Türkiye'nin Nabzı

Kuş uçtu, darısı 80 milyonun başına mı?

By
p
Article Summary
Ermeni yazar Sevan Nişanyan cezaevinden firar ettiğini, “Kuş uçtu, darısı geride kalan seksen milyonun başına” mesajıyla duyurdu.

14 Temmuz’da sosyal paylaşım sitesi Twitter’daki şu mesaj birden bire TT oldu: “Kuş uçtu. Darısı geride kalan seksen milyonun başına.” Profil bölümünde de uçan bir kartalın yer aldığı bu hesap üç buçuk yıldır cezaevinde bulunan Ermeni Yazar Sevan Nişanyan’a aitti. Özgürlüğünü kendisine has bir üslubuyla duyurmuştu. “Kuş uçmuş” yani Nişanyan cezaevinden firar etmişti.

Ermeni Yazar Sevan Nişanyan Türkiye entelektüel hayatının en renkli simalarından biri. ABD’de Yale ve Columbia üniversitelerinde eğitim gören dilbilimci Nişanyan’ın “Sözlerin Soyağacı” başta olmak üzere bir dizi sözlüğü bulunuyor. Ama onun Türkiye’de tartışılmasına vesile olan kitabı Atatürk ve cumhuriyete ilişkin tabuları sorgulayan “Yanlış Cumhuriyet” kitabıdır. Bu kitapta dile getirdiği eleştirilerle seküler ve milliyetçi Türklerin yanı sıra dine yönelik eleştirileriyle dindar Türkleri de kendine düşman etmiş bir yazar Nişanyan.

Onun cezaevine girmesine neden olan olaylar ise 1995 yılında İzmir’in Şirince kasabasına yerleşmesiyle başladı. Burada viraneye dönen evleri onarıp, pansiyon haline getiren Nişanyan bölgeyi kısa sürede turizmin merkezi haline getirdi. Ancak bir sıkıntı vardı çünkü bu kasaba SİT alanıydı ve Nişanyan’ın yaptığı pansiyonların büyük bir bölümü kaçaktı. Bu kasaba 1987 yılında SİT alanına çevrilmişti ve bir yıl içinde yapılması gereken imar planı değişikliği yapılmadığından aradan geçen yıllarda viraneye dönmesine göz yumulmuştu. Nişanyan imar planlarının çıkarılması için yaptığı başvurulardan yılıp inşaatlara başlamıştı. Ama Nişanyan turizmle uğraşmanın yanı sıra köşe yazıları yazmaya ve kitaplar çıkarmaya başlayınca inşaatlar için yıkım kararları alınmaya başlandı. Verdiği bir röportajda Nişanyan bu durumu “2009’da Taraf gazetesinde yazmaya başladığımda Ergenekon bağlantılı birtakım çevreler savaş açtılar. 2010’da 23 tane yıkım kararı geldi” diye anlattı.

Kaçak inşaat cenneti Türkiye için yıkım kararları ve yargılama süreçleri çok alışageldik bir durum değil. Bunun en dikkat çeken örneği Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın SİT alanına inşa edilmesi ve inşaat sürerken mahkemenin durdurma kararı almasıdır. Erdoğan, bu karar çıktığında mahkemeye, “Güçleri yetiyorsa yıksınlar” diye çıkışmıştı.

Nişanyan da kendi inşaatlarını yıktırmadı. Hatta yıkım kararı alan vali için bir kule yaptırdı ve “Yıkamazlar dedim. Bir kule yapacağım ve kol gibi girer Vali Bey’e dedim. Kuleyi yaptım, kendi cumhuriyetimi ilan ettim” demişti. Hatta Şirince’yi yıkmak isteyenlere “buradan cenaze çıkar” uyarısında bulunarak insanları kendi cenaze törenine davet eden bir davetiye bile göndermişti.

Dediği gibi oldu Şirince yıkılmadı ama hakkında açılan çok sayıda davadan biri karara bağlanınca 2 Ocak 2014’te cezaevine girdi. Cezaevine girmeden önce bir dergiye verdiği röportajda ağaçlar arasına koydurduğu küvette elinde şarap kadehiyle poz verip, “Sekiz buçuk yıl daha cezaevinde yatsam devlet keyfimi bozamaz” dedi. Keyif meselesinin aslı ne bilemeyiz zira “çeken bilir” derler ama Nişanyan’ın doğum günü kutlaması yapan ilk mahkûm olduğunu, bu kutlamaya bir dansözün de geldiğini not olarak ekleyelim.

Nişanyan’ın serbest bırakılması için çok sayıda kampanya düzenlendi. Kampanya düzenleyenlerden matematikçi Ali Nesin hakkında da Türkiye’de bir ilk olan Matematik Köyü’ndeki yapıları nedeniyle kaçak inşaat suçundan soruşturma başlatıldı. Bu, yargı sopasının Türkiye’nin önde gelen entelektüellerine karşı nasıl kullanıldığının önemli bir göstergesi.

Nişanyan cezaevindeyken hakkındaki diğer davalardan da kararlar çıkmaya devam etti. Örneğin 2014’te, cezaevine girdikten tam bir yıl sonra 2015 yılında başka bir davadan bu kez dört yıl yedi aylık yeni bir hapis cezası çıkmıştı. Açılan davaları ve istenen cezaları hesaplamak zor ama kendisi durumu “17 yıl sekiz ay kesinleşmiş ceza var. Yatarı altı buçuk yıl, üç buçuk yılı bitti üç yıl kaldı” diye özetlemişti. Ne var ki, bu hesabın da tutmama ihtimali vardı zira bu esnada hakkındaki davalardan biri daha sonuçlanabilir ve yeni cezalar gelebilirdi. Bu da başka bir cezalandırma.

Açık cezaevlerindeki hükümlüler haftanın belli günleri dışarı çıkabiliyorlar. Nişanyan da temmuzun ikinci haftası bu hakkını kullandı. Ama bu kez geri dönmedi. Onun yerine 14 Temmuz günü akşam saatlerinde sosyal medya hesabından “Kuş uçtu” mesajını paylaştı. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ apar topar bir açıklama yaparak Nişanyan hakkında yakalama kararı çıkartıldığını açıkladı. Cezaevindeki sorumlular hakkında idari işlem başlatıldı. Nişanyan’ın şu an nerede olduğu bilinmiyor.

Ali Nesin arkadaşı Nişanyan’ı, “Biraz Arapça bilgisi var. Zamanında Latince de öğrenmiş. İngilizcesi ana dili gibi. Fransızcası ve Almancası mükemmel. Türkçe bilgisi dehşetengiz” diye anlatıyor. Yale ve Columbia üniversitelerinde eğitim gördükten sonra Türkiye’ye gelen, Türkçe’nin etimolojisi üzerine önemli eserler veren, her yazısı ve her konuşmasıyla tabuları yıkan, virane bir kasabayı turizm merkezine dönüştüren Nişanyan öyle tahmin ediliyor ki artık bu ülkede değil.

O cezaevinden firar ederken Türkiye’nin en değerli altı insan hakları savunucusu, İdil Eser, Günal Kurşun, Veli Acu, Özlem Dalkıran, Peter Steudtner ve Ali Gharawi hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeden tutuklandı. Halihazırda Uluslararası Af Örgütü’nin Türkiye Başkanı Taner Kılıç da dahil çok sayıda insan hakları savunucusu, 170’e yakın gazeteci, milletvekilleri, yazarlar cezaevinde. İyi eğitim görmüş yüzlerce akademisyen üniversitelerden atılmakla kalmadı, davalarla boğuşuyorlar. Cezaevinde olmayanlar da haklarındaki soruşturmalar nedeniyle sürekli tehdit altında.

Nişanyan da kendi hikâyesinden yola çıkarak kendine has üslubuyla tam da bu noktalara işaret etti. Binlerce retweet alan “Kuş uçtu” mesajının sonrasında şu yorumu paylaştı: “Sanırım memleketin duygularına tercüman oldum. Seksen milyon hapsedildikleri o tımarhaneden kaçma hayaliyle yaşıyor.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: architecture, cultural heritage, minority rights in turkey, armenians, judiciary, construction, penal code

Sibel Hürtaş, Türkiye’nin ulusal çapta yayın yapan gazeteleri Evrensel, Taraf, Sabah ve Haber Türk ile ANKA Ajansı’nda 15 yıl süreyle yüksek yargı muhabirliği yaptı. Haberleri insan hakları ve hukuk alanında yoğunlaşan Hürtaş, 2004 Metin Göktepe Gazetecilik Ödülü, 2004 Musa Anter Gazetecilik Ödülü ve 2005 yılı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başarı Ödülü sahibi. Makaleleri çeşitli gazetelerde yayımlanan Hürtaş’ın azınlıklar ve faili meçhul cinayetler ile ilgili makaleleri halen failibelli.org isimli sitede yayımlanmaktadır. Hürtaş’ın “Hıristiyanlar Neden Öldürüldü/Kafesteki Türkiye” kitabı 2013 yılında İletişim Yayınevinden yayımlanmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept