeler yaşandığını dile getiren Yenigün şunları söyledi: “Körfez bölgesinde müteahhitlerimizin iş yaptığı ülkeler arasında Suudi Arabistan ilk sırada. Katar ikinci konumda. Katar’da şu ana kadar alınan işlerin toplamı 19 milyar dolar düzeyinde. Kuveyt üçüncü sırada. BAE ve Bahreyn’de de önemli projeler yürütülüyor. Körfez ülkelerinin yurt dışı müteahhitlik hizmetlerimizin toplamı içindeki payı yüzde 40’a yaklaşıyor. Şu anda sorun ekonomik olmaktan çok siyasi ağırlıklı. Henüz somut bir yansıma yok ama gelişmeler kaybetme endişemizi büyütüyor.”

TMB’nin mart 2017 Yurt Dışı Müteahhitlik Hizmetleri Değerlendirme Raporu’na göre bu yılın ilk çeyreğinde Türk müteahhitleri Körfez ülkelerinde 2,9 milyar dolarlık kontrat imzaladı. Bugüne kadar bölgede alınan işlerde, 310 proje ve 18 milyar dolarlık tutar ile Suudi Arabistan ilk sırada. Katar’da 128, BAE’de 108, Kuveyt’te 34 proje üstlenilmiş durumda. Diğer bir deyişle Katar’ın dışındaki Körfez ülkelerindeki projeler Katar’ın 3,5 katı düzeyinde. Bu tablo, kriz kısa sürede sonuçlanmazsa Katar’ın yanında taraf olmanın Türkiye’ye ekonomik faturasının yakın gelecekte ağırlaşabileceğini gösteriyor.

Bölgeye en büyük ihracatı yapan sektörlerden İnşaat Malzemeleri Sanayicileri Derneği (İMSAD) haziran ayı raporunda Katar ile diğer ülkeler arasında ortaya çıkan ve Türkiye’yi de dolaylı olarak içine alan krizin Türkiye’nin bu ülkelere yönelik inşaat malzemesi ihracatını olumsuz etkileyeceği belirtiliyor.

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi 12 Temmuz’da Katar Ekonomi ve Ticaret Bakanı Ahmed Bin Casim Bin Muhammed Al Sani ile Ankara’da bir araya geldi. Zeybekçi, “Katar'a yapılan uygulamalar ve izolasyonla istenen, ülkenin ihtiyaçlarının içeriden karşılanmamasıyla belki bir huzursuzluk yaratılmasıydı. Biz bunu engelledik. Bugüne kadar 197 kargo uçağı, 16 tır ve bir de gemi ile Katarlı kardeşlerimizin günlük ihtiyaçlarını gördük.” dedi. Katarlı Bakan ise ablukanın ilk gününden itibaren yanlarında olduğunu belirttiği Türkiye’ye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’a teşekkür etti.

Katar’a yönelik destek, başta Suudi Arabistan olmak üzere diğer Körfez ülkelerinde Türk ihraç ürünlerine karşı direnç oluştururken Türk mallarına sosyal medya üzerinden boykot kampanyaları başlatıldı.

Türk-Suudi İş Konseyi Başkanı Yusuf Cevahir boykotların fiili duruma henüz yansımadığını ancak siyasi gidişatın yeni yatırımları etkileyeceğini söylüyor. Türkiye-BAE İş Konseyi Başkanı Mehmet Habbab ise BAE’nin Suudi Arabistan’ı izleyeceğini söylerken Abu Dabi ile Dubai’nin kriz nedeniyle “ayrışabileceği” görüşünü dile getiriyor.

Katar krizi son dönemde ilişkilerde gerginlik yaşayan Türkiye ile İran’ı ise yakınlaştırdı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın şubat ayındaki Körfez ülkeleri turunda “Şii mezhepçiliği, Pers milliyetçiliği” yapmakla suçladığı İran’dan sert açıklamalar gelmişti. Ekonomi Bakanı Zeybekçi’nin şubat ayındaki Tahran ziyareti ve Tahran’daki Türk Ticaret Merkezi’nin açılışı bu gerginlik sonrası iptal edilmişti.

Katar krizi sonrasında iki ülke Katar’ın yanında yer alırken ikili ilişkiler de hızlandı. Ekonomi Bakanı Zeybekçi 10 Temmuz’da beraberinde çok sayıda sanayici, iş adamı, müteahhit ve ihracatçı ile Tahran’a gitti.

Türkiye’nin yurt dışındaki hedef pazarlarda açmayı planladığı 20 TTM’nin ilki Tahran’da törenle açıldı. Daha önce 30 milyar dolar açıklanan ikili ticaret hacminde hedef 50 milyar dolara yükseltildi. 2015 yılında uygulamaya giren Tercihli Ticaret Anlaşması’na (TTA) karşın Türkiye-İran ticaretinin tümüyle serbestleştirilmesinin amaçlandığı belirtildi.

Özetle, Katar krizi nedeniyle izlenen politikanın siyasi, askeri ve ekonomik sonuçlarının olması kaçınılmaz. Gelişmeler Türkiye’nin Suudi Arabistan ve destekçisi Körfez ülkeleriyle, diğer bölge ülkelerinin dolaylı ambargosuyla karşı karşıya kalabileceğinin, işaretlerini veriyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Katar yönetimiyle kişisel yakınlığının son dönemde Türkiye’ye akıttığı Katar sermayesinin hızlanması, Katar’ın Türk ihraç ürünlerine kapılarını mecburen sonuna kadar açması, diğer Körfez ülkelerinde yaşanacak kayıpların telafisinde tek başına yeterli görünmüyor.

İran seçeneğini canlandırmaya çalışan Türkiye’nin henüz 30 milyar dolarlık ticaret hacmi hedefinin bile çok uzağındayken 50 milyar dolarlık yeni hedef ilan etmesi ise fiili ekonomik gerçeklerle örtüşmüyor.

Erdoğan’ın şimdi bir Körfez ülkeleri turuna çıkması planlanıyor ama Cumhurbaşkanı’nın Katar’ın tarafında çıkacağı Körfez turundan eli boş dönmesi yüksek bir ihtimal.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Musul’da Türkiye-İran rekabeti kızışıyor
Fehim Taştekin | | Şub 26, 2021
al-monitor
Merkez Bankası rezervinin kaynağı 45 milyar dolarlık borç
Mustafa Sönmez | | Şub 25, 2021
al-monitor
Dış borç ve cari açık için 200 milyar dolar aranıyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Şub 19, 2021
al-monitor
Gare’den sonra sıradaki hedef Şengal mi?
Fehim Taştekin | | Şub 17, 2021