Lübnan'ın Nabzı

Güney Suriye’deki anlaşma Hizbullah için kaygı konusu değil

By
p
Article Summary
ABD, Rusya ve Ürdün’ün güneybatı Suriye’de sağladığı ateşkes anlaşması, İsrail’i fazlasıyla rahatsız ederken Suriye savaşına geniş çaplı müdahil olan Hizbullah pek kaygılı görünmüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

ABD, Rusya ve Ürdün 7 Temmuz’da güneybatı Suriye’de ateşkes anlaşması sağlamış ve bu anlaşmanın Hizbullah’la İran güçlerini İsrail ve Ürdün sınırlarından uzak tutacağı bildirilmişti. Ancak anlaşmanın Hizbullah için büyük bir terslik ifade etmediği anlaşılıyor.

Suriye’ye binlerce savaşçı gönderen Hizbullah piyade gücü olarak önemli bir rol üstlendi. Aralık 2016’da isyancılar Halep’ten çıkarılırken karadaki Hizbullah güçleri Rus uçaklarıyla yakın koordinasyon hâlinde mücadele etmişti. Bu koordinasyonun etkili olması nedeniyle Moskova’nın, ateşkes anlaşmasıyla birlikte Hizbullah’a karşı sertleşmesi olası görünmüyor. Medyada yer alan haberlere göre Rusya’nın üst düzey bir askeri yetkilisi geçtiğimiz günlerde Beyrut’a giderek Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’la Suriye’deki yeni safhada örgütün üstleneceği rolü görüştü.

Kimliğinin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan bir Hizbullah yetkilisi, örgütün ateşkes anlaşmasına bakışını değerlendirirken “her yerde her türlü uzlaşı, ateşkes veya siyasi çözüm fırsatını” desteklediklerini belirtti.

İsrail konusuna gelince yetkili, Hizbullah’ın Golan Tepeleri yakınlarında faal olmadığını ancak gerilimin yükselmesi hâlinde İsrail’i Suriye topraklarından yine de vurabileceklerini kaydetti: “Sınırlar saldırılara engel değil. Elimizde İsrail’i (Suriye topraklarından) vurabilecek menzilde füzeler var, Hizbullah’ın fiziki olarak sınır bölgesine yakın olması gerekmiyor.”

Ateşkes anlaşması Dera, Kuneytra ve Süveyde bölgelerini kapsıyor. Hizbullah’ın anlaşamaya bakışı baş düşmanı İsrail’in bakışıyla taban tabana zıt. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, 16 Temmuz’da Paris’te Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’la yaptığı görüşmenin ardından Suriye’deki “İran varlığını kalıcı hâle getirdiği” gerekçesiyle ateşkes anlaşmasına karşı olduklarını açıkça beyan etti.

Haaretz gazetesine konuşan kıdemli bir İsrail yetkilisi ise anlaşmanın mevcut hâliyle “çok kötü” olduğunu, “İsrail’in neredeyse hiçbir güvenlik menfaatini dikkate almadığını” ve “güney Suriye’de rahatsız edici bir gerçeklik yarattığını” söyledi. Yetkili ayrıca “İran, Hizbullah veya Suriye’deki Şii militanlara dair açık seçik tek bir kelime içermediği” için anlaşmayı eleştirdi.

Hizbullah’ın anlaşmaya yönelik olumlu sayılabilecek yaklaşımı ile İsrail’in tamamen olumsuz tavrı tek bir faktörle açıklanabilir: Rusya’nın Hizbullah’a baskı uygulamak istememesi.

Rus Kommersant gazetesinde çalışan gazeteci Sergey Strokan, Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede “Rusya’yla İsrail arasındaki çok olumlu ilişkilere rağmen” Rusya’nın Hizbullah’a baskı yapmayacağını söyledi ve ekledi: “Rus uçaklarının havadan destek verdiği kara güçleri açısından Hizbullah Rusya için kritik önem taşıyor.”

Strokan’a göre Rusya, Astana sürecini tehlikeye atacağı gerekçesiyle de Hizbullah’a baskı uygulamak istemiyor. Ocakta Rusya, Türkiye ve İran’ın katılımıyla başlayan Astana sürecinde taraflar Kazak başkentinde periyodik olarak bir araya geliyor ve Suriye krizine çözüm bulmaya çalışıyor. Moskova’nın bu süreci Türkiye ve İran’la birlikte sürdürmek istediğini vurgulayan Strokan “Rusya için Hizbullah’ı kaybetmek Astana sürecinde İran’ı kaybetmek anlamına gelir.” dedi.

Bu arada Hizbullah yetkilisi ateşkes anlaşmasında örgüt açısından bir olumsuzluk bulunduğunu kabul etti: ABD’nin sahadaki varlığı. Nitekim ateşkes anlaşması açıklanırken ABD ordusunun Suriye-Ürdün sınırının her iki tarafında yeni birer tesis dâhil Orta Doğu’nun çeşitli noktalarında yeni üsler kurduğu haberleri çıktı.

Yetkili “Biz Suriye’de karada herhangi bir Amerikan varlığı istemiyoruz.” dedi ancak Hizbullah’ın “gerçekçi” olduğunu ve “ABD’nin bir süper güç olarak Suriye’de etkisinin olacağını bildiğini” söyledi.

Peki, Suriye’deki ABD varlığı Hizbullah için ne ölçüde sorun olur? Bu soru tartışmaya açık.

ABD ordusu geçtiğimiz günlerde Suriye-Ürdün sınırındaki Tanf bölgesinde bulunan ABD üssüne doğru ilerledikleri gerekçesiyle “İran destekli” rejim yanlısı güçleri hedef aldığını söyledi. Ancak ABD, Suriye ordusuna veya Hizbullah gibi rejim müttefiklerine karşı geniş çaplı bir operasyon başlatma niyetinde olmadığı mesajını da oldukça açık bir şekilde verdi. Savunma Bakanı James Mattis, 13 Temmuz’da Kongre’de verdiği ifadede “İran destekli güçlerin” Tanf yakınlarında vurulmasının Suriye’deki ABD güçlerini korumaya dönük “nefsi müdafaa”dan ibaret olduğunu belirtti. ABD Merkez Komutanlığı da 6 Haziran’daki açıklamasında İslam Devleti (İD) ile mücadele eden ABD öncülüğündeki koalisyonun “Suriye rejimiyle ya da rejim yanlısı güçlerle savaşma peşinde olmadığını ancak rejim yanlısı güçlerin (Tanf’taki ABD üssünü çevreleyen) çatışmasızlık bölgesini boşaltmayı reddetmesi hâlinde kendilerini savunmaya hazır olduklarını” belirtti.

Suriye konusunda özel bir bloğu olan akademisyen Joshua Landis’e göre ABD ordusu Suriye’de sadece İD’le mücadeleyle odaklanmak istiyor. Al-Monitor’a konuşan Landis şöyle diyor: “Trump generallerin yetkisini artırdı. (…) Generaller İD’le mücadelenin ötesinde ikincil savaşlara girilmesine karşı.”

Ancak “ikincil” savaşlardan kaçınma eğilimi muhtemelen Hizbullah için de geçerli olacak ve örgütün ABD varlığına yaklaşımını etkileyecek. İşi başından aşkın olan Hizbullah, önemli bir İD varlığının bulunduğu Deyrizor ve Palmira’da hükümet güçlerinin mücadelesini desteklemeye devam ediyor. Hizbullah için güney Lübnan cephesinde İsrail’le olası bir savaş riski de devam ediyor. Örgüt ayrıca önümüzdeki günlerde Lübnan’ın Suriye’yle olan doğu sınırındaki dağlık bölgede, Arsal köyü dışında yuvalanan militanları temizleme operasyonuna katılabilir.

Böylesi bir yoğunluğun içinde Hizbullah’ın Suriye’deki faaliyetlerini genişletmesi ve ABD askerlerini hedef alması son derece düşük bir ihtimal.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: tanf, astana, hezbollah, us military, arsal, deir ez-zor, cease-fire

Ali Rizk is a freelance journalist and writer for various media outlets including Press TV, Asia TV and The Arab Daily News. He has also written for As-Safir and Al-Ahram, and has been working in the field of journalism for 11 years, including five years in Iran. 

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept