İsrail'in Nabzı

İsrail ordusu yeni savaşlara nasıl hazırlanıyor?

By
p
Article Summary
Kıbrıs’ta önemli bir tatbikat gerçekleştiren İsrail ordusu, Lübnan’da Hizbullah’la yaşanabilecek bir kara savaşı da dâhil farklı savaş senaryolarına hazırlık yapıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) 14 Haziran’da Kıbrıs’ta büyük bir komando tatbikatını tamamladı. Kıbrıs ordusuyla birlikte Trodos Dağları’nda gerçekleştirilen tatbikata İsrail’den yüzlerce komando savaşçısı, hava kuvvetlerinden 10 Blackhawk helikopteri, IDF Özel Köpek Birimi’nden köpekler ve köpek eğiticilerinin yanı sıra istihkâm ve istihbarat dâhil IDF’nin başka birimlerinden de askerler katıldı. İsrailli askerler önce Hava Kuvvetleri’nin nakliye uçaklarıyla Kıbrıs’ın Baf kentine ulaştı, oradan da Blackhawk helikopterleriyle dağlara taşındı. Tatbikat sırasında meskûn mahalde muharebe (şehir savaşı), dağlık bölgede muharebe, tanıdık olmayan ortamlarda yabancı güçlerle yakın iş birliği hâlinde zor araziye helikopterle asker indirme gibi idmanlar yapıldı.

İsrail’de hiçbir resmi ağız bunu doğrulamasa da tatbikat için seçilen dağların Lübnan’ın topografik özelliklerine fazlasıyla benzediği ortada. İsrail’in Lübnan’daki son kara harekâtı 11 sene önce 2006’da gerçekleşti ve pek de başarılı olamadı. İsraillilerin İkinci Lübnan Savaşı dediği bu harekâtta geniş bir dağlık araziye üç zırhlı tümen gönderildi. Bu da IDF askerlerinin yüzlerce metrelik mesafelerde Hizbullah’ın roketlerine açık olması anlamına geliyordu. IDF, o günden beri kara harekâtları için gerçeklere ve güç dengesine daha uygun, yeni bir çerçeve üzerinde çalışıyor. Adının açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan bir askeri kaynak “Bir dahaki sefere işler çok daha farklı olacak.” diyor.

IDF’in bugünkü hâli, temmuz 2006’da Hizbullah’la savaşan IDF’den tamamen farklı. Yıllarca süren kesintiler nedeniyle İsrail ordusu 2006 yılında operasyonel deneyim ve net hedeflerden yoksun, solgun ve idmansız bir yapı hâlindeydi. IDF Lübnan’da düşmanı karada bulmak için başarısız bir arayışa girdi, Hizbullah savaşçıları ise İsrail’in zırhlı birlikleriyle doğrudan temas sağlamaktan olabildiğince kaçındılar. Bunun yerine İsrail’in asker ve tanklarını Kornet füzeleriyle uzaktan hedef aldılar ve bunda bir ölçüde başarılı oldular.

Bu asimetrik muharebede en büyük bedeli IDF ödedi. Hantal, ağır ve fazlasıyla görünür bir yapının karşısında iyi bildikleri bir arazide saklanan esnek gerilla güçleri vardı. Ancak o günden bu yana İsrail gereken dersi çıkardı. Yedek birlikler yenilendi ve büyütüldü. Eğitim ve idman sistemi düzeltildi, daha üstün bir seviyeye çıkarıldı. Bir komando tugayı kuruldu. Kıbrıs’taki tatbikata bu tugayın Egoz Birliği de katıldı. Bunun yanı sıra gelişkin eğitim tesisleri oluşturuldu, bölgesel ittifaklar kuruldu. Bu sayede IDF, yeni savaşların yaşanabileceği bölgelerin fiziki özelliklerine benzeyen bölgelerde yabancı güçlerle birlikte sık sık eğitim yapma imkânına kavuştu.

IDF'nin askeri koalisyonlara bakışı da önemli ölçüde değişti. Yakın zamana kadar İsrail ordusu Amerikalılar hariç yabancı güçlerle ortak muharebe tatbikatlarına çok fazla katılmazdı. ABD ordusuyla ortak tatbikatlara önem verilirdi ancak başka ülkeler için aynı şey geçerli değildi. Bu durum artık değişti. IDF bugün uluslararası koalisyonlara ve müşterek muharebeye olumsuz bakmayan, hatta belki bunları teşvik eden bir operasyonel bakışa sahip. IDF artık Yunanistan ve Kıbrıs gibi ülkelerin ordularıyla ortak tatbikatlar yapıyor, ordular arası iş birliği konusunda kabiliyetlerini geliştiriyor.

Gerçek bir düşmana karşı gerçek bir savaşta İsrail ordusuna başka güçlerin katıldığı bir durumu şu an tahayyül etmek zor. Ancak Orta Doğu’da yaşayanların çok iyi bildiği gibi hiçbir şeye “imkânsız” dememek lazım. İsrail’in Sünni devletlerle yarı gizli ittifakına, İsrail’le Suudi Arabistan arasında ekonomik ilişkiler kurmak için nabız yoklandığı haberlerine bakılırsa her türlü senaryoya hazır olmak gerekir.

Kıbrıs’taki komando tatbikatı Hizbullah’la yaşanabilecek yeni bir çatışmaya yönelikti ama mevzu bundan ibaret değil. İsrail’in kuzey sınırında yaşanan gelişmelerle birlikte birkaç yıl önce kimsenin hayal bile etmeyeceği senaryolar bugün mümkün görünüyor. Bazı koşullar altında IDF Lübnan’da değil Suriye topraklarında harekete geçmek zorunda kalabilir.

Kulağa her ne kadar tuhaf gelse de Suriye’de bugün yapılacak bir harekât IDF’nin geçmişte hazırlık yaptıklarından tamamen farklı olacak. Suriye ordusunun parçalanması, zırhlı birlik sayısının artık çok fazla olmaması IDF’nin bakış açısını değiştirdi. Hafif komando tugayı da işte bu nedenle kuruldu. Tugay, helikopter ve cip gibi hafif ulaşım araçlarıyla hareket ediyor.

Ulusal güvenliğe yönelik şu veya bu tehdidi ortadan kaldırmak için komandoların Suriye veya Lübnan’a girmesi İsrail’in dışladığı bir senaryo değil. Yüzlerce tanktan oluşan zırhlı birliklerle yapılan harekâtlar hükmünü yitirdi. Sahadaki kontrol artık hızlı, hafif ve gizli şekillerde hareket edip belli bir noktaya mükemmel bir zamanlamayla kuvvetli ve beklenmedik bir darbe indirebilenlere ait. İsrail’in yeni komando tugayının hikâyesi de özünde budur.

Öte yandan İsrail’e yönelik en büyük tehdit bugün Suriye’den değil Hizbullah’ın roket ve füze stoğundan geliyor. Lübnan’a yönelik kara harekâtı olasılığı düşünülerek yapılan yoğun tatbikatlara rağmen İsrail’de bugün öne çıkan konseptte kara harekâtı olası bir çatışmadan zaferle çıkmanın en belirleyici unsuru olarak görülmüyor. 2006 savaşında harekât başkanı olarak görev yapan mevcut Genelkurmay Başkanı Korgeneral Gadi Eizenkot da böyle düşünüyor. Eizenkot’un sonradan yaptığı analizlere göre İsrail’in önemli operasyonel başarılar kazandığı ve kamuoyundan destek aldığı ilk üç günün ardından savaşa son verilmeliydi. Bu şekilde hem can kaybı daha az olur hem de sağlanan caydırıcılık etkisi 33 günlük savaşla sağlanan etkiden çok farklı olmazdı...

Yine de Eizenkot kara harekâtına odaklı muazzam bir hazırlığı yönetiyor. Mevcut bilgilerimiz ışığında İsrail zırhlı birliklerinin güney Lübnan’ı tekrar işgal etmesi güçlü bir ihtimal değil. Yeni bir harekât çok daha hızlı ve esnek olacak, zırhlı unsurlar bu harekâtta fazla yer almayacak ve sürpriz unsuru çok daha iyi kullanılacak. En azından İsrail’in umudu bu yönde. IDF de kuzeyde yaşanacak olası bir çatışma için kabiliyetlerini bu yönde geliştiriyor.

İstihbarat raporlarına göre böyle bir çatışma ihtimali yüksek değil. Hizbullah boğazına kadar Suriye savaşına batmış durumda. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah şu an ikinci bir cephe açma niyetinde değil. Ancak Orta Doğu’da mantık, istihbarat değerlendirmeleri ve ihtimaller mutlak değildir. Her an her şey olabilir. İsrail bu kez hazırlıklı olmayı umuyorç

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: saudi arabia, cyprus, second lebanon war, hezbollah, idf

Ben Caspit, Al-Monitor’un İsrail’in Nabzı bölümünde köşe yazarıdır. İsrail basınının kıdemli köşe yazarı ve siyasi yorumcularından olan Caspit, ülkenin siyasi gündemine ilişkin günlük bir radyo programı ve düzenli televizyon programları yapmaktadır. Twitter hesabı: @BenCaspit

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept