Irak'ın Nabzı

Kanlı sınır çatışmasına rağmen İran-PKK savaşı olası değil

By
p
Article Summary
Geçtiğimiz günlerde İran-Türkiye sınırında yaşanan kanlı çatışma PJAK’a atfedilse de olayda aslında PKK militanları yer aldı. Bölgesel dengelere bakıldığında çatışmanın büyümesi olası değil. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İran sınır muhafızları, 27 Mayıs’ta Türkiye sınırı yakınlarında İran medyasının “terörist grup” dediği bir grupla çatıştı. Bu olay, Orta Doğu’yu kasıp kavuran savaşlara yeni bir katman daha ekleneceği kaygısına yol açtı.

Kimi medya kuruluşları, söz konusu grubu Türkiye’nin baş düşmanı PKK ile bağlantılı olan Kürdistan Özgür Yaşam Partisi (PJAK) olarak belirtse de Al-Monitor’un PJAK ve PKK’ye yakın kaynaklardan edindiği bilgiye göre olayda PJAK militanları değil PKK mensupları yer aldı.

23 Mayıs’ta sınırın İran tarafında, Urumiye kenti yakınlarında bir PKK grubuna İran sınır karakolundan ateş açıldı. Çıkan çatışmada Türkiye’nin Van bölgesinden üç PKK’li öldürüldü. Kaynaklara göre PKK 27 Mayıs’ta bir askeri konvoyu hedef alarak misillemede bulundu, iki asker hayatını kaybederken üç asker de ağır şekilde yaralandı. Askerler Devrim Muhafızları’na değil, düzenli ordunun sınır birliklerine mensuptu. Sınır birlikleri komutanı Tuğgeneral Kasım Rızai olaydan Türkiye’yi sorumlu tuttu. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Behram Kasımi de olayla ilgili basına şöyle konuştu: “Bu acı olay hakkında Türkiye’yi diplomatik kanallardan bilgilendirdik. (…) Türkiye’den tatmin edici bir yanıt almayı umuyoruz ve bu yanıta bağlı olarak gerekli önlemleri alacağız.”

Aralarında PJAK’ın da olduğu muhalif Kürt gruplar yıllardır Irak ve Türkiye sınırlarında faal. Bunların hemen hemen hepsi geçmişte İran güvenlik güçleriyle çatıştı. PJAK ile son ciddi çatışmalar 2011 yazında yaşandı. İki taraf da ağır kayıplar verdi ancak eylül 2011’de Tahran ve PJAK üstü kapalı bir anlaşmaya vardı. Anlaşmanın İran’ın uzun vadeli stratejik müttefiki olan Irak Kürdistanı’nın yönetici partilerinden Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin (KYB) yardımıyla sağlandığı iddia edildi.

O günden sonra tek tük bazı çatışmalar yaşanmış olsa da iki taraf da topyekûn bir saldırıya geçmekten geri durdu. Bu arada hem PJAK’ın patronu olan PKK hem İran eforlarını Suriye ve Irak’a odakladılar, iki ülkeyi kasıp kavuran cihatçı gruplarla mücadele ettiler.

Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın iktidarı 2011’in sonlarında cihatçı ve rejim karşıtı grupların ciddi tehdidi altına girince İran, güçlü ve karanlık bir isim olan Kudüs Gücü komutanı Kasım Süleymani’yi Suriye’ye gönderdi. Suriye uzun zamandır İran’ın müttefikiydi ve Baas yönetiminin desteklenmesi gerekiyordu. Aynı günlerde PKK de kuzey Suriye’nin Kürt bölgelerinde kendi “vekil” güçlerini ve yönetimini oluşturmakla meşguldü. PKK’liler ayrıca Irak Kürdistanı’nda Peşmerge güçleriyle yan yana savaştı. Özerk bir bölge olan Irak Kürdistanı’nın 2014 yazında İslam Devleti’nin (İD) saldırısına uğradığı dönem bunun örneğidir.

Özetle iki taraf teknik olarak savaş hâlinde olsalar da ara sıra yaşanan küçük çaplı çatışmalar haricinde birbirileriyle ciddi bir mücadeleye girmekten kaçındılar. 12 PJAK mensubunun öldürüldüğü en kanlı çatışma 4 Ekim 2016’da Kermanşah vilayetinde yaşandı. PJAK’ın 12 Ekim’deki misillemesinde ise Devrim Muhafızları’ndan üç asker hayatını kaybetti, yedi asker de yaralandı.

İran’da Kürt politikasını belirleyenlere yakın olan bir Iraklı Kürt kaynak mevcut durumu Al-Monitor’a şöyle değerlendirdi: “PKK de İran da şu an Irak ve Suriye’de fazlasıyla meşgul. Yeni bir cephe açmayı kaldıramazlar. PKK’nin Irak Kürdistanı’nda sahip olduğu tek müttefik İran’ın stratejik müttefiki olan KYB’dir ve PKK’nin bölgede müttefik kaybetme lüksü yok.”

Al-Monitor PJAK ve PKK’ye yakın üç kişiyle görüştü ve üçü de iki örgütün Tahran’a karşı mücadeleyi yeniden başlatma niyetinin olmadığını söylediler. PJAK faaliyetlerini yakından bilen bir kaynak son çatışmaya dair şöyle konuştu: “Bu çatışma, PJAK ile İran güçleri arasında 2011’den sonra zaman zaman yaşanan çatışmaların ötesinde bir şey değil. PKK Türkiye’ye, Rojava’ya ve oradaki cihatçılarla çatışmalara odaklanıyor.” PKK’ye yakın bir kaynak da “PJAK ile İranlılar arasında savaşın yeniden başlayacağını sanmıyorum.” dedi.

Bu arada PKK, Musul yakınlarındaki Sincar bölgesi nedeniyle Türkiye’yle güçlü bir ittifakı olan Kürdistan Demokratik Partisi ile sert bir ağız dalaşı içinde. Ankara, PKK’yi Sincar’dan çıkarmak için bölgeye girme tehdidinde bulunuyor. Sincar kuzey Suriye’ye yakın bir bölge. Kuzey Suriye’de ise yine PKK’yle bağlantılı olan Halk Savunma Birlikleri (YPG), İD’i Rakka’dan temizleme harekâtında ABD’nin vurucu gücü olmaya hazırlanıyor.

PKK ve İran bölgesel savaşlarını yürütürken kurdukları bölgesel ittifaklar iki taraf arasında ciddi bir çatışma çıkma ihtimalinin düşük olduğu anlamına geliyor. Eylül 2011’deki PJAK-İran anlaşmasına aracılık eden KYB, iki tarafın da stratejik müttefiki. İki tarafın da bu denli önemli bir ilişkiyi böylesi zor bir dönemde bozma lüksü yok. ABD’den eğitim ve finansman desteği alan KYB’nin Terörle Mücadele Grubu, 2013’ün ortalarından itibaren YPG için bir can damarı gibi işlev gördü, YPG’ye silah sağladığı gibi Washington’la önemli bir ittifak kurmasına aracılık etti. ABD, eylül 2014’te Kobani’yi kuşatan İD’in mağlubiyete uğratılmasında Suriyeli Kürtlere yardım etti. Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) ana bileşeni olan YPG, o günden sonra İD’in kuzey Suriye’den temizlenmesinde ABD’nin başlıca müttefiki oldu. Türkiye bu durumdan rahatsız olsa da SDG, Suriye’de cihatçılarla ve bilhassa İD’le mücadelede ABD’nin en çok güvendiği müttefik hâline geldi.

PKK’ye gelince örgüt, iki yıllık ateşkesin çöktüğü 2015’ten bu yana Ankara’ya karşı kanlı bir savaş yürütüyor, PKK’yle YPG’yi bir elmanın iki yarısı gibi gören Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın hiddetini çekiyor. Hâl böyleyken Türkiye, İran sınır muhafızlarına saldıran PKK’lilere destek vermiş olamaz. Aksine Iraklı Kürtlerin bağımsızlık istediği, Suriyeli Kürtlerin de kendi özerk bölgelerini kurma sürecinde olduğu bir dönemde önemli Kürt nüfusa sahip bölgelerde PKK ve diğer grupların faaliyetlerinin engellenmesi İran ve Türkiye’nin ortak çıkarı.

PJAK’a yakın olan ve örgüte sempatizanlığı nedeniyle İran’da iki yıl hapis yatan bir kaynağa göre İran’da şu an 100’ü aşkın kişi PJAK-PKK sempatizanlığı nedeniyle tutuklu.

İran ve PKK ideolojik karşıtlık içinde olsalar da 27 Mayıs’taki olayın daha yaygın çatışmalara yol açması düşük bir ihtimal. İki taraf da Irak ve Suriye’deki çatışmalarla meşgul. Kanlı bir savaşı yeniden başlatmaya ikisinin de ne kaynağı ne de isteği var.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: islamic revolutionary guard corps, rojava, puk, clashes, guerrilla warfare, ypg, pjak, pkk

Fazel Hawramy, şu an Irak Kürdistanı’nda yaşayan bağımsız bir gazetecidir.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept