Jordan Pulse

Ateşkesin ardından güneybatı Suriye’de “kırılgan sükûnet”

By
p
Article Summary
Güney Cephesi Sözcüsü Binbaşı İssam Reyis Al-Monitor’a verdiği mülakatta ABD, Rusya ve Ürdün’ün güney Suriye’de sağladığı ateşkes anlaşmasını, rejimin ihlallerini ve Astana görüşmelerinin boykot edilmesini değerlendirdi. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

AMMAN, Ürdün— Suriye rejimi ile muhalefet 10 Temmuz’da Cenevre görüşmelerinin yedinci turuna başlarken güneybatı Suriye’deki cephe hatlarında sükûnet hâkimdi. 8 Temmuz’da Amman’da görüşen ABD, Rusya ve Ürdün Dera ve Kuneytra için üçlü ateşkes anlaşması sağlamış, ateşkes ertesi gün yürürlüğe girmişti.

Rejim ve muhalefet, bir önceki turun da gündeminde olan dört başlığı görüşüyordu: anayasa, siyasal sistem, seçimler ve terörle mücadele. Görünen o ki müzakerelerde ilerleme sağlanamıyor. Muhalefet heyeti başkanı Nasır El Hariri, Cenevre’deki Birleşmiş Milletler merkezinde 12 Temmuz’da yapılan toplantıda rejimin siyasi sürece direnmeye devam ettiğini söyledi ve siyasi geçişle ilgili uluslararası kararların uygulanması için BM’ye çağrıda bulundu. Görüşmelerin 14 Temmuz’da sona ermesi bekleniyordu.

Al-Monitor’un görüştüğü Güney Cephesi kaynakları rejimin ateşkese fazla riayet etmeyeceği kaygısını taşıyordu. Aynı kaynaklar, Güney Cephesi’nin uluslararası ilkeler ve BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 ve 2118 sayılı kararları doğrultusunda ilerleyecek bir barış sürecini desteklediğini belirttiler.

Alınan kararlarda Suriye barış görüşmelerinin ocak 2016’nın başında yeniden başlayacağı ve Suriye’nin geleceğinin Suriye halkı tarafından belirleneceği kaydedilmişti. Kararlarda ayrıca geçici bir hükümetin kurulması ve BM desteğiyle seçimlerin yapılması öngörülmüş, sivillere yönelik saldırıların derhal sona ermesi, kimyasal silahların ortadan kaldırılması, kimyasal silahların kullanım, depolanma, üretim ve geliştirilmesinin yasaklanması ve mevcut olanların imhası istenmişti.

49 örgütün bir araya gelmesiyle oluşan Güney Cephesi, Cenevre-7’ye katıldı ancak Rusya, Türkiye ve İran öncülüğünde yapılan Astana görüşmelerinin 5 Temmuz’daki beşinci turunu boykot ettiğini açıkladı.

Kıdemli Rus müzakereci Alexander Lavrentyev aynı gün düzenlenen basın toplantısında Rusya, Türkiye ve İran’ın bazı konularda anlaşamadığını belirtti. Bunlardan biri Suriye’de kurulacak dört çatışmasızlık bölgesinin sınırlarıydı. Rus, Türk ve İran heyetleri çatışmasızlık bölgelerinin sınırlarını belirlemek üzere bir çalışma grubu kurmaya karar verdiler. Yapılan açıklamada Astana görüşmelerinin altıncı turunun ağustos sonunda olacağı belirtildi.

Astana ve Cenevre görüşmelerinde askeri heyette yer alan Güney Cephesi Sözcüsü Binbaşı İssam El Reyis son gelişmelerle ilgili Al-Monitor’un sorularını yanıtladı. Reyis, telefon aracılığıyla yapılan mülakatta “Güney Cephesi, Astana görüşmelerinin altıncı turu için henüz resmi bir davet almış değil.” dedi. Reyis Cenevre’de görüşülen başlıklar ve muhalefetin vizyonu konusunda yorum yapmak istemedi, görüşmelerin sonunda yapılacak resmi açıklamayı beklediğini söyledi.

Mülakatın metni şöyle:

Al-Monitor:  Suriye’nin güneybatısında sağlanan üçlü ateşkes anlaşmasına Güney Cephesi ve rejim ne kadar uyuyor?

Reyis:  Anlaşma şimdilik geçerliliğini koruyor ama kırılgan bir sükûnet durumu var. Ateşkesin ikinci günü, 11 Temmuz’da Dera’da bazı ihlallerin olduğu, makineli tüfeklerle ateş açıldığı bildirildi. Bizler ihlalleri belgeliyoruz, ateşkesi yakından izliyoruz. Yakında bu konuda bir rapor açıklayacağız.

Al-Monitor:  Güney Cephesi Astana görüşmelerini niçin boykot etti?

Reyis:  Güney Cephesi’nin Astana görüşmelerinin beşinci turunu boykot etmesinin nedeni rejim güçlerinin gerekli iradeyi göstermemesidir. Hem görüşmeler öncesinde hem görüşmeler sırasında Dera’ya varil bombaları atıldı. Bu nedenle boykot kararı yerindeydi. Katılımcı ülkeler de görüşmelerde ilerleme sağlanamadığını, gerilimin azalmadığını kabul ettiler. Esad rejimi, doğu Guta ve Dera’yı hedef almaya devam etti, ilk gün en az 66 varil bombası attı ve sivil zayiata neden oldu.

Al-Monitor:  Astana görüşmelerinin boykot edilmesi güney bölgesini askeri açıdan nasıl etkileyecek? Size verilen desteğin kesilmesi için baskı olacağından endişe etmiyor musunuz?

Reyis:  Desteğin kesilmesi yönünde bize yönelik bir baskı veya tehdidin olduğu doğru değil. Kaldı ki böyle bir şey artık anlamlı değil. Çünkü iç mücadele ve direnç desteğe bağlı değil. Bizler birçok defa hiçbir destek almadan çarpıştık. Güney Cephesi asla desteğe bağımlı olmadı. Fakat dostlarımızdan tavsiyeler alıyoruz çünkü onlar Suriye planı konusunda bizimle aynı görüşteler. Ayrıca Suriye halkına yakın duran bazı ülkelerin kararlarına güveniyoruz. Ancak bu, belli devletlerin kararlarına mahkûm olduğumuz anlamına gelmez. Bizler kararlarımızı yerelde alıyoruz, desteğin kesilmesi gibi bir korkumuz yok.

Al-Monitor:  Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov haziran ayında çatışmasızlık bölgeleriyle birlikte şiddetin birçok yerde azaldığını söylemişti. Bu açıklamaya ne dersiniz?

Reyis:  Bu doğru değil. Astana’da ateşkes görüşülürken Dera rejim güçlerinin, Rus güçlerinin ve Şii militanların görülmemiş bir taarruzuna, kara saldırısına tanıklık ediyordu. Suriye Çölü’nde şiddet azalmış değil, burada halen saldırılar oluyor.

Al-Monitor:  ABD haziran ayında rejimin kimyasal silah kullanma niyetinden bahsetti, muhalif gruplar da Dera’daki isyancı kontrolündeki bölgelerin muhtemel hedef olduğunu söylediler. Rejim üzerindeki uluslararası baskı size ne kazandırıyor?

Reyis:  ABD yönetimi rejimin güney Suriye’de kimyasal silah kullanmaya niyetlendiğini ifşa etti ve rejim ağır bir darbeyle tehdit edildi. Bu, Esad’ı bir kez daha kurtaracak erken bir uyarıdır. Görünen o ki Batı, kimyasal silah kullanımını kırmızı çizgi olarak görüyor ama masum insanların başka silahlarla öldürülmesine aynı şekilde bakmıyor. Uluslararası toplum, kimyasal silah dışındaki silahlarla katliam yapılmasını adeta meşrulaştırıyor.

Al-Monitor:  Muhalefetin bir yandan rejimle, bir yandan Halid İbn El Velid Ordusu’yla mücadelesinde durum nedir? Muhalefetin yeni toprak kayıpları nasıl yaşandı?

Reyis:  Bizler Dera’yı kaybetmiş değiliz. Rejimin buradaki ilerleme teşebbüsleri başarısız oldu. Nisanda Dera’nın El Menşiye mahallesine doğru yüzde 95 ilerleme sağladık. Rejim ise sahada herhangi bir ilerleme kaydedemedi. Sahadaki durum Suriye muhalefetinin lehinedir.

Al-Monitor:  Peki, Halid İbn El Velid Ordusu ile çatışmalarda son durum nedir?

Reyis:  İslam Devleti’ne biat eden Halid İbn El Velid Ordusu’na karşı son askeri operasyon 25 Haziran’da oldu. Güney Cephesi bu grubu püskürttü ve Ürdün sınırı yakınlarındaki El Hayt kasabasını ele geçirmesini engelledi. Onlara hem maddi açıdan hem zayiat açısından büyük zarar verdik. Batı Yermük havzasındaki El Şecere, Beyt Ara, Kavye, Saham El Golan, Kuseyr, Calin, Advan, Tasil, Nafa, Ayn Zakar, Tel Cumu ve Tel Aştara halen Halid İbn El Velid Ordusu’nun kontrolünde.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: syrian conflict, bashar al-assad, chemical weapons, un resolution, cease-fire, syrian opposition, astana, kazakhstan

Mohammad Ersan, Ammannet.net sitesi ve Radyo El Balad’ın genel yayın yönetmenliğini yürütmekte, ayrıca Arabi21 için Ürdün’den muhabirlik yapmaktadır. Çeşitli bölgesel seminerlerde radyo ve televizyon alanındaki gazeteci adaylarına eğitimler veren Ersan, İstanbul ve Suriye’de bağımsız kanalların kuruluşuna katkıda bulunmuştur. Habercilik faaliyetlerinde İslamcı gruplara ve siyasi partilere odaklanmaktadır. Yermük Üniversitesi’nin gazetecilik ve medya bölümünden mezun olmuş, alt branş olarak da siyaset bilimi okumuştur.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept