Türkiye’nin Membic’teki hatası Rakka için örnek teşkil eder mi?

p
Article Summary
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın son tehdidi, Pentagon’un İslam Devleti’ni Rakka’dan temizleme planlarını karmaşıklaştırdı. Irak, ABD’nin istihbarat desteğiyle Suriye topraklarına hava harekâtı düzenledi.

Suriye güçleri Türk hamlesini boşa çıkardı

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Arap nüfusun yoğunlukta olduğu Membic’e yönelik tehditleri ABD’li askeri karar alıcıları memnun etmedi. Membic, Pentagon’un İslam Devleti’yle mücadelede başlıca ortaklarından biri olan Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolünde bulunuyor.

Türkiye, SDG’nin ana unsurlarından biri olan Halk Savunma Birlikleri’ni (YPG) PKK’nin bir uzantısı, dolayısıyla da İslam Devleti gibi bir terör örgütü addediyor. YPG öncülüğündeki SDG güçleri geçen yıl İD’i Membic’ten çıkartmıştı.

Erdoğan’ın YPG’nin Membic’ten çıkmasını istemesi beklenmedik bir talep değil. Zira Türkiye’nin 2016’nın ağustos ayında başlattığı Fırat Kalkanı Harekâtı başından bu yana iki hedefe odaklanıyor: YPG ve İD’i bertaraf etmek.

Amberin Zaman, Türkiye’nin askeri ilerleyişinin hâlihazırda sendelediğini ve bunun Türk güçleri ve Suriye’deki vekillerinin sınırlarını ortaya koyan bir diğer gösterge olduğunu yazıyor.

Zaman şöyle devam ediyor: “Türkiye’nin desteklediği Özgür Suriye Ordusu, 1 Mart’ta Membic’in batısındaki bir dizi köye ilerleyerek Türkiye’nin tehdidini hayata geçirmeye başladı. Ancak SDG bu hamleleri tek başına püskürttü. SGD tarafından kurulan ve ABD tarafından eğitilen Membic Askeri Konseyi kentin kurtarılmasının ardından Türkiye ve ÖSO ile çatışma riskini ortadan kaldırmak için bazı köylerin kontrolünü Suriye rejim güçleri ve Rusya’ya bırakacağını açıklamıştı. Rusya’nın hava desteğiyle ilerleyişini sürdüren rejim güçleri de bir süredir Türk güçleri ve ÖSO’ya bağlı gruplar tarafından geçen hafta nihayet İD’in elinden alınan El Bab’a doğru ilerleyişini sürdürüyor. Rejim güçleri El Bab’ın kuzeyinden ilerleyerek Membic’in güneyindeki SDG güçleriyle buluşmuş durumda.”

Türk ordusu, geçen ay El Bab’ta İslam Devleti’ne karşı kazandığı zafere rağmen talihsiz Suriye harekâtını ilerletmek için sınırlı seçeneğe sahip.

Suriye’deki hiçbir kesim Türk güçlerinden memnun değil. Membic’i çevreleyen bölgede “pek çok caydırıcı” unsur olduğunu belirten Fehim Taştekin şöyle yazıyor: “Her şeyden önce burada Türkiye’nin müdahalesini ‘işgalci bir eylem’ olarak görüp direniş gösterecekler arasında sadece YPG ya da kentin güvenliğini deruhte eden Membic Askeri Meclisi değil bu iki yapının dışında yer alan milis güçler de var. Elbette Kürtler karışmadığı takdirde Membic’in yerel güçlerinin ne kadar direnebileceğini kestirmek zor.”

Zaman ise şu soruyu yöneltiyor: “SDG’nin en tepe müttefiki ABD niçin Türk ve rejim güçlerinin ilerleyişine karşı sessiz kalıyor?” Washington’ın vaziyeti kurtarmak adına YPG’nin bölgeden anlaşmalı bir şekilde çekilmesini sağlayacak ve olası bir çatışmanın önüne geçecek bir çözüm tercih ettiği açık.

Zaman şöyle devam ediyor: “Bunun birçok nedeni olabilir. Birincisi Türkiye, YPG’nin Membic’in bulunduğu Fırat Nehri’nin batısına ilerlemesine izin vermeyeceğini defaatle dile getirdi. Kent tamamen temizlendiğinde YPG ve siyasi uzantılarının bölgeyi terk etmesi planlanmıştı. ABD de bu konuda güvence vermişti. Ancak Suriyeli Kürtler bölgeyi terk etmedi ve Membic Askeri Konseyi büyük ölçüde YPG’nin bir uzantısı olarak görülüyor. (...) Rejim ve SDG arasında varılan uzlaşı da tenkitçilerinin uzun zamandır dile getirdiği YPG’nin rejimle iş birliği yaptığı iddialarını güçlendiriyor. Ama Washington bu uzlaşıdan sıyrılmış görünüyor.”

Membic’te çatışmayı önleyecek yaratıcı bir çözümün Rakka için de “örnek” teşkil edebileceğini belirten Zaman şunları aktarıyor: “Cihatçıların başkenti addedilen Rakka’nın temizlenmesine yönelik planlara ilişkin asıl sorun yeterli insan gücünün bulunmayışı. (...) ABD’li askeri karar alıcılar, Türkiye’nin Rakka’yı ÖSO eliyle kurtarma önerisini zayıf gördükleri için göz ardı ediyor. (...) ABD rejimle hiçbir şekilde doğrudan bir iş birliğine girmek istemiyor. Dolayısıyla Rakka konusunda rejimden herhangi bir yardım almasının hoş karşılanmayacağı kesin. Ancak Membic’te yaşanan son gelişmeler, SDG ve rejim güçlerinin ihtiyaç hâlinde Rusya’nın öncülüğünde birlikte çalışabileceklerini ortaya koyuyor. Bu nihayetinde Türkiye için de olumsuz bir tablo olmayabilir. Zira Ankara için mevcut seçenekler arasında en kötüsü olası bir ABD-Kürt ittifakı.”

ABD Irak’ın Suriye’ye hava harekâtını destekliyor

Irak ordusuna bağlı savaş uçakları ilk kez Suriye’nin içindeki İD mevzilerini vurdu ve bu operasyon ABD ve Suriye hükümetinin eş güdümüyle gerçekleşti.

Ali Mamouri bu konuda şu bilgileri veriyor: “ABD’nin Suriye topraklarındaki İD’le mücadelede Irak’a da rol vermek istediğine ilişkin göstergeler var.

Irak’ın 24 Şubat’taki saldırısının hemen akabinde Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Adil El Cübeyir Bağdat’a sürpriz bir ziyaret gerçekleştirdi. Bu, üst düzey bir Suudi yetkilinin 1990’dan bu yana Bağdat’a gerçekleştirdiği ilk ziyaretti. İki gelişme de Irak Başbakanı Haydar El Abadi’nin daha iddialı bir bölgesel rol üstlenme kararıyla bağlantılı görünüyor.

Mamuri şu değerlendirmeyi yapıyor: “Abadi Irak istihbarat teşkilatına bölgeyle ilişkileri güçlendirme talimatı verdi. (...) Suudi Arabistan’ın İD sonrası dönem için bazı planları söz konusu. İran’ın geniş çaplı etkinliğini dengelemek için Irak’taki nüfuzunu artırmayı hedefliyor olabilir. (...) Irak’la yakınlaşma ABD yönetiminin İran’ın Irak’taki etkinliğini budama isteğiyle eş zamanlı gerçekleşti. (...) Irak konusunda ortak bir vizyon söz konusu. Suudi Arabistan ve ABD, Şii milislerin öncülüğündeki Halk Seferberlik Birlikleri’ni (HSB) etkisiz hâle getirmek ve birliklerin Irak dışına çıkarak İran’ın etkinliğini genişletmelerini engellemek istiyor. Abadi geçen yıl tüm HSB güçlerini resmi devlet çatısı altında toplayarak doğrudan kendisine bağlamış ve HSB içine Sünni milisler yerleştirmişti. Bunun amacı grubun içinde bir siyasi denge yaratarak İran’ın etkinliğini bertaraf etmek ve milis gücünün Irak devletinin resmi yetki alanı dışında askeri operasyonlar düzenlemesini önlemekti. HSB Abadi’nin liderliğine girmeyi kabul etse de içindeki kimi gruplar Irak Başbakanı’nın politikalarından memnun değil ve Abadi’nin talimatlarına Irak dışında uymak zorunda olmadıklarını dile getiriyorlar.”

Olası bir Irak-Suriye eş güdümü konusunda 2014’ün şubat ayında bu köşeden şunları dile getirmiştik: “ABD’nin Suriye politikasının yenilenmesi, El Kaide bağlantılı güçlerle cihatçıların yükselişinden en çok etkilenen Türkiye, Irak, Ürdün, Suriye ve Lübnan gibi ülkelerce terörle mücadele konusunda oluşturulacak yeni, bölgesel temelli bir mekanizmadan da yarar sağlar. Bu beş ülkenin güvenlik şefleri arasında yapılacak düzenli toplantılar ve yoğun iş birliği, hem Cenevre görüşmelerine hem de yabancı savaşçılardan kaynaklanan tehdide karşı uluslararası çabalara tamamlayıcı unsur olarak katkı yapar. Bu diyalog süreci zaman içinde İran’ı, Suudi Arabistan’ı ve Suriye’deki cihatçıların gittikçe büyüyen tehdidinden etkilenen başka ülkeleri de içine alacak şekle genişletilebilir.”

Bu bölümlerde bulundu: recep tayyip erdogan, ypg, fsa, sdf, turkish-syrian relations, manbij, raqqa, is
x

Cookies help us deliver our services. By using them you accept our use of cookies. Learn more... X