Türkiye'nin Nabzı

Kürt kantonları birleşiyor mu?

By
p
Article Summary
Afrin Halep yolu açılınca, diğer Kürt kantonlarla dört yıl sonra ilk kez karayolu bağlantısı sağlandı.

DİYARBAKIR - “Kantonlar de facto da olsa, birleşti diyebilir miyiz?” Al-Monitor’un sorduğu bu sorunun yanıtını Suriyeli Kürt Gazeteci Mustafa Abdi veriyor, “Evet.” Yanıt Suriye savaşı boyunca süren bir tartışmanın geldiği yeni boyuta da işaret ediyor. Tartışma PYD’nin ilan ettiği üç kantonun birleşmesine ilişkin.

Tarih 2012’nin yaz ayları. Suriye’nin kuzeyinde, Türkiye sınırına yakın Kürtlerin yaşadığı bölgeler birer birer Kürtler tarafından kurulan Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) denetimine geçti. Irak sınırından başlayarak, Türkiye’nin Hatay iline kadar olan bölge parçalı halde Kürtlerin eline geçti.

Kimilerine göre Esad yönetimi, bölgeden çekilerek, Kürtlere teslim etmişti. Kürtler ise kendi çabalarıyla aldıklarını savunuyordu. Türkiye ise ‘nasıl’ ile değil, ‘ne olacak’ ile ilgileniyordu. Bir süre sonra “Demokratik Özerk Yönetim ilan edilerek” bölge üç kantona ayrıldı: Doğu’da Irak sınırında Cezire, ortada Kobani en batıda ise Afrin.

Her biri kendi içinde özerk üç ayrı kanton. Aralarında cihatçı grupların kontrol ettiği bölgeler olduğundan kantonlar tam olarak birleşemedi. Ancak kantonların birleşerek, Türkiye sınırında yeni bir Kürt oluşumu kurulması, en önemli gündem maddelerinden oldu. Türkiye kantonlara şiddetle karşı çıktı. Hatta bu karşıtlık çoğu zaman Türkiye’nin Suriye savaşı boyunca savunduğu “Esad gitsin” tezinin bile önüne geçti.

Kantonların kurulmasını ardından Kürt güçleri ilerlemelerini sürdürdü. Bazen YPG tek başına bazen de Suriye Demokratik Güçleri (SDG) adı altında kurulan grupla kantonların arasını IŞİD ve diğer cihatçı gruplardan temizledi. Kantonların birleşmesine az bir mesafe kalmışken, Türkiye Fırat Kalkanı adıyla bir harekât başlatarak Suriye’ye girdi. Amacın IŞİD’in Türkiye sınırından uzaklaştırılması olduğu açıklansa da asıl hedefin Kürt kantonlarının birleşmemesi olduğu açıktı.

Harekât El Bab’a kadar uzandı. Bölge Türk ordusunun kontrolüne geçti. Türkiye’ye göre kantonların birleşme tehlikesi de ortadan kalktı. Ancak bu sırada hesapta olmayan gelişmeler de oluyordu. Suriye ordusu Rusya’nın desteğiyle Halep’i cihatçı gruplardan temizledi.

Ardından dört yıldır kapalı olan Halep-Afrin kara yolu ve bağlantılı birçok yol yeniden ulaşıma açıldı. Görünürde savaş ortamı için sıradan bir olay. Ancak o kadar da basit değil. Çünkü bu yollar, gazeteci Mustafa Abdi’nin işaret ettiği gibi, de-facto da olsa Kürt kantonlarının birleşmesinin yolunu açtı. Şimdiye kadar kuzeyde Türkiye ile güneyde cihatçı gruplar ve rejim güçleri arasında sıkışan Afrin, yıllar sonra nefes alma şansını yakaladı. Afrinliler artık Halep, Menbic hattını kullanarak diğer kantonlara ulaşabilir. Diğer kantonlardakiler de Afrin’e gidebilir. Peki bunun anlamı nedir?

Al-Monitor’un internet üzerinden ulaştığı bir Afrinli sivillerin güvenlik endişesiyle yolu tam anlamıyla kullanamadıklarını söyledi. Adının yazılmasını istemeyen Afrinli şöyle konuştu: “Savaş durumundan dolayı kopukluk hala sürüyor. Kantonların birleşmesini herkes istiyor. Özellikle ekonomik ilişki talebi var. Şimdilik halk kullanmıyor ama askeri güçler riski göze alarak gidip geliyor.”

Afrinli yerel siyasetçi Rezan Hebdo’ya göre de kantonlar birleşti. Al-Monitor’a konuşan Hebdo Afrin’den çıkan bir kişinin en doğudaki Cezire kantonuna kadar gidebileceğini belirterek şöyle dedi: “Bazı bölgeler rejim kontrolündedir. Bu yolun açılması büyük bir başarıdır. Ruslar bölgeye hakim olduktan sonra Afrin’den rejim kontrolündeki bölgelere kadar uzanan bölge açıldı. Oradan da Suriye Demokratik Güçleri’nin kontrolündeki Rojava bölgelerine kadar uzanıyor.” diye konuştu.

Hebdo yolların açılmasının henüz bir etkisini olmadığını da vurgulayarak şöyle devam: “Rejim ve SDG arasındaki sorunlar nedeniyle çok etkisi olmadı. Eğer bu yol daha faal olursa, mesela benzin, mazot fiyatları düşer. Afrin sahipsiz bir kenttir, kentin ekonomik durumu çok kötü. 400 bin kişi buraya göç etti. Yollar açılırsa canlılık gelir. Kantonlar birleşti diyebiliriz. Afrin’den çıkıp Kobani ya da Cezire’ye ulaşabiliriz. Fakat rejimin noktalarından geçmek gerekiyor. Türkiye kantonlar birleşmesin diye operasyon yaptı ama Bab’ın altında birleşti. Suriye’nin sorunlarıyla, rejim ve Ruslarla ilgili olumlu bir gelişmeler olursa, bu yolun etkisi o zaman ortaya çıkar.”

Yolun batı tarafı böyle düşünüyor. Doğu tarafı da benzer düşüncelere sahip. Kobani Kantonu’nda yaşayan Gazeteci Mustafa Abdi sadece kantonların kendi içinde birleşmediği, Suriye’nin diğer bölgeleriyle de birleştiği görüşünde. Al-Monitor’a konuşan Abdi şu değerlendirmeyi yaptı: “Şimdi gitmek isteyenler Cezire, Kobani, Menbic ve Halep yoluyla Suriye’ye dağılabilirler. Şam, Humus hatta Lübnan’a gidebilirler. Gençler genelde gidemiyor çünkü korkuyorlar. Rejim askerleri tarafından yakalanabilirler. Daha çok 50 yaş üstündekiler gidiyor. Bu yol dört yıldır kapalıydı. İnsanlar mesela Kobani’den Halep’e gidemiyordu. Bu yol Cezire kantonunu Halep’e bağladı. Umudumuz bu yolun ticarete açılması. Gıda gitsin gelsin. Mesela Cezire kantonunda buğday ve arpa ekiliyor bunlar Halep’e ve diğer taraflara gitmelidir. Afrin’e kadar gidebilmelidir. Şimdi yol açıldı Halep üzerinden Afrin’e gidilebiliyor. Mesela şimdi Afrin’de zeytin zamanı. Zeytin çoktur orada. Afrin’den çık, Kobani’ye, Cezire’ye oradan Irak Kürdistanı’na gidebilirsin. Görünen şu, bu yol daha da gelişecek ve güzelleşecek. Biliyorsunuz bir süre önce Ruslar Menbic’e kadar geldi. Ondan sonra gidiş gelişler rahatladı. Ruslar bu meselede önemli rol oynadı. Mesela gazeteciler Kobani’den Afrin’e giderken Rusların himayesinde gidiyor.”

Yolun açılmasına şüphesiz en çok sevinenler Afrinliler. Zira artık rahat nefes alabilecekler. Diğer kantonların çevresi açık olduğu için Afrin kadar sıkıntı yaşamadılar. Şimdi yolların açılmasıyla, kantonlar askeri, siyasi ve ekonomik olarak birbirlerine destek olabilecekler. Kantonlar fiziksel olarak halen birbirinden uzak olsa da kalpler de birleşmiş görünüyor. El Bab’ın altından dolanan yol uzak olsa da kantonları birleştirdi. Kürtlerin umudu ise Türkiye’nin aradan çekilmesi ve kantonların fiziki anlamda da birleşmesi. Şimdilik sadece umut...

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: sdf, ypg, pyd, jazeera, afrin, syrian civil war, canton

Mahmut Bozarslan gazeteciliğe 1996 yılında Diyarbakır’da başladı. Sabah Gazetesi, NTV ve El Cezire Türk’te muhabirlik yaptı. Bu sırada Fransız Haber Ajansı AFP’ye de serbest muhabir olarak katkıda bulundu. Bozarslan Kürt sorununun çeşitli yönleri, Irak Kürdistanı, kadın sorunu, mülteciler, yerel ekonomi gibi konularda haberler yaptı. Twitter hesabı: @mahmutbozarslan

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept