Türkiye'nin Nabzı

Türkiye-İran ticaret anlaşması iki yılda nasıl çöktü?

By
p
Article Summary
İki ülke arasında 300’e yakın üründe gümrük vergileri indirildi. Hedef Türkiye-İran ticaret hacmini 35 milyar dolara çıkarmaktı. Anlaşma 2015 yılında yürürlüğe girdi. Ama 2015-2016 yılındaki sonuçlar tam anlamıyla hayal kırıklığı.

Türkiye ve İran arasındaki ticaret hacmini 35 milyar dolara çıkarma beklentisiyle imzalanan ve 1 Ocak 2015 tarihinde yürürlüğe giren Tercihli Ticaret Anlaşması ilk iki yılda hayal kırıklığı yarattı. Yaklaşık 300 üründe gümrük vergileri aşağı çekildiği için ticaretin üçe katlanması hedefleniyordu ama gerçekleşme tam tersi oldu. Ticaret hacmi hedefin üçte birine bile ulaşamadı. Anlaşmanın yürürlüğe girdiği 2015 yılında 9,7 milyar dolarlık hacimle beklentinin 25 milyar dolar gerisine düşüldü. Bu rakam, 2014 yılında gerçekleşen 13,7 milyar dolarlık ticari kapasitenin tam 4 milyar dolar altındaydı. Yani anlaşma ticaret hacmini artırmak yerine düşürmüştü.

İlk yılda gerçekleşmeyen beklenti, ikinci yıla ertelendi. Hatta 2016 yılında İran’a uygulanan ambargo kalktığı için beklenti de güçlendi. İran pazarı dünya devlerinin iştahını kabartıyordu. Türkiye ise sınır komşusu olmanın ve gümrük indirimlerini uygulamaya başlamanın avantajıyla daha fazla ticaret yapmayı hayal ediyordu. Ama hedeflere ulaşılması bir yana, kaldırılan ambargoya rağmen bir önceki yılın bile gerisine düşüldü. Böylece büyük umutlarla uygulamaya sokulan Tercihli Ticaret Anlaşması iki yılda çökmüş oldu.

Son iki yıllık ticaret hacmine nereden bakarsanız bakın iki ülke arasında ekonomik ilişkileri bloke eden ağır politik sorunlar olduğu görülüyor. Türkiye’nin, Suriye ve Irak başta olmak üzere Orta Doğu politikasında İran’la ayrı düşmesi en önemli etken. Fehim Taştekin’in 24 Şubat’ta Al-Monitor’daki yazısında değindiği gibi iki ülke arasında bölgesel rekabetten kaynaklanan siyasi gerilimler doğrudan ekonomiyi vuruyor.

Dış politika ekonomik ilişkileri öylesine baltalıyor ki, iki ülke doğal gaz ve acil ihtiyaç duyulan bazı zorunlu ürünler dışında birbirinden mal alıp satmama noktasına doğru gidiyor. Son beş yıllık ticaret hacminin seyrine bakıldığında bunu açıkça görmek mümkün.

Türkiye ve İran, Tercihli Ticaret Anlaşması’nın yürürlükte olmadığı yıllarda daha yüksek ticari kapasiteye sahipti. 2012 yılında iki ülke ticareti 21 milyar 886 milyon dolarlık hacimle rekor kırmıştı. İki ülkeyi karşı karşıya getiren Suriye ve Irak’taki iç çatışmaların büyümesine paralel olarak ticaret hacmi de düşmeye başladı: 2013 yılında 14 milyar 575 milyon dolara, 2014 yılında 13 milyar 720 milyon dolara geriledi. Her geçen yıl eskisini aratır oldu. İki ülkenin ticaretinden sorumlu bakanlar bu tabloyu tersine çevirmek için 10 yıldır üzerinde çalıştıkları Tercihli Ticaret Anlaşması’nı 2015 yılında devreye soktular. Ancak dış politikadaki görüş farklılığından kaynaklanan sorunlar o kadar baskın hale geldi ki anlaşma ile hedeflenen yıllık 35 milyar dolarlık ticaret hacmine 2015 ve 2016’nın toplamında bile ulaşılamadı.

Ticaret hacminin giderek düşmesiyle yapılan anlaşma “sembolik” hale geldi. Ancak son iki yılın detayları incelendiğinde hacim azalsa da küçülen ticarette dengenin Türkiye lehine değişmeye başladığı dikkat çekiyor.

Ticaret hacmi 2015 yılında 9 milyar 759 milyon dolar düzeyindeyken, 2016’da 9 milyar 666 milyon dolara geriledi. Türkiye, 2016’da İran’dan ithalatını azaltırken ihracatı artırdı. 2015 yılında 3 milyar 663 milyon dolarlık ihracat, 2016’da 4 milyar 967 milyon dolara yükseldi. İhracatta yaklaşık 1,3 milyar dolarlık artış var. Buna karşılık İran’dan ithalat 2015 yılında 6 milyar 96 milyon dolar düzeyindeyken, 2016’da 4 milyar 699 milyon dolara geriledi. İthalatta 1,4 milyar dolarlık düşüş var. Bu rakamlar, doğal gaz da dâhil İran’dan satın alınan ürünlerin iyice azaldığını gösteriyor. Türkiye son 16 yıldır ilk kez geçen yıl İran’a karşı ticaret fazlası vermiş durumda. Her ne kadar 268 milyon dolar gibi düşük bir düzeyde gerçekleşse de ticaret dengesinin ilk kez Türkiye lehine değişmesi not edilmesi gereken bir gelişme.

Son dört yıla bakıldığında ticari dengedeki değişim daha iyi gözlenebiliyor. 2013 yılında Türkiye, İran’a 4 milyar 192 milyon dolarlık ihracat, 10 milyar 383 milyon dolarlık ithalat yapıyordu. Ticaret açığı 6 milyar 190 milyon düzeyindeydi. 2014 yılında 5 milyar 946 milyon dolara, 2015 yılında da 2 milyar 431 milyon dolara gerileyen ticaret açığı, 2016 yılında ihracattaki artışın etkisiyle ticaret fazlasına dönüştü.

Ancak ticaret hacminin daralması yüzünden ihracattaki artış fazla anlam ifade etmiyor. Çünkü Türkiye 2012 yılında İran’a yaklaşık 10 milyar dolarlık ihracat yapabiliyordu. Geçen yıl ambargonun kalkmış olmasına ve talep patlamasına rağmen ihracatın 4,9 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmesi başarı sayılamaz. Tablonun bütününe bakıldığında daha az ticaret yapılıyor ve ticaretin üçe katlanması konusunda umut verici gelişme yok. Geçen ay çok sayıda iş adamı ile birlikte Türk-İran İş Forumu’na katılmak üzere Tahran’a gitmesi planlanan Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci tansiyonun yüksek olması nedeniyle gezisini iptal etti. Tek başına bu olay bile dış politikanın gölgesi altında kalan Türkiye-İran arasındaki ticaret hacmini artırmanın 2017 yılında da mümkün olmayacağını gösteriyor.

Bu bölümlerde bulundu: commerce, turkey’s syrian policy, turkish-iranian relations, iranian economy, trade balance, iran nuclear deal, turkey-iran relations

Profesyonel gazetecilik hayatına 34 yıl önce başlayan Çetingüleç, Sabah medya grubunda çalıştığı 23 yıl içinde, Başbakanlık muhabirliği, Cumhurbaşkanlığı muhabirliği, ekonomi servisi ve parlamento bürosu şefliği de dahil pek çok farklı alanda görev yapmıştır. Dokuz yıl boyunca Takvim gazetesinin Ankara Temsilciliğini üstlenen ve aynı gazetede köşe yazan Çetingüleç’in yayımlanmış iki kitabı vardır.

x

Cookies help us deliver our services. By using them you accept our use of cookies. Learn more... X