Suriye'nin Nabzı

Ufukta üçüncü Hizbullah-İsrail savaşı mı var?

By
p
Article Summary
Hizbullah ile İsrail’in üçüncü bir savaşa gittiği yorumları yaygınlık kazanırken bazı gözlemciler de bunun düşük bir ihtimal olduğunu zira savaşının maliyetinin her iki taraf için büyük olacağını savunuyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Hizbullah ve İsrail’in son açık çatışmasının üzerinden 10 yılı aşkın bir süre geçti. Son aylarda iki hasım arasında yükselen gerilim gözlemciler tarafından yoğun şekilde konuşuluyor, medyada savaş tamtamları çalınıyor.

2006 savaşının maliyeti hem Hizbullah hem İsrail için büyük oldu ve iki taraf da aslında yeni bir savaştan kaçınmak için ellerinden geleni yapıyor gibi görünüyor. İsrail Lübnan topraklarında Hizbullah hedeflerini vurmayı kesti, Hizbullah da İsrail askeri kaçırmaktan ve İsrail’in kuzeyine roket atmaktan vazgeçti. Ancak iki taraf da Orta Doğu’da barışın kırılgan ve geçici olduğunu biliyor. Üçüncü Lübnan Savaşı diye anılan yeni bir savaşa yönelik hazırlıklar da artmış görünüyor. Taraflar her fırsatta askeri hazırlıklarını göstermekle kalmıyor, karşı tarafın olası bir savaşta yaşayacağı zafiyetleri ifşa etmeye çalışıyor.

Hizbullah İsrail’in Mavi Hat’taki tahkimat çalışmalarına dikkat çekmek için 20 Nisan’da güney Lübnan’da bir basın turu düzenledi. İsrail ordusuna ait dozerler elektrikli çitin öteki tarafında vızır vızır çalışırken Hizbullah mensupları gazetecilere yeni açılan askeri yolları, beton duvar ve blokları, ileri teknoloji izleme radarlarını gösteriyordu. Tüm bunlar sınır hattında son bir yılda belirmişti.

Savunma amaçlı bu tahkimatlar İsrail’in çatışma beklentisiyle hayata geçirdiği en yeni tedbirler. Daha önceki önlemler kapsamında ise İsrail ordusunun tüm komando birlikleri tek bir komando tugayı olarak birleştirildi, çok katmanlı hava savunma sistemi tamamlandı, özel olarak Hizbullah’la savaş senaryosuna dayalı çeşitli tatbikat ve eğitimler yapıldı.

Hizbullah’ın elinde gelişkin seyyar hava savunma sistemleri olduğundan İsrail hemen hemen emin. Bu durumda İsrail uçakları Lübnan semalarında eskisi gibi rahat uçamayabilir. Ayrıca İsrail ordusunun fazlasıyla bel bağladığı helikopterlerin hava operasyonlarında kullanılması, bu tip gelişkin hava savunma sistemlerinin varlığıyla oldukça riskli bir hâl alabilir.

Hizbullah tarafında da ciddi bir savaş hazırlığı var. İsrail’de bugün bölgenin en güçlü devlet dışı aktörü olarak görülen Hizbullah 2006 savaşında aldığı dersleri iyice tahlil etmiş durumda. Roket ve füzeler 2006’da son derece etkili bulunmuş olacak ki Hizbullah bunların sayısını artırmaya devam etti, ayrıca elindeki silahların yeteneklerini geliştirdi.

Ancak Hizbullah’ın askeri kabiliyetindeki en önemli gelişme Suriye savaşına katılarak elde ettiği benzersiz fırsatla geldi. Hizbullah’ın binlerce savaşçısı bugün Suriye, İran ve Rusya’nın seçkin özel birlikleriyle haşır neşir oluyor ve eğitim olanağı elde ediyor. Hizbullah ayrıca yüzlerce savaşçının geniş bir düşman sahasında aylarca çarpışmasını sağlayacak şekilde haberleşme, lojistik ve komuta kontrol kabiliyetlerini geliştirme imkânına sahip. 2006 ile kıyaslandığında bu muazzam bir hamle sayılır. Hizbullah’ın o günlerdeki yöntemi, kendi sahasında savunma amacıyla tahkim edilmiş mevzilere birbirinden bağımsız ufak silahlı timler konuşlandırmak ve İsrail piyade ve zırhlı birliklerinin ilerleyişini beklemekten ibaretti.

Hizbullah Genel Sekreteri General Hasan Nasrallah 2011 yılında İsrail’in kuzeyini işgal etme tehdidinde bulunmuştu. Nasrallah’ın bu tehdidi de Dimona’daki nükleer tesisi vurma tehdidi de bugün artık o kadar abartılı görünmüyor. Nitekim Mavi Hat’taki tahkimattan da anlaşıldığı gibi İsrail bu tip tehditleri son derece ciddiye alıyor. Hizbullah’ın planı basit ve cüretkâr: İsrail’in çok katmanlı hava savunmasını binlerce roket ve füzeyle meşgul ederken karadaki savaşçıların Mavi Hat’ı ve hatta belki Golan Tepeleri’ni de aşarak taarruza geçmesi.

Hizbullah’a yakın kaynaklara göre “Cephenin genişlemesiyle İsrail güçleri yayılıp seyrelmek zorunda kalacak. Yani olası bir savaş hâlinde cephenin kıyıdaki Nakura’dan Golan Tepeleri’ne kadar uzanması İsrail’i çok daha fazla zorlayacak.”

Tüm bu savaş naralarına rağmen iki tarafın da yeni bir savaş istemediği görülüyor. Birden çok cephede çarpışmak Suriye’de fazlasıyla meşgul olan Hizbullah’ın işine gelmez. Lübnan’ın iç durumu da 2006’dan farklı. Ülkede şu an yaklaşık 2 iki milyon Suriyeli mülteci var ve Hizbullah bunları dikkate almak durumunda. Lübnan toplumunda Hizbullah karşıtı bir kesim var ve hava saldırıları nedeniyle yerlerinden kaçacak olan insanlara 2006’da olduğu gibi kucak açılmaz. Ayrıca Suriye-Lübnan sınırı da saldırılardan kaçanlar için açık olmayacak ve bu da Lübnan’ı adeta bir açık hava hapishanesine dönüştürecek.

Burada altı çizilmesi gereken önemli bir nokta daha var: Hizbullah’ın Suriye, Lübnan, Irak ve Yemen dâhil bölgedeki yükselen grafiğine rağmen Hizbullah’a karşı bölgede derin bir husumet var. Dolayısıyla Hizbullah’ın ve destekçisi İran’ın bugün en son isteyeceği şey, dünyanın en güçlü ve donanımlı ordularından birini püskürtmeye çalışırken kendi topraklarında da savunma konumuna düşüp hasmane bir halkla uğraşacağı bir durum yaratmak olur.

Aynı şekilde İsrail de hedeflerine tam anlamıyla ulaşma garantisi olmayan bir savaşa girmek istemez. İsrail Lübnan’da muazzam tahribat yaratma gücüne sahip olsa da Hizbullah’ı bertaraf edeceği garanti değil. Hizbullah’ın elindeki füzeler ise İsrail’in hem altyapısına hem halkına ciddi zararlar verebilir. Ayrıca Golan cephesi de devreye girerse savaş alanında çok sayıda bilinmeyen, öngörülemez değişken olur. Bu değişkenlerin başında muhalif grupların alacağı tutumların yanı sıra İsrail ve Hizbullah müttefiklerinin çatışmaya dâhil olup olmayacağı sorusu geliyor. İşin içine müttefiklerin de girmesi, çatışmayı İsrail’in tercih ettiği sınırlı, hızlı ve nokta atışlarına dayalı çerçeveden çıkarıp ucu açık, karmakarışık ve kapsamlı bir çatışamaya dönüştürebilir.

Bir Hizbullah savaşçısının Al-Monitor’a dediği gibi “İsrail savaşın kapısını açacak anahtara sahip olabilir ama bu kapıyı açarsa onu dilediği zaman kapatacak durumda değil ve dolayısıyla bu riski alamaz.”

Bu denklem kimi yorumcuları çatışma ihtimalini dışlamaya sevk edebilir. Ancak unutmamak gerekir ki Hizbullah ve İsrail arasında yaşananları bölgede yaşananlar, başka bir deyişle İran’la ABD müttefikleri arasındaki çatışma tetikliyor.

Hizbullah’ın yeni ABD yönetimine karşı tetikte olduğu muhakkak. Örgüte yakın kaynaklar, Barack Obama yönetiminin yeni bir Hizbullah-İsrail çatışmasını düşünmek bile istemediğini ancak Donald Trump yönetiminin şu ana kadar bu konuda bilinmeyen bir değişken olduğunu vurguluyorlar.

Bir kaynak şöyle diyor: “Trump öncesinde yeni bir savaş çıkacağına dair herhangi bir emare yoktu. Ancak şimdi Trump’ın dış politikası hakkında kimsenin bir fikri yok. Bugüne kadar gördüğümüz kadarıyla Trump’ın öncelikleri Kuzey Kore, İslam Devleti ve İran.”

Trump yönetimi Hizbullah-İsrail savaşı üzerinden İran’la çatışma düşüncesine yönelir mi? Bu sorunun yanıtı şimdilik belirsiz ancak Suriye’de savaş alanındaki değişkenlik ve burada yer alan oyuncular, böyle bir çatışmanın son derece riskli olacağı ve ABD’yi zaten darmaduman olan bir sahanın içine iyice çekebileceği anlamına geliyor.

Kaynaklardan birinin dediği gibi “Hizbullah’la İsrail arasında savaş çıkarsa bu yayılan ve çok sayıda bilinmeyenli bir çatışma olur.”

Bu haber Mohammed Saleh Alftayeh’in katkılarıyla yazılmıştır.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: hassan nasrallah, syrian civil war, hezbollah-israel conflict, kidnappings, syrian refugees in lebanon, hezbollah in lebanon, donald trump

Serbest gazeteci Nour Samaha Beyrut’ta yaşıyor. 2006’dan bu yana Lübnan, Suriye, İsrail ve Filistin başta olmak üzere Orta Doğu’yu takip eden Samaha siyaset, güvenlik ve insani konulara odaklanıyor. Twitter hesabı: @nour_samaha

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept